18-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow MÜCADELECİ’NİN EL KİTABI
MÜCADELECİ’NİN EL KİTABI PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Bilal SÜRGEÇ   
08-09-2013

MÜCADELECİ’NİN EL KİTABI

                             Bilal SÜRGEÇ 

Mücadele Birliği’nin lideri Aykut Edibali, tarafından yazılan “Milli Mücadelede Kadroların Vazifesi”  Mücadele talebelerinin el kitabıydı. Bu eser, 1960’lı ve 1970’li yılların özellikle milli -yerli toplulukların içinde bulundukları psikolojik durum iyi analiz edilirse yayınlandığı devrin en kaliteli kitabı olduğu görülecektir. Bu kitap, bir tarih özeti, bir felsefe ve sosyoloji kitabıdır.

1950 yılına kadar bu ülkede cenaze kaldıracak İmam dahi kalmamıştı. “Allah” demek bile mesele olmuştu. Masonik güçler, Türkiye’de saltanat kurmuşlardı. Bu yıllarda (1950-1970) “Türk Oğlu Düşmanını Tanı, Millet Düşmanları, Bizi nasıl dinsiz yapacaklardı, Bize Nasıl kıydınız?” vs başlıklı kitaplar, makaleler yayınlanıyordu. Büyük Doğu Dergisi ve Cemiyeti önemli çıkışlar yapmışlardı. Ancak teşkilatsız ve sürekli olmayışları yüzünden kalıcı bir sonuç ortaya koyamamışlardı.

 1970’li yıllara kadar Türkiye’de ortaya çıkan hiçbir teşkilatın lideri tarafından yazılmış böyle bir kitap yoktu.  Yine Mücadele Birliği dışında hiçbir teşkilat, bu kitabı bir el altı kitap olarak grup çalışmalarında yaygın olarak okutmamıştı. Zamanın ruhuna uygun en kaliteli mücadele kitabı Milli Mücadele’de Kadroların Vazifesidir.

 Bu kitabı günümüzde okuyan biri, 1970’in başına kadar Türkiye’nin siyası durumunu bilmezse bazı kavramları garip karşılayabilir. Bugün okunacak bu kitap Türkiye’nin Tanzimat’tan 1970’e kadar geçirdiği siyasi, fikri gelişimler ve buna karşı oluşan yerli tepkilerle birlikte okunmalıdır.

Milli Mücadelede Kadrolarının Vazifeleri isimli eser bir yönü ile sosyoloji kitabıdır. İbn Haldun’dan izler taşır “Şüphesiz ki milletlerin bir eceli vardır. Yıkılmağa ve Yok olmağa layık topluluklar yerlerini daha zinde topluluklara bırakırlar. İman ahlak ve ideallerin çürümesi, toplumun biyolojik yapısını da sarsan afetlerin eklenmesi ile o toplumun mezarını kazar. Ancak, ideolojik yapıları ve maddi bünyeleri sağlam topluluklar, geçici esaretlere düşseler ve mağlubiyetlere uğrasalar bile yeniden eski büyüklüklerine kavuşabilirler.”  Yok olmuş milletlere misal olarak Sümerler, Asurlular, Hititler, Babilliler vs gösterilirdi.

