12-08-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Geçmişten arrow Geçmişten arrow Malatya'dan Cevad Ülger geçti(1)
Malatya'dan Cevad Ülger geçti(1) PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 27
KötüÇok iyi 
Yazar Halit ÖZDÜZEN   
09-01-2014

Malatya'dan Cevad Ülger geçti (1)

                               Halit ÖZDÜZEN
Birinci Bölüm
Cevat Ülger’in ismini Eskişehir’de görevli olduğum 1980 li yıllarda duymuştum. Şehir merkezinde oldukça güzel, Mimar Sinan’ın eserlerine benzer bir camii vardı, mimarisinin Ülger’e ait olduğunu söylediler.  Sanat tarihinden fazla anladığımı söyleyemem. Camileri  estetik açısından dışarıdan   izler; zevk aldıklarımın iç mimarisi ve  dekorasyonu uyumlu olup  olmadıklarına bakarım  .Mihrap, Minber tavan  süslemeleri  hat çizgileri  vitraylar ve avizeler iç dekorasyonun önemli unsurlarıdır.   Eğer onlar ahenk ve uyum içerisinde değilse cemaatte huşu uyandıramaz! Gördüğüm kadarıyla Reşadiye Camii dış ve iç mimarisiyle ve süsleme sanatının ve hat sanatının uyumlu örneklerini taşımaktadır. Bunun da ötesinde içerisi oldukça ferah tasarlanmıştır. Bu yönüyle Cumhuriyet döneminin nadide sanat eserlerinden biri sayılabilir.
Eskişehir pek çok sanat yapısı ve estetik mimariyi bünyesinde barındırmaktadır. Restore edilen Odunpazarı evleri yakın tarihimizin sanat ve kültürünün önemli değerleridir. Şehir çağımıza damgasını vuran pek çok sanatçı ve mimar yetiştirmiştir. Hiç şüphe yok ki bunda Eskişehir sevdalısı mimar, ressam, müzisyen ve yazar Cevat Ülge’rin büyük katkısı bulun-maktadır. On parmağında on marifet bulunan ustayı bazıları tarafından çağımızın “Mimar Sinan”ı olarak nitelemektedir.  Bu kadar büyük bir sanatçı -üzülerek söylemek gerekirse- sanat çevrelerinin dışında fazlaca tanınmamaktadır. Belki de bunda, genç sayılacak 44 yaşında ebediyete uğurlamış olmamızın etkisi de vardı. Cevat Ülger’in yaşamına kısaca göz attığı-mızda ne kadar yüksek bir değer olduğu anlaşılacaktır.

      İlginç Bir Yaşam

      15 Mayıs 1933 tarihinde Eskişehir’de doğar. İlk ve orta okulu Eskişehir’de tamamladıktan sonra, Bolu Öğretmen Okulu'nu bitir.  Daha sonra  1954’te Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nden mezun olacaktır. Askerlik görevini İstanbul Hadımköy, Şavşat ve Ankara Polatlı Topçu Okulu’nda yedek subay olarak tamamlar. 1956 yılında Malatya Atatürk Lisesine resim ve sanat tarihi öğretmeni olarak atanır. Bu görevde 1959 yılına kadar kala-caktır.  Tatillerde Malatya,  Adıyaman, Urfa ,Sivas ve Kayseri çevrelerindeki tarihi cami ve   turistik mekanlarda  incelemelerde bulunur. Yöresel halı motifleri oldukça ilgisini çeker. Yaptığı resimleri halıya işleyerek yeni bir sanat dalı oluşturmayı düşünür. Bu amaçla bir halı tezgahı satın alır.

     Malatya bu dâhinin yaşamında önemli bir basamak taşı olmuştur. Kendi fikir ve düşüncesine uyumlu insanlarla tanışmıştır. Ayrıca gerek çevredeki nadide tarihi eserler, gerekse de “kök boya” ve orijinal desenlerle yapılan özgün halılar, sanatının alt yapısını oluşturacaktır. Bundan da öte yazarlığa ilk adımlarını Malatya’da bulduğu düşünce ve kültür ortamı sayesinde atar. Muhidini-i Arabinin bir süre yaşadığı Malatya-Adıyaman çevresi tarihi eserleri, doğası  Selçuklu ve Dülkadir döneminden kalan   camileriyle Doğu ve Güney-doğu Anadolu’nun otantik yapısını yansıtmaktadır. İlim sanat ve kültürde pek çok edip ve şair yetiştirmiş olan şehir, Niyazi  Mısri gibi İslam aleminin büyük bir tasavvuf dehasını da çıkarmıştır.

