12-08-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Geçmişten arrow Geçmişten arrow Suçsuz Suçlular
Suçsuz Suçlular PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 8
KötüÇok iyi 
Yazar Hatice selva   
19-09-2013

Suçsuz Suçlular

"Birisii benim için.
Birin babama yollarımm..."
                                                Hatice  selva
Atmış yılının yazı, kayısıların toplanma zamanıydı, üç-beş güne kalmaz toplanıp islime gönderileceklerdi. Kayısıyı seven babasının bu yıl tadamayacağını düşünürken bu türkü dökülmüştü dudaklarından.

Henüz beş yaşında olmasına rağmen zor bir dönem geçirdiklerinin farkındaydı. Çevresinde anne ve ablalarının ağladığını görünce sustu. Uzun süredir hasta yatan, amca dedikleri komşuları, hasta yatağında, küçük çocuğun türküsünü duyunca, bu küçücük yavruya neden bunları yaşatırlar ki diyerek ağlamıştı.

Ay ve yıl kavramlarına henüz vakıf değildi. Ona göre çok uzun zaman önce bir gün abi’si telaşla gelip annesine önemli bir şeyler anlatmıştı. Kötü bir şeyler olduğunu sezip ağladığında  abi’si ona ağlayacak bir şey olmadığını söyleyerek on kuruş vermişti. On kuruş... Ne çok para.. Sevinerek bakkala gidip bonbon şekeri almıştı. Ama o günden sonra uzun bir süre babasını görememişti... Ablalarının ders çalışırken; “polis ve asker halkı,  korumak için var” dediklerini duymuştu. Devlet gene öyle… Halkını tehlikelerden korumak için kanunlar yapar, kötüleri cezalandırır… Böyle anlamıştı… Bunları düşününce biraz rahatladı nasılsa askerler babasını korur diye düşündü…

Ağacın altında bunları düşünürken annesi artık eve girmesi gerektiğini söyledi. Hem belki yarın babasını görmeye gidebileceklerdi. Şaşırdı, babası niye eve gelmiyordu ki. Annesine soru sormaya da çekiniyordu, çünkü sorularıyla onu üzdüğünü farketmişti. Bir gün annesine: “Anne, babamın yüzü nasıldı ben unuttum, bana anlatır mısın, onu çok özledim dediğinde, o asil, vakur annesinin gözlerinden sessizce süzülen gözyaşlarını gördüğünde, artık soru sormamaya karar vermişti. Nasılsa yarın babamı görünce sorarım diye düşündü.

Yarın... Birçok yarınlardan sonra nihayet babasını görmeye gittiler. Efendi Babam diyerek sarılıp öptü. Ablalarıyla beraber etrafını sardılar. Babası onlara dondurma ısmarladı. Annesi, abisi, ablaları sessiz ve buruktular. Kafasını kurcalayan soruları sormaya başlayınca ablası susmasını, eğer susmazsa askerlerin onları da hapse atacağını söyledi. Askerler? Hani iyileri korurdu, babası herkesin sevdiği saydığı iyi biriydi. Hırsızlık yapanları yakalamazlar mıydı? Sorular, sorular, sorular... Bir türlü aklı almıyordu. Hapis, hapishane?

Anneannesine giderken geçtikleri yolda kocaman bir bina vardı. Yüksek bahçe duvarlarının üzerinde hep süngülü askerler yürürdü. Bir gün annesine sorduğunda, oranın hapishane olduğunu, içerde hırsız, cani, kötü adamların hapsedildiğini, askerlerin de kaçmasınlar diye beklediğini söylemişti. Şimdi babası da mı o insanlarla kalacaktı, ama niye? Yoksa, orada hapsedilenler de mi kötü değildi de kötü oldukları mı sınılıyordu...

İki asker gelip babasını götürürken onun dolu dolu olmuş mavi gözlerine baktı. Ağlarsa babasının daha çok üzüleceğini bildiği için önüne bakarak gidip annesinin elini tuttu, eve döndüler.

O günden sonra anneannesine giderken öyle korkardı ki, hapishanenin hizasına geldiklerinde yere bakarak geçerse askerlerin kendisini görmeyeceklerini zannederek hiç onlara bakmadı. Ya görürlerse, ya onları da hapse atarlarsa diye çok ileri yaşlara kadar bu korkuyu taşıdı içinde. Ama hiç kimseye bahsetmedi…

Günlerce, aylarca annesi ve ablaları gece gündüz dikiş dikti, abisi götürüp pazarladı. En büyüğü
13 yaşında, çocukluklarını yaşamaları gereken yaşta üç ablası, Lise yıllarında ailenin erkeyi sorumluluğunu omuzlarında taşıyan abisi, olayların etkisiyle iyice zayıflayan zaten hassas bünyeli annesi, olağanüstü gayretleriyle çabalayıp duruyorlardı. Yokluk çekilmesin, muhanete muhtaç olunmasın, babamız borçlanmasın için…

Küçücük ellerini uzatabildiği kadar uzattı gökyüzüne. Daha çok aminler dolsun diye ellerinin küçük olmasına hayıflandı. “Allahım babamı sen koru, onu bize gönder”... Aylar sonra (ona göre yıllar) babasını gidip tren istasyonundan karşıladılar. Hasretle sarıldı.Suçu yokmuş.
...

Yorum
İlgili bir yazı...
Yazar Selami Çekmegil açık 2013-09-22 11:23:32
27 MAYIS, BABAMIN ESARETİ 
http://www.kriter.org/index.php?option=content&task=view&id=793
Tebrik
Yazar kubha açık 2013-09-24 08:32:11
Selva Abla, yazı uslubun ismini şimdi hatırlayamadığım büyük bir romancıyı hatırlattı bana. Lütfen devam...

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 19-09-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
56788206 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net