18-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow DDY YHT THY...
DDY YHT THY... PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Ercan Arslaner   
11-06-2014
D D Y  

                                       Ercan ARSLANER(*)
Bir kelime teşkil etmeyen bu harflerin kardeşlerini de hatırlarsınız. YHT ve THY’dir onlar

Tüm milletimizin minnettar olduğu Mehmet Akif Ersoy boşuna dememiş “Bize iki şey lazım; biri mektep, biri yol” diye. Zaten yüce Yaratan yer küreyi de insanların yararına olacak ırmaklar, nehirlerle bezememiş mi? Denizler ise tümü ile büyük bir harika… Şimdi yollarımızın büyük kahramanı kim olabilir sizce?... Bence bu alanda yıllar yılı Avrupa’dan İstanbul’a ve oradan da Mekke’ye kadar uzanan demir yollarının “Unutulmuş mu, unutulmaz mı banisı” diyeceğimiz Abdulhamit Han’dır o. Bundan iki ay önce hepimizi ürpertecek bir haberle sevindirdi bizleri “AKİT” gazetesi. “Tarihi Mekke demir yolu yenilenecek!” haberini aldım ondan. İşin çok önemli yönü yalnız demiryollarının değil, kalp yollarının da yenilenmesidir. Aslında bunun için yeni Akif’ler beklemektense bu alanda herkes görevini bilmeli ve yapmalı. Bir PKK hareketi bu iman hareketi alanında hiçbir anlam ifade etmeyecektir.Zaten “Ben ki bir Arnavut’um” diyerek kavmiyetçiliğin iman enginliği yanında hiçbir şey ifade etmediğini ebedileştirmiştir. 

Uzun bir tren yolculuğum 1960 yılında Kurtalan’a gidişle başladı. O zamanlar dumanı savurarak giderdi trenler. Savrulan dumanlar havaya uçtuğu kadar trenin kendi içine dolardı ve yolcular bu savrulan dumanların hışmından kurtulamazdı. Tabii bundan en çok beyaz renkler, yani gömlekler ve yakaları etkilenirdi. 

Tren gelişiminde teknolojisi üstün ülkeler sıçramalar yaptı. Bu gelişim alanında hemen akla Almanya gelir ama Japonya’yı da kenara koyamayız. Bizdeki trenlerde vagon içinde yanan ocaklar görmedik. Bu tip ocaklı vagonlar en çok ,Rusya’da varmış bir zamanlar… Vagon içinde ısınmak amacıyla ateş yakılması oldukça tuhaf geliyor insana. Kırım Tatarları Stalin zamanında Rusya’nın en uzak doğularına bu vagonlarda taşınmış olmalı. Tabii ki bu bir gezi seyahati de değildi ve onlardan yüzlercesi bu ölüm yolculuğunda telef olup gitmişti. 

Bu yazının nedenlerine henüz eğilmedik. Yıllarca Anadolu’daki yolculuklarım otomobille olmuştu. Dolayısı ile trenlerden uzak kalmıştım. Bir kitabın sayfalarında yüzde yüz Türk imalatı olan lokomotif görmüştüm; fakat o a kömür-ısı enerjisiyle çalışıyordu muhakkak. Bu itibarla en yeni yöntemlerde çalışan bir trene Almanya’da binmiş ve onun içindeki temizliği görmüştüm. 

Derken efendim yukarıda bahsettiğim yolculuğa geçmeden çok üzücü bir tren seyahatini burada anmadan geçemem. Yine uzun bir tren yolculuğunda üç veya beş saatlik bir tehirle karşılaşmıştım. Meğer bu tehir içinde para hesapları bile dönermiş. Şimdiki ve daha önceki  DDY yolculuklarını karşılaştırmak herhalde çok heyecanlı olmalıdır.     

Anadolu’dan bindiğim bir trenle Ankara’ya geldim geçenlerde. Uzun zamandır yapamadığım bu yolculuk sebebiyle sordum. Bilet satan memur 16,_ TL deyince bir tuhaf oldum. “Kaçıncı mevkide” diye sordum ve beyefendi “Zaten her yer 1. mevki” dediler. Bu da bana tuhaf geldi. “Bunda var bir hayır.” dedim. 