 Bu kısım kitabın önsözünde şöyle izah edilirdi: “Tarihte anılan birçok kavim vardır. Şimdi isimleri sadece tarih kitaplarında geçiyor. Çünkü dillerini, dinlerini ve milli kültürlerini kaybettikleri için kaybolup gittiler. Aykut Edibali bu eserinde “ Topluluğun hayatını müdafaa ve sadet çağına doğru toplumun yapacağı büyük yürüyüşü hazırlama sanat ve bilgisi ile birleşmedikçe zaferin temin edilmeyeceğine işaret ediyordu. Kadroların vazifeleri Yeniden Milli Mücadele’nin gerekçeleri ni anlatıyordur “Yıkılmak istenen devletimiz, yokluğa sürüklenen milletimiz, katledilmek istenen dinimiz bugün her zamandan daha çok korunmağa ve yüceltilmeğe muhtaçtır. Türkiye ya yok olmak ya da eski azamet ve yüksekliğine kavuşmak durumundadır. Bir milletin kaderi hi bir zaman pasif çoğunluk tarafından tayin edilemez. Bu kitap İslam İnkılabcı hareketinin incelenmesinden hâsıl olan bilgilerin Milli Mücadelemizin bize kazandırdığı tecrübelerin pratik olmuş derslerini toplamaktadır. Tarihi; büyük devletler, muhteşem imparatorluklar, yenilmez ordular ve eşsiz zaferlerle süslemiş olan milletimiz görülmemiş, bir ızdırabın içerisinde kıvranmaktadır.;”  Bu kıvranışın başlangıç tarihi 1683 yılında İkinci Viyana Kuşatması ile başlamıştı. Hiçbir Islahat hareketi İmparatorluğun yokluğa sürüklenişini önleyememişti. Bu buhrana son vermek mümkündü.”

 1970’li yılların başında Türkiye nasıl görünüyordu? Aykut Edibali buna şu cevabı veriyordu “Türkiye iktisadi yönden bir Pazar ve yarı sömürge durumundadır. Sanayini kuramamış bir tarım memleketidir. Ekonomi bütün itibarıyla dışa bağlı olup, gayri milli bir karakter arz eder. Türkiye sanayini kurmuş milletlerin metalarının sergilendiği bir pazardır. Çünkü temel sanayini kurmamıştır. Temel sanayini kurmamış milletler, sanayileşmiş milletlerin pazarı olmağa mahkumdurlar. Rekabet etme imkanlarının yokluğu Türkiye’yi Pazar olmanın da ilerisinde sömürgeleşme tehlikesi ile karşı karşıya bırakmaktadır.”

Milli Mücadele’de Kadroların vazifesindeki verilen mesajlar sanki istikbalin yöneticilerine yazılmış mektuplar gibiydi. Türkiye’nin iktisadi tarihi, ekonomik durumu hakkında geniş bilgiler veriyordu. Milli Ekonomi neydi? sorusunu şöyle cevaplandırıyordu “Milli Ekonominin vazifesi müteşebbislere kar temin etmek, ferde refah imkanı vermek değildir. Milli ekonomi her şeyden önce milletin hayat müdafaasına tahsis edilecek eşyanın tümünden ibarettir. Ferdin refahı, müteşebbislerin meşru karı, milletin varlığını koruma prensibi içinde var olmadıkça, o ekonomik sistem hangi renge bürünürse bürünsün gayri millidir.  Hiçbir sosyal siyasi ve iktisadi ıslahat hareketi, bir devlet politikası haline gelmedikçe, milletin kurtuluşundan bahsedilemez.”

Bu kitapta teşkilat, doktrin ve metod üzerinde dururdu. En büyük teşkilat, millet tarafından kurulan devletti. Teşkilat inanç, hareket ve fikir birliğidir. Devletimizin düşmanları beynelmilel Siyonizm ve emperyalist güçlerdi. Milli politikalar devlet politikası olmalıydı.

Doktrin kâinat ve hayatı izah eden fikirdir. Kâinat ve hayatı, ölü maddenin saltanatı izah eden materyalizme ve her türlü doktrin sakatlığına karşı, milletler bugün her zamankinden ziyade haklı tek doktrinin huzur ve saadet getiren sesine muhtaçtır. Bu ses, kâinat hayatının Allah’ın eseri olduğu gerçeğini ilan eden sestir.  

Doktrin’in düşünceye çizdiği yol metottur. Metot aklımızın ve fiillerimizin kılavuzu olan prensiplerdir. Metot düşüncemize ve hareketlerimize yol gösteren ışıktır.

 Kitapta anlatılan bu ifadeler, Yeniden Milli Mücadelecilere satır satır izahı yapılarak okunup bilginin nasıl kullanılacağı da öğretildiğinde metodu bilen bilginin gücünü bilen kalitelik bir kitlenin oluşmasına katkı sağlıyordu.

Mücadele asgari olarak inancını propaganda etmektir.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 08-09-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82151756 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net