27-03-2023
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow NEW HAMPSHIRE MÜNZEVİSİ
NEW HAMPSHIRE MÜNZEVİSİ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 17
KötüÇok iyi 
Yazar Sebahattin Özden   
20-06-2006
NEW HAMPSHIRE MÜNZEVİSİ 

Sebahattin Özden*
Image
 

“Bir yere varmak, farklı ve

ayrıcalıklı bir şeyler yapmak;

ilginç biri olmak isteyen herkesten

bıktım usandım.

İğrenç bir şey bu, iğrenç, iğrenç!

Kimin ne dediği umurumda bile değil…” 

Çavdar Tarlasında Çocuklar 

Eğer güne, kasvetli bir mide bulantısı, şiddetli bir baş ağrısı, uyku haplarının kattığı uyuşukluk ve tavana vurmuş bir ateşle başlamışsam, yapacağım en son şey; bir biyografi yazmaktır. Bu yüzden de size, kronolojik ve rakamlarla dolu bir yazar biyografisi yerine, -hiç görmediğim, bir kere bile konuşmadığım- en yakın dostumu anlatmayı uygun görüyorum.

     Dostum jeromi David Salinger, geçen yüzyılın ortasında 4 kitap yayınladı. Nasıl ki Adam Smith’in ‘Milletlerin Zenginliği’ iktisat biliminin resmî başlangıcı ise, sahtekârlığa karşı savaş da, dostumun ilk kitabı ve tek romanı ‘Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın yayınlanmasıyla başladı. Bu 4 kitap onun, zihinlerin tahtına oturmasına yetti de arttı bile. 40 yılı aşkın bir süredir ise, hiç kitap yayınlamıyor. Acımasızca gazete ve dergi sayfalarına bırakılmış öykülerinin yayınlanmasına müsaade etmediğini bilsem de, korsan kıtanın korsan ülkesinde, korsan bir baskı yapıldığını duymuştum. Bugün bir modern-klâsik sayılan romanını, duayenler ‘Gönül Çelen’ olarak hatırlayacaklardır. Bu romanının kahramanı Holden Caulfield, -enteresan bir şekilde- hiçbir kahraman özelliği taşımamakla birlikte, bir an önce büyümek istemekle, büyümekten nefret etmek arasında gidip gelen ve fena hâlde yeniyetmelik yabancılaşması yaşayan, 16 yaşında tuhaf bir çocuktur. Bu onurlu çocukla dostumun ortak noktası ise; eleştirmenlerin ve yabancı meslektaşlarımın, dostumun gençlik yıllarını bu çocuk üzerinde anlattığını iddia etmeleridir. Bunun doğru olup olmadığını sormaya fırsatım olmadı ama bana göre o, dostluğumuza ithaf edilen bir jest olarak benim ilk gençliğimi anlattı. Bunu ilk iddia eden ben olmadığım gibi, -muhtemelen- ortalıkta gezinen bir kiralık katilden bile duyabilirsiniz.

     Salinger (Başbaşayken ben ona Jerry derim), hakkında anlatılan onca efsaneye rağmen hep sustu ve susmaya da devam ediyor. Son kitabını yayınladıktan sonra, hiçbir meslektaşıma röportaj vermediği gibi, insan içerisine çıkmıyor ve ABD’nin New Hampshire eyaletinde bulunan, nüfusu 2000 civarındaki Cornish kasabasındaki evinin duvarlarını da, hergün biraz daha yükseltiyor. Bunun sebebini kendisine sorma fırsatım olmadı ama mavi işçi tulumlarıyla, gözden uzak lokantalarda yemek yemenin haricinde yaptığı iki işten ilki; evinin duvarına tırmanan meslektaşlarımı kovalamak. Diğeri ve belki de önemli olanı ise, yayınlamamasına karşın yazmaya devam etmek.     Kendisine doğrulatma imkânım olmadı ama Salinger’in inzivaya çekildiği küçük mağarasındaki sahtekâr komşuları, dostumun 1978’den bu yana 15 ya da 16 yeni kitap yazdığını yetiştirdiler. Üstelik de dostum, kimilerine göre bu elyazmalarını, evindeki bir banka kasasında, kimilerine göreyse, yine evindeki kilitli bir odada saklıyormuş. Bunu duyduğuma sevindi mi yoksa üzüldüm mü bilemiyorum. Çünkü benim onunla dostluğum tamamen ona bağlı. Diğer bir deyişle; o istiyorsa bende istiyorumdur, o lânetliyorsa bende lânetliyorumdur.

     Gizemin merakı kamçılamasından mıdır bilmem, o duvarlarını yükselttikçe, insanlar burunlarını onun özel hayatına sokmak için can atıyorlar. Bir meslektaşım, o muteber gazetesinin haber müdürünün kendisine verdiği fotoğraf çekme görevini yerine getirirken, az daha kaçmaktan çatlıyordu. Bir görseniz, o fotoğrafta dostum, muhabirin arabasının camını yumruklarken bile o kadar şirin görünüyordu ki… Bir defasında da, Jerry Burt isimli bir sürtük, dostumun o kilitli odadaki, kilitli kasasında sakladığı yazıları kendisine gösterdiğini iddia ederek, “Şimdi kim bilebilir ki? Belki bütün kitapları yakar, ya da takma bir isimle yayımlar“ diyordu. En son gazetelerden okuduğuma göre ise, kızı dostumu yani babası Salinger’i, ‘kızının üzerinde şiddet kullanmak’tan ötürü mahkemeye vermiş. Bunun doğru olup olmadığına elbette Yüce Amerikan Adaleti karar verecek ama ben üzerimde fizikî olmasa da, psikolojik şiddet uyguladığına defaatle şahit oldum ama şikayet etmek bir kere bile aklımdan geçmemişti.. geçmemişti zira, dostluğumuz buna manîydi.

      Dostumun güncel konular üzerinde görüş belirttiğinin müşahidi olduğum iddialarına cevap vermek gerekirse: Bu tamamen doğru. Ancak bunların çok özel olmayanlarını –elbette- paylaşabilirim. Meselâ bir defasında, ‘Çavdar Tarlasında’ki Holden Caulfield’in ağzıyla sinemada geçen bir olayı şu şekilde anlatmıştı: "...Yanımda oturan kadın, lânet filmin başından sonuna kadar ağladı durdu. (...) Yanında küçük bir çocuk vardı ve felâket sıkılmıştı. Çocuk helâya gitmek istiyordu ama o götürmedi çocuğu. Ona, ses çıkartmamasını, uslu durmasını söyledi durdu. O kadın ancak lânet bir kurt kadar iyi kâlpli olabilirdi. Sinemalarda böyle sahtekarca zımbırtılara deli gibi gözyaşı dökenlerin yüzde doksanı aslında kötü kâlpli, aşağılık insanlar. Şaka demiyorum…”

     Sanırım son olarak ‘iyi yazarın nasıl olduğu’nu tanımlamakta fayda var. Dostum, “Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir” diyor. Dostumu telefonla arama şansım olmadı ama yemin ederim bunun gerçekleşebilmesi için hayatımı bile feda edebilirim.. edebilirim zira, dostluk bunu gerektirir. 
 


Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 22-06-2006 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
96096106 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net