17-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow KİTAP OKUMANIN ÖNÜNDE DURAN ENGELLER VE AŞMA YOLLARI
KİTAP OKUMANIN ÖNÜNDE DURAN ENGELLER VE AŞMA YOLLARI PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 3
KötüÇok iyi 
Yazar Başöğretmen Dr.Şemsettin IŞIK Ank. Gölbaşı Ş.S.K.   
21-05-2014

KİTAP OKUMANIN ÖNÜNDE DURAN

ENGELLER VE AŞMA YOLLAR

 Başöğretmen Dr. Şemsettin IŞIK, Ank. Gölbaşı Ş.S.K. And. İmam-Hatip Lisesi Meslek Dersleri Öğretmeni(*)

A- TEŞHİS (OKUMUYORUZ)

1- NİÇİN OKUMUYORUZ?

2- OKUMANIN YERİNE NE KOYUYORUZ?

B- TEDAVİ (OKUMALIYIZ)

1- KENDİMİZİ VE ÇEVREMİZİ TANIMAK

2- YAŞANABİLİR BİR DÜNYA KURMAK

3- GELECEĞE BİRİKİMLERİ AKTARMAK

C- TEŞVİK (OKUMAYI YENİDEN KAZANMALIYIZ)

1- AİLEDE OKUMAYA BAŞLAYARAK

2- EVDE VE OKULDA OKUMA SAATLERİ OLUŞTURARAK

3- OKUMAYI TEŞVİK İÇİN KİTAPLAR HEDİYE EDEREK

4- OKUMAYI ÖDÜLLENDİREREK 

5- KİTAP OKUMANIN YARARLARINA DİKKAT ÇEKEREK

A- TEŞHİS (OKUMUYORUZ)

Okuma, ruhen ve bedenen hazırlık isteyen zor bir iştir. Buna ilaveten yanında, anlamayı ve yaşanılan hayatı anlamlandırmayı da gerektirmektedir. Bu da haliyle nefse ağır gelmekte ve okumadan uzak durmak için birbirinden garip mazeretler üretmeye sevk etmektedir. 

1- NİÇİN OKUMUYORUZ?

Niçin okumuyoruz sorusuna verilecek birden çok bahane üretme ve onların arkasına sığınma mümkündür. Söz gelişi oldukça sık tekrar edilen mazeretlerden bazıları şunlardır:

- Kitaplar çok pahalı.

- İşten geldim, yorgunum.

- Biz Öğrenciyiz.

- Oku, oku nereye kadar?

- Okuyup da adam mı olacağız?

- Okuyanlar ne oldu ki?

Bu ve benzerleri, söyleyenlerinin de ikna olmadığı sudan bahanelerdir. Hâlbuki hiçbir bahane, en kötü çözüm kadar bile kıymete haiz değildir.

Okumaya zaman bulamadığı söyleyenler, ortalama olarak günde 2-3 saatini haber veya dizi seyretmek için TV karşısında geçiriyor. Okumanın önüne yukarıda yer alan basit bahaneler çıkarılırken, saatler süren dizi ve filimler için bunlar geçerli olmuyor. Garip değil mi?

Diğer bir açıdan, dünyayı ayaklar altına seren internet, acaba doğru kullanılabiliyor mu? İnternet kütüphanelerine yeterli vakit ayrılabiliyor mu?

Bu tür sorulara, kitap ve okuma üzerine yapılan istatistiki bilgiler eşliğinde cevap bulmaya çalışalım.

 * Kitap Okuma Oranı:

- Japonya’da toplumun % 14’ü,

- Amerika’da %12’ si,

- İngiltere ve Fransa’da % 21’i düzenli kitap okur iken,

- Türkiye’de durum % 0,01 yani on binde bir. Bu oranla bir çok Afrika ülkesinin gerisinde kalmış durumdadır.

* Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Rapor’unda kitap okuma oranında Türkiye, Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. sırada yer almaktadır.[1]

* Bir Yılda Kişi Başına Okuma Sayıları:

- Bir Japon bir yılda ortalama 25 kitap okuyor

- Bir İsviçreli bir yılda ortalama 10 kitap okuyor.

