18-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow "OCCUPYTURKEY" Niçin Yenildi!...
"OCCUPYTURKEY" Niçin Yenildi!... PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 0
KötüÇok iyi 
Yazar From: Durmus Günay   
15-06-2013
"OCCUPYTURKEY” Niçin Yenildi!... Dikkatle okuyalım...

                                             Durmus Günay'dan naklen 
(Merhaba Ey Turk-Yar Mensupları Merhaba,)
Ensar Beyler, kendilerinin mesajından aldığim aşağida altı cizilmiş ve italik olan ifadesinde
görüldüğu üzere, arkadaşları, doktora yaptiklari halde akli başinda olmamakla
eleştiriyor. Bu olaylar, sosyal birikim oluşmuş ve gezi parkı dolayısıyla ortaya çıkıvermiş,
basit olaylarmış. Kendileri aklı başinda olan biri olarak anlamış, fakat aklı başında
olmayanlar olayı büyütüyormuş.

Soru: Acaba doktora yapınca, insan bütün alanlarda uzman oluyor mu?

["doktora yapmis akli basinda bir insansin. bu dezenformasyonu neden paylasmak ihtiyaci duydun anlayamadim.
meshur boru kisa  geldi fikrasini bilirsiniz.
sosyal bir birkim oluşmuştu bu birikim gezi parki vesilesiyle ortaya çıktı. o kadar!
potansiyel birikimi görüp bunu kullanmak isteyenler,
katalizör rölü oynayanlar, bunu farklı mecralara çekmek isteyenler olabilir."
                                                                          Ensar Gul ]
Önceki bir mesajında da bir başka arkadaşa ayar çekiyordu. Grubun bir üyesi olarak, herkese
nizamat veren, ayar çeken bu ifadeler bende de birikim oluşturuyor.

Bendeniz de aklı başinda olmayan biriyim. Çünkü bu olaylar bence de  öyle çok basit filan degil,
çapı, arkaplanı çok büyük olaylar.

Bu sabah eyleme katılanlar üzerinde bir anket yayimlandi.  GezI Parkındaki
ağaçlarin kaldırılmasi dolayisiyla gösterilere katılanaların oranı %8 imiş. Olay gezi parkı mı?

Nasıl Ensar Bey?

Başbakan, Devletin bütün istihbaratı elinde olan adam, iç savaş çikartmak için
mi Cumartesi ve Pazar günleri Ankara ve Istanbul'da miting yapacak? Kime ne
mesaj vermek istiyor acaba ve neden?

Bu sabah Avrupa Palementosu Türk hükümetine adeta bir ültümatom vermis. Konu
çok basit olduğundan mI?

Bir de Sultan Abdülhamit, meclisi kapatmiş, her devri kendi şartları içinde değerlendirmek gerekiyormuş.
Sultan Abdülhamit,meclisi kapatmıs,  hafiye teşkilatı kurmus, o yüzden ittihat terakki
42 yıl iktidarda kalmış. Acaba öyle yapmasaydi, ittihat terakki kaç yıl iktidarda kalacakti, bir hesap yaptınız mi?

Meclis hıyanet içinde olsun, hepsi Devletin aleyhinde çalışsın. Meclistir, insanlar özgürdür,
bir şey yapmıyayım seyredeyim mi desinPadişah ? Halkın  kahir ekseriyetinin oyuyla
iktidarda bulunan bu hümeti demokrat Avrupa ve Batı neden eleştiriyor?

Bilesiniz ki? Rasyonalite, demkorasinin de, Insan haklarınında üzerindedir. Gutemala da ABD ne yaptı?  Nerede insan hakları? Mesela ABD'deki seçimlar bir bölgedeki seçimlerde senatör nasil seçiliyor? Halkın çoğunluğunun oyu ile mi?

Yakında ABD'ye gitmişseniz yaşamışsınizdir? Göz merceğimizin resmini çekiyor birkaç  parmağımızin parmak izini alıyor, neredeyse herşeyimizi soyacak sınırdan girerken. Bunalar demokrasi mi? Insan hakları mı?

Şimdi aşağıda bana gelen aklı başinda olmayan birinin yazdığı bir yazıyı sizlere iletiyorum.
                                         Selamlar.
                                                        Durmuş Günay

OCCUPYTURKEY” Yenildi! 
      
