17-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow BU DEVRAN BÖYLE GİDEMEZDİ
BU DEVRAN BÖYLE GİDEMEZDİ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 0
KötüÇok iyi 
Yazar Necmettin EVCİ   
02-03-2013
BU DEVRAN BÖYLE GİDEMEZDİ

                                       Necmettin EVCİ
Dünyanın dengeleri, denklemleri değişiyor; değişmek zorunda.Küresel işleyiş, yeni siyasal oluşumları, sosyal gelişmeleri kaldıramıyor. Modern bilinç ve değerler, yeni durumları tanımada, tanımlamada yetersiz kalıyor.

Özetle dünyanın anlayışı, aklı, duyarlığı değişiyor, değişmek zorunda.
Dünyanın konumu, bakış açıları, duruş yerleri değişiyor değişmek zorunda.

Zorundalığın asıl sebebi, elbette bu değişimi hayati bir mesele olarak arzulayanların çokluğu yanında, değişimle bütün varlıklarını kaybedecekleri korkusuna sahip olanların da azımsanmayacak çoklukta olmalarıdır. Mevcut durumu hazırlayan yapı, kendi statükosunu, hiyerarşisini inşa etti. Statükonun sahipliğini yapan aktörlerle sistemin menfaatleri birbirine sıkı sıkıya bağlı olmak durumundaydı. Birinin kazanması veya kaybetmesi, diğerinin de kazanması veya kaybetmesi anlamına gelecekti. O nedenle birbirlerini sahiplendiler, beslediler, güçlü kıldılar. Ama diğer taraftan, içten içe, alttan alta büyüyen, güçlenen huzursuzluk daha fazla bastırılarak devam ettirilemezdi.

Bu devran böyle gidemezdi.
Dışlanan, hesaba katılmayan, görülmek istenmeyen aktörler ve değerler; sarsıcı, inkılabcı etkileri ile hissedildiler. Özellikle Ortadoğu merkezli tarihsel, toplumsal hareketlilik, yenidünyanın ilk dalgaları olarak anlaşılmalıdır. Hadise bitmemiştir ve Suriye’de olduğu gibi bütün şiddetiyle devam diyor, edecektir. Burada var ve iddialı olmak isteyenler uzun yürüyüşe, uzun dayanmaya, direnmeye hazır olmalıdır. Uzun soluklu, derin bakışlı olmayanlar sadece burada değil hiçbir yerde tutunamazlar. Bitmeyen azim, usanmayan mücadele, heyecanını yenileyen cihat ruhu, ruhu yenileyen cihad ideali ve pratiği kazanacaklardır.

Taşlar hiçbir zaman yerine oturmayacaktır belki. Hiçbir zaman hiç kimse durumdan memnun kalmayacaktır? Varoluşun ve tarihin doğası böyledir. Eğer herkes, her şeyden mutlu olsa, hayat hareket özelliğini yitirir. Mutlak asr-ı saadet bir anlamda tarihin sonu demektir. O zaman duran su kendisine yeni çıkışlar, yeni yollar arar. Zamanı, katmanları zorlar ve kendi yolunu bulur. Akışın, er geç kendi yolunu bulması, tarihin herkesten daha güçlü olduğu hakikati ile telif edilmelidir. Tarihsel gerçeklik önünde, en azman güçleriyle nice devletler, çer çöp yığını gibi savrulup gitmişlerdir. Sosyal olgulara ve olaylara yorum yapanlar, bu gerçeği göz ardı edemezler. Ederlerse, geniş zamanlı tarihsel mecburiyetleri, aktüalitenin kısa mesafesi ve dar açısı içinde göremezler. Çok yakında göremediklerine çarpılıp dağılırlar. Tüm boyutlarıyla yaşanan değişim ve dönüşüm; önlenemez, engellenemez olgusal gerçekliğin hayatta yerini almasından ibarettir.

