18-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Mısır'ın Karanlık Geleceği
Mısır'ın Karanlık Geleceği PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 7
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
07-08-2013
Müslüman Kardeşler Ve MISIRIN KARANLIK GELECEĞİ

                                                                Raci DURCAN                           
 Yeni şeyler öğrendiğim bazı zamanlarda nutkum tutuluyor. Kroşe yemiş bir boksör gibi uzun süre kendime gelemiyorum. Çünkü bu bilgiyi kabul ettiğinizde, olayları çözmede kullandığınız şablon artık işe yaramaz hale geliyor. Yeni paradigmanızı oluşturana kadar düşünemez, konuşamaz, anlayamaz oluyorsunuz.

  Bunlardan biri; Birinci Dünya savaşı öncesinde Osmanlı devletinde yaygınlaşan iki siyasi akımın, dönemin en güçlü iki devleti tarafından lanse edildiğini öğrenmek oldu. Tüm Müslümanların birleşmesini amaçlayan Pan İslamizm İngilizler, Tüm Türkleri tek bayrak
altında toplama hülyası olan Pan Turanizm’de Almanlar tarafından destekleniyordu. İttihatçı Enver Paşa ve ekibinin hülyası; Kafkaslara uzanıp Türk Ata yurduna ulaşmak ve Türkleri tek bayrak altında toplamaktı. Bu hülya ile çıktıkları yolda, iktidar olduktan çok kısa süre sonra büyük bir devletin mahvına yol açtılar. Değil ata yurda ulaşmak; ana yurt işgal altında kaldı.

 Müslümanların birleşmesi niçin İngiliz siyasetinin ana konusu oluyor? Böyle bir şeyden en çok onlar zarar görmez mi? Ya dünyayı ele geçirme emelleri olduğuna inandığımız Almanlar? Türkler bir çatı altında buluşursa Almanların bu emellerine engel teşkil etmez mi? Bunlar açıklanmadan oluşturduğunuz paradigma ile siyasi olayları doğru çözebilir misiniz?

 Çok şaşırdığım başka bir olay, Seyyid kutup adlı yazarın yoldaki işaretler adlı meşhur eserini okuduğumda da oldu. Kitap, modern çağın yenilmiş Müslümanına tünelin çıkışını gösteriyordu. İslam dünyasındaki yozlaşmanın Kurandan uzaklaşma nedeniyle meydana geldiğini mantıki bir şekilde izah ediyordu. İslam dünyasındaki yanlış düşüncelerin, kuran okunarak düzeleceğini ve bunun da yeni İslam medeniyetinin kapıları aralayacağını müjdeliyordu. Açıklamalar genç ve arayış içindeki zihnime yatmıştı. O zaman şöyle düşündüm. Bu kitap kitlelere ulaştığında modern bir İslam uygarlığı da vücut bulur.

 Böyle bir kitaba izin verilmeyeceğini düşünüyordum. Yasaklanmasa bile belli cemaatler tarafından karalanıp, okunmaz hale getirilecekti. Düşündüğüm gibi olmadı. Aksine kitap her evde başköşeyi tuttu. Arkasından Kuranın okunması yaygınlaştı. Hemen her toplulukta Kuran ayetleri, Türkçe tercümeleriyle okunmaya başlanıldı. Tabii kitabın yazarın dâhil olduğu Müslüman Kardeşler adlı siyasi hareket de popüler hale geldi. Bunları gördüğümde inanamamıştım. Her gördüğü filizin üzerine basıp ezen ayak, bunu bırakmıştı. Niçin sorusuna bir cevap bulmalıydım. Görmemiş, unutmuş olamazlardı. Bazıları bunu Sovyet tehdidine karşı yeşil kuşak oluşturma siyaseti olarak adlandırdı.

  Böyle olmadığı zaman içinde anlaşıldı, anlaşılacaktır.

