18-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow MİLLİ EĞİTİM BAKANI ATATÜRK'ÜN İZİNDEN Mİ GİDİYOR NE?
MİLLİ EĞİTİM BAKANI ATATÜRK'ÜN İZİNDEN Mİ GİDİYOR NE? PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 1
KötüÇok iyi 
Yazar Mehmet YAMAN(*)   
14-01-2013
MİLLİ EĞİTİM BAKANIMIZ ATATÜRK'ÜN İZİNDEN Mİ GİDİYOR NE?

                                                                   Mehmet YAMAN(*)
Milli Eğitim Bakanımız Saygıdeğer Ömer Dinçer Beyefendinin, okullarımızdaki müfredat programlarının değişikliği ile ilgili olarak, yapılan tenkitler üzerine söylediği “çocuklarımıza, ilim ve irfanı okullarda öğreteceğiz”sözleri, yukardaki başlığı atmamıza vesile olmuştur.

Her iki alanda da uzunca bir süredir yaptığı çalışmalarla, bu alanlardaki eğitim performanslarını yakinen bilen birisi olarak, bu tesbitin çok doğru olduğunu kabul ediyorum.
  
   Bu çok önemli eğitim, bilgileri, öğretim formasyon ve yetenekleri, denetlenebilirlik ve genel bilgi disiplini ve koordinasyon konularında çok verimli olmayacağını sandığımız mahalle imamları yerine, ciddi bir programla müfredatı yapılabilen, denetlenebilir ve bilimsel disiplin içerisinde, pozitif alanlarla da desteklenecek, eğitim formasyonunu almış bulunan, Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenleri kanalı ve insiyatifiyle sağlanırsa, daha verimli, daha donanımlı ve çağdaş anlayışlara daha uygun olacaktır. Bu hem Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun gereğidir ve hem de merhum Atatürk’ün şu buyruğunun yerine getirilmesidir:
  “ Kendisine tabi olmakla tatminkar ve bahtiyar olduğumuz İslam Dini’nin, asırlardan beri eğilimli olduğu gibi, bir siyaset aracı olmaktan tenzih edilip, bunun üzerine yükseltmenin en gerekli bir gerçek olduğunu görüyoruz.”(1)
   “ Bizim dinimiz, akla ve fenne en uygun ve en tabii bir dindir.
Ve ancak bundan dolayıdır ki, son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için, akla, fenne bilime ve mantığa uyması gerekir. Bizim dinimiz bütünüyle bunlara uygundur.
Dinimizin felsefi hakikatlerini inceleyerek anlayacak, öğrenecek, ilim ve fennine sahip olacak, seçkin ve hakiki yüce bilginleri yetiştirecek KURUMLARA SAHİP OLMALIYIZ.
 
   HER FERT, DİNİNİ, DİYANETİNİ, İMANINI ÖĞRENMEK İÇİN BİR YERE MUHTAÇTIR. O R A S I  D A  O K U L D U R.” (2)   
   Yapılan değişikliklere göre, ortaöğretim çağındaki çocuklarımız, okullarımızda, bütün dinler dahil olmak üzere, ülkemizin, sözüm ona %99’unu oluşturduğu söylenen ( ki, biz buna inanmıyoruz) insanlarının dini olan İslam diniyle ilgili olarak, temel bilgileri, (bu arada bu dinin temel kaynağı Kur’an-ı Kerim hakkındakileri de) okullarımızda öğrenecekler. Bu konularla 50 yıla yakın bir süredir ilgilenen bir eğitimci olarak, açıkça ifade etmek istiyorum ki, bu proje çok doğru, olumlu bir proje olup, aslında tarihimizi kökenlerimizi, edebiyatımızı, san’atımızı, bilimsel gelişim sürecimizi, yabancı devletlerle ilgili ecdadımızın yaptığı bilimsel araştırma ve incelemeleri vs. öğrenmemiz ve araştırmamız bakımından, Osmanlıca’nın da zorunlu dersler arasında okutulmasının (ki, burada Saygıdeğer Zülfü Livaneli’nin, bir makalesinde konuyu detaylı olarak değerlendirdikten sonra, bitiş paragrafında yazdığı,“şimdi ben kendi hayatımı yeniden biçimlendirmek amacıyla, bu yaştan sonra, Osmanlıca’yı daha iyi öğrenmek istiyorum. Çünkü Batı dilleriyle karşılanamayacak ve bu ülkenin ruhuna kılcal damarlara kadar nüfuz edebilecek sezgiler, ancak bu kelimeler aracılığıyla sağlanabiliyor. Elbette bir de eski metinler sorunu vardır. KENDİ ÜLKESİNİN YÜZ YIL ÖNCEKİ METİNLERİNİ OKUYAMAYAN BİR AYDIN KUŞAĞININ, AYAĞINI YERE NE KADAR SAĞLAM BASTIĞI, TARTIŞMA GÖTÜRÜR. Siyaset ayrı konu ama, kültür bakımından ne tam batılı, ne tam doğulu, ne tam Akdenizli olmak, yani ortalarda yuvarlanıp durmak, yormadı mı daha?” (3) cümlelerini burada tekrar etmekte fayda buluyoruz ki, hiçbir siyasal ya da ideolojik kaygı taşımaksızın yapılan, yalın bir gerçeğin ifadesidir, bu.) çok yararlı olacağını düşünüyoruz, bilimsel açıdan. Yabancı devlet uzmanlarının rahat rahat girip okuyabildikleri kendi arşivlerimizi, bizler maalesef hiç okuyamadığımızdan, ne gibi bilimsel araştırmalar, deneyler ve ne gibi tarihi vakıalar oluşmuş, incelemeye dayalı bilgimiz olmadığından, yakın tarihimizde buna bir de ecdad düşmanlığı ve yabancı hayranlığı eklendikte, cehaletimizi gidermek için, Galile’nin tezlerine, Hammer’in tarihi’ne muhtaç hale gelmiş olduk.

