23-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)





























 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow Halkçılarla ırkçılar
Halkçılarla ırkçılar PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 1
KötüÇok iyi 
Yazar Cemel UŞŞAK/Bugün   
04-04-2014

Halkçılar ırkçıları elde ederse..." 

                                                                         Cemal UŞŞAK/Bugün
Ankara'da olup bitenleri sağlıklı değerlendirebilmek için birkaç hususu daima elde tutmak gerekir:·          
Siyaset mühendisleri, geçmişte her daim statüko muhafızları olagelmiştir.·  
        
Onlar ise bir bakıma "yıkım ekibi" olarak iş görmüş ama sonrasını dizayn etmeye güçleri yetmemiştir.·  
        
Onlar, behemehâl bazı dış güçlerle ya "talep buluşması" çerçevesinde iş tutmuşlar veya onlar adına taşeronluk yapmışlardır

 Siyaseti dizayn etme teşebbüslerinde, "dâhili müttefiklerin" ağzına bir parmak bal sürülmüş olsa da, asıl kazanan hep dış güçler olmuş; asla ve kat'a ülke ve toplum olmamıştır.

Her ne ise; referanduma dört ay var. Bu hamur daha çok su götürür. Ben henüz, kısmî Anayasa değişikliği müzakereleri sırasında TBMM'de oluşan, Başbakan'ın tabiri ile "Ruh Üçüzleri"nin (CHP, MHP ve BDP) ittifakını layıkıyla anlamlandırabilmiş değilim.

Hangi sâik veya sâikler, hangi güç veya güçler, bu "düşman kardeşler"i (!), bir tespihin ipinde, statüko muhafızlığında dizivermiştir? Ki, her birisi 12 Eylül darbesinin mağduru ve mazlumudurlar. Daha doğrusu mağdurları ve mazlumları adına siyaset yapmaktadırlar. Mamak ve Diyarbakır askeri cezaevinde çekilen işkencelerin travmatik izleri, hafızalarda yankılanmaya devam etmekte iken bunu nasıl yapabilmişlerdir? Bunlar nasıl olmuştur da darbe mahsulü 1982 Anayasası'nın değiştirilmesine karşı cansiperane mücadele ve ittifak içine girebilmişlerdir?

Soruların cevaplarını bulma gayretinde iken, hayalim bir hayli gerilere gitti.

Yıl 1944. Başbakan'ın Hitler'e benzettiği, "Milli Şef" devrindeyiz. Milliyetçiler tabutluklara tıkılmış; işkenceye maruz kalmakta ve tırnakları sökülmektedir. Aradan fazla değil, sadece 13 yıl geçer ve 1957 yılına gelinir. "Milli Şef" ve yakınları, yedi yıldır iktidardan uzakta olmanın hırsı ile Menderes iktidarına karşı herkesle ittifak etmeye hazırdırlar. Milliyetçi ve Türkçü camianın ise DP iktidarından rahatsızlığı vardır. On üç yıl önce tırnaklarını söktürttüğü milliyetçilere el atmakta beis görmez. Kurt politikacı İsmet İnönü için, elbette "düşmanın düşmanı dosttur.

"Tam o günlerde Bediüzzaman Said Nursi Başbakan Adnan Menderes'e bir mektup gönderir:"Halkçılar ırkçıları elde edip tam sizi mağlûp etmeye bir ihtimal-i kavî ile hissettim..." (*)Bediüzzaman'ın dilinde "halkçılar" CHP zihniyetini temsil eder. O, kendi tabiri ile "müsbet milliyetçiler"le dosttur ama "ırkçılar"a mesafelidir.
İktidar rehaveti ve sarhoşluğu içindeki Adnan Menderes, Said Nursi'nin bu ikazını kavrayacak ve ona göre davranacak durumda değildir.

1960 Mayıs'ına gelindiğinde ise iş işten geçmiştir zaten. "Halkçılarla" "Irkçıların" ittifakı gerçekleşmiş, 1944'ün tabutluk işkenceleri geride kalmıştır.

Ve 27 Mayıs sabahı "ihtilalin kudretli albayı", Merhum Alpaslan Türkeş'in tok sesi, radyodan yankılanmaya başlar:
"Sevgili vatandaşlar! Türk Silahlı Kuvvetleri, memleketin idaresini ele almıştır... NATO ve CENTO'ya inanıyoruz ve bağlıyız."

"Acaba" diyorum elli yıl önce "ırkçıları" ve "halkçıları" aynı çizgiye getirenler, "görülen lüzum üzerine", onları tekrar mı aynı çizgide buluşturmuştur? Belki. Ama bir ilavesiyle: Türk ırkçılarının yanına, Kürt ırkçılarını da katarak.

Not: Sözüm asla ve kat'a, söz konusu partilere oy veya gönül verenlere değildir. Benim derdim, o partilere hükmeden zihniyetleredir.(*) Emirdağ Lahikası,s. 549; Söz Basım, 2008, İstanbul.




 

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 04-04-2014 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29510394 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net