|
Yazar M. Said ÇEKMEGİL
|
|
20-01-2014 |
BİR SERENCAM  M. Said ÇEKMEGİL İslam’la açmışım gözümü dünyama Kulağıma ezanla Said demişler Yedisine-sekizine girince Mahalle çocuklarına imamlık etmişim Müslümanlık mı Bu imiş benim işim
Ben de geçmişim herkesin geçtiği yerden Geçme de gör ne gelir elden Mukallit kalabalıklar Batı hayranı alıklar İnkılap minkılap naralarıyla Şimdi devrim diyorlar o laflara Kurtlarla kuzularla dolu sokaklar Meydanlar kara
Ayrık otları gibi Felsefe yağıyordu kara bulutlardan ‘Kara bulutları kaldır aradan’ Kaldırılamamıştı Çatısız toprak damlardan Bizim eve de yağıyordu yağanlar Teşlerle leğenlerle alıp onu Bağa-bahçeye döküyordu anamlar O gün neden daha huzurluydu insanlar Anlamadım gitti, hala anlayamam Ama rahatsızlığımız açıktı kara buluttan
Şiirleri Hikayeleri Romanları Balta girmemiş ormanları Hep onlar işgal etmişti Allah’ım Allah’ım yüce Allah’ım! Dünyamın sahipleri nere gitmişti
Alt kattakilerin kültürü Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre Bir de Köroğlu, Keloğlan Türküleri ağlatır habire ‘Ano yemendir’ Giden dedem gelmemiş ‘Acep nedendir’ Öbür dedem Nebi şehrine kaçmış Yaşlılar anlatırdı Rasulullah’a aşkı varmış Hala Cennet-i Baki’de yatarmış
Kahvehaneler çok değildi o zaman Odalarda cenk kitapları okunur dururdu Seydibattal destanı ve harp nağmeleri Depti Halit depti Miktad depti Han Depti Hamza pehlivan… Bir de serbestti o günün mevlithanları Bugün de öyle ya Ve bunlardı aklımda kalan
Yirmi yaşlarımdaki resmime baktım Vesikalıktı bu resim, ne kadar da güzelmiş Keşke bakmaz olaydım Aynayı alınca elime bir daha ihtiyarladım Nerden çıktı bu tasvirler böyle Rasullerin resimleri var mıydı sanki Fotoğrafları duvarlara asanlara Bir daha kızdım inan ki
Londra’dayken oğlum Selami Bir vesikalığımı takmıştı evinin bir yerine Özlüyordu belki de beni Keçiören’deki odasında da bir vesikalık Amcası onu da indirmiş Pek ala etmiş Dünyanın en büyük devlet reisi Ömer-ül-Faruk’un resmi mi vardı sanki Yadırgadım Fatih’inkini
Resimler Gençlikler Cenkler Ve kelli felli yerli Frenkler İşte böyle bir ortamda Fakat rahmetli babam arkamda Rasulullah’ı anınca rahmetli anam Eliyle gözüne sürme çekip ağlardı Ümmü Selami’nin bir eşini daha görmedim Sabırlı, vakur Bir çetin imtihan çıkınca karşısına Oturur sabaha dek Kerim Kur’an’ı okur okur Ya güzel yavrularım Onlara layık oldum mu bilmem ki Umarım Çileli mileli ama mesut bir hayat Her ne’yse yaşıyordu insanlar
Ah o günler Acıları tatlılarıyla o günler Acısıyla tatlısıyla geçip gitti Ama boşa gitmiş değiller Beni durmadan Rasulullah’a ittiler Mistik gözyaşları Maveranın akıl kamaştıran nakışları Başladım İslam’ı aramaya
Elini kanatmadan gül dermek Dikenli dallardan, basit bir olay mı Hurafeler arasından imanı Cahiliye kalıntılarından İslam’ı Çekip çıkartmak kolay mı
Ve babamın duası: (Ben askerdim o zaman) ‘Hak muin olsun zahir kılsın size peygamberi Gölgenizde intişar etsin cihana izz-ü şan Sanih’in pendi budur oğlum hakikat ehli ol Bu muvakkat haneyi tamire koşmaz akilan’
Ve budur benim serencamım Çok şükür ehl-i imanım, müslümanım. --Mehmed Said Çekmegil--
Not: Şiir, Merhum Şairin torunu Sara ŞENTÜRK tarafından sitemizi iletilmiştir...
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. Powered by AkoComment 2.0! |
|
Son Güncelleme ( 02-02-2014 )
|