 Çok değil bundan 3 yıl önce başlayan ve Arap baharı olarak adlandırılan isyanlarda ‘Müslüman Kardeşler’ aktif rol aldı. Darbelerden sonra kurulan hükümetleri devir aldılar. Tunus, Libya, Mısır arka arkaya bu düşünce biçimine yakın ya da içinden kişilerce yönetilmeye başladı. Çok geçmeden karşı darbeler geldi. Mısır’da askeri darbe sonucu ülke istikrarsızlaştı. Kargaşa sonucu savunmasız halk katlediliyor. Bu kargaşanın Irak’taki gibi yıllarca süreceği ve büyük bir kitlenin yok edileceği anlaşılmaktadır.

 İngiliz siyaseti, sahnede kullandığı aktörlerin kendisinden olup olmamasına aldırmaz. Kendine hizmet etmeleri için onları paralı ajan haline getirmesine gerek yoktur. Amacını gerçekleştirirken asıl gücünü, hedefini çok iyi gizlemesinden alıyor. Hatta İngiltere’nin siyasi olarak karşısında yer alan bir düşünce akımı dahi onun tarafından desteklenebilir. Böyle bir hareketin varlığından kendi çıkarlarına sonuç elde edebilecek yetenektedirler.

 Örnek vermek gerekirse, Komünizm düşünce olarak İngiltere’nin karşısında yer alan bir düşünce akımıdır. Fakat öyle maniple edilmiştir ki; dünya üzerinde neden olduğu katliamlarla onlarca ülkenin zayıf düşmesine yol açmıştır. Bu da İngiliz egemenliğini tartışmasız halde tutmaya yetmektedir.

 Aynı şekilde Müslüman Kardeşler hareketini ele alalım. Düşünce olarak İngiltere, ABD, İsrail karşıtıdır. Fakat dünyayı yöneten aktör ona sahnede öyle bir rol biçmiştir ki; yaptığı şeyler Müslümanların katline yol açmaktadır. Mısır gibi artan nüfusuyla potansiyel bir tehdit oluşturabilecek ülkenin geleceği kararmaktadır.

 1789 Fransız devriminden sonra dünyaya tek başına egemen olan İngiltere, I. Ve II. Dünya savaşları ile potansiyel tehdit oluşturan ülkelerin nüfusunu katletmiştir. Böylece egemenliğini çok uzak yıllara kadar sürdürebilmeyi hedeflemektedir. Halen bu politikanın devamı olarak; tehdit haline gelebilecek ulusları bir savaşın girdabına çekerek parçalayıp katlederek zayıf düşürmektedir. Bunu kendi ordularıyla yapmasına gerek yoktur. Öylesine kurnazca hareket etmektedir ki; bir tane İngiliz askerinin burnu kanamadan amacına ulaşabilmektedir. Hedef ülkenin insanlarını iki ayrı kutupta, yetmezse daha fazlasında toplamaktadır. Sonra meşru otoriteyi yıkıp kitleleri birbirinin üzerine salmaktadır. Yugoslavya’da uygulanan katliam şimdi İslam coğrafyasında tatbik edilmektedir.

 Plan hep şu şekilde işlemektedir: Önce ülkenin uğrunda savaşacağı bir ideoloji halk içinde yayınlaştırılmaktadır. Mesela II. Dünya savaşı öncesi Almanya’da iktidar olan Nazi ideolojisi gibi. Sonra savaşmaya adanmış kitlelere bir hedef gösterilmektedir. Bu Almanya’da dış düşman olmuşken, Kore ve Yugoslavya’da iç düşman şeklinde gösterilmiştir. Akabinde ülke yönetimi istikrarsızlaştırılıp topluma hükmedemez hale gelmektedir. Bundan sonrasında eşit güçlere sahip taraflar, söz sahibi olabilmek için bir birine girmektedir. Savaştan sağ kalanlar ise Birleşmiş Milletlere yani İngiltere’ye yem olmaktadır. Osmanlı yıkıldığından beri dünya üzerinde gerçek savaş meydana gelmemektedir. Savaş olabilmesi için birbirine denk iki kuvvet gereklidir. Dünya üzerinde İngiltere’nin karşısına askeri olarak dikilebilecek başka bir güç yoktur. Almanya’da iki defa, Yugoslavya, Kore, Vietnam, Irak, Afganistan, Suriye’de olduğu gibi ülkeler bir şekilde savaşın içine çekilmekte ve halk kırıma uğramaktadır.

