29-01-2023
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow İsra ve Mirac Gerçeği
İsra ve Mirac Gerçeği PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 6
KötüÇok iyi 
Yazar N.Çetin Önal   
08-05-2013

İsra ve Mirac Gerçeği

                                   N.Çetin Önal                       
İslami kaygı taşıyanlara…
Bu kaygıdan uzaklara değil
Ya klasik olur kalbin aklıını paslandırır,
Şerh yapmağa devam ederiz
Ya da kaynağı billurlaştırma gayreti içine girer
Artık düşünmeye başlarız
Curufat nedir bilirmisin curufat
Çelik kaynatılırken ortaya posa olarak çıkan
Ya da Harput bağlarında göletlerden
Seki’lere suyu aktarırken
Arkın, suyun önünde oluşturduğu çer çeperdir
Bu curufatı almadan
Nebatatı suvaramayız
Ya klasik olur bu curufattan
Yana olur
Ya da kaynağını
Katıksızlaştırırız
Hangisiyiz?
(Bu dizeler: rahmet üzerine olsun önden giden ustalarıma, Malatyanın Şöhretli Said'ine, erdemli insanlara ve bu uğurda halen dünyada ikamet eden ağabeğime ve kardeşlerime ithaf ederek bana son okuduğum bir çalışma olan "İSRA ve MİRÂC" gerçeği adlı esri ortaya koyan ve çok emek sarfeden İSRAFİL BALCI kardeşime.)

          Kitabın hemen ilk sayfasında ön sözde “kur’ân-ı kerim isrâ hadisesine işaret eder,ancak detayına ilişkin hiçbir açıklama yapmaz.Miraç hadisesi hakkındaki bilinenler ise,bütünüyle rivayetlerden müteşekkildir ve asla kur-ân’a dayanmaz.”(sa.7)  Yazarımız kitabının devam eden sayfalarında gerçekten büyük bir emek sarfederek araştırdığı belli olan ve kitabının 16. sayfasında da hicri 235 yılına kadar miraçla ilgili her hangi bir rivayete rastlıyamadığını kendi imkanları ile araştırıp bulamadığını ifade etmektedir.Aynı sahifede araştırıp da bulamadığı rivayet kaynaklarını şöyle sıralamakta. Hammâm b. Münebbih (32/750) Malik b. Enes (179/795 )……….İbn Ebi Şeybe’ye (235/849) gelinceye kadar mi’raca dair her hangi bir rivayet yer almamakta olduğunu ifade etmektedir.(sa.16) Ve devamla aynı sahifede kütüb ü sitte de ise irili ufaklı bir yığın hadis olduğunu tespit ediyor.

          İlginç olan şu tespit çok dikkate şayandır ki kur-ân-ı kerimde miraç kavramına yer verilmediği halde ve hicri 235. yıla kadar gene miraç ile ilgili bir rivayete rastlanılmadığı halde kütüb-ü sitede bir yığın irili ufaklı hadise rastlıyoruz. Burası önemli bir tespit olarak karşımıza çıkıyor ve beni doğrusu hayli ilgimi çektiğini ifade etmek isterim.

            Sahife 57 den itibaren “İsra hadisesiyle Necm suresi arasında kurulan ilişki” konulu başlıkla ifade edilen kısımlarda araştırmacı yazar isra hadisesiyle miraç hadisesi arasındaki kurulan bağın yanlış olduğunu ifade ederek miracın kaynağı olarak gösterilen Necm suresinin Mekkenin ilk yıllarında inzal edildiği halde (ki ayetin inzal  zamanı için hayli kuvvetli deliller veriyor) isra hadisesini(gece yürüyüşü) bize bildiren ayet-i kerime miraca delil gösterilen necm suresinden çok sonra inzal edildiği ifade edilmekte.Bunun için bu iki olayın bağının kurulamıyacağını ifade etmekte.Dolayısı ile gerçekten ilginç bir tespitte bulunuyor yazarımız. Ve devamla bu iki olayın bir sayılarak çok külliyatlı tefsirin yapıldığını ve bu iki olayı birleş-tirerek hicri 235.yıldan itibaren yığınla rivayet nakledildiği  konusuna dikkatimizi çekiyor.

                Kitap gerçekten büyük emekler ve zamanlar harcanarak yazıldığı verilen kaynaklardan ve tespitlerden anlaşılıyor.Sahife 83 de “isrâ ve mi’raçla ilişkilendirilen diğer kur’an ayetleri” ile ilgili başlıkla verilen kaynaklarda buhari’den alınan bir rivayette yine isra hadisesiyle necm suresinde ifade edilen ve adına miraç diyerek ifadelendirilen hadise karıştırılarak bu rivayette Resulullah(a.s) a bakara suresinin 285. ayeti ile 286. ayetinin vahyedildiği rivayet ediliyor.Bunun nasıl olabileceğini sorguluyarak söz konusu ayetlerin medinede inzal olduğu kuvvetli rivayetlerle sabit iken isra veya miraç hadiseleri Mekke döneminde gerçekleştiği bilinir.