                                           Esat Sinanoğlu
Aslında Taksim’de bütün dünyanın dikkatlerini çekecek bir eylem hazırlığı yapıldığını, biraz dikkati olan, herkes fark edebilirdi. Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin düzenlediği 13 Nisan Cumartesi günkü festivalin duyurusu şöyleydi:“Bu festival, hiç bitmeden devam edecek eylemler zincirimizin ilk halkasıdır. O gün, orada birlikte ayağa kalkacak, birlikte şarkılar söyleyip eğlenecek on yüz binler, biz halkın kararlılığı ve inancının işareti olarak görülmelidir.Baharla birlikte Taksim Gezi Parkının nasıl yeniden doğacağını, filizlenip dal, budak salacağını, çiçeklenip şenleneceğini tüm Dünya hayranlık ve şaşkınlıkla takip edecek. Adını paylaşmaktan alan, suyun taksim edildiği beldemizi, su gibi bereketli ve barışın, huzurun, aşkın paylaşıldığı bir diyar olarak Dünya'ya duyuracağız.

Biz kalktık, dünyayı da AYAĞA KALDIRACAĞIZ! Parkımız için.. Meydanımız için.. Eşit Taksim İçin. Kamu âleme ilan olunur!”
Hakikaten 28 Mayıs’ta Taksim’de başlayan eylemlerle dünyayı ayağa kaldırmayı başardılar. Kamu âlemi Türkiye’de bir iç savaşın çıktığına inandırdılar. Borsa çakıldı. Türkiye’ye seyahat için yapılan rezervasyonların % 50’si iptal edildi. Dünyayı ayağa kaldırmaya yönelik eylemlerin sebebi “Taksim Gezi Parkı'nın Yayalaştırması Projesi”ydi. Yaklaşık 100 dönümlük bir alanı yayalaştıracak olan projeye İBB’ye üye CHP’de evet oyu vermişti.
28 Mayıs 2013 günü proje kapsamında bir duvarın yıkılmaya başlamasını protesto etmek için bir grup aktivistin yaptığı oturma eylemine polisin orantısız müdahalesi olayların çığırından çıkmasına sebep oldu. Bu sırada sosyal medyada, önceden hazırlandığı belli olan üretilmiş görüntüler ve photoshoplarla polisin katliam yaptığı, onlarca göstericinin öldürüldüğü haberleri pek çok şehirde insanların sokağa dökülmesine ve Gezi Parkı eylemine destek vermesine ve bu eylemlerin hükümet karşıtı gösterilere dönüşmesine neden oldu. Özellikle Ankara’da, daha önce “#OCCUPYTURKEY” tarafından aktive edilmiş olan ODTÜ öğrencileri ön saflarda yer aldı...

Gezi Parkı Aktivistlerinin Rol Modeli ya da Arka Plan
Gezi Park’ı eylemlerinin sahipleri genellikle “#OCCUPYTURKEY” altında toplanmıştı. Klasik sol eylemcileri bir tarafa bırakırsak, kendilerine aktivist diyen bu protestocuların eylemlerinde kullandıkları dil ve taşıdıkları afişler 2011 yılında Wall Street eylemlerinde kullanılan dil ve afişlere oldukça benziyordu. Bu eylemin sloganı "Occupy Wall Street", Taksim’deki eylemin  sloganı “#OCCUPYTURKEY”di. “Occupy” işgâl etmek anlamına geliyordu. Bu slogan, eylemin Taksim’i aşarak tüm Türkiye’yi hedef aldığını gösteriyordu.

Wall Street’teki eylemlerin organizatörü, OTPOR-CANVAS’tı.
OTPOR, Sırbistan’da Devlet Başkanı Miloşeviç’i devirmek için harekete geçen rejim karşıtı bir gençlik grubuydu. 11 kişiyle başlayan eylem, hareketini kısa sürede 70 bin kişiye çıkarmayı başarmış ve 2000 yılı seçimlerinde Miloşeviç’i yenmişlerdi. 5 Ekimde Belgrad caddelerine yürüyen Miloşeviç karşıtları parlamento, televizyon binası ve polis karakollarını ele geçirmişlerdi.  OTPOR, “şiddet içermeyen eylemler ile doğru zamanda halkın harekete geçmesini sağlamak” diye özetlenebilecek stratejisini başarıyla uygulamıştı. OTPOR eylemcilerinin ilham kaynağı Amerikalı bir akademisyen olan Gene Sharp’tı. Bu eylemin Sırbistan’da başarıya ulaşmasında pek çok ABD merkezli vakfın para akıtmasının ve uluslararası medya desteğinin de önemli payı vardı.

