27-03-2023
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow AĞUSTOS BÖCEĞİNDEN ÖZÜR DİLEMEK
AĞUSTOS BÖCEĞİNDEN ÖZÜR DİLEMEK PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 26
KötüÇok iyi 
Yazar Sebahattin Özden   
24-05-2006
Sebahattin Özden*


Eğer çocuksanız insanlar size nasihat etmeye bayılırlar ve bu nasihatlerin belki en başında kitap okumanın teşviki gelir. Kitap okumanın öğrenme yolunda yürümek için bir şart olduğu iddia edilir. Ben insanların kitap okumalarının şart olduğunu düşünmüyorum. Kitap okumak bir ilgi meselesidir, ve kitap okumaktan maksat öğrenmekse, öğrenmenin tek bir yolu olduğunu iddia etmek büyük bir yanılgı olur. Tecrübe gibi acı bir öğrenme yolunu bir kenara ayırırsak, insanlar izledikleri filmlerden, girdikleri tartışmalardan, dinlediklerinden, gördüklerinden ya da daha kısa ifadeyle yaşadıkları hemen her şeyden bir şeyler öğrenir. Kitaplar ise size hazır bilgi sunarak, teorik dünyaya giriş yapmanıza yardımcı olur. Henüz okula gitmeden önce bile sürekli okuyan biri olarak söylemeliyim ki, kitap okumak bir alışkanlıkta olabilir. Pekala kitaplar size yanlış bilgi de öğretebilir; işte bugün değineceğim asıl konu…

Bir çocuğumun olmasının nasıl bir şey olacağını bilmeme rağmen, hep çocuğum olsa hangi kitabı okutacağımı düşünmüşümdür ve elbette hangilerini okutmayacağımı da. Bir çocuğun okuması çok önemlidir çünkü bilinçaltına yerleşen bilgiler onun karakterini ve düşünce dünyasını belirleyecektir. Tüm dünyanın yanılırken sadece bir kişinin doğru söyleyebileceğine inanan ve bu inanışının ispatı için, sıkça Galilei örneğini veren biri olarak söylemeliyim ki, başta öğretmenler olmak üzere bir çok kişinin tavsiye ettiği kitapların bazıları, çocukları hiç de doğru yola götürmüyor. Peki doğru ile yanlışın muhakemesini yapıp yapamayacağı belirsiz bir çocuğa -aba altından sopa gösterir gibi-, doğru ile karışık yanlışları bilinçaltına yerleştiren kitapları okutmak ne derece doğru? Ya da onlara kendi doğrularımızı dayatmaya hakkımız var mı?
      İnsanlar maalesef çocuklarının kendi doğrularını ve tanımlamalarını benimsemelerini beklemekte. Kanaatim o dur ki; bir çocuğun bir şeyi tanımlarken bunu ebeveynin dayattığı şekliyle değil, tamamen kendi öğrenimiyle yapma özgürlüğü bulunmalıdır. Bu konuda sıkça tekrar ettiğim bir örneği yeniden öne sürmek istiyorum. Bir çocuğa bir fil gösterip, bunun bir fil olduğunu iri cüssesi ve hortumundan anlıyoruz demek yerine, sadece bir fil gösterelim ve bırakalım kendi tanımlamalarını kendileri oluştursunlar. Emin olun onların tanımlamalarından bir fil hakkında öğrenebileceğimiz alternatif bilgiler çıkacaktır. Ancak kendi tanımlamalarını oluşturabilen çocuk, alternatif bakış açısı geliştirebilir.   


Ağustos Böceği ile Karınca


Bir çok kişi henüz çocukken La Fonten'in Ağustos Böceği ile Karınca'sını okumuş ve belki bugünün işini yarına bırakmamak, tembellik etmek yerine çok çalışmak gibi davranışları da ilk defa La Fonten'den dinlemiştir. Bu davranışlar insanların nezdinde genelde doğru olarak kabul görürler. Ben bahsi geçen bu doğruların arasında La Fonten'in gizlice bazı yanlışları beynimize sızdırdığına inanıyorum. İsterseniz bu masalı bir sonraki paragrafta yeniden gözden geçirelim.

      Ağustos Böceği ile Karınca'dan çıkarılabilecek alternatif sonuçlar ya da daha yerinde ifadeyle bilinçaltımıza yerleşebilecek bazı yanlışlar vardır. Mesela, ağustos böceği doğanın kendisine verdiği sorumluluğu, keman çalmayı tercih ettiği için aç kalırken, karınca yine doğanın kendisine verdiği sorumluluğu yapmakta yani maddi kâra dönük çalışmaktadır. Keman çalmak gibi sanatsal bir aktivite neden "iş" çerçevesinde değerlendirilmemektedir? Bu bilinçaltı değerlendirmesi nedeniyle bir çocuk, ilgisi ve yeteneği olduğu halde aç kalma korkusuyla bu yeteneğinden vazgeçip, başka bir işe yönelse acaba doğru olur mu?

      Kendi ilgi ve yeteneğini icra ederek kazanacağı manevi kârı, maddi kâra tercih eden, mütevekkil ağustos böceğinin kaybedip, doğasına uygun olarak materyalist bir tutum sergileyen karıncanın kazanması sebebiyle hiç kimse bir çocuktan yeteneklerine göre davranmasını beklememelidir.

      Kanaatimce manevi tatmin maddi tatminden daha ötedir. Karıncanın kısa vadede kâra dönük çalışmadan edindiği kazancın maddi boyutundan öte manevi bir yönü de vardır. Her tamahkâr müteşebbis gibi karınca da, elde ettiği maddi birikimi seyrederek manevi bir tatmin yaşamaktadır. Burada şunu söylemeliyim ki; doğanın kendisine biçtiği sorumluluktan ya da başka bir deyişle mizacından ötürü kimse karıncayı suçlamazken, acaba neden yine mizacının gereğini yerine getiren ve kendini kemanıyla ifade eden ve belki bunu yaparken aynı zamanda keman çalmadaki marifetini de sergileyen ağustos böceğini suçlamaktadır. La Fonten neden ağustos böceğini karıncanın kapısına muhtaç etmektedir? Oysa tarihte iş adamlarından çok sanatçılar bilinmektedir ve hatta günümüzde bir çok karınca, ağustos böceklerinin konserlerine sponsor olmaktadır. Bir taraf diğerine muhtaç olmamakta, iki taraf da karşılıklı olarak ihtiyacını gidermektedir.

      Materyalizmin zafere ulaşıp, maneviyatın ayaklar altına alındığı Ağustos Böceği İle Karınca hikayesine bu şekilde baktığımızda hala karıncadan yana taraf olabilecek miyiz? Bence burada karıncaya özenip, onun gibi davranmak yerine, yeteneklerimizi en üst derece sergileyip, kendimizi en iyi ifade ettiğimiz işe yönelmeli, kişileri yeteneklerinden ya da tercihlerinden ötürü kınamamalı ve belki de La Fonten'in düştüğü hataya düşmemeliyiz. Burada kınanacak bir kimse varsa o da La Fonten'dir. Bu mesele üzerine iktisatçılar ne der bilemiyorum ama La Fonten gibi düşünmeye devam ettiğimiz sürece "sanatın karın doyurmayacağı" açıktır.



Yorum
Yazar Misafir açık 2006-12-07 17:19:46
ii güseellff:zzz

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
96095423 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net