17-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow (İsrail Gezi Notları)
(İsrail Gezi Notları) PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 5
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
20-07-2013
İsrail Yahudi Devleti mi?
(İsrail Gezi Notları)

                                    Raci DURCAN
  Kudüs, Hz. İsa, Bethelem, son akşam yemeği, kıyamet kilisesi, ağlama duvarı, Hz. Musa’nın mezarı, Lut gölü gibi isimleri arka arkaya duymuş olmak; İsrail gezisine katılmak için yeterince teşvik edici oluyor. Yıllar önce okumuş olduğum ‘Da Vinci şifresi’ adlı kitabın, böyle bir gezi için beni çoktan hazırlamış olduğunu fark ettim. Bu tür kitapların yazılış amaçlarından biri de Turizmin gelişimine katkıda bulunmak olmalı…

  Program için uçak gece 03’ te kalkıyordu. Askeri operasyonların başlangıç saati… İlk dikkatimi çeken şey bu oldu. Geceyi hemen hiç uyumadan geçirip, çok kısa bir yolculuktan sonra Ben
Guryon havaalanına inmiştik.  Yol bir buçuk saat bile tutmuyor. Bu kadar kısa mesafede kaç tane ülkenin hava sahasından geçmek gerekiyor! Bu bağımsız devletler günün birinde ‘ben oynamıyorum’ diye kenara çekilseler; uçak yolculukları bitecek mi? Böyle bir şey söylemeye, bağımsızlıklarının gücü yeter mi acaba?

 Uykusuz bir gecenin ardından Kudüs’e vardığımızda, başka bir terslikle karşılaştık. Vize alırken hiç sıkıntı yaşamamıza rağmen, havaalanı polisi pasaportları uzun uzun inceliyor ve sıra ilerlemiyordu. Bizden sonra gelen Turistler kolaylıkla geçerken bu şekilde muameleye tabii tutulmak gruptakilerde nefret duygusu uyandırdı. Turizm şirketi görevlilerine sorduğumda, Türklerin bu bölgeye gelmesini istemedikleri için böyle davrandıklarını söylediler. Sıra değiştirip yan kuyruğu denemeye karar verdim, olumlu sonuç verdi. Beklemeden geçtim.

  Terslik bununla bitmedi. Uykusuz gecenin ardından otele ulaşmadan gezi hemen başlamış oldu. Ömründe bir kere dahi tüm geceyi uykusuz geçirenler, neyi tarif ettiğimi anlayabilirler. Sabah kahvaltısı için uğradığımız, Tel Aviv yakınlarında Yafa’daki Lokanta’nın turistik yüzü yoktu. Haşlanmış yumurta sofradaki kurtarıcıydı. Lokantanın çevresindeki Osmanlı eserlerinin resimlerini çektik. Sokakta insanın ilk düşündüğü şey; İsrail’in bir Arap devleti olduğu şeklinde oluyor. Bunu kendi kendime bağırdığımı hissettim. Çarşıda hâkim olan şeyin Arap kültürü olduğunu fark ediyorsunuz. Tek tük Yahudi görüyorsunuz ancak onları geleneksel kıyafetlerini taktıklarında Yahudi oldukları anlaşılıyor. Kudüs’te kaldığımız dört günü, İsrail’in neden Yahudi devleti olarak anıldığını düşünmekle geçirdim.
  
 Çevredeki Osmanlı eserlerini incelerken, restorasyon işlerinde çalışan bir Arap mühendis yakınlık gösterdi. Türk olduğumuzu öğrenince sevinç gösterisinde bulundu. Gezi boyunca karşılaştığımız Türk sevgisinin Osmanlı’dan değil; Türk Hükümetinin geliştirdiği Filistin yanlısı politikadan kaynaklandığını sonradan anladım. Arap halklarıyla iyi ilişkiler kurmak isteyen her ülke İsrail karşısında Filistin meselesine yakın durmak zorunda! Siyasetin dizaynırları bunu böyle öngörmüşler. Mesela bölgede aktif rol çabasında olan Iran, ne zaman yükselişe geçmek istese İsrail karşıtı bir söylemle halkların karşısına dikiliyor. Parsayı topluyor da… Aynı şeyi Lübnan Hizbullah’ı da yapıyor. Ancak savaş şartları oluştuğunda İsrail ile değil; Suriye’deki Müslümanlarla savaşmayı tercih ediyorlar.