CANVAS (Uygulamalı Şiddet İçermeyen Eylem ve Strateji Merkezi) ise, yine Sırbistan menşeli bir örgüt olup OTPOR tecrübesini, yani Miloseviç’i devirmeyi başaran öğrenci hareketinin tecrübelerini başka ülke gençlerine aktarmak için kurulmuştur.
Gerek Balkanlar gerekse Arap dünyasındaki pek çok ayaklanmanın arkasında da bu örgütlerin izine rastlanıyordu. "Occupy" imzalı bütün eylemler OTPOR ve CANVAS'ın denetiminde yapılan eylemlerdi. New York'ta twitter'dan örgütlenen binlerce kişi 17 Eylül’de Zucotti Parkı’nda eyleme başladığında da OTPOR-CANVAS bu eylemlerin motoru olarak ortaya çıkmıştı.
OTPOR’un yaptığı her eylemin ABD medyası tarafından dünya kamuoyuna yansıtılması ve eylemlerin en geniş biçimde canlı yayınlarla verilmesi ilginçti. Bu, "Occupy" imzalı eylemlerin arkasında ABD’nin durduğunu gösteriyordu. Nitekim, Amerikan Dışişleri Eski Bakanı Hillary Clinton 18 Temmuz 2012 tarihinde New Statesman’da yayımlanan makalesinde, Amerikan dış politikasının “geleneksel devlet yönetimindeki iktidar ilişkisinin ötesine geçebilmek ve direkt olarak ülke insanlar ile birlikte çalışmak hedefi” için Twitter ve SMS’in kullanılmasının bir ABD stratejisi olarak benimsendiğini açıklamıştı. OTPOR’un eylemlerinin finansmanını sağlayan pek çok Amerikan vakfı vardı. Bunlardan kamu oyununun yakından tanıdıkları şunlardı:·       
-NED (National Endowment For Democracy) ABD dış işleri bakanlığı tarafından destekli,·       
-NDI (National Democratic İnstitute) ABD Demokrat Parti Vakfı,·       
-RI (Republican İnstitute) ABD Cumhuriyetçi Partisi Vakfı,·       
-Freedom House Open Society İnstitute İnternational Renaissance Foundation, George Soros'un Vakfı·       
-CPD (Committee On The Present Danger)

Occupy Türkiye’de
Henüz Wall Street eylemlerinin başladığı dönemde "Occupy
İstanbul" adıyla bir sayfa oluşturulmuştu. Sayfa üyeleri çeşitli aralıklarla "Revolt (Ayaklan) İstanbul" eylemleri düzenlemiş,
-OTPOR-CANVAS denetiminde bir halk hareketi için nabız yoklamışlardı.
“#OCCUPYTURKEY” sayfası ODTÜ eylemleri sırasında Aralık 2012'de kurulmuştu. Örgüt, ODTÜ olaylarını Twitter ve Facebook’ta ateşlemeye çalışmış fakat başarısız olmuş, kitle desteği bulamamıştı.ODTÜ eylemlerini genel bir direnişe dönüştüremeyen “#OCCUPYTURKEY” hareketi pes etmedi. Bu defa “Taksim Gezi Parkı'nın Yayalaştırılması Projesi” nin büyük kitlelerin desteğini elde etmek için elverişli bir araç olduğunu keşfettiler.
 
