18-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow 2003 Türkiye'si, 2023 Hedefleri
2003 Türkiye'si, 2023 Hedefleri PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar Emre Tokdemir   
12-09-2013
2003 Türkiye’si ve 2023 hedefleri

                                            Emre TOKDEMİR
Bugüne kadar verdiği  gerçekçi vaatlerle güven kazanmış bir partinin ne yazık ki 2023 hedeflerin de gerçekçi bulmadığım yönler var. Bu yönleri nedenleriyle açıklamaya çalışacağım. Tabi bunu yaparken hükümetin 2023 vizyonu hakkında derin analizler yapacak değilim sadece bu konulara meraklı bir genç vatandaş olarak her vatandaşın gördüğü sorunları bir araya toplayıp sormaya çalışacağım.

2002 yılından başlayarak bugüne nasıl gelindiğini açıklamaya çalışacak olursak: Öncelikle hükümet iktidara geldiğinde kendisinin önünde krizden çıkmaya çalışan bir ülke buldu. İşe bu ülke neden krize girdi diye soru sorarak başladı. Ortaya çıkan tabloda dünyanın 1970'lerde ekonomik yönden farklı bir yöne doğru gittiği açıkça görülüyordu. Bizim ülkemizde bunu görmüş 24 Ocak 1979 yılında yeni dünyaya entegre olmak için ilk hamleyi yapmıştı. Ancak siyasi istikrarsızlıklar bu dönüşümü tam manasıyla tamamlanmasına engel oldu. Neydi dünyanın gittiği yön?1970’lerde sermaye krize girmişti ve bu krizin sebebi olarak gelişmiş ülkeleri görmüştü. Çünkü bu ülkelerde çalışma saatleri ,işçi ücretleri ,sosyal güvenlik hakları kısaca sermayenin aleyhine olan bütün işçi hakları çok gelişmişti .Dolayısıyla sermaye bu ülkelerden gelişmekte olan ülkelere doğru akmaya başladı. Bu hareketten aslan payını işçi hakları açısından en az gelişmiş ülkeler aldı. Türkiye de bundan aslan payını olmasa da payını aldı. Bu sayede ülkeye 2003 den bugüne kadar her yıl sermaye yani döviz girişi oldu. Döviz demek petrol, gaz, elektirik, demir, kömür kısaca her şey demek olduğundan ülkemiz hem ham madde hem de ara madde sahibi oldu ve üretime başlayabildi. Krizden çıkışın 2 anahtar kelimesi vardır herkesin kolaylıkla anlayabileceği bunlar tüketim ve üretimdir...

Ülkemizde de her krizden çıkmaya çalışan ülkede olduğu gibi başat sektör inşaat sektörü oldu .Çünkü krizler tarihine baktığımızda ülkeleri krizden en hızlı çıkarabilecek iki sektör vardır. Bunlardan biri silah sanayi biri inşaat sanayidir. Keza dünyanın geçirdiği en büyük krizlerden biri olan 1929 krizine de baktığımız zaman gördüğümüz gibi Roosevelt ilk iktidara geldiğinde 'New Deal' programı çerçevesinde barajlar, yollar yapmıştır. Hatta sağlam kaldırımları söktürüp istihdam yaratmak için yeni kaldırımlar bile döşetmiştir (Bizde de her seçim öncesi sağlam kaldırımlar bu yüzden mi sökülüyor bilemiyorum). İnşaat sektörü yatırımlarını arttırdıkça ülkede istihdam arttı. İstihdam arttıkça tüketim arttı tüketim arttıkça yatırımlar arttı ve faizler düştü. Bu sayede başbakanın 'sıfır faiz' söylemiyle tanıştık. Normal zamanda faizlerin düşmesinin kötü etkisi olarak doların değerinin yükselmesi gerekirken, sermaye ülkemizi tercih ettiği için, sürekli olarak döviz girişi sağlandı ve döviz sıkıntısı gibi bir durumumuz da olmadı .Sonuç olarak Mortgage ve T.O.K.İ ile tanıştık. Faizler düşük olduğu için insanlar kredi çekerek ev alma şansına ulaştı bir tane evi olan bir tane de yatırım için alayım ne de olsa işim var çalışıyorum dedi. İnşaatlar daha yükselmeden satılık daireler bitti. Çimento satan firma da mutluydu orada çalışan işçide, o işçinin kazandığı parayla satın aldığı plazma televizyonun sahibi Vestel fabrikası da, o fabrikada çalışan kadının kazandığı parayla satın aldığı elbise markasının sahibi de... Kısaca herkes mutluydu. Her ne kadar eskilerimizin her gördüğünde ah ah buralar eskiden dutluktu dedikleri yerler absürt rakamlarla satışa çıksa da insanların satın alma gücü vardı kredi çekiyorlardı ve alıyorlardı...

Ancak bu bahsettiğim sistemin devamı için dışarıdan döviz girişinin de devam etmesi lazım . Eğer dışarıdan döviz girmez ise döviz girmesi için faizler yükseltilecek ,faizler yükseldikçe yatırımcı sermaye bulmakta zorlanacak ve sistem tıkanacak . Peki ama neden bu döviz girişi bizde bu kadar zor oluyor da bizim Arçelik firmamız üretime başladığında Samsung diye bir markanın esamesinin bile okunmadığı Güney Kore de sorun olmuyor. Çünkü şu anda biz Amerika'ya Denizli havlusu satıyorken Güney Kore dünyaya Samsung satarak Apple ile yarışıyor.