- Bir Fransız bir yılda ortalama 7 kitap okuyor

- Türkiye’de bir yılda ortalama 12 bin 89 kişi 1 kitap okuyor.[2]

* Kitap Okumaya Ayrılan Zaman:

Türkiye’de bir kişinin ayırdığı zamanın,

- 300 katını bir Norveçli ayırıyor.

- 210 katını bir Amerikalı ayırıyor.

- 87 katını bir İngiliz ayırıyor.

- 87 katını bir Japon ayırıyor.

- Dünya ortalaması bile bizim ayırdığımız zamandan 3 kat daha fazladır.

* Kitaba Yapılan Harcama:

- Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık kitap alımı, ortalama 100 $

- AB ülkelerinde yıllık kitap harcaması 500 $

- Türkiye’de 2 $ [3]

- Türkiye'de her 100 kişiden sadece 4,5 kişi kitap okuyor.

- Japonya'da yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılıyor. Türkiye'de sadece 23 milyon.[4]

* Türkiye’de Okuma ve İzleme Oranları:

- Dergi okuma oranı % 4

- Gazete okuma oranı % 22

- Radyo dinleme oranı % 24

- Televizyon izleme oranı % 95

* Ders kitapları hariç olmak üzere, Yıllık Basılan Kitap Miktarları:

- ABD’de 72 bin

- Almanya 65 bin

- İngiltere 48 bin

- Fransa’da 39 bin

- Brezilya 13 bin

- Türkiye’de 6 bin 31 kitap basılmaktadır.[5]

Ne ilginçtir ki, nüfusu 7 milyon olan Azerbaycan'da kitaplar ortalama 100 bin adet basılırken, 75 milyonluk bir Türkiye'de sadece 1- 3 bin adet civarında olmaktadır.[6]

* 2011 verilerine göre, Türkiye’de Basılan Kitapların Türlerine Göre Tasnifi:

- Edebiyat ve Retorik 15.034 adet,

- Genel Konular 531 adet,

- Felsefe/Psikoloji 1347 adet

- Din 2834 adet

- Toplum Bilimleri 13.983 adet

- Dil 585 adet

- Doğa Bilimleri/Matematik 425 adet

- Teknoloji 2665 adet

- Güzel Sanatlar 1431 adet

- Coğrafya/Tarih 3062 adet

- Diğer konular 1293 adet.[7]

Daha önce basılan eserlerin yeni baskıları dâhil üretilen bütün kitap adedi ise, 480 milyon 257 bin 824 olarak belirlendi. Bu kitapların 187 milyonu da ücretsiz dağıtan ders kitabıdır. Buna rağmen hepsi hesaba katıldığında,  yaklaşık olarak kişi başına 6,4 kitap düşmektedir. [8]

2- OKUMANIN YERİNE NE KOYUYORUZ?

Okumanın yerine, sıkıcı olduğunu iddiası ile oyalayıcı ve hoşça vakit geçirtici araçları koyuyor ve onlara yöneliyoruz. Haliyle bunların başında da televizyon, bilgisayar, yeni nesil akıllı telefonlar ve kıraathaneler gelmektedir. Bunlar, gerçekler âleminden hızla uzaklaştırıp, sanal âlemin kapılarını aralamakta ve bundan da keyif aldırtmaktadır.

a- Televizyon

İletişim ve bilişim uzmanları, televizyondaki olumsuz programların nitelik ve nicelik yönünden artışına dikkat çekmekte ve çocukların hemen her türlü programı kontrolsüzce seyredip, her şeyi hazır almaları sebebiyle zihin dünyalarının pasifleştirildiğine ve kirlendiğine dair vurguda bulunmaktadır. Bunun yanında şiddet unsurunun yoğun olarak yer aldığı programlardan çocukların etkilenebileceklerine ve gerçek hayatta uygulama alanları oluşturmaya kalkışabileceklerine dair uyarılarda bulunmaktadır.