Olaya böyle bakalım.
Ana çerçeve bu olduktan sonra, oraya istediğiniz kadar komplo teorileri, uçuk senaryolar yerleştirebilirsiniz, zararı yok. Olaylar üzerinde komploların etkisi yok değildir. Belki de kimi şeyleri geciktiren, zorlayan biraz da bu komplolardır. Ancak gelişmeler, yüzyıllık komploları boşa çıkaracak şiddette ve istikamettedir. Ben böyle düşünüyorum. Tunus’ta, Mısır’da, Libya’da başaran süreç tüm etkileri ile devam ediyor. Süreci doğrudan ve bire bir yaşadığımız için bütüncül yorumlar yapamayabiliriz. Yarınlarda mesela önümüzdeki yıl başlamak üzere sonraki zamanlarda, yaşadığımız bölgedeki köklü değişimlerin mahiyeti daha iyi kavranacaktır. Değişim yaşanır, görünür olacaktır. Su kendi güzergahına doğru tarihi akışa geçmiştir. Tarihin kültür, inanç ve hayatla doğrudan ilişkili dalgaları, zulmün kayalıklarını fena dövdü, dövmeye devam ediyor.

Türkiye bütün bu dalgalanmaların tam orta yerindedir. Bir anlamda kendi evimizi erkenden ve aklıselimle, kararlı, cesur tutumla düzenlememiz sayesinde gelişmeleri daha hazırlıklı karşıladık. Müslümanların hisseden aklı, değişimin mahiyetini de getireceği külfeti de ülfeti de önceden gördü.Türkiye’nin içsel, öznel, yapısal değişikliği bir yandan bölgeyi olumlu etkiliyor, diğer yandan çevresindeki gelişmelerden son derece olumlu etkileniyor. Duruş yerimizi, tarzımızı asla bozmayalım. Durduğumuz yer, kendimize, kardeşlerimize ve tarihimize olabildiğince yakın olduğumuz yerdir. Bulunduğumuz yer bölgenin ve giderek dünya dengelerinin nirengi noktası, kilit noktasıdır. O nedenle Türkiye’nin gücü sadece kendisiyle sınırlı değildir. Türkiye’nin dili, ufku sadece kendisi ile sınırlı değildir. Daha doğrusu biz, bu sınırlar içinde dar düşünecek, dar görecek kadar tarihten uzak olamayız.

İşlevselliğini dışımızda geliştirilen programların belirlediği küçük dünyanın belirlediği koşullarda düşünecek kadar pasif olamayız. Etkisiz eleman olamayız. Bizim olduğumuz yer değişmelidir. Bizim katıldığımız ses, bizim katıldığımız söz değişmeli ve değiştirmelidir. Çevresel etki ve bağlanışlarla bütün bir ümmetin, giderek bütün bir bölgenin aklı, gücü, heyecanı, umudu olmak zorundayız. Bunu idrak ettiğimiz, uyguladığımız zaman zengin, idrak edemediğimiz zaman yoksul oluruz. Cesur ya da korkak, kişilikli ya da kişiliksiz, huzurlu ya da huzursuz oluruz.

Dünyanın dengeleri, denklemleri değişiyor; değişmek zorunda.
Küresel işleyiş yeni siyasal oluşumları, sosyal gelişmeleri kaldıramıyor. Modern bilinç ve değerler yeni durumları tanımada, tanımlamada başarılı olamadı. Şimdi değişen dünyada kendi sesimizle, kendi irademiz, yolumuz, yordamımızla, kendi dilimiz, aklımız, amacımızla yerimizi almak için çıktığımız yoldan bir adım bile geri atmamalıyız, atamayız. Dışarıda olduğu gibi, iç barışı sağlamaya dönük her türlü çaba desteklenmelidir. Hiç kimse hiçbir şey adına hayatı tüketmeyi bu millete çözüm gibi sunmaya kalkmasın. Öldürmeye dayalı bir programın delilikten, çıldırmaktan başka bir şey olmadığı, millet ve İslâm düşmanı fesat odaklarının planı olduğu çok net olarak bilinmektedir...


Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 02-03-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82131796 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net