27-03-2023
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow SENE 1963; SAİD AĞBİ
SENE 1963; SAİD AĞBİ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 28
KötüÇok iyi 
Yazar Mustafa Saraç   
30-06-2006
Image
       Sene 1963, İzmir’de görevliydim. Zamanın hava kuvvetleri komutanı, ilgililere mükâfat olarak benim Amerika’ya gönderilmemi emretti. Ben bu tayini beklerken Malatya’ya tayinim çıktı. O kadar çok üzüldüm ki… Burada bunu anlatmam mümkün değil. Ve ben 5 sene Malatya da kaldım.Ağlayarak gittim, inanın ağlayarak döndüm. ”Sizin hoşunuza gitmeyen şeyler beklide sizin için hayırlıdır. Siz bilmezsiniz; Allah bilir.” Diyen İlahi hikmete muhatap olmuştum zannediyorum. 

     Biraz eski halimden  bahsedeyim:  Okuyan bir solcuydum, yerli hiçbir şey umurumda değil… Bir nevî  şartlandırılmış bir kafa taşıyordum. Bulduğum kitap, yada roman yabancıysa okuyorum, yerliyse dönüp bakmıyorum. Kendimi o kadar çok beğenmiştim ki her şeyi bildiğimi zannediyordum. Bu arada sağda entelektüel bir kimse olan M. Sait Çekmegil’in ismi dolaşıyor, hakkında da bir çok dedikodu duyuyoruz. Bir akşam üzeri yolda yürürken komşum olan İbrahim Yavaş (şimdi rahmetli ) bir grup insanla bana doğru geldi. Merhabalaştık; beraberinde bulunduğu insanları bana takdim etti. İşte M. Sait Çekmegil ile bu ilk tanışmamdı. 

    

 -Ona: “Sizin için müridleriniz varmış. Maaşlarını aldıklarında sana getirirlermiş. Sen de şu kadarı helal şu kadarı haram diye bir kısmını alırmışsın, diyorlar; doğru mu?” diye sordum.

   Güldü; “Var mı böyle bir enayi, getirsin de alalım” dedi. Bundan sonra haftada birkaç gün fikrî münakaşalara girmeye başladık. Başladık başlamasına da, her söylediğimiz tezi yine bizim sol tezlerle çürütüyordu. Uzatmayalım, her münazarada ters köşeye mağlup oluyoruz. Madem ki o bizi kendi silahımızla vuruyor. Bizde onu kendi silahıyla vuralım… Bir Kur’an-ı Kerim meali aldım. Zaten eskiden de çok okuyan biri olarak biliniyordum. İslam’la tanışmam işte böyle başladı. Bunun sebebi elbette ki Çekmegil ağabeydi. (Allah rahmet eylesin.) 
 Bizim gibiler daha önce kuyuda idik. Sait ağabey bize bir ip uzattı: Kur’an ve Resul’un yolu… 1.5 sene o ipe tutunmamak için direndik de direndik... Onun bizim gibileri bir vahşi ata benzemesi vardı ki bir harikaydı… Malum, atlar ehlileştirilirken sahibini çok defa üstünden yere atarlar; tıpkı öyle… Bu atı ehlileştirmek için de sabır gerekiyordu…
 

      Öğreti yöntemi birçoklarına kırıcı gibi gelebilir. Diğer bir deyişle insanı kışkırtır, o... Benim bir anım şöyle : Bir gün bir takım elbise ısmarlamak istedim. “Nasıl ödeyeceksin; Şu şu şartlarla, olur” dedi. Sonra masasına geçti, senet kağıdı çıkardı. Yazdı, çizdi. Orada bir arkadaşım vardı. Ona, şahit olur musun dedi. Onu şahit yaptı. Beni de çağırdı. Sen de imzala dedi. O an kıpkırmızı oldum. İmzaladıktan sonra hemen oradan çıktım. Gözüm hiçbir şey görmüyor. Üç kuruş için bana güvenmedi. Bir de üçüncü bir kişiyi getirmemi istedi... Çok şaşırmıştım. Yolda giderken İsmail Gürsoy kardeşime rastladım. Daha doğrusu ona tosladım…

“Hayrola, nedir bu halin” dedi. Olayı anlattım. Güldü. “Sana bir şey öğretmek istiyor” dedi. Ve beni bir kitapçıya getirdi. Bakara sûresindeki ilgili âyeti okudu. “Şimdi git; sen bunu ölene kadar unutmazsın” dedi. 