Elbette teknolojinin nimetlerinden sağlıklı ve güvenli bir şekilde yararlanmak gerekir. Bunun için iki tarafı keskin bir bıçak mesabesinde olan iletişim araçlarını en iyi ve en yararlı biçimde kullanmak iktiza eder. Bunun için özellikle televizyon ve internetin günlük kullanım süresini ve muhtevasının seviyeye uygunluk durumunu tayin etmeye azami derecede ihtiyaç vardır.

Aksi halde bilinçsiz bir kullanım, kişileri yönlendirmek suretiyle muhakeme ve sorgulama kabiliyetleri dumura uğratacaktır. Bu da her şeyi tüketen ve toplu iletişim vasıtalarına ipotekli bir toplum oluşturacaktır.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yapılan araştırmaya göre, günlük 5 saatlik televizyon izleme oranına sahip olan Amerika'nın arkasından 4,5 saatlik bir süre televizyon izleme ile Türkiye gelmektedir. Bu da televizyon izlemede dünya ikinciliği demektir.[9]

Bundan da acısı ise şudur: Ülkemizde ortaöğretim çağında bir çocuğun televizyonun ve bilgisayarın başında geçirdiği süre, okulda geçirdiği süreden yarı yarıya daha fazladır. Yani yılda ortalama 1000 saatlerini okulda geçirirken, 1500 saatleri ise televizyon ve bilgisayar başında geçirmektedir.

Durumumuzu daha net bir şekilde görmek için Fransa ile Türkiye’yi karşılaştırdığımızda, karşımıza şu durum çıkıyor: Fransa'da 3 yaşın altındaki çocukların televizyon izlemesi, ancak ebeveynlerinin izni ile günde 2 saat civarında olurken, ülkemizde çocukların % 82'si istedikleri programı istedikleri kadar seyredebilmektedir.

Bu verileri genelleştirirsek, ortaya şu manzara çıkmaktadır:

- Türkiye’de günde ortalama beş saat televizyon seyredilirken, yılda sadece 6 saat kitap okumaya ayrılmaktadır. Bir başka ifadeyle:

- Dergi okuma oranı % 4

- Kitap okuma oranı % 4,5

- Gazete okuma oranı % 22

- Radyo dinleme oranı %25

- Televizyon izleme oranı %94

Durum internet ve cep telefonu kullanımında, televizyondan pek de geri kalır bir durum oluşturmamaktadır.

b- İnternet Kafeler

Ev ve iş yerleri yanında, birer ticarî kuruluş olan internet kafelerin sanal âleme sınırsız bir şekilde ulaşma imkânı vermesi, bu sektörün ülkemizde 27 bin 500 gibi oldukça büyük sayıya ulaşmasına neden olmuştur. [10]

Sanal âlemde yer alan verilere göre, iller bazında internet kafe sayıları şöyledir:

-  3125 ile İstanbul (en fazla)

- 1793 İzmir,

- 1097 Ankara,

- 1081 Bursa,

- 1045 Antalya,

- 892 İçel,

- 780 Konya,

- 705 Gaziantep,

- 668 Manisa,

- 627 Adana.

- 30 Ardahan (en az)[11]

c- Cep Telefonları

Cep telefonları iletişim dünyasının vazgeçilmez birer unsurudur. Bu sayede uzak mesafeler yaklaşmakta ve ona bağlı hasretler son bulmaktadır. Bunların yanında internete bağlanma yoluyla sihirli bilgi ve eğlence dünyasına girilmektedir.

Bu da esas kullanım alanından, tâlî alanlarına doğru bir kaymaya yol açarak, ayda 299 dakika gibi bir süre telefonla konuşmaya yol açmaktadır.

Her geçen gün Türkiye'de cep telefonu abone sayısının artması ve 67 milyona yaklaşması, bunun bir göstergesidir. Ulaşılan bu abone rakamı da aynı zamanda bir Avrupa rekoru oluşturmaktadır.[12]

Bu söylenilenleri daha net bir şekilde şöyle ifade etmek mümkündür:

- Türkiye, cep telefonu ve internet kullanımında Avrupa'yı geride bırakmıştır.