   Artık geride kalması gereken bu süreçten çıkıp, kendimize olan güveni tazeleyerek, yeni ve uluslar arası kabul görmüş temel kriterlere göre, bilimsel temelli araştırmalar ve çalışmalar yapma zamanımız çoktan gelip geçmektedir.
   Birbirimizi körolası siyasal kaprisler ve çıkarlarla, sanki yok edilmesi gerekli bir düşman gibi yıpratma faaliyetlerini bırakıp, ülkemiz ve insanlarımızın, uluslar arası arenada gelinen şu noktada, daha güzel, daha müreffeh ve daha mutlu yaşatılabilmesi, geleceğe sağlıklı nesiller ve imkanlar bırakılabilmesi için, neler yapılabileceğini, hep birlikte (hem iktidar ve hem de muhalefet partilerinedir, bu ikazımız) düşünüp değerlendirelim ve teşvik ve destekle uygulamaya koyalım. Bu bizim, entelektüel, demokratik ve sosyo-hukuk yapımızın gelişmesinin ve olgunlaşmasının da bir işareti olacağı gibi, ulusumuzun da yıllardır topyekun istediği bir özlemdir. Uluslar arası saygınlığa ulaşmamızın bir zorunlu şartıdır. Her gün birbirinin boğazına sarılan, birbirini tökezletmeye çalışan bu adi siyasal tavırlardan, artık hepimiz vaz geçmeliyiz.