     Pratik zeka sahibi idi. Rahmetli Yusuf Özal, askerlik için Malatya’ya gelmişti. Eşi yabancı olduğu için askerliğini er olarak yapma zorunluluğu vardı. Asker olarak bizlerin ona yol göstermemizi istedi. Hiç bir alternatif gösteremedik. Sait ağabey “bak kardeşim dedi. Al hanımını koluna, git mahkemeye boşan” dedi. “Yap askerliğini, döndükten sonra yine evlenirsin.” O da öyle yaptı. 

      

     Sait ağabeyi hikayeci hoca efendiler pek sevmezlerdi. Bir gün Kernek Camiinde namaz kılmaya birlikte gittik. Hocanın birisi vaaz veriyor. Konusu, komşu hakkı. “Bakın” diyor, “adamın biri pazardan bir testi aldı. Testinin içine ne koyduysa acı oldu. Derken testi dile geldi. Dedi ki, ‘bak kardeşim, benim toprağım filan mezardan alındı. O mezarda yatan kimse ölmeden önce komşusunun iğnesini almış. Geri veremeden ölmüş. O nedenle bana ne koyarsan acı olur, diyor testi…” Bu minval üzere vaazını bitirdi. Namazdan sonra hocanın  yanına yaklaştı. Yahu hocam, ne büyük alimsin ki, testiyi bile konuşturabiliyorsun… 
                             ....


 

     Dilin kontrolüne çok önem verirdi. Mehazını vermediği hiçbir konuyu ondan duymadık. Bazen soru sorduğumuzda biliyorsa mehazıyla birlikte cevabını verirdi. Bilmiyorsa, bilmiyorum araştıralım derdi. 

     Sohbetlerimizde, yanlış bir şey, yada mehaz göstermediğimiz bir şey söylediğimizde, oracıkta hemen bir mahkeme kurulur… Genellikle Fevzi Özer kardeşimiz (Allah rahmet eylesin) mahkemeyi idare ederdi. Bizi öyle zor pozisyonlarda bırakırdı ki kimsenin yüzüne bakamaz olurduk. Bu nedenle okumaktan başka çaremiz olmazdı. kesin delileri olmayan konulara kesinlikle girmezdik. İslam, vâkarlı olmayı emreder. İslam’ı öğrenmemiz için her yolu denerdi. Beyin tembelliği olanlarla hiç meşgul olmadı. Benim kimseye zararım yok, haram yemem gibi kendi nefsini öne süren kimselere, benim kafesteki kanaryam da senin gibi derdi. Sözünü esirgemezdi. Doğrudan hiç şaştığını görmedik. Yağcılığı da sevmezdi. Benim bulunduğum dönemde kimseye elini öptürmezdi. Davrananlara da elini arkaya çekerdi. Onu ve arkadaşlarını tanıdığımdan dolayı Rabbime şükrediyorum. 

     5 sene kaldığım Malatya’da ilk 1,5 sene düştüğümüz kuyuya sarkıtılan ipi (Ku’ran ve sünnet) tutmamak için çok direndik. Çünkü yolumuzun doğru olduğunu sanıyorduk.(Hani siz ateşin kenarında idiniz.) 