- Cep telefonu abone sayısı 67 milyona yaklaşırken, mobil internet kullananların sayısı yılda % 80 artış ile 11 milyona ulaşmıştır.[13]

- Türkiye, cep telefonuyla konuşma süresi ile Avrupa'da birinci olmuştur.

Bu da yaklaşık olarak Türkiye'de 136 milyon cep telefonu olduğu, 66 milyon mobil abone bulunduğu, her yıl 17 milyon telefon ithal edildiği, bunun da maddi değerinin 2 milyar dolar olduğu ve 46 bin baz istasyonu olduğu anlamına gelmektedir.

d- Kıraathaneler
Aslında birer kitap okuma merkezi olarak kurulan ve gün geçtikçe bir çoğu bu amacın dışında hizmet vermeye başlayan kıraathaneler, bolca vaktin harcandığı yerler hâlini almış ve her geçen gün de sayıları artmıştır.

Maliye Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’deki kahvehane sayısı 2010 yılı Ocak ayında 476.843 iken, bu sayı Nisan 2010 yılında 480.638’e yükselmiştir.[14]

Kıraathanelerin sayısının, kütüphanelerimizi 100’e katladığı belirtilmekte ve 2000 yılı verilerini esas alarak, Türkiye ile AB üyelerinde yer alan kütüphane sayıları şöyle mukayese edilmektedir:

- Almanya’da 11.332

- Fransa’da 4.008

- İngiltere’de 4937

- İspanya’da 5.209 adet halk kütüphanesi varken,

- Türkiye’de 1.502 halk kütüphanesi bulunmaktadır. [15]

Çocuk Vakfı Çocuk Edebiyatı Okulu, 8 Eylül Temel Okur Yazarlık günü nedeniyle 2012 tarihinde Türkiye'nin Okuma Alışkanlığı Karnesi isimli bir çalışma yapmış ve bu çalışma göre Türkiye nüfusun % 88'i okur-yazar olmasına rağmen, şöyle bir sonuç ortaya çıkmıştır:

* Türkiye de çocuklar okuma becerileri açısından 35 ülke arasında 28. sırada.

* Kitap, ihtiyaç maddeleri sıralamasında 235. sırada.

* Türkiye'de öğrencilerin sadece % 19'u, 25'ten fazla kitaba sahiptir.

* Türkiye'de kitaba yılda harcanan para 45 sent.

* Kütüphaneye gidenlerin sadece % 8'i kitap okumaya gidiyor.

* Öğretmenlerin % 33,4'ü düzenli kitap okuyor.

* Anne-babaların sadece birisi, çocuklarının okuma alışkanlığını geliştirmek için çaba harcıyor.

* En çok basılan yerli beş kitap: Keloğlan Masalları, Nasrettin Hoca Fıkraları, Türk Masalları, Dede Korkut Hikâyeleri, Ömer Seyfettin'in Hikâyeleri.

* En çok basılan yabancı kitaplar La Fontaine Fabl’ları, Ezop Masalları, Andersen Masalları, Çocuk Kalbi.[16]

Bir Fin atasözünde olduğu gibi “kitaplıklar, demokrasinin kaleleridir” ve “gençlerini kitapla beslemeyen toplumların sonu acıdır” (Ovidius).

Böylesi bir felakete düşmemek için okuma ile ilgili olarak kısa ve uzun vadeli tedbirlerin derhal alınması gerekmektedir.

B- TEDAVİ (OKUMALIYIZ)

Yaşadığımız dünyayı, kendimizi ve bize burada verilen misyonu anlayıp, anlamlı bir hayat yaşamak için ucuz bahanelerin arkasına sığınmadan yüz üstü bıraktığımız okumaya acilen dönmemiz gerekmektedir. Zira zarardan dönmek kâr; hatadan dönmek de erdemlilik olarak kabul edilmiştir.

