12-08-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Geçmişten arrow Geçmişten arrow Sahte muhtıra yazan ve manşet atan gazeteciler
Sahte muhtıra yazan ve manşet atan gazeteciler PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 0
KötüÇok iyi 
Yazar Tevfik DİKER   
07-03-2013
Sahte muhtıra yazan ve manşet atan gazeteciler

                                                   Tevfik DİKER
13 Haziran 1993’te yapılan DYP Olağanüstü Büyük Kongresi’nde Manisa milletvekilleri olarak üçe bölünmüştük.
Yahya Uslu, Ümit Canuyar, Cengiz Üretmen ve bendeniz Tansu Çiller’i destekledik.
Dönemin Maliye Gümrük Tekel Bakanı Sümer Oral ve Devlet Bakanı Akın Gönen Demirel’in adayı olan İsmet Sezgin’in, Rıza Akçalı ise Köksal Toptan’ın yanında yer aldılar.
Rıza Akçalı, delegelere “İslam’ da kadından lider olmaz” diye propaganda yapıyordu.

Sonuçta Tansu Çiller kazandı…
Çiller hükümeti kurdu. Kabineye, Yalım Erez’in telkin ve özel gayretleriyle Çevre Bakanı olarak Rıza Akçalı’yı aldı.
Akçalı da bir kadın başbakanın arkasında dimdik durdu!..
***
Rıza Akçalı'nın bakan yapıldığı günlerde Eurogold Madencilik A.Ş.’nin Bergama-Ovacık'taki siyanürlü altın arama faaliyetlerine karşı çevre halkının mücadelesi en üst seviyede idi.
İşte böyle bir konjonktürde Sabah Gazetesi’nin patronu Dinç Bilgin, Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu, Ankara Temsilcisi de Fatih Çekirge idi.

SAHTE MANŞETÇİLER!
Çekirge, 6 Ocak 1995 tarihinde Sabah’ta “Çiller’e sahte muhtıra” başlıklı bir manşet habere imza attı.
Düzmece haberin sunuşunda şöyle deniliyordu:
“Çiller'e sahte muhtıra
‘Atatürkçü Subaylar’ imzasıyla Başbakan ile gazete bürolarına gönderilen ve Ankara'yı karıştıran mektubun DYP Manisa milletvekilli Tevfik Diker tarafından yazıldığı belirtiliyor.”
…………………
Sahte belgede adım ve imzam yoktu.
Buna rağmen uydurma bir kâğıt parçası haber ve manşet yapılıyordu.
Fatih Çekirge yaptığı bu haberle kendisini açıkça ele veriyordu.

Haberde "gazete bürolarına gönderilen " diyordu.

Diğer gazetelerin hiçbiri bu sahte muhtıraya itibar etmiyor, sadece Çekirge ve Sabah düzmece haberi öne çıkarıyordu.

