31-01-2023
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow KAHRAMAN MARAŞ'IN İŞGALDEN KURTULUŞUnun 94.yıl k
KAHRAMAN MARAŞ'IN İŞGALDEN KURTULUŞUnun 94.yıl k PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 0
KötüÇok iyi 
Yazar Ökkeş ŞENDİLLER   
12-02-2014
KURTULUŞ BAYRAMIN KUTLU OLSUN KAHRAMANMARAŞIM
96.YIL DÖNÜMÜ HAYIRLI OLSUN;                                                            
ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUZ...
                                                               Ökkeş ŞENDİLLER
Kahramanmaraş Kalesinin duvarındaki şu veciz ifade hepimize bir mubarek hedef koymaktadır:"MARAŞ BİZE MEZAR OLMADAN DÜŞMANA GÜLZAR OLMAZ" Şanlı Ecdadın bu hedefi zaferle taçlandırması hepimize tarihi sorumluluklar yüklemiştir. Her Maraşlı taşdığı bu tarihi sorumluluğun şuurunda olmalıdır.
Tek başına kendini kurtaran ve milli kurtuluşun işaret fişeği olan ve dünyada tek kırmızı şeritli istiklal madalya sahibi Kahraman şehri Şair Arif Nihat ASYA ise şöyle tarif eder:
Maraş Türkiye’nin kalem kaşıdır,
Maraş Türkiye’nin köşe taşıdır.
Maraş tarihleri inşaa ettiren
Koca Sinan'ların usta başıdır...


KURTULUŞ VE SÜTÇÜ İMAM OLAYI
Kahramanmaraş'ı anlatırken, bazı mühim ve tarihe mal olmuş olayları da anlatmak gerekir. Bu önemli olaylar ki, o memleketin kurtuluşuna vesile olan, milletin dilinde des-tanlaşan olay ve şahıs¬ları, nesilden, nesile anlatmak bir mesuliyettir.
Onun için önce, Sütçü İmam'ı Tanıyalım:
1273 (1858) yılında K. Maraş'ta doğan Sütçü İmam'ın babası Kireççioğlu Ömer, annesi Tiryakioğullarından Emine Hatundur. Asıl adı Numan’dır Süt sattığı için Sütçü İmam olarak anılmakta¬dır. Maraş savunmasında ilk kurşunu sıka-rak, hürriyet mücadele¬sini başlatmış ve Gaziantep cephe-sinde de savaşarak gazi olmuş¬tur.
Harpten sonra Maraş Kalesinde Ramazan topu atmakla görev¬lendirilmiştir. Cumhuriyetin ilanı sebebiyle “101” Pare top atmakla görevlendirilen Sütçü İmam, topların bir kısmını attıktan sonra eski top ısınmış ve ateş alarak patlamış, 29 Ekim 1338 (1923)’de görevi başında şehit olmuştur. Ruhu şad olsun.
Dünya tarihine bir göz attığımızda “Osmanlı Saltanatı” deni¬len bir muhteşem imparatorluğun, dünyanın büyük bir kısmını mucize denecek bir azametle, asırlar boyu idare ettiğini görürüz.
Birinci Cihan Harbine kadar çok kere hayranlık telkin eden bir destan anlayışı içinde büyümüş olan Osmanlı İmpa-ratorluğu an¬cak, bir kısım basiretsiz ve liyakatsiz kişilerin elinde yılların aza¬metini kaybederek, sahip olduğu Anado-lu'yu bile, elinden çıkar¬ma tehlikesi ile karşı karşıya kal-mıştır.
Birinci Cihan Harbi sonunda, “30 Ekim 1918'de” Mondros Mütarekesinin de ağır şartlarına boyun eğmek mecburiyetinde ka¬lan Osmanlı İmparatorluğu, İngilizler’in Çanakkale Boğazından geçerek İstanbul'a gelmelerine, Mu-sul'un işgaline, Urfa, Adana, Maraş, Antep bölgelerinin önce İngiliz işgali, İngilizlerin (varılan uzlaşma gereği) Maraş’ı Fransızlara terki, Antalya ve Konya'nın İtalyanlar, Kars bölgesinin Ermeniler, 15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edilmesini önleyememiştir.
İşgalci devletler, Anadolumuzun en mühim köşelerini istila eder¬lerken, özü ve aslisi olan bugünün hudutları içinde yaşayan Türk Milletinin iman ve kalplerinden sökülmeyen “yaşama duygusunu” kan ve canları pahasına müdafaa ve muhafaza edeceğini hesaba kat¬mamışlardı.