Bu konuda meydana gelecek her türlü gecikme, telafisi mümkün olmayan olumsuz veriler olarak geri dönecektir.

1-  KENDİMİZİ VE ÇEVREMİZİ TANIMAK

İnsanın dünyaya geldi andan itibaren cahili olduğu kendi varlığı ve çevresinde olup bitenler hakkında bir takım şeyleri öğrenmeye başlamış ve medeniyetini de bu alanlarda sahip olduğu bilgiler üzerine kurmuştur.

Günümüzde gelişmiş ülke toplumları, elde ettikleri toplumsal refah seviyesinin % 60’ına yakınını, okuma alışkanlıklarının sağladığı avantajlara borçludur. Bunun tam aksine gelişimini tamamlayamamış toplumların yüz yüze geldiği sorunların pek çoğunun temelinde, eğitim ve öğretimden gerekli payı alamamış olmaları yatmaktadır. Bu toplumlar, verimli zamanlarını değerlendirememiş ve okuma alışkanlığının üretime dönük olan itici gücünden gereği gibi faydalanamamıştır.

Oysaki kitap okuyarak yetişen genç nesil, kendisini daha iyi yetiştirme ve içinde yaşadığı şartlara daha iyi bir uyum göstermenin gayreti içinde olmuştur.

Konunun uzmanlarına göre bebekler, 6-7 aylık olunca, dış dünya ile ilgilenmeye başlamakta ve bu dönemde, söz gelişi kendisine kitap okunan bebeklerin ileriki dönemlerde dil gelişimleri daha sağlıklı seyretmektedir. Aynı şekilde sürekli kendisine kitap okunan veya bizzat kendisi okuyan çocuklarda da buna benzer bir durumun ortaya çıktığı ve ifade tarzlarının daha rahat olduğu müşahede edilmiştir.

Bu tür bir okuma alışkanlığı kazandırmak için bazı aileler azami derecede gayret sarf etmesine rağmen, istedikleri verimi alamadıklarından şikâyetçi olmaktadır. Oysa kitap okurken sıkılan çocuklar, saatlerce televizyon ya da bilgisayar karşısında otururken bıkkınlık göstermemektedir. Okumaktan daha cazip gelen görsellik, çocukların okuma isteklerini köreltmekte ve okumanın sağladığı imkândan mahrum bırakmaktadır.

Bu da çocukların, parçadan bütüne doğru bir yol izlemesini ve hayat anlayışını kendi kazanımlarıyla kurmasını engellemekte ve kendisine sunulan hazır modellerden birisini tercihe zorlamaktadır. Dolayısıyla bu da çocuklardaki kişilik ve kimlik oluşumlarına olumsuz olarak yansımaktadır. Bu olumsuz durumdan çocukların etkilenmemesi, eğitim öğretim süreçlerinin daha başarılı olması, fikir üretme kabiliyetlerinin körelmemesi ve başarılı bir iletişim kurabilmelerini temin etmek için kitap okuma alışkanlığını kazanmaları gerekmektedir.

Küçük yaşlarda böyle bir alışkanlığı kazanan çocuklar, ileriki yaşlarında kitap okumak için belirli zaman ve mekân aramayacak ve amaçsız bir şekilde elindeki kumanda ile televizyon kanallarını dolaşarak zamanını boşa harcamayıp, onun yerine otobüs, taksi, tren, uçak, vapur gibi ulaşım araçlarında seyahat ederken bile okumayı tercih edecektir. Evinin en iyi köşesini de çanak çömlek sergilenen vitrinlere değil, kitaplıklara ayırmış olacaktır. Çünkü okuma, uzun bir süreçtir. Beşikte başlar, mezarda biter. Okul hayatıyla biten okumalar, yarıda kalmış demektir. Okuma aynı zamanda, kararlılık ve sabır eşliğinde iğne ile kuyu kazma gibidir. Yine okuma, hakkı, hakikati, doğruyu ve güzeli arama ve bulma heyecanıdır. Bu da bir diğerinin başlangıcını oluşturur. Böylece arayışlar, umudu; umutlar, heyecanı; heyecanlar da canlılığı ve erdemli insanları oluşturur.