   Yeri gelmişken, Saygıdeğer Milli Eğitim Bakanımıza Merhum Atatürk’ün birkaç sözünü de burada hatırlatmak istiyoruz:
   “ Türk Milleti daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, öyle inanıyorum. Zira şuura muhalif, ilerlemeye mani hiçbir şey ihtiva etmiyor.” (4)
   “ Bir Milli Eğitim Programından bahsederken, milli karakter ve tarihimizle mütenasip bir kültür kast ediyoruz.”(5)
    “ Toplumsal ve ahlaki ilgileri kesilmiş durumda olan bu gibi gençler için kumar, dans, rakı, fuhuş, para…İşte Milli Egemenliğin, işte toplumun anlamı onlar için bundan ibarettir. Bu gibi gençleri çöküşten bir an önce kurtarmak ve gençliği mutlaka mefkureci ve memleketle ilgili olarak yetiştirmek, herkesin, hepimizin, her devlet adamının başta gelen görevidir.”(6)
   “ Bu millet, hakiki eğilimine zıt düşünceye sapanlara iltifat etmemektedir. Bununla bugün çok övünüyorum…
   Yapılan işlerde halkın eğilimlerini dikkatte tutmalıyız. Halka karşı gitmemeliyiz.” (7)
   “ Efendiler!...Sırası gelmişken aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın.” (8)
   “ Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, tahsilin hududu ne olursa olsun, her şeyden evvel, Türkiye’nin istiklaline, kendi benliğine, milli geleneklerine, düşman olan unsurlarla, mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. Milletlerarası vaz’iyyete göre, böyle bir savaşın gerektirdiği ruhi unsurlarla mücehhez olmayan fertlere ve bu fertlerden mürekkep toplumlara hayat ve istiklal yoktur.” (9)
   “ Asırlardan beri düşmanlarımız, Avrupa milletleri arasında, Türklere karşı kin ve husumet fikirleri telkin etmişlerdir. Batı düşüncesine yerleşmiş olan bu fikirler, hususi bir zihniyet meydana getirmiştir. Bu zihniyet halen, her şeye, bütün olaylara rağmen mevcuttur.
Avrupa’da hala Türk’ün her türlü gelişmeye hasım bir adam olduğu, manen ve fikren gelişmeye müsait olmayan bir adam olduğu sanılmaktadır. Bu büyük bir hatadır.” (10)
   “ Arkadaşlar!... Muvaffak olmak için, aydın sınıfla halkın zihniyet ve hedefi arasında tabii bir intibak olmalıdır. Yani aydının halka telkin edeceği fikirler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. Halbuki bizde böyle mi olmuştur?... O aydınların telkinleri, milletin ruh derinliklerinden alınmış fikirler midir?... Şüphesiz hayır!...Aydınlarımız içinde çok iyi düşünenler vardır.Fakat genellikle şu hatamız da vardır ki, inceleme ve araştırmalarımıza zemin olarak, çoğunlukla kendi memleketimizi, kendi tarihimizi, kendi an’anelerimizi, kendi özelliklerimizi ve inançlarımızı ALMAYIZ.
   Münevverlerimiz belki bütün cihanı, bütün diğer milletleri tanır, lakin kendimizi BİLMEYİZ.” (11)
   “ Tarihimizi inceleyiniz… Türk’ün çektiği bütün felaketler, maruz kaldığı tehlikeler, ve musibetler, hep kendi öz benliğini, milli varlığını ihmal ederek, nereden geldikleri ve ne oldukları, hangi nesle mensup bulundukları belirsiz bir takım kimseleri, kendisine reis tanıyarak, onların şuursuz bir vasıtası olmak mevkiine düşmüş olmasındandır.” (12)
   Atatürk’ün, adeta bize talimat olarak verdiği ve yukarda özet halinde kendinden aktardığımız ve fakat yıllardır ihmal edilen bu çok önemli hayati konularımızı, Saygıdeğer Bakanımıza arzla, ideolojik ve siyasal karmaşalarla yıllardır ihmal edilen bu konularda ciddi ve yürekli bir değerlendirme yaparak, Merhum Atatürk’ün yukardaki talimat ve tavsiyeleri ışığında, yeni ve ciddi ders programlarına imza atması ve Atatürk’ü gerçekten seven aydınlarımızın da, bu kapsamlı programlara, iş’arlarıyla, yol göstermeleriyle ve yapıcı tenkitleriyle, destek olmaları temennilerimizi sunuyoruz.
                                                                                                                      Saygılarımızla. 11.01.2013 
                                                                                                                     Mehmet YAMAN
                                                                                                                     (*) Araştırmacı-Hukukçu


  DİPNOTLAR   :       1 – Söylev ve Demeçler, cilt:2-Atatürk’ten Düşünceler. Prof.E.Z.Karal,sh:74   2 – Atatürk. Din ve Laiklik Üzerine. Doğu Perinçek, sh:54-55   3 – 13.06.1994 tarihli Sabah gazetesi.   4 – Atatürk’ten Düşünceler. Prof. E. Z. Karal, sh:70-Atatürk. Türk Gençliğinin El Kitabı, sh:64-Atatürk’ün Kur’an         Kültürü. Abdurrahman Kasapoğlu, sh:339   5 – Atatürk. Türk Gençliğinin El Kitabı. Başbakanlık yayınları, sh:80   6 – Kılıç Ali’nin Anıları. Hulusi Turgut, sh:581   7 – Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri. Prof. Utkan Kocatürk, sh:94,201   8 – Nutuk.Kum Saati Yayınları, sh:472   9 – Atatürk.Türk Gençliğinin El Kitabı. Başbakanlık Yayınları, sh:68 10 – Atatürk’ten Düşünceler. Prof. E. Z. Karal, sh:147-Alternatif Bir Bakışla Atatürk. Mehmet Yaman, sh:199 11 – Söylev ve Demeçler, C:2-Atatürk’ten Düşünceler. Prof. Utkan Kocatürk, sh:166 12 – Kılı Ali’nin Anıları. Hulusi Turgut, sh: 553

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 15-01-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82150189 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net