     Cevat Ülger’in çocukluğunun içine kapalı oldukça sakin geçtiği bilinir Bu yıllarda gazoz kapağı, kibrit kutusu, düğme, iplik makarası ve çam kozalakları gibi bazı objeleri biriktirerek onlarla çeşitli oyuncaklar yapmıştır. Esasen bizden önceki ve sonraki kuşak çocukları oyuncaklarımızı hep kendileri yapardı. Burada üzerinde durulması gereken Ülger’in doğuştan yaratıcı bir zekaya sahip olarak o nesnelerle kendine özgü bir dünya geliştirmiş olmasıdır. Öyle ki çocukluk yıllarında yaptığı oyuncakların Malatya’da yeniden maket ve çizimlerini yaparak resimleştmiştir. Daha sonra da o resimlerden yola çıkarak  onları masallaştırır, 1957 yılında da “Masal Oyuncakları” kitabını  yayınlayacaktır...Bu eseri hazırlanmasında  Malatya’da karşılaştığı ve geceler boyu sohbet ettiği yazar edip ve düşünürlerin önemli katkısı olmuştur.. 

 Malatya’daki Edebiyat -Fikir Ortamı ve Said Çekmeğil

   Cevat Ülger Malatya’ya geldiğinde  çok kitap  ve dergi okuyan biridir.okuduklarının  arasında Neci Fazıl Kısakürek’in çıkardığı Büyük Doğu dergisi de bulunmaktadır. Malatya’da ise o derginin bir yazarı bulunmaktadır. Yazarlığı yanında şiirlerde yazmakta olan  Said Çekmeğil, “terzi  Said” olarak  bilinir. Çevredeki saygınlığı nedeniyle kendi yaşıtları bile ona “Sait abi “ diye hitap etmektedir. Said abi, iyi bir terzi olması yanında önemli bir düşünce insanıdır. İlk şiiri“Ey Fazilet Niye Küstün” ismiyle Büyük Doğu Derginin 11 Kasım 1949 tarihli 5. Sayısında yayınlanmıştı. Ondan sonra da, o dergi ve başka yayın organlarında pek çok şiir ve yazıları yayınlanacaktır.

  Cevat Ülger Büyük Doğunun yazarlarından olan Sait abinin yazılarını dergide okuyarak onu gıyabında tanıyor olmalıdır. Malatya’da ki ilk karşılaşmalarını söyle gerçekleştiğini tahmin edebiliriz. Şehre geldiğinde otellerin birine yerleşir. Okulda resmi işlemleri tamamladıktan sonra ev aramayı düşünür. Sonunda bir şekilde yolu terzi  dükkan uğrar.  Sait abi dükkanda birkaç usta ve kalfalarla  beraber çalışmaktadır., O yılların  en iyi terzilerinden olduğu için Müşterilerinin arasında Vali ve yardımcıları da dahil olmak üzere pek çok daire müdürü bulunmaktadır. Genç Cevat kendisini tanıttıktan sonra oldukça yüksek ilgiyle karşılanmıştır.  Hele Eskişehirli olduğunu söyleyince bu ilginin daha da yüksek olduğunu düşünebiliriz. Çekmeğil ,Emin Sazak’ı hatırlayarak.  bir süre ondan bahsetmiş olmalıdır. Genç öğretmen de kendi hemşerisini tanıyıp seven birisiyle karşılaşınca oldukça sevinerek, Çekmeğil’e daha da yakınlaşmış olması kaçınılmaz olmuştur..

    Emin Sazak Çekmeğil’in sevip sayarak  beğendiği aktivitesi yüksek birkaç isimden biridir.. Çevresine ondan bazı hatıralar anlaştığını “Adıyamanlı Künüş”ten dinlemiştim.  “Hüseyin Künüş”  Uzun yıllar Malatya’da  yaşayıp çalışarak, sanırım Sümerbank Fabrikasından emekli olmuştu..  Künüş abi, güngörmüş ve pek çok sohbet çevresinde bulunmuş, nüktedan oldukça sevilen hoş sohbet ve sempatik birisiydi. 1950’li yıllarda Adıyaman’da lise olmadığı için   ortaokulu bitiren gençler  ya devlet yatılı liselerine ya da Malatya Lisesine giderek orada okumaktaydı  Hüseyin Künüş o genlerin tamamına ağabeylik yaptığı için, Üniversiteli gençler arasında oldukça sevilen biriydi. Daha sonra da bütün gençlerin abisi oldu.  Çekmelin dostu olduğu gibi, pek çok sohbet toplantılarına da katılmış birisiydi. Sait abi şile düşünce yapıları ve siyasal tercihleri de uyumluydu. 1950 öncesi Türkiye ve Malatya’nın siyasi yapısı düşünüldüğünde bunlar oldukça önemliydi. 