İşte 2023 de ülkemizin kişi başı geliri 25.000 dolar olmasını istiyorsak sadece ithalat ile ayakta duran bu sistemi değiştirmemiz gerekiyor. Çünkü şu anda tek yapabildiğimiz Irak'a inşaat ihraç etmek. Irak' a 2003 te ihracatımız 829.058$ iken bugün 10.822.144$ ancak yine aynı şekilde Rusya'dan ithalatımız 2003te 5.451.315$ iken bugün 26.625.286$ olmuş. Tabi ki bu ithal ettiğimiz şeyin çoğunun enerji olduğunu farkındayım. Çünkü daha çok tüketim yapıyoruz çünkü fabrikalarımız daha çok çalışıyor ve daha çok enerji harcıyor. Ancak Denizli havlusu üretmek için çalışan fabrikalarımızla nasıl 2023'te 25000$ hedefini yakalayacağız bende onu soruyorum işte. Tabi ki şöyle diyenler olabilir: örneğin, bizim de Vestel diye bir markamız var sadece havlu ürettiğimizi mi sanıyorsun. Ancak son günlerde yaşanan gelişmelerden de anlaşıldığı gibi ki bence ileride daha vahimleri yaşanabilir, sadece Vestel veya şu andaki mevcut sanayi düzeni ülkeye yeterli döviz girişini sağlamaya yetmiyor. Bu düzeni değiştirmeli ithalata dayalı büyümeden bir an önce kendimizi kurtarmalıyız. On sene bunun için belki yeterli bir süre değildi ancak yine de bugüne kadar kazanılmış birikimler var bunların üstüne daha gerçekçi ve somut hedefler koyarak ilerlemeliyiz. Örneğin bugün dünyada 1950 den sonra kurulmuş en iyi üniversiteler listesinde ilk sıralarda Güney Kore’nin üniversiteleri kendine yer bulabiliyor. Biz kendimizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokacaksak sizce böyle üniversitelere ihtiyaç yok mu?  İleri ki yıllarda 2000 den sonra kurulan en iyi üniversiteleri listesinde Türk üniversitelerini görebileceğimize dair umudu olan var mı?

Eğitim ve hukuk iyi bir ekonomik programın temelini oluşturur. Eğitim ve hukuk olmadan ekonomimiz istenen yere gelse de vatandaşlarımızın istediği gibi olacağını zannetmiyorum. Bugün Çin, çoğu insana göre, dünyanın bir numaralı ekonomisi. Geleceğin dünyasını Amerika’nın değil Çin’in politikalarının belirleyeceğini söyleyen birçok kişi var. Bu söylenenler doğru olsa bile bu durum aylık 200 dolara günde 10 saat çalışan Çinli birinin umurunda olur mu sizce?  2.ci çocuğu için vergi ödeyen Çinli bir aile en azından dünyadaki politikaları biz belirliyoruz diye mutlu olur mu?

Ne yazık ki 2023 ekonomi hedeflerinin tutacağını düşünmüyorum. Çünkü bugüne kadar gelinen yol yapılan yanlışlar düzeltilerek gelindi bundan sonrası ise hiç yanlış yapmadan ekstra doğrular yaparak ilerlenebilecek bir yol. Örneğin benzinin bu kadar pahalı olduğu ülkemizde artık yol yapmak manasız hale geliyor. 2023’de dünya devi olmak isteyen bir ekonominin cari açığın en büyük sebeplerinden biri olan petrole bağımlılığından kurtulması gerekir ki bu da yol yaparak değil hızlı tren yaparak olur. Şimdiye kadar çoktan İstanbul-Ankara arası hızlı tren hattının bitmiş olması gerekirdi. Bu belki de boğaz köprüsünden bile daha önemlidir ülkemiz için.  Hal böyle olunca 21.227 km yol yapmış olmak bundan sonrası için yeterli olmayacaktır. Artık insanların tüketim şekillerini değiştirmeliyiz. Madem benzin fiyatlarının önüne geçemiyoruz o halde insanlarımızı benzine muhtaç etmeyelim. Ama bunu çıkıp da insanlara toplu taşım araçlarını kullanmanızı tavsiye ediyoruz gibi bir mantaliteyle yapmayalım. İnsanlarımızın her vakit ve huzur kaybetmeden istediği yere ulaşmasını sağlayacak altyapıyı hazır edelim; inanın o zaman çok da konuşmamıza gerek kalmaz.

Sonuç olarak sıkı mali disiplinimiz genç nüfusumuz istikrarımız sayesinde büyüyoruz inşallah büyümeye de devam edeceğiz ancak ne yazık ki 2023 öngörülerini yakalayabilecek düzeyde değiliz. Bu düzeye ulaşmanın yolu da sadece ekonomiden geçmiyor eğitim sistemi ve yargı sisteminden geçiyor. Yani en azından artık yol yaparak trafiğe çare bulduğunu zanneden yerel yönetim zihniyeti yerine ülke nüfusu her geçen gün artıyor ben bu yolu yapsam yarın yine tıkanır diye düşünerek metro yapacak zihniyete sahip bireyler yetiştirebilen bir eğitim sistemine sahip olmamız gerekiyor.

NOT: Yazımı yazarken bugüne kadar bu konuları anlatmak için kullanılan kavram setlerinden uzak durmaya çalıştım. Çünkü çoğu kavramın içi boşaltılarak karşıt siyasi görüşlere atfedilmek isteniyor. Ben ise sadece ekonomi ile günlük hayatın sorunlarını birlikte düşünmeye çalıştım. E. T.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 14-09-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82153323 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net