Yoksa sahte muhtırayı kaleme alan ve haber yapan Sabahçılar mıydı?
Çekirge’nin uydurma manşetini tesadüfen elime geçen bir ses kaseti vasıtasıyla Star ekranlarında ‘daha ilk gün’ deşifre etmiştim.
Buna benzer birçok düzmece, mizansen, yalan haber 28 Şubat sürecinde bir biri ardına yayınlanmıştı.
Çekirge imzalı Sabah’taki manşetin bir hedefi vardı.
Bir yandan “Çevre Bakanı üzerinde bir baskı kurmak ve siyanüre destek vermesini sağlamak” diğer yandan da “Statüko’ya karşı beyanatlarıyla ve duruşuyla ön plana çıkan Tevfik Diker’ i itibarsızlaştırmak!”
Meclis’e girdiğim ilk günlerden itibaren “MGK demokratikleştirilmeli, Genelkurmay MSB’ye bağlanmalı” diye demeçler vermiştim. Darbelere, kontrgerillaya karşı olduğumu dobra dobra söylüyordum.
Yolsuzluklarla mücadele eden kimliğimle fincancı katırlarını ürkütüyor, dahası bazı odakları deşifre ediyordum.
28 Şubat döneminde Sabah’ın genel yayın yönetmeni olan Zafer Mutlu, geride bıraktığımız yıl içinde Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’nda o dönemi anlatmıştı.
Sabah yönetici ve yazarları olarak Tansu Çiller’le yaptıkları bir kahvaltıda konuşulanları örnek göstermişti.
Zafer Mutlu, “Çiller, beni, Fatih Çekirge'yi ve Hasan Cemal'i kahvaltıya davet etti. Orada, askerlerin kendisini desteklediğini, Genelkurmay Başkanı Karadayı’nın 'Başbakanlığı siz alın bu sorunlar biter' dediğini öne sürdü. Ben de ona 'Yanılıyorsunuz, Ankara'da öyle bir hava yok' dedim...”
Fatih Çekirge, sözü edilen kahvaltının üzerinden 65 gün geçtikten sonra 1 Mayıs 1997'de, Çiller'in söylediği iddia edilen bu cümleleri köşesinde yazmıştı
Tansu Çiller’in o dönemde danışmanı olan Mehmet Bican'a kahvaltıyla ilgili neler söylediğini ise Bican’ın “28 Şubat'ta Devrilmek” adlı kitabından öğreniyoruz!
Mehmet Bican anlatıyor:
“Çekirge'nin o kahvaltıyı yazmasından sonra, Çiller yaşadığı olayı kabullenemiyor, hırsını dizginleyemiyor, yeniden beni arıyor ve o konuda çok ayrıntılı konuşuyor:
Eylül ayı başından beri bana sürekli darbe tarihi veren bu arkadaşlar, o günkü kahvaltıda darbenin gününü, saatini hangi paşanın nasıl darbe yapacağını, darbe sonucunda nasıl bir hükümet kurulacağını anlatıp durdular. Genelkurmay Başkanı'nın beni neden gözden çıkardığına dair tanıklar gösterdiler...
'Hükümetten ayrılın, kurtarın kendinizi' mesajı vermeye çalıştılar...
Hangi paşanın hangi saatte kendilerini aradığını ve neler konuştuklarını bana aktarırken, bunları yatıştırmak istedim. Asker böyle bir ortamda darbe yapmaz. Beni neden sevmesin? Bana Yılmaz'dan daha çok güvenirler. Onlara bunları söyledim. İşin özü bu...
Çiller, 'Kafalarında darbe üzerine kurulmuş bir senaryo var, o senaryoya beni ortak etmek istiyorlardı.' diye devam ediyordu...”
.....................
28 Şubat sürecinde yaşlı kurtların medyası işte böyle çalışmıştı.
***
Şimdi, sizlere bazı önemli noktaları, bağlantıları hatırlatmak istiyorum.
Zafer Mutlu sonradan Aydın Doğan’ın el altından desteklediği Vatan gazetesinin kurucusu, patronu oldu.
Sabah’ın patronu Dinç Bilgin hapse girmiş, malına el konmuştu.
Buna karşılık Zafer Mutlu aynı hengâmeden Dinç Bilgin gibi batarak değil daha da yükselerek yani gazete patronu olarak çıkmıştı.

ÇEKİRGE’NİN KAÇINCI SIÇRAYIŞI?
Fatih Çekirge ise Uzan Grubu’nun 1999’da çıkardığı Star Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni olarak Aydın Doğan’a ve Ertuğrul Özkök’ün yönettiği Hürriyet’e ağır ithamlara bulunmuştu.
Çekirge, Uzanlar’ın devri kapandıktan sonraki dönemde Hürriyet’e geçmişti.
Yeri geldiğinde Cem Uzan döneminde uğradıkları medya saldırısından şikâyet etmeyi çok seven Ertuğrul Özkök sanki hiçbir şey olmamış gibi Çekirge’yi Hürriyet’te kanatları altına almıştı.
Fatih Çekirge, günümüzde Ertuğrul Özkök’ün damadıdır!

***

Bir süre önce, memurhaber. com yazarı Adil Yargıcı köşesinde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e ilginç bir soru soruyordu:

“Ey Maliye Bakanı Mehmet Şimşek!