2- YAŞANABİLİR BİR DÜNYA KURMAK

Karşılıklı haklara saygılı yaşanabilir bir dünya kurmak, her insanın hem kendi şahsına hem de içinde yer aldığı topluma karşı bir borcudur. Bu borcu ödemenin yolu, bir Kızılderili atasözünde olduğu gibi “biz bu dünyayı babalarımızdan değil, torunlarımızdan ödünç aldık” anlayışıyla hareket etmekten geçmektedir. Zira içinde yaşadığımız âlemde yaptığımız her şeyin, er yada geç bize bir geri dönüşümü olacaktır. Bunun için hiçbir şeyi, gelecekte zarara ve yıkıma yol açacak bir şekilde yapmamak gerekmektedir.

Aksi halde hoyratça harcanan her şey, bize ve bizden sonrakilere ağır bedeller ödetecektir. Delinen ozon tabakası ve kirletilen binlerce doğal kaynak, bunun en canlı örneklerini teşkil etmektedir.

3- GELECEĞE BİRİKİMLERİ AKTARMAK

İnsan, varlıklar âleminde seçkin bir yere ve birçok imkâna sahip bir varlıktır. Onu bu duruma yükselten şey, geçmiş nesillerin kültürel mirası üzerine devam edebilmesi ve daha sonrakilere de bütün bilgi ve birikimini aktarabilmesidir.

Bugün üzerinde yaşadığımız kültür ve medeniyeti, geçmişten devraldığımız miras üzerine kurmuş bulunmaktayız. Dolayısıyla bizler de elde ettiğimiz tekniği, teknolojiyi, bilgiyi ve medeniyete dair bütün kazanımlarımızı sonraki nesillere aktarmak zorundayız. Bunun için hem başka milletlere, hem de kendimize ait kaynakları okuyup, üzerinde derin tahliller yaparak ve onları geliştirerek sonrakilere aktarmamız gerekir. Bu da yine çok yönlü okuyup yazmayı zorunlu kılmaktadır.

C- TEŞVİK (OKUMAYI YENİDEN KAZANMALIYIZ)

Bir alışkanlığı kazanmak kadar, eski bir alışkanlığı terk etmek de zordur. Bunların her birisi için istikrarlı ve planlı bir uğraş gerekmektedir. Dolayısıyla terk edilen okuma alışkanlığını, yeniden kazanmak elbette kolay olmayacaktır. Bunun için çok ciddi tedbirler almak gerekir.

1- AİLEDE OKUMAYA BAŞLAYARAK

Birçok şeyin temeli ailede atılmakta ve yine pek çok şeyin ön modelini aile oluşturmaktadır. Kitap okuma alışkanlığı da ailede başlamakta ve okulda seviyeye uygun kitapların öğretmenler tarafından okutulmasıyla devam ettirilmektedir.

Her haliyle çocuğunun ön modelini oluşturan anne ve babalar, yüklendikleri sorumlulukları her yönüyle yerine getirmeye gayret sarf etmeli ve okumada da asla zafiyete yer bırakmamalıdır. Bu hususta iyi bir model teşkil etmeyen anne-babanın, çocuklarında gerçek anlamda bir okuma alışkanlığının meydana gelmesi çok zordur.

Unutulmamalıdır ki, okuma alışkanlığı kazanan çocuklar zekâlarını, bilgilerini, düşünce güçlerini, kendilerini ifade etme yeteneklerini arttırmakta ve emsallerine göre olayları daha doğru tahlil etme imkânına sahip olmaktadır.

Bu da Balzac’ın da dediği gibi “bilginin efendisi olabilmek için çalışmanın kölesi olmak gerekir” gerçeğini, yani okumayı ortaya çıkarmaktadır.

Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak için yapılması gerekenler:

1- Evde okumaya belirli bir zaman ayrılmalı ve bunun okuma zamanı olduğu bilinmeli.

2- Okunan kitaplardan elde edilen kazanımlar ciddiye alınmalı ve paylaşılabilecek ortamlar oluşturulmalı.