  İsrail şehirleri gelişkin batı ülkelerine benzemiyor. Büyük alış veriş merkezleri yok. Mağazalar mal ile dolu değil. Batı ülkesinden çok; tipik Ortadoğu devletini andırıyor. Parası da çok ilginç! Para üstü olarak verdikleri küçük paraların ne olduğunu ancak uzmanları anlayabilir. Para alıp verirken aldatılmak kolay! Dikkatli olmak gerekiyor. İbranice bilmiyorsanız ve hele de yakın gözlüğü kullanıyorsanız ve gözlüğü de otelde unuttuysanız durum kötü! Size uzattıklarının hangisinin kuruş, hangisinin şekel olduğunu bilemiyorsunuz (madeni paralarda). Anlattıklarımdan, başımdan bir şey geçtiğini fark etmişsinizdir. Küçük bir şeydi ancak yine de adamla kavga etmeye niyetliydim. İşyerine gittiğimde kapalı buldum. Ertesi gün geri döndüğümüzden, karşılaşma fırsatı olmadı. Muhtemelen İsrail zulmünün karşılığını, ülkeye gelen batılı turistleri kazıklayarak çıkaramaya çalışan bir Filistinliydi.

Kudüs’ün havası tarih kokuyor. Otelimiz zeytin dağında idi. Kutsal zeytin dağında, muhtemelen Hz. İsa’nın da yediği zeytinlerden tatmak hayaliniz varsa; boş verin! Hayatımda yediğim en kötü zeytindi. Şehir her üç dinin tanıdığı ve saydığı kişilere ait hatıralar taşıyan mahaller ile dolu. Zeytin dağının hemen karşısında Mescidi Aksa ve Kubbetus Sahra duruyor. Aradaki vadide çok geniş bir alan boyunca uzanan mezarlık Yahudi mezarlığıdır. Burada bir mezar sahibi olmanın dudak uçuklatacak rakamlara eriştiğini söylediler (75.000USD). Uzak ülkelerden buraya geldikleri anlaşılan Yahudiler atalarının mezarlarını ziyaret ediyorlar. Bu ziyaretler gece yarılarına kadar sürebiliyor. Kaldığım otelden Mescidi Aksaya, yatsı namazını kılmak üzere yaya olarak giderken bu mezarlıktan ve hemen altındaki kilisenin yüksek duvarları ile çevrili daracık sokaktan iniyorum. İlk defa geldiğim bir ülkedeyim. Akşam saati ve sokakta kimseler yok. Mezarlığın başında dua eden bir Yahudi cemaatin yanından geçiyorum. Haliyle ürperiyorum. Yahudilerin zararsız insanlar olduğunu zamanla fark ediyorum. Aynı ürpertiyi kalın ve yüksek duvarlarıyla sokağı kaplamış Ortodokslara ait Kilisenin yanından geçerken de hissediyorum. Biraz ileride Hz. İsa’nın zeytin bahçesi olarak kullandığı iddia edilen bahçe kenarından geçerek Müslümanların mekânına varıyorum. Mescidi Aksa büyük duvarlarla çevrilmiş. Girişe giden sokaklar daracık. Hangi girişinden geçerseniz geçin, polis kontrolüne takılıyorsunuz. Filistin polisi oldukları anlaşılan insanlar, sizin Müslüman olduğunuza kani olduktan sonra geçmenize izin veriyorlar. İsrail’de sadece Yahudilerin ağlama duvarında karşılaşılan polis kontrolüne,  Mescidi Aksa da karşılaşmak tuhaftı. Üstelik ağlama duvarında dininiz değil, yanınızda tehlikeli madde taşıyıp taşımadığınız araştırılıyor. Yahudilerin meşhur ağlama duvarına, Kıyamet kilisesine, Hz. İsa’nın son akşam yemeği mahallîne dininiz sorulmadan girebiliyorsunuz. Mescidi Aksa’ ya değil! Benzeri uygulamayla başka bir ülkede karşılaşan var mı? Dünyada sadece Mescidi Aksa’da inancınız sorgulanarak camiye girebiliyorsunuz. Bu da insanı düşündürüyor. Sonradan anlıyorum ki; Kâbe’ye alternatif arayışıdır bu! Malum Kâbe’ye gayri Müslümler alınmıyorlar.

Tarihte Kubbe tüs Sahra, Kâbe’ye alternatif olmak üzere tesis edilmiş. Avlusu bu nedenle çok geniş tutulmuş. Kurucuları, hacılar Kâbe’ye gitmesinler diye insanların burada tavaf yapmalarını istemişler. Fakat Kâbe’nin ihtişamı yanında Mescidi Aksa ve Kubbe tüs Sahranın adı bile anılmaz. Şahsen beni hiç cezbetmedi. İsrail işgaliyle önemini kaybeden bu iki mabet; yurt dışından gelen turist kafileleriyle canlı tutulmaya çalışılıyor.