Diktatör Algısı İnşaası
“Occupy” hareketinin teorisyeni Gene Sharp'ın modelinde, silahsız devrim metotlarının hedefine her zaman bir ismin “diktatör” olarak oturtulması ve farklı toplum kesimlerinin tepkilerinin bu “diktatör”e  yöneltilmesi esastı. Sharp’a göre, diktatörler kendilerine itaat edildiği için iktidarda kalıyordu. Onlardan korkulmaz ve itaat edilmezse zorda kalmaları ve pes etmeleri kaçınılmazdı. Bu hareketin özü, devrilmesi hedeflenen siyasi figürün “diktatör” olduğu algısını yerleştirmek ve onu şeytanlaştırmaktı.
“#OCCUPYTURKEY” e göre, toplum zaten Tayyip Sevenler ve Tayyip’ten Nefret Edenler olarak yarı yarıya ayrışmış durumdaydı. “Tayyip’ten Nefret” duygusu parti ideolojilerini de aşan ortak bir birleştirici faktör olarak değerlendirilebilirdi.  Bu ayrışma “Occupy” hareketi için bulunmaz bir vasattı.
Ne tesadüfse, bu eylemlerden önce iki farklı kanatın Tayyip Erdoğan’ın diktatörlüğünü ısrarla vurguladığı dikkat çekmişti. Bunlardan birisi ana muhalefetin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Kılıçdaroğlu Mayıs ayı başından itibaren her konuşmasında Tayyip Erdoğan’ın diktatör olduğunu haykırıyordu. Bütün muhalefetini başbakanın şahsına yöneltmişti, istifasını istiyordu.
Muhafazakar kesimde de başbakanın diktatörlüğünü vurgulamayı Fethullah Gülen üstlenmişti. O da Mayıs başından itibaren İslami jargon kullanarak sürekli başbakanın diktatörlüğünü vurguluyordu. 08 Mayıs 2013 tarihinde yayımlanan ses kaydında, “Bazen kuvvet insanı küstahlaştırabilir” diyen Gülen, “Mümin bile olsa ahlaken firavun olur. Sıfatları itibarıyla firavun olur. Bazen nimetlerin sağanak sağanak baştan yağması o da insanı böyle nemrutlaştırır, firavunlaştırır” sözleriyle başbakana yükleniyordu. Mayıs ayı sonuna doğru kendisini ziyaret eden bir grup gazeteciye “Başbakan diktatörleşiyor, güç zehirlenmesi yaşıyor, durdurulmalı” dediği medyada yer alıyordu. F.Gülen, Gezi Park’ı eylemleri devam ettiği sırada, 10 Haziran 2013 tarihinde, kendi sitesinden yaptığı açıklamada; “yeni bir dünya.. el ele yeni bir dünya!.. Hakimiyet değil.. hükmetme değil.. baskı yapma değil.. totaliter sistemler tesis etme değil.. diktatörlükler tesis etme değil.. tiranlıklar kurma değil.'' diyerek başbakanın diktatörlüğü algısına gönderme yapmaya devam ediyordu.

Sol Örgütler Her Şeyi Berbat Etti
Eylemler başladığında, MHP ve BDP olayların uluslararası boyutunu hemen fark ederek bu eylemlerle arasına mesafe koydu, “Occupy” direnişine destek vermediler. Dolayısıyla “Occupy” hareketi, eylemin başında yanına çekmeyi hedeflediği % 50’lik kesimin yarısını başından kaybetti. Harekete en büyük darbeyi eylemlere katılan sol örgütler vurdu. Zira “Occupy” hareketinin felsefesini şiddet içermeyen geniş tabanlı eylemler oluşturuyordu. Şiddetten arınmış eylem, karşı tarafın şiddetini provoke etmemeyi de gerektiriyordu. Zira bu modelde,  üçüncü tarafların sempatisi şiddet içermeyen eylemler sağlanmaktaydı. Ancak sol marjinal grupların eyleme katılması ile “#OCCUPYTURKEY” (yada Taksim Platformu) eylemde inisiyatifi tamamen kaybetti.
Sempatisini kazanmayı umduğu geniş halk kitlelerinin tepkisini çekmeye başladı. Eylem, sol marjinal grupların, mezhepçi yapıların ve CHP’nin eylemi gibi algılanır oldu.
“Şiddet içermeyen eylemler ile doğru zamanda halkın harekete geçmesini sağlamak” prensibinden yola çıkan hareket, çok kötü bir zamanlama ile, öğrencilerin imtihanlarının olduğu bir zamanda tencere tava gürültüleri ile pek çok kişiyi çalışmaz hale getirdi ve antipatik hale dönüştü. Hele, 13-17 yaş arasındaki oyun çağındaki çocukların okullarından eylem alanına götürülmesi ve polisin karşısına dikilmesi iğrenç bulundu.
Bu toz bulutu arasında, eylemlerin organizatörü olan ve henüz 14 Mart’ta kurulmuş olmasına rağmen kendisini Taksim halkının temsilcisi sayan Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin meydana çıkarak devletle pazarlık yapması herkesin gözünü açtı. Söz konusu dernek, ekolojik gerekçelerle 3.Havaalanı, Kanalistanbul, 3.Köprü ve HES’lerin yapılmasının durdurulmasını, devletin dış politikasını değiştirilmesini buyuruyordu. Uluslararası medyanın sanki Türkiye’de bir iç savaş varmış tonunda eylemleri vermesi, ABD ve AB resmi temsilcilerinin eylemcilerin yanında olduklarını açıklamaları, eylemlerin uluslararası bir tezgah olduğu şüphesini artırdı.
Netice olarak, küresel sistemin oyuncağı olan “Occupy” hareketinin bu saatten sonra Türkiye’de geniş kitlelerin sempatisini kazanma ve oyun kurma kaabiliyeti kalmamıştır.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 16-06-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82151835 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net