 Müslüman Kardeşlerin Mısır askeri darbesi davasında haklı olması, zulme uğramış olması ve samimi Müslüman olması sonucu değiştirmiyor. Mısır’da davası uğruna gözünü kırpmadan savaşacak bir kitle yaratmak için yıllarca çalıştılar. Bunu büyük İslam uygarlığını gerçekleştirmek için yapmış olabilirler. Ancak olaylar bu amaca uygun gelişmedi. Kitlelere ölüm; yaşamaktan daha değerli ve önemli gösterildiği için sanki basiretleri bağlanmışçasına kendilerini sokaklara, ölümün kucağına atabiliyorlar.

 Ülkemizdeki politikacılar ve sivil toplum örgütleri, Müslüman Kardeşlerin sokak direnişini destekler mahiyette davranmaktadırlar. Sağduyu çağrılarına kulak tıkanmasının nedeni; Mısır olaylarının bir basamak olarak kullanılmak istenmesi midir? Malum bu olayda taraf olmak; Mısır halkını meydanlara; yani ölümün kucağına çağırmak sizin ne kadar demokrasi yanlısı, özgürlükçü, darbe karşıtı ve Müslümanlardan yana olduğunuzu göstermek için bir fırsat doğurmaktadır. Bu size itibar olarak, makam olarak, milletvekilliği adaylığı dönme potansiyeli gösteren bir yaklaşımdır. İnsan kanı üzerinden güdülen böylesine acımasız siyaseti tasvip etmek mümkün değildir. Halkımız bu duruma pirim vermemelidir.

 Müslüman Kardeşler hareketinin başucu kitabı Yoldaki işaretlerdir. Bu kitapta işlenen temel fikir; Kuran dışındaki hiçbir kitabı önemsemektir. Şahsen bu söylenene uygun hareket eden ve çevresinde ilim sahibi olarak tanınan bazılarını tanıyorum. Siyasi olayları değerlendirmede ne kadar yanıldıklarını ve acz içinde kaldıklarını gördükçe, bu görüşün yanlışlığını bir defa daha anlıyorum.

  İhvanı Müslimin hareketi Mısır’da radikal bir kitle yarattı. Siyasi yanılgıları her zaman Mısır’a çok pahalıya mal oldu. Şimdi de darbe karşısında aldıkları tavır ile aynı sonuç gelecek diye korkmamak için bir neden yok!

 Dünyadaki bütün ideolojilerin İngilizler tarafından Fransa’da hazırlandığını unutmamak gerekiyor. Modern insana uğrunda savaşması için gösterdikleri hemen her kutsal, onların icadıdır. Niçin Mısır’da insanların sokağa dökülmesi ve ölüme atılması isteniyor? Demokrasi ve özgürlük için değil mi? Bu kavramları kim icat edip Müslümanların kutsalı yapmıştır? Binlerce yıllık İslam tarihinde olmayan bir kutsal nasıl gelip baş kavramımız oldu? Niçin kimse ‘Demokrasinin hamisi ben miyim?’ demiyor? Onu savunmak, uğrunda ölmek niçin Müslümana düşüyor?