                Sahife 95 te Mescid’ül Haram ve el-Mescid’ül Aksa kavramları üzerinde araştırmalarını sürdürürken Mescid’ül aksanın yeri konusunda fikir serdedilen kitaplardan alıntılar yapar.Kendisinin Mescid’ül aksanın yerinin kudus olduğu(sa.124) ve ayetin inzal olduğu, zaman diliminde kudüste Mescid’ül aksa diye bir yapının olmadığı ve sadece o dönemde Süleyman mabedinden kalma duvarın bir bölümünün bulunduğunu ifade eder.(sa.96) Yazarın Mescid’ül aksayı kudüs’te arama fikrine katılmayabiliriz elbette bu konu çokça muhkem olarak ifade edilmiyor.Ne gariptir ki o dönemde Kudüste Mescid’ül aksa diye bir yapının olmadığı kesin olmasına rağmen Müslimin bir rivayetinde güya Resulullah bu yapının peygamberin gözü önüne getirilerek özelliklerini saydığı ifade edilmiştir.Bu konu yazarımız tarafından sahife 144 de çok güzel ifade edilmekte. Ancak ilerliyen sahifelerde yazarımız Resulullahın gözü önüne gelen Hazreti Süleyman mabedinin yıkıntıları olmuş olacağı konusunu da belirtiyor.

                    Kütüb-i Sitte eserlerinde yer alan ,isra ve mi’rac rivayetleri konusunda araştırmalarını ifade ederken bu eserlere ait en önce  ve en kapsamlı olanın Enes b. Malik’in Ebu Zerr el-Ğifari’den naklettiği rivayet kaynaklarını söylüyor. Ebu Zerr’in ilk Müslümanlardan olduğunu ve Mekke döneminden haberdar olabileceği görüşüne yer veriyor. Ancak Enes b. Malik ve Ebu Said-el Hudri ise Medineli olduğunu diğer haberlerin de ravisi bulunan Ebu Hureyre’nin  ise henüz hadisenin vuku bulduğu dönemde Müslüman olmadığını bu Yemenli ravinin Medine döneminde Müslüman olduğu gerçeğini bildiriyor. Ancak evvelce zikredilen Enes b. Malikin ve Ebu Zerr’in olay vuku bulduğunda daha çocuk olduklarını bulgusunu ifade ederek böyle bir rivayetin nasıl olacağı sorusunu sorarak ancak bunun bir kurgu olabileceğini yazıyor. Müslim de Buhari de İbn-i Hambel’de parça parça rivayet edilen rivayetler bundan ibaret olduğu kanısına varıyor.Sa.173.İlerleyen sahifelerde kütüb-i Sitte’de bulunan hadislerin çelişkilerini delilleriyle ortaya koyarken bu kanısına İbn-ı Teymiyye’nin de bu tür hayali kuguların miraç konusunda ki rivayetler de çokça rasladığını ifade ettiğini tespit ediyor.Sa. 204.

                       Yazar ve muhakkik kardeşimiz önemli sorgulamayı sahife 218 de vurguluyor. ”Resûl-i Ekrem’in hayatında son derece önemli bir ara kesit olan ve Mekke döneminde vuku bulan bu hadislere ilişkin haberler, neden en yakınında bulunan  Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali veya Hz. Osman gibi sahabilerden değil de,henüz olayın mahiyetini idrak edemiyecek çocuk yaşlarındaki Medineli ravilerden gelmiş olsun? Bütün bunlar bir çelişki değil midir?

                        Siyer kitaplarından bahisle , en erken siyer kitaplarından olan İbn İshak sadece isra hadisesinden bahsedildiği ancak mirac ile ilgili bir bilginin olmadığını kaydederken ancak daha sonra yazılmış bulunan İbn Hişam da isra ve miraç hadisesinin yer aldığı ve gene mirac la ilgili haberlerin yukarıda belirtilen kaynaklardan alındığını tespit ediyor.

                         İlerleyen sahifelerde yazarımız gerçekten ilginç araştırmalarına devam ederken mirac’da haşa Resul’un arş’ta Allah ile buluştuğu  rivayetlerini tercih edenlere şöyle sesleniyor “ALLAH BİZE ŞAH DAMARIMIZDAN DAHA YAKIN İKEN RESULULLAH’I NEREYE GÖNDERİYORSUNUZ!”  (mealen) Sa.282

                         Sonuç olarak “İsra hadisesi Ku’ran’da zikredilen bir konudur ve bu nedenle vuku bulup bulmadığıyla ilgili bir tartışma söz konusu değildir. Ancak yolculuğun ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin bir detay verilmediği için değişik görüşler ileri sürülmüştür.”

                          İlerleyen sahifelerde büyük bir emek sarfederek hazırladığı eserinde mirac ile ilgili bu kadar rivayetin rağbet görmesini resule olan aşırı sevgiden kaynaklandığı ve Hz.Musanın bu rivayetlere dahil edilmesini genellikle israilayat’a bağladığını ifade etmekte. Ve hatta rivayetler de maalesef bakara suresinin son iki ayetinin mirac ta vahyedildiğini nakledenler için “halbuki bakara suresinin tamamının Medine de vahyedildiğini “tespit ediyor. Bu kadar da bariz hataları tespit ediyor.

                            Kitap okunduğu zaman gerçekten önemli tespitlerin olduğu görülecektir. Bu araştırma bir kez daha gösteriyor ki artık dinimizi anlarken metod’umuzu kavi tutmamız ve çok titiz davranmamız gerekmekte. Bu da bizim imtahanımız. Doğruyu ancak Allah bilir. Bunlar ancak benim anladıklarımdır, Vesselam...

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 08-05-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
93689184 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net