Mescidi Aksa’da Türkiye’den gelmiş birçok grupla karşılaştım. En az 5 değişik acente ile gelmiş sivil toplum örgütü göze çarpıyordu. Bunun yanında Malezya, Endonezya, Filipinler gibi Asya’dan gelmiş kafileler de vardı. Ne olduğunu anlamak için iştah kabartıcı bir bilgidir bu!

Gelenler içinde kısa bir anket yapmak işe yaradı. Değişik gruplardan insanlara, burada ne hissettiklerini sordum. Her biri Yahudi düşmanı olmuştu. Filistinlilerin bu kadar baskı altında olduklarını bilmediklerini söylediler. Ne baskısı olduğunu sorduğumda şaşırmışlardı. ‘Görmüyorsun da bize mi soruyorsun’ edasında idiler. Görmemiştim. Çünkü bizi getiren acente yetkilileri, geldiğimizden beri Yahudi ve İsrail düşmanlığı propaganda ediyorlardı. Hatta bir akşam otelde toplantı tertiplendi. Sine vizyon eşliğinde Yahudi zulmünü anlatan sunum yapıldı. Akabinde İsrail topraklarında, İsrail karşıtı bir organizasyon için para toplandı. Başka hiçbir ülkede olmayacak şey İsrail’de mümkün oluyordu. Dünyanın en özgür görünen ülkesine gitseniz, ülke aleyhine böyle bir toplantı yapamazsınız. Acente yetkilileri pervasızca Yahudiler aleyhinde hemen her yerde konuşuyorlardı. Bu kadar zalim olduğu söylenen devletin toprakları içinde siyasi faaliyette bulunmak, para toplamak, sonrada Yahudi baskısı ve zulmünden bahsetmek olur şey değildi. Hatta bir seferinde İsrail askerleri ile resim çektirmek istedim ve grubumuzdaki bir Türk’ten yardım istedim. Yüzündeki tiksinti ifadesiyle resim çekmemek için diretti. Sonra içinde İsrail askerinin resmi bulunan makinayı, necis bir şey tutuyormuş edasıyla geri verdi. Hangi ülkenin asker ya da polisine böyle bir tavır takınılabilir acaba? Nasıl bu kadar pervasız ve saygısız davranabiliyorlar; hayret! Tarihimizde hiç olmayan bir şekilde Türklerin Yahudi ırkının düşmanı haline getirilmesine hayıflandım. Geziye katılarak oyunun bir parçası olmuştum. Tövbe edip, Allah’tan af diledim.

İsrail yönetimi, Türklerin ve diğer Arap kavimlerinin Yahudi düşmanı olmaları için özel gayret göstermekten beri durmuyor.  Bunu ülkeden ayrılırken de hissettim. Nasıl hissetmeyelim ki; çıkışta sanki ülkeden çıkmamız imkânsızmış gibi seyahat acentesi görevlileri, propaganda yaptılar. Çıkışta soracakları soruları ve ne cevap vermemiz gerektiğini teker teker anlattılar. Soruların saçmalığını da… Mesela yanımızda silah taşıyıp taşımadığımızı, herhangi bir siyasi faaliyette bulunmadığımızı beyan etmemiz gerekecekmiş. Baştan sona Yahudi düşmanlığı propagandası yapmış acente görevlilerinde hiç telaş görünmüyordu. İçimden şimdi siz yandınız! Sizi ihbar edeyim de görün diye takılmak geldi ancak bu şaka tehlikeli sonuçlara yol açabilirdi. Yapmadım.

Çıkışta da İsrail zulmüyle(!) sınırdan ayrıldık. Diğer ülkeden gelenlerden kişi başına 5 dakika daha fazla bekledik, daha fazla soruyla muhatap olduk. Acente görevlilerinin anlattıkları dışında gördüğümüz zulmün tamamı buydu. Fakat herkesin içine Yahudi düşmanlığı tohumları serpilmişti. Müslümanlıkta bir ırka toptan düşman olmak yoktur şeklindeki ifademe sakallı hoca kılığındaki bir kafile üyesi karşı çıktı. Ayetlerle Yahudilerin lanetlendiğini izah etmeye başladı.