Yorum
Yasemin Yıldırm hanımdan Twitter'da bir
Yazar admin açık 2013-08-11 12:21:43
Yasemin Yıldırm hanımdan Twitter'da yazıya tepki; demiş ki:  
Yani nerdeyse Aydınlık yazarlarının bile demedigi ama Zaman yazarı gibi gidip Sisi nin elini öpsünler demişsiniz.[*]null
Ve eleştirinin devamı...
Yazar admin açık 2013-08-11 15:37:29
...tabi düşünce üretilsin fakat konu halk iradesine doğrudan yada dolaylı tecavüz.Bu konuda fikir çeşitliliğine ihtiyaç var mı? Yasemin Yıldırım 
Yazıklar olsun
Yazar Hasan_Akın açık 2013-08-15 14:13:14
Mısırda müslüman kardeşlerimizden yüzlerce kişi şehit ediliyor, burada müslüman mahallesinde salyangoz satılıyor. Bu yazıyı yazan kişiye de yayınlayan kişiye de yüce Allahın gazabı dokunur. Bir de oraya buraya göndermişsiniz sanki çok matah bir yazı gibi.. Siz Şehitlik diye bir kavram hiç duymadınız mı? Yahut haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır diye bir hadis hiç işitmediniz mi? Ölen kişiler sanki demokrasiyi yüceltmek için ölmüş.. Yazıklar olsun sizin gibi müslümanlara. Kadınlar gibi evinizde oturun, böylece başınıza hiç kötü bir şey gelmez.. Meselenin Demokrasi meselesi olmadığını görmediyseniz aşağıdaki haberi okuyun.. Kurt kuzuyu yemeyi kafaya koyduysa, dışarıda da yer, afedersiniz ahırda otururken de yer. Fesübhanallah... http://www.sabah.com.tr/Dunya/2013/08/15/iste-siyonistlerin-korkunc-misir-plani
Karşı görüş...
Yazar admin açık 2013-08-15 15:52:43
Sn. Mehmet BOZKURT BEY TARAFINDAN Twitter yoluyla bu yazıya gönderilen bir eleştiri şöyle: YAZI, DOĞRU BİR ANALİZ DEĞİL..! YAZAR, İDEAL VE İNANÇ UĞRUNA ÖLMEYİ BASİT GÖRÜYOR. MADDE, BİR HAYAT TARZIDIR ONA GÖRE..!
Sayın Hasan_Akın bey kardeşimiz
Yazar admin açık 2013-08-17 06:52:04
Bu düşünce yazısına yazdığınız eleştiri kural dışı ifadeler içerdiği için eleştirinize yorumlar bölümünde maalesef yer veremiyoruz: Düşünce dışı ifadeler içermeyen eleştiri ve tahlillerinize yer vermekten zevk duyacağımızı belirtir selam ve ilginize teşekkür ederiz...  
Admin  
İlginizi çekebilir...
Yazar Dilhan açık 2013-08-18 01:11:43
...videodaki adamın Uğruna verilen Canlar ve?.. 
https://www.facebook.com/photo.php?v=418250464963012 
 
Alara Dilhan
Kabul etmiyorum..
Yazar Hasan_Akın açık 2013-08-21 12:49:34
Sayın admin, 
24 yıldan beri İstanbul Barosuna kayıtlı olarak Avukatlık yapmaktayım.. Yazımın sansürlenmesine çok içerledim. İçeriğini beğenmeyebilirsiniz ancak kural dışı ifadeler içermektedir şeklindeki beyanınıza katılmıyorum. Bir de hangi kurala aykırı olduğunu göremedim, nerede yazıyor bu kurallar?. Yazımın aynen sayfaya konulmasını ısrarla rica ediyorum. Saygılarımla, 
Hasan Akin
Bu eleştirel bakışta Raci bey yalnız değ
Yazar Admin açık 2013-08-22 14:05:11
Mustafa İslamoğlu da diyor ki: "... BU BİR TUZAKTI  
 
Onlar kirletirler, sömürürler, bitirirler yeraltı ve yerüstünü ondan sonra kirlettiklerini temizlemek için kucağınıza bırakırlar. Dolayısıyla İhvan bu kadar hevesli olmamalıydı, 'sizin kirlettiğinizi biz mi temizleyeceğiz' diye düşünmeliydi, bu tuzağı görmeliydi. Ama onlar da uzun beklemenin, iktidara hasret gitmenin zaafıyla verilen bu şeyi havada kaptılar..."  
ve devamı: 
 
http://www.timeturk.com/m/haber.asp?id=694136  
Sn. Hasan Akın'a ve yazıyı anlamayanlara
Yazar girisim açık 2013-08-23 11:16:04
 