Bindiğim tren halk türkülerimizde “Trene bindim de tren salladı; zalim doktor ciğerdağladı elledi.” Denilen işkence vagonu olmaktan da çok uzakmış meğer. Yıllar sonra temizlik ve konfor sembolü bir trenle karşılaşacağımı nereden bilirdim. Bu arada en hoşuma giden bir husus yolcuları oturduğu kanepeler yanında onların vagon içindeki dizilişleri idi. Daha doğrusu otobüslerdeki diziliş vardı orada, ama elbette koltuklar gayet yakın bir diziliş yerine yolculara fazlasıyla hava aldıracak düzende idiler. Kapıların otomatikliği de ayrı bir yenilik, hatta orijinallikti. Eski trenlerde olduğu gibi açılış ve kapanışta hiçbir zorlama yok. Her hareket elektronik düğmelerle yapılıyor. 

Çok önemli özelliklerden biri yoldaki zaman kayıplarıydı. Samsun-Malatya-Ankara aktarmalı çaprazında trenler yolcuya bir gün kaybettirirdi. Bu kez öyle olmadı. Malatya’dan Ankara’ya devam eden tren fazla beklemeden yoluna devam etti. Oysa eskilerde bazı trenlerin 5-7 saat boyunca bir dağ başında beklediğini bilirim. 

Trene yolcu miktarı açısından bakılırsa “Sosyal bir ulaşım” aracı olduğu da söylenir. Çünkü o bir defasında yüzlerle ifade edilen insanı taşır. Gurbetzedeler onunla şimdiki zamanlarda oldukça kısa sürede ana-babasına yahut çocuklarına hasretlik çekmeden sabah-akşam hesabıyla evine kavuşur. 

“Sosyallik” deyince aklıma Sivas istasyonuna asılmış bir levha geldi. Çünkü orada “YHT’nin istasyon binası halkla birlikte şekillendirilecek” diyordu. Evet, YHT! Bu harfler tren aleminde çok çok farklı bir devir açacaktır. Şimdilik artık bir üniversite, öğrenci şehri olan Sivas’a gelecektir YHT. Bizim bir Orta Asya’mız var ki oralara en hızlı şekilde ulaşıp Semerkant, Buhara, Taşkent’le Özbekistanla vb.leriyle tanışmak ve Türkiye’yi Avrupa- Asya arasında bir köprü veya endüstri merkezi yapmak insana heyecan veren rüyaların ötelerinde bir gerçek. “Gerçek” diyorum çünkü dünkü Çin’in endüstrileşmekten patlar hale geldiğini kim söyleyebilirdi? 

Biz yine Ankara’ya gelen trene binelim ve işin sosyalliğine çevirelim yüzümüzü. Namaz kılacak yeri sordum ve trenin  ön tarafı bana işaret edildi. Belki 300 yolcu içinde üç adet namaz kılan insan gördüm. Hareket halindeki trende namaz kılan şahıs sağa-sola da eğilmek zorunda kalıyordu.

Bu durumda insanın aklına ne gelir? Trenin uygun bir yerine abdest almayı da kolaylaştıran bir vagon ve mescid eklenmesi hiç fena olamaz. Bizim geleneğimizde maalesef vaktin paradan da kıymetli olduğu anlayışı bir türlü yerleşmedi. Yolcular trende geçen vakti uykuyla değerlendiriyorlar?! Tabii buna değerlendirme denirse! O zaman ilgililere bir iş daha düşüyor. Bir vagon veya köşesinin kitapla değerlendirilmesi ve yolcuların okuma alışkanlığına ulaşması inşallah teşvik edilmiş olur.

YHT konusunda çok değerli başbakanımız Tayip Erdoğan ve ulaştırma bakanımız Binali Yıldırım’a candan teşekkürlerimizi sunmadan geçemeyiz....   

(*) Almanya E. Eğitim ateşemiz

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 11-06-2014 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82152511 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net