      Künüş abiden Emin Sazak çok dinlemiştim. Çekmegil’le    görüşmeden önce, onunda bana anlatmıştı. Künüş, sadece Sait Çekmeğil’in değil Necip Fazıl ve Osman Yüksel Serdengeçtin de dostuydu. Serdengeçti’ye “ Osman”,Sait Çekmegil’e “ Sait” diye hitap edecek kadar içli dışlıydı. Heyecanlı ve cerbezeli biri olduğundan Malatyadaki herkes tarafından tanınırdı.  Sait abinin tarafından da oldukça sevmekteydi. 1963 yılındaki Malatya ziyaretimde ben de Hüseyin Künüş’ün selamıyla Sait Çekmeğil’i ziyaret etmiştim. İsmini duyunca bana oldukça  fazla  ilgi göstermiş. Sonraki yıllardaki her Malatya gidişimde  dükka-nına uğramış sohbet etmiştim.

    Tekrar Cevat Ülger’e dönersek,. o tanışmadan sonra Çekmeğil’in dükkanı genç öğretmenin okuldan sonraki ikinci mekanı olacaktır.   Çekmeğil iyi bir terzi, iyi bir düşünce adamı olma yanında iyi de bir cidal/münazaracıydı. önce  muhatabını dinler. Bazı sorularla onun fikir dünyasını enine boyuna araştırırdı. Kendi düşüncelerini muhatabına aktarmadan önce anlatım strateji geliştirerek, ona göre hitap ederdi Cevat hocaya da öğle yapış olmalıdır. Kendisine bir ev kiralarlar, hoca daha sonrada orada Türkan hanımla evlenecekti.

     O yıllarda Malatya’da Said Çekmeğil’in kurduğu bir “Düşünce Kulübü” vardı. Haftada bir gün bir evde toplanarak önceden belirlenen bir konu, bir grup arkadaş tarafından enine boyuna tartışılırdı. Daha sonrada ev sahibi misafirlere gerekli ikramlarda bulunur. Çaylar kahveler içildikten sonra katılımcılar dağılırdı. Bazı haftalar 10-15 kişi katıldığı gibi bazen de  bu sayı 30-40 kişiyi bulurmuş. İlk çıkışıyla,dışardan “Tasavvuf Karşıtı” bir hareket olarak nitelenen “ Said Çekmegil hareketi”  Daha sonraki yıllarda “Düşünce Kulubü yanında haftada bir gün de   Muhidin-i Arabi’nin Vahdet’ül Vücud düşüncesinin özünü  teşkil eden  “Füsus” isimli kitabı kalfalardan   birinin  evinde okunarak, üzerinde tartışıldığını  öğrenmiştim.

     Bu yönüyle de Tasavvufa karşı değil  Tarikat  taassubu ya da bazı sapkın tarikat mensuplara karşı olduğu söylenebilir..Aksi olsaydı N.F.Kısakürek  ve Sezai Karakoç’la dost olamazdı. Ayrıca görüşmelerimde ben de öğle bir izlenim edinmedim. O yöredeki bazı aşırılığa bulaşmış, Tasavvuf ve tarikatın amacından habersiz  “Şeriatsız Tarikat” yaşadığını söyleyenlere, her aklı başındaki Müslüman  gibi tepki  duyması doğaldı. Bir tasavvuf muhbibi olarak. bu insanlar dinin ve tasavvufun önündeki çok büyük engel oluşturduğu biliyorum .Ayrıca Ötüken yayınlarında çıkan “ Aşk Yolcusu” isimli kitabımda da Bu tarz insanlar değinmiştim. Bu insanlar, bilerek ya da bilmeyerek İslam’a ve güzide  müesseslerine zarar vermektedirler.

      Said Çekmeğil yaşamını taklitçilikle mücadele ile geçirmişti, bu nedenle asli kaynağa sadık hep özgün düşünceler üretmeye çalışmaktaydı. Muhatabının konuştuğu her yeni konuda  belge göstermesini ister,  kendiside gerek kitaplarında gerekse de sohbetlerinde belge ve dayanak göstermeye gayret ederdi.

   Cevat Ülger derslerden boş kaldığı zamanlar ve tatillerde bir yandan Malatya ve çevresini dolaşıp, bir yandan da Malatya “Kernek Camii”nin pencere vitraylarının, mihrap ve minberinin yeniden kompoze ederek restore eder. Böylece Cami mimarisi, iç mekan çalışma-da ilk uygulamasını Malatya’da gerçekleştirmiş olur.  Zamanla yörede dokunan halı desenlerinin birer sanat harikası olduğunu fark ederek, halıcılığı öğrenmek ister. Satın aldığı halı tezgâhında eşi ile beraber halı dokumayı öğrenir. Bu konudaki çalışmalarını daha sonraki yıllarda geliştirerek, bazı resimlerini dokuduğu halıya nakşetmeye kadar taşımıştır.