Türk'ün imanı ve vatan sevgisi bu işgalcilere karşı çileli bir mücadeleye girmeyi sağlamıştı. Kadın-erkek, çoluk ço-cuk topyekün, amansız bir kavga verilmiş, hürriyetin bedeli çok ağır bir şe¬kilde ödenmiştir.
Kurtuluş Savaşında ilk mücadeleyi başlatması bakımından ayrı bir yere sahip olan kahraman şehrimiz devletsiz, silahsız, askersiz ve cephanesiz bir şekilde Fransız devletini dize getirmiştir. Meselemize açıklık getirmesi bakımından arz etmemiz gerektiğine inanı¬yorum.
Tarih 31 Ekim 1919 Cuma günü ikinci Fransız kuvvet-lerinin şehre girişinin ikinci günü. Şımarık Fransız askerleri, şehirde yaşa¬yan Ermeni ve diğer gayri müslimlerle birlik olup, çarşı Pazar do¬laşarak taşkınlıklar yapmaya başlıyorlar.
Yüzyıllar boyu Maraşlı ile yan yana yaşayan ve hiç bir ayrıma tâbi tutulmayan Ermeni ve diğer azınlıklar, Fransız-lara güvenerek kendi komşularına karşı hakaret ve taşkın-lıklara kalkışıyorlar. Bu¬gün de Karabağ'da Azeri soydaşları-mıza karşı aynı kahpeliği yapı¬yorlar. Korkak ve cani bir ruha sahip Ermeniler hep zayıf anı bek¬liyorlar.
Bir grup Fransız askeri de Hükümet Konağında nöbet tutan as¬kerlere sataşmış ve Türk hükümetini tahkir edici söz-ler söylemiş¬ler. Bununla da kalmayan haysiyetsiz işgalci Fransız askerleri “fu¬huş yapacakları yer sorup” bir postacıyı da dövüyorlar. Bu müessif olaylar hemen şehre yayılır. Haber, zaten patlamaya hazır şehirde nefreti ve kin duy-gularını kabartıyor.
Fransızlar, vatanı, namusu ve haysiyeti uğruna Türk'ün neler yapacağından habersiz, pervasızlık ve şımarıklıklarını artırıyorlar. Ve yaptıkları her hareketin yanlarına kâr kala-cağını zannediyorlar. Maraşlılar için bir asır kadar süren ve kara bir güne doğan gü¬neş, sonbaharın ölgün ışıklarını topla-yıp, aşıyordu yavaş yavaş ufuk¬tan. Bir grup Fransız askeri yanlarına aldıkları köle ruhlu Ermeni¬lerle, Uzunoluk cadde-sinden kışlaya dönüyorlardı.
O sırada tarihi Uzunoluk Hamamından, üç Türk kadını çıkıyor. Yollarını değiştiren Fransız askerlerinden biri; “Bu-rası artık Türk¬lerin değil, Fransız müstemlekesidir. Fransız memleketinde çarşaf¬lı, peçeli gezilmez” diyerek, kadınların yüzlerindeki peçeleri yırt¬mak istiyor. Ve işte o an gelmiştir. Türkün namusuna el uzatılmaya¬cağının ispatına adım adım yaklaşılmaktadır.
Olay yerine ilk yetişen, genç yaştaki Çakmakçı Sait olu-yor. Ola¬ya müdahale eden bu genç, Fransız kurşunları ile ağır şekilde yara¬lanıyor.
Tam bu sırada iki küçük tabureden oluşan dükkanında süt satan Sütçü İmam sedef kaplamalı tabancasını çekiyor ve kurtuluşun müjdecisi tetiğe basıyor. Yerde bir ölü, bir kaç yaralı.
Türk'ün namusunu, şerefini kurtaran bu kutlu başlangıca ne dense yeridir. İster Merve'deki Bilal-i Habeş'in kutlu da-veti, ister Malaz¬girt'te, Alpaslan'ın hutbesi, ister Bizans surlarında patlayan Fatih¬'in ilk güllesi deyin, hepsi mübarek bir müjdedir. Türk'ün fıtratında mevcut olan bu hürriyet aşkını Mevlana Haz-retleri şöyle dile getiriyor. “Ey insan, hür ol ve hürriyetinin kıyme¬tini bil. Hür ol da, hayvan ol”. De-mek ki hürriyetsiz yaşamak, hay¬vandan daha aşağı olmayı gerektiriyor. Sütçü İmam'ın attığı bu mübarek kurşunla baş-layan kurtuluş hareketi neticesinde Türk'ün namusuna uzan-maya kalkan el ta kökünden sökülüyor, Vatanı, is¬tiklâli ve namusu kurtarmanın bedelini çok iyi bilen Maraşlı, bu bedeli ödüyor. Bu bedelin karşılığı ise “Kahramanlık” destanı ve hür yaşama hakkı.