 İsrail’de Mescidi Aksa’nın bahçe sınırı dışında kalan ve West Wall diye adlandırılan ağlama duvarı, gezimizde en akılda kalıcı yer oldu. İlginç kıyafetli Yahudiler gün boyunca gelip duvar dibinde dua ediyorlar. Kadınlar ile erkeklerin yerleri birbirinden ayrılmış. Israrla çevredeki bu ilginç kıyafetli Yahudilerle resim çektirme talebinde bulunmamıza rağmen, biri dışında kimse yanaşmadı. Onun da görüntüsünden rahatsız olduk. Buradaki bu ilginç kıyafetli ve kendinden geçercesine ağlama duvarında dua etmekte olan Yahudilerin, pek te normal insanlar olmadığı kanaati edindim. Bunlar da olmasa, İsrail’in bir Yahudi devleti olduğuna inandırmak oldukça zor olabilirdi.

  Ağlama duvarındaki Yahudilerin içten; samimi dua etme yöntemlerini daha önce de görmüş ve etkilenmiştim. Yahudilerin eğer varsa, üstün oldukları taraf bu olsa gerek. Mesela bizim ülkemizde böylesine içten yalvarışları gözleyemezsiniz. Belki umuma kapalı yerlerde oluyordur. Fakat toplu olarak yaptığımız ibadetler, yasak savma kabilinden yapılmış şeyler gibi görünüyor.

 İsrail devletinin bir devlet olduYahudi düşmanı ğunu daha önce de söylemiştim. Bu sözümü duyanlar hemen karşı çıkıyorlar. İngiliz egemenliğinden beri, dünyada kurulan her devlet önce kendi halkının aleyhinedir. Öyle olmasa Mao’nun komünist devrimi 95 milyon insanı Çin’den değil; düşmanı olduğunu söylediği ülkeden öldürmesi gerekirdi. Bu fikri duyanlar sanki Türkiye’de hiç yaşamamış, Sünni Türk’ün başına neler geldiğini görmemiş gibi karşı çıkıyorlar.

  İsrail devleti bir İngiliz projesi olarak inşa edildi. Amacı, hiçbir zaman Yahudilerin lüksünü sağlamak değildi. Almanya’da Rusya’da ve dünyanın çoğu bölgesinde uğradıkları saldırılardan kaçarak İsrail’e göçen kitlenin üzerinde kuruldu bu devlet. İsrail’e gidince bunu bir kez daha anlıyorsunuz. Amerika’da Almanya, Fransa gibi dünyanın zengin ülkelerinde yerleşip ticaret yoluyla zenginleşmiş bu kitlenin, kendi isteğiyle bu sevimsiz bölgede yaşamayı seçmesi mümkün değildir. Yüksek tepelere kurdukları evlerin etrafını duvarlarla çevirip kale görünümüne büründürmüşler. Üzerlerinde gezinen sürekli bir nefret var. Elinizde silah olsa dahi sürekli bu nefrete maruz kalarak yaşamak istemezsiniz.

  Bizi getiren Tur şirketinin merkezinin Londra’da olduğunu, görevlisi iftiharla söyledi. Ayrıca Amerika ve Ürdün’de de temsilcilikleri bulunuyormuş. Yaptığımız seyahat boyunca Yahudi zulmünü anlattı. Bir tanesi de Mescidi Aksa’nın altında yapılan arkeolojik kazılardı. Burada Süleyman tapınağı bulmak amacıyla başlattıkları kazıyla, bitişikteki Mescidi Aksa’nın yıkılma tehdidi altında olduğunu söyledi. Gizli dediği kazının ertesi günü yanından geçtim ve resim çektim. Kimse tepki göstermedi.

  Tur şirketi amacına ulaşmış olmalı ki; 20.000 Dolar civarında paranın Filistin davası için toplandığını iftiharla açıkladı.

Türk hükümeti, tıpkı İran gibi Filistin davasını sahiplenerek bölge halkı gözündeki değerini yükseltebilir. Fakat daha gerçekçi bir proje ve vizyon sahibi olmadan kat edilecek fazla bir mesafe yoktur. Bölgenin asıl gerçeği; İsrail’in bir yalan devleti olduğudur. İsrail bizatihi kendisi Yahudi düşmanlığını körükler ortamı beslemektedir. Bölgede Araplar, Türkler ve İranlılar nezdinde yükseltilen İsrail dolayısıyla Yahudi nefreti ile ne yapılmak istendiği açığa çıkartılmalıdır. Bu nefretle nereye varılmak istendiği anlaşılmadan, klasik politikaları sürdürmek bizi bir yere götürür belki ama bunun hayrımıza olacağını düşünmüyorum.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 21-07-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82130627 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net