 Malatya Lisesinde Sıra Dışı Bir Hoca  M. Ziya Ünsel

     Cevat Ülgerin Öğretmenlik yıllarında Malatya’da tanıştığı önemli bir isim, lisenin  Jimnastik (Beden) öğretmeni M..Ziya Ünsel olacaktı. Ziya hoca da sıklıkla Said Çekmegil’in terzi dükkânına uğramaktadır.  Öğretmenliği ve sporculuğu yanında,  hatip ve iyi bir gezgin-dir. Üstüne üslük, edebiyata da meraklı iyi bir yazardır. O yıllarda Malatya’da çıkan, “ Demokrat Malatya” İsimli gazetede yazıları yayınlanır. 1952 yılında “  Hitabet Sanatı ve Büyük Hatipler” ve “İşletmelerde Spor” isimli  kitaplarını yayımlamıştır. Malatya’da sporun gelişmesine katkıda bulunduğu gibi, Malatyalı gençlerin ufuklarının açılmasında da yardımcı olmuştur.. Daha sonra Malatya’da Kayak Kulübü kurar ve 30 kişilik  kayak ekibi ile  karlı döneminde Beydağı’nın zirvesine tırmanır, dağın zirvesinde önemli keşifler yapar. Bu keşifle ilgili 1954 te “Beydağı Gezi Notları” isimli eserini yayınlar. 1959 da “Yeşi Malatya” ,1960 da “Harput Masalı” isimli kitapları çıkar. Ziya Hoca 1946 yılında geldiği Malatya’da 1962 yılına kadar tam bir Malatyalı gibi yaşayarak ilin Sosyal yaşamı ve kültürüne önemli katkılarda bulunmuştur.

     Malatya’dan ayrıldıktan sonra sırayla İzmit ve Bursa’da görev yaptıktan sonra İstanbul Beykoz’da ortaokuluna müdür olarak atanır.  Ömrünün en verimli çağında 1972 yılında elim bir cinayetle kurban gider, Ziya Ünsel’in ismi şimdilerde o Beykozdaki ilköğretim okulunda yaşatılmaktadır. Gönül ister ki Malatya’da da bir tesis veya mekana ismi verilerek vefa borcu ödensin. Ziya Ünsel Hocanın Malatya’da 1949 yılında doğan kızı Nermin İstanbul Üniversitesi .Arkeoloji Bölümünü bitirerek Arkeolog olur. Arkeoloji araştırmaları yanında,  resim çalışmalarına da devam eder. Yurdumuzun pek çok yöresinde resim sergileri açmış ve karma resim sergilerine katılmıştır. “Nermin Ünsel Ekin” resim çalışmalarına İstanbul’da “İhsan Sivri Atölyesinde” devam etmektedir. Nermin Hoca, oğlunun 2000 li yıllarda Malatya’daki askerliği nedeniyle,  hem oğlunu hem de doğduğu ve çocukluğunu  geçirdiği şehri  ziyaret ederek eski günlerini yad etmiştir..

                                               Birinci Bölümün Sonu

Yorum
Bu yazı bir sanat adamının kaleminden çı
Yazar bilal sürgeç açık 2014-01-10 17:53:00
Sait Çekmegil, analitik düşünceyi mantığı ölçüyü dikkate alan bir düşünce insanıydı. Cevat Ülgener ile ilişkisini anlatan bu yazı Sait Abi hakkında bilmediklerimi de ortaya çıkardı. Halit Özdüzen Bey şair araştırmacı bir sanat ve gönül insanıdır.Bu yazıda şu cümlelerin altını çizdim. "Camileri estetik açısından dışarıdan izler; zevk aldıklarımın iç mimarisi ve dekorasyonu uyumlu olup olmadıklarına bakarım .Mihrap, Minber tavan süslemeleri hat çizgileri vitraylar ve avizeler iç dekorasyonun önemli unsurlarıdır. Eğer onlar ahenk ve uyum içerisinde değilse cemaatte huşu i uyandıramaz! Gördüğüm kadarıyla Reşadiye Camii dış ve iç mimarisiyle ve süsleme sanatının ve hat sanatının uyumlu örneklerini taşımaktadır. Bunun da ötesinde içerisi oldukça ferah tasarlanmıştır. Bu yönüyle Cumhuriyet döneminin nadide sanat eserlerinden biri sayılabilir."

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 09-01-2014 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
56788963 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net