12-08-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Geçmişten arrow Geçmişten arrow Babam Hasan PALULUOĞLU
Babam Hasan PALULUOĞLU PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 15
KötüÇok iyi 
Yazar Faruk PALULUOĞLU   
13-01-2013
Babam Hasan PALULUOĞLU 

                                                         Faruk PALULUOĞLU
1928 yılında Malatya’da doğmuş. Osmanlıya ait (bir kısım) değerlerin iflas ettiği demlerde… Babam evin ikinci çocuğu, en büyükleri rahmetli amcam Mehmet Paluluoğlu namı diğer Ağa Mehmet.. nasip olursa O’nu da yazacağım… Çocukluk ve gençlik çağı o dönemlere rast geliyor… Baskınlarda Kur’an cüzlerini samanlığa sakladıklarını ayrıca damlarda baskınlara  karşı nöbet beklediklerini anlatırdı. Sanat Okulunun ilk öğrencilerinden... zaten okul 1942 de açılmış... Tesviye bölümünden mezun olur olmaz serbest soğuk demircilik işleri ile hayatını kazanmaya başlıyor… Kendisinden en çok duyduğum
sözlerden biri de babasından para isteyemediğini daima gücünce çalışarak kazandığıdır. En meşhur sözü de; kurda sormuşlar boynun niye kalın, demiş ki kendi işimi kendim görürüm. Bu sözü hayatı boyunca duymuşumdur. Sevdiği insanların kimseye muhtaç olmamasını, asalaklığın fenalığını izah için her vesile ile ifade ederdi.

Babam bir an önce ekmeğe kavuşmaya can atarken, arkadaşları Orduya astsubay yetiştirilmek üzere sanat okulu mezunları alınacağı haberi getirirler. Ver elini Ankara… Babamın okul dönemi hayli maceralıdır: Bir gün albay derse girer girmez “Eşşoğlu...”diye başlar peder anında boğazına sarılır kravatını sıkmaya başlar, yirmi gün hapis… Yine bir gün basketbol maçında itiş kakış olur, Malatyalılar sesini duyunca girişir, vay haline diğerlerinin… Peder çok güçlü ve atak idi öyle herkes yan bakamazdı, bazı olayları kendisinden değil arkadaşlarından bizzat dinlemiştim. Babamın asker arkadaşları da hakiki arkadaş idiler, ömür boyu ilişkilerini koparmadılar. “Hamidoğlu Manifatura” onların buluşma yeri idi. Babam arkadaşlarının iyiliklerini her vesile anlatır, bizler de hayal dünyamızda onların ne muhteşem insanlar olduklarını tasavvur ederdik. Onların arkadaşlığının çimentosu nedir diye düşündüğümde şu kanıya vardım: dine saygılı, vatansever, fedakâr ve CHP karşıtları olmaları idi. O gün ki millet düşmanı sol zihniyetin düşmanları idiler. Babam mesleğini hiç ama hiç sevmiyordu…

Mesleğe girişi mecburiyetten idi. Emir almayı, selam çakmayı sindiremiyordu -hatta mesleğinden nefret ediyordu ama ne çare ki evde ekmek bekleyenler vardı. Babamın asabiliğinin ana sebebi bu idi. Oldukça kapasiteli, okul boyunca en iyi olmuş birin emir alması çekilecek dert değildi.  Arkadaşları bir yolunu bulup üniversitede okuyup ayrılıyorlardı... Peder de Erzurum da iken bir yolunu bulup gizlice Yüksekokula başlar, ancak okul bitmeye yarım dönem kaldığında farkına varırlar ve İstanbul’a tayin ederler, tabii onca emek heba olur. Arkadaşlarına sürekli yurtdışı görev çıkardı fakat kendisi bu tür görevlere talip olmazdı. Orduda iken hiçbir zaman lojman istemedi.., hiçbir üstü de talep dahi etmedi… Orduda hapisli vukuatı çok olan biri imiş... Gittiği birliklere dosyası önceden gittiği için farklı muamele görürmüş… Bunları başka bir şey için değil, dik duruşun nasıl bir şey olduğunu ve kazanımını anlatmak için yazıyorum... Gün geldi emekliliği hak edince bir gün dahi durmadı…

O zaman Ankara’da idik yalvardık.. Malatya’ya gitmeyelim diye ama olmadı. Ankara çocukların geleneksel ahlakı açısından tehlikeli idi onca ayrıca Malatya’da