Star’a geçmek için Sabah’tan ayrılmadan önce Cem Uzan’dan beş milyon dolar transfer ücreti aldı, diye Meclis Darbe Girişimlerini Araştırma Komisyonu’na ifade veren Sabah’ın o dönemdeki patronu Dinç Bilgin’in ‘ihbar’ nitelikli bu ifadesi için Fatih Çekirge aleyhinde soruşturma başlattın mı?...”

MEDYANIN ASIL MERKEZİ NERESİ?
28 Şubat medyasının asıl fonksiyonunu çözebilmek için, bahis konusu yaptığım hâkim medyanın yaşlı kurtlarla yani İstanbul’daki baronlarla nasıl bir ilişki içinde bulunduğunu iyi bilmek gerekir.
Bu çok yönlü, sistematik bağlantılar bugün de aynen geçmişte olduğu sürmektedir.

Birbirine zıt gibi görünen gazeteler veya yazarlar son tahlilde aynı merkez tarafından yönlendirilmektedir.
Önceki yazımda CNN Türk’teki Dört Bir Taraf adlı program için verdiğim örnekte olduğu gibi…
Farklı roller üstlenen yazarlar, yorumcular aslında kendilerine biçilen rolleri yerine getirmektedirler.
Son dönemde medyada popüler hale getirilen Rasim Ozan Kütahyalı-Nagehan Alçı çiftinin Aydın Doğan tarafından en fazla müsaadeye mazhar isimler olması tesadüf değildir.
Örneğin, Nagehan Alçı çok değil üç yıl önce şimdikinin tam tersi fikirleri hararetle savunan bir yazarken belli bir süredir tamamen farklı bir rolde yani hükümet destekçisi imiş gibi karşımıza çıktı.
Nagehan Alçı’nın Akşam gazetesinde yaptığı röportajları da gözden geçirdiğinizde ilginç bağlantılara ulaşabilirsiniz.
Bunlardan en önemlisi 5 Mayıs 2008’de röportaj yaptığı İshak Alaton’dur.
Yaşlı Kurt Alaton, medyada adeta ağzının içine bakılan isimdir ve özellikle son bir yıldır birbirinden değişik çizgideki gazete ve televizyonlarda sürekli övülmektedir.
Medya üzerindeki asıl etkisi ise bilinmiyor.
Hürriyet ve Radikal’den Taraf’a, Akşam’dan Zaman’a kadar geniş bir medya yelpazesinde İshak Alaton el üstünde tutulmaktadır.
Neden acaba?
Alaton’un ise Taraf’a özel bir ilgisinin bulunduğu son dönemde daha iyi anlaşılır hale gelmiştir!
2012 yılı içerisinde hakkında yazılan iki ‘lanse edici’ kitabın, muhafazakâr bir camiaya mensup bir gazeteci tarafından hazırlanmış olması çok şey anlatmaktadır.
Alaton’u ‘örnek insan’ olarak değerlendiren ve özellikle kritik etmeyen, büyük çelişkilerini hiç dile getirmeyen medyadaki malum yayınların 28 Şubat soruşturması başladıktan sonra bir biri ardına gelmesi ve halen devam ediyor olması, bence çok anlamlıdır.

İshak Alaton’un Yeni Şafak’taki bir röportajda “28 Şubat soruşturmasının genişlemesini istemediğini, bunun çok yanlış yerlere varacağını” söylemesi dikkat çekicidir.

***
Burada, şu önemli soru akla takılmaktadır…
Yaşlı kurt İshak Alaton, 28 Şubat soruşturmasında sıranın işadamlarına ve medyaya gelmesinden mi korkmaktadır?

Söylemek istediğim şu ki, uzunca bir süredir aslında derinlerde seyreden ‘Yaşlı Kurtlar Medyası’ vardır.
Bunu da, İshak Alaton, Aydın Doğan ve son kertede Rahmi Koç üzerinden tarif etmek doğru olacaktır.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 07-03-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
56790072 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net