3- Kitap okuma konusunda çocuklara baskı yapılmamalı.

4- Küçük çocuklara kitaplardan sevebilecekleri bölümler okunmalı.

3- Evde kitaba değer verilmeli ve kitap fuarları gezilmeli.

4- Evde herkese hitap eden bir kitaplık bulunmalı.

6- TV ve bilgisayar tabanlı araçlarla geçirilen zaman ayarlanmalı.

2- EVDE VE OKULDA OKUMA SAATLERİ OLUŞTURARAK

Okuma alışkanlığının kazanılması için mümkün mertebe evde ve okulda okuma saatlerinin düzenlenmesi ve bunlara muntazaman uyulması gerekir. Zira bir alışkanlığın kazanılması da kaybedilmesi de uzun bir zaman dilimini almakta ve uygun metotlarla istikrarlı olmayı zorunlu kılmaktadır.

Bu hususların yanında, onca kitap arasından yaş ve seviyeye uygun olanlardan iyi bir seçim yapmaya itina göstermek de önem arz etmektedir. Çünkü bu noktada yapılacak hata, okuma hissini ortadan kaldırabileceği gibi zihinleri bulandırmak suretiyle arzulanmayan yöneliş ve sonuçlara da neden olabilmektedir. Bunun için doğru tercihler yapılmalı ve kişinin okuma zevkini canlı tutup, hayata hazırlanmasına katkı sağlamalıdır. Özellikle karamsarlık, atalet, şüphe ve hayattan koparıcı hususlara prim veren türlerden olabildiğince kaçmak gerekir. Yani karanlık emellere sürükleyen ve iç karartıcı konuları ele alan kitapları tercih etmekten sakınmak gerekir.

Şunu belirtmek gerekir ki, bilimsel verilerden yoksun, şüpheli izahlar ve safsatalarla süslü eserden uzak durup, bilimsel gerçeklere dayanan ve açık üsluplu kitaplara yönelme, okumanın canlı tutulması için vazgeçilemez bir unsurdur.

3- OKUMAYI TEŞVİK İÇİN KİTAPLAR HEDİYE EDEREK

Her hediye, kendi kategorisinde güzel ve anlamlıdır. Ancak bunlar arasında bir kitabın hediye olarak yer alması, daha da anlamlıdır. Zira hemen hemen bütün hediyeler eskiyip, ilk günkü gibi orijinalliğini muhafaza edemezken, hediye edilen bir kitabın durumu emsallerinden farklı bir konum arz etmektedir. Her ne kadar zamanla onun dışında da bir yıpranma meydana gelse de güncel bilgi ve konuları işleyen birçok gazete ve derginin hilafına, muhtevası taze ve diri kalmaktadır.

Bu yönüyle dünü, bugüne; bugünü, yarına taşıyacak olan ve üzerinden her geçen gün, değerini daha da artıran bir hediye olacaktır.

4- OKUMAYI ÖDÜLLENDİREREK

Ödüllendirme, yapılan işin devamını sağlamada oldukça etkin bir role sahiptir. Dolayısıyla okumanın canlı ve sürekli tutulması için mükâfatlandırmanın yapılması gerekir. Bunun için özellikle öğrencilerin, buna ihtiyaçları vardır.

Onlar yazmaya teşvik edilmeli ve yazdıkları şiir ve nesirler, duvar gazetelerinde, panolarda, okul gazete ve dergilerinde yayınlanılarak cesaretlendirilmelidir. Hatta alanında yapılan yarışmalarda dereceye giren eserler, mahallî gazetelerde yayınlatılmalı ve o günün anısına eser sahiplerine hediyeler takdim edilmelidir.

5- KİTAP OKUMANIN YARARLARINA DİKKAT ÇEKEREK

- Kitap okuma bir ilaçtır.

- Kitap okuma hayatı sevdirir.

- Kitap okuma düşünceleri olgunlaştırır, besler, geliştirir.

- Kitap okuma stresi azaltır.