BAYRAK OLAYI
Sütçü İmam olayını prestij meselesi yapan Fransızlar, yeni gelen kuvvetlerin desteği ile daha da hırçınlaşıyorlar. İşgalciler hırçınlaştıkça, iman sahipleri bütünleşiyor. Ciddi hazırlık başlıyor. Maraşlı'yı Fransız tanımaz ama, Ermeni iyi tanır aslında.
Kutlu bir gün, 28 Kasım 1919, Cuma. Maraşlılar Kale'de Şanlı Türk Bayrağının yerinde Fransız bayrağının asıldığı bir güne uya¬nırlar. Olaydan aşırı derecede müteessir olan Kısakürek ailesinden Avukat Mehmet Ali Bey, aşağıdaki beyannameyi yayınlar.
İKAZ: “ALEM-İ İSLÂMA BİR HİTAB”
"Ey Milleti necibe-i İslâmiye, vaktine hazır ol, bin üç yüz küsur senedir Hz. Allah ve Peygamberi zişanını razı ettiğin bir din ölü¬yor. Yani ecdadının kanı pahasına fethettiği bir kalenin, burcundaki Alsancağın bugün Fransızlar tarafından indirilip yerine kendi bay¬rakları asılmak üzeredir. Acaba bu-nu yerine asacak, sende bir kaç yüz İslâm kanı yok mudur? Korkma. Seni buradaki bir kaç yüz Fransız askeri kıramaz. Sen varlığını gösterecek olursan, değil bir kaç Fransız kuvveti, hatta bütün Fransız milleti bir olsa seni gene kıramaz. Buna emin ol!"
Bu bildiri tez zamanda tesirini gösterir. İçi bayrak aşkı ile yanıp tutuşan halk, yollara dökülür. Artık son sözü, silâha bırakmanın vakti gelmiştir. “Bayrakları bayrak yapan üstün-deki kandır” inancına sahip Türk milleti, bayraksız olamaz. İstiklâlsiz olamaz. Maraşlı, bu yüce ruhla Ulu Cami'de toplanır.
Cuma namazını kılmadan önce, hutbe okumak üzere minbere çıkan Ulu Cami imamı Rıdvan Hoca “Hürriyeti ol-mayan milletin, cuma namazı kılması caiz değildir” diyerek cemaati uyarır.
Bu söz, bayrak sevgisini ve hürriyet inancını herşeyin üzerinde tutan Maraşlıları büyülemeye yeter. Binlerce fedai görülmemiş bir şahlanışla “ALLAH ALLAH” sesleriyle ka-leye hücum eder.
Kaleyi gece-gündüz göz hapsinde bulunduran Fransız devriyesi, burçlara doğru yaklaşmakta olan bu insan seli kar-şısında neye uğra¬dığını şaşırır ve silahlı çatışmaya girmeden, kaçar.
Ve Şanlı Bayrak, Osman Onbaşı'nın tekbir sesleri ara-sında gön¬dere çekilir. Bu coşku ile Cuma namazı eda edilir. “Allah Allah” sesleri ile hükümet konağına yürüyen Maraşlı, silah gücü ile indiri¬len bayrağını, iman gücü ile tekrar dalgalandırır.
Bu yüce ruh dün öyle idi, bugün de böyle, yarın da böyle ola¬caktır, şüphesiz. O ruhu silmeye çalışmak “gerici, irticacı” gibi sözlerle lekelemeye çalışmak ise bu millete ihanettir. Maalesef, bugün millet kelimesini lügatten çıkarmaya çalışan halk kelimesini halklar diye çoğaltıp milleti bölmeye matuf haince plânlar mevcut¬tur. Bu oyunları bilmemiz gerekir. Millet olarak uyanık olmak mec¬buriyetindeyiz.
Dün Ermeni ve diğer azınlıkları kullanarak vatanımızı iş-gale, milletimizi parçalamaya kalkışan emperyalistler, bu gün de bir kısım hainlerle iş birliği yaparak emellerini ger-çekleştirmeye çalışıyorlar...
Ne yazık ki, bu sefer uşakları içimizden beyin ve mi-delerini satın alarak aynı tuzakları kuruyorlar.
Ancak; şunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Birliğimizi koruyup, gönüllerimizi birleştirirsek bu oyunları mutlaka bozabiliriz.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 13-02-2016 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
93778559 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net