     Birçok değerli insanı orada tanıdım. Çok istifade ettiğim N.Fazıl gibi bir yazarı orda tanıdım. Allah ondan razı olsun. Hepsinin adını ayrı ayrı yazamadığım için o kardeşlerimden özür dilerim. O ve arkadaşları methedilmekten hoşlanmazlardı. Biz, bize yüklenen görevi yapıyoruz. Sizden teşekkür beklemeyiz derlerdi. Kimseyi kendilerinden üstün, kimseyi de kendilerinden altta görmezlerdi… Hakka uymayanlar müstesna…

      Fikri temizliğe önem verirdi. Bilgi kirliliği onu tiksindirirdi. Bununla ilgili bir anımı nakletmek isterim. Günlerden bir Pazar günü Sanih kütüphanesinde çay sohbeti yaparken, altı ok bayraklı bir araba kitapçının önünde durdu. İçinden sayın Ecevit ve arkadaşları indi. İçeri girdiler. “Sait Çekmegil kim” dedi. Sait ağabey “benim, buyrun” dedi. Oturmak istedi. Bizlerde sandalyelerimizi misafirlere verdik. Sait ağabeyin o zamanlar bastırdığı ‘’İktisat Anlayışımız’’ kitabını almak istediğini söyledi. Sait ağabey verdi parasını da aldı. Ecevit te ‘Ortanın Solu’ kitabını Sait ağabey’e verdi, O da parasını ödedi. Ecevit almak istemediyse de, Sait ağabey, “parası verilmeyen kitaplar genelde okunmaz” dedi. Oturdular. Ecevit konuşmaya başladı. Biz solcuyuz ama imanlıyız diye laflar etti. Müdahale etti: “Sayın Ecevit, böyle sağcı solcu diyorsunuz ben bir şey anlamıyorum.  Bunları bir tarif edelim. Sizce sağcı nedir? Solcu kimdir? Sn. Ecevit sağcı tarifini şöyle yaptı. Sağcı: Tutucu, ilerlemeye mâni gibi laflarla tarifini sürdürdü. Solcuyu da ilerici, yenilikçi, değişimci, benzeri şeylerle tarif etti. Sait ağabey bunları yazdı. İlave edeceğiniz bir şey var mı? dedi. Ecevit’te yok dedi. “Sayın Ecevit, hangi ilmi delillere göre bu tarifi yapıyorsunuz?” dedi. Ecevit’te, realite bu efendim dedi. Sait ağabey -kendi fikriniz de diyebilir miyiz ? dedi. -Evet, dedi. Sait ağabey, “indi fikirlere önem vermeyiz” deyince, avanesinde bir hareketlenme oldu. Bizde gardımızı aldık. Sait ağabeyi onlara yedirmezdik. Neyse ki yine Sait ağabey olayı sakinleştirdi. Sait ağabey: “şimdi size ilmi tarifini vereyim, kime sorarsanız ilmi olduğunu öğrenirsiniz. Sağcı: bu dünyanın nizamını  ahireti kazanmak için tanzim eden, Solcu: bu dünyanın nizamını dünyanın maddesini kazanmak için tanzim edenlerdir.”

      Ecevit :’’Yani siz şimdi Adalet Partisi‘nin de solcu bir parti olduğunu mu ?söylemek istiyorsunuz. Sait ağabey, “ben bir tarif yaptım kimin neye girdiği benim sorunum değil.”  Ecevit: “Buna göre sağcı bir devlet söyleyebilir misiniz?” Sait ağabey : “-kendi iddialarına göre- İsrail” dedi. Ecevit : “nasıl olur, efendim” dedi. Sait ağabey, “üzüldüm sayın Ecevit” dedi, “İleride Türkiye’ye başbakan bile olabilirsiniz, bu konuya bu kadar yabancı olduğunuza üzüldüm” dedi. Yine Ecevit’le gelenler hareketlendi. Ama bir şey olmadı, yatıştırıldı. “Sayın Ecevit, siz İsrail devletinin Tevrat’a göre kurulduğunu bilmiyor musunuz?” Dedi. O gün Sayın Ecevit ve arkadaşları Adana’ya gittiler. CHP kongresi için. Hürriyet gazetesi bu kongreyi anlatırken, “ortanın solu, peygamberin yolu” diye manşet attı… 
 Sait ağabey’in bize öğrettiği şekilde sözümüzü bitirelim: 
 Allah’ın selamı, aklını iyi kullananların üzerine olsun…


 
                                                                                           Mustafa Saraç

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 01-07-2006 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
96095635 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net