- Kitap okuma zihni açar, hantallıktan kurtarır.

- Kitap okuma güzel görmemizi sağlar.

- Kitap okuma bizi ‘bir bilen” yapar.

- Kitap okuyanın güvenilir bir çevresi oluşur.

- Bilgi dağarcığımızı ve kelime hazinemizi zenginleştirir.

- Anlama gücümüzü ve konuşma yeteneğimizi kuvvetlendirir.

- Genel kültürümüzü artırır. Etkin ve etkili bir insan olmanın yollarını açar.

- Meslek hayatımızda başarı düzeyimizi yükseltir.

- Dünyaya bakış açımızı değiştirir.

- Toplumsal ilişkilerimizin kalitesini artırır.

- Okul hayatındaki başarıları pekiştirir.

- Hayal gücümüzü geliştirir.

- Okumak haz duymaya, zihnimizi süslemeye, karar verme yeteneklerimizi geliştirmeye yarar.

Yukarıda yer alan hususlara dikkat çekmek için dünyaca ünlü kişiler de şunları söylemiştir:

* Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (Kur’an-ı Kerim, Zümer-9)

* Okuma, kadın ve erkek her Müslümana farzdır. Hz. Muhammed (sav).

* Okunacak en büyük kitap insandır. Hacı Bektaşi Velî

* Okumayı sevmeyene dokuz hoca az. (Atasözü)

* Okuyan insan fenalığa vakit bulamaz. (Atasözü)

* Okumak gıdadır, okuyan insanlık bilen insanlıktır. V. Hugo

* Okuma ihtiyacı barut gibidir, bir kere tutuşunca artık sönmez. V. Hugo

* Okuma zevkini kazanmayanın öğrenimi yarıda kalmıştır. P. Peacut

* Okuma zevkini, Hindistan'ın hazinelerine değişmem. E. Gıbbon

* Okumak bir deva, anlamak bir şifadır. R. Necdet Evrimer

* Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır. Bacon

* Okumasını bilirsen, her insanın bir kitap olduğunu göreceksin. W. E Channing

* Az bilmek için çok okumak gereklidirmhtml:file://C:\Users\ışık\Desktop\okuma\Kitap%20okuma%20alışkanlığı%20ile%20ilgili%20sözler.mht!http://www.forumlord.net/images/smilies/nokta.gif Montesquieu

* Okumayı sevmek, hayattaki can sıkıcı saatleri güzel saatlerle değiştirmektir. Montesquieu

* Okuyabilirseniz her insan bir kitaptır. W. Ellery Channing

* Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş bir baltadır. Franz Kafka

* Eğer bir insan bir kitabı okuduktan sonra, onu tekrar okumaktan zevk almıyorsa, o kitabı okumasının hiç bir değeri yoktur. Oscar Wilde

* Eğer okuduğumuz bir kitap, kafamıza vurulan bir darbe gibi bizi sarsmıyorsa, okumaya niçin zahmet edelim ki? Franz Kafka

* Kitaplar ruhun gıdasıdır. Japon atasözü

* Okumadan edindiğim tek fayda, bilgisizliğimi gittikçe daha iyi görmek olmuştur. Descartes

* Yetişen zekâları kitaplarla beslemeyen uluslar, yıkılmaya mahkûmdur. Ovidius

* Ömrünün dörtte üçünü okumakla geçiren muhakkak namuslu olur. Diderot

* İnsanlığa başlıca borcumuz, bıkmadan ve üşenmeden okumaktır. Şemsettin Sami.

15.04.2014

[9] Bkz. Televizyon İzleme Eğilimleri Araştırması – 2, Kamuoyu, Yayın Araştırmaları ve Ölçme Dairesi Başkanlığı yayınları, Şubat, 2009.

[16] http://www.cocukvakfi.org.tr/resource/pdf/Raporlar/14okuma_aliskanligi_karnesi2006.pdf

___________

(*) Yazı sitemize Bilal Sürgeç hocamız eliyle iletilmiştir

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 21-05-2014 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82131044 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net