Sn. Hasan Akın! 
Yazım Müslüman kardeşlerin ve Mısır halkının katledilmesine duyulan üzüntü ile yazılmış bir yazıdır. Haksızlık karşısında susmamak için… Eğer öyle olmasaydı herkes gibi adeviye işareti yapar, gıyabi cenaze namazlarına katılır ve arada bir ‘Kahrolsun Sisi’ der vicdanımı rahatlatarak otururdum. Bunlar işin kolay olanı. Fakat aynı zamanda çözüm getirmeyeni. Böyle yaptıkça Mısır halkının dramı artacak, yakınlarını kaybeden ailelerin feryatları göklere ulaşacak ve size kadar gelecektir. Bir avukat olarak çözümsüz yollara gitmekten niçin kaçınma gereği duymazsınız?  
Eleştirinizin neresini düzelteyim? Eleştiri mi, beddua mı?  
Şehitlik kavramını bu kadar yücelten Şİİ anlayıştır. Şii iseniz diyeceğim bir şey yok. Sunni Müslümanlıkta hayatta kalmak, düşman tarafından öldürülmekten çok daha evladır. Hiçbir peygamber ve Müslüman komutan halkını; askerini bir an önce şehit olsunlar diye karşı tarafın üzerine sürmez. Böyle yaparsa büyük günahkar olur. İslam anlayışı budur. Silahların üzerine yürümek ve ölümlere aldırış etmemek komünist mantığın bir telkinidir. Domokrasi de de farklı değildir. Böyle düşünenler İslam değil başka dinlerin mantığı ile hareket eden insanlardır. 
Size bir örnek vereyim: Hz. Musa Mısır’da firavuna ‘halkımı öldürme, onları serbest bırak’ diye istekte bulundu. Firavun önce izin verdi. Sonra fikrinden cayarak arkalarından öldürmek için ordu gönderdi. Buna karşın Musa kaçmaya devam etti. Çünkü Müslümandı. Demokrat olsaydı halkı savaşçı Mısır ordusunun üzerine sürer, birer birer öldürülmelerini seyrederdi. Hatta şehitliğin ne yüce makam olduğunu anlatarak herkesi buna teşvik ederdi. Sonra da bunun suçlusu olarak firavuna lanet etmeye devam eder, onun bu ölümleri durdurmasını beklerdi. 
Hz.Muhammed de böyle yapmadı. Mekke müşriklerinin kendisini öldürmeye karar verdiklerini anladığında gizlice Medine’ye hicret etti. Orada kuvvetlenerek geri döndü. Senin gibi düşünseydi, bugün yeryüzünde belki hiç Müslüman olmayacaktı. Mesela senin mantığınla şöyle düşünmesi gerekecekti: onlar gelip beni nerede olsa öldürürler, kaçmayıp üzerlerine gideyim; şehit olurum. Şehadet en yüce makamdır… 
Mantığınızın insanlığı götürdüğü yeri görüyor musunuz? Ya ordu komutanları? Hiçbir strateji geliştirmelerine gerek yok. Nasıl olsa ölünce şehit olup cennete gidecek… 
Bu Müslümanlık değildir. İnsanlık dahi değildir. Mısır ordusunun gözü dönmüş, vicdansızca halkını katlediyor. Siz ise bu ölümleri durdurmak için geri çekilmeyi, stratejik düşünmeyi önerenleri suçluyorsunuz. Öldüren suçlu tamam! Öldürülenin hiç mi suçu yok? Varsa o da kusurunu giderse kötü mü olur? 
Ne kadar bilim dışı düşünüyorsunuz. Niçin fransız devrimini, iran devrimini örnek alıyorsunuz da Hz. Musayı, Hz. Muhammed’i örnek almıyorsunuz? Yoksa onların devrinin geçtiğini mi düşünüyorsunuz? Strateji olarak onlar Müslümanlara örnek olmaya daha layık görmüyor musunuz? Hz. Musa’yı da suçlayın Firavunun önünden kaçıp halkını çölde yaşatmaya devam ettiği için… 
Raci D. 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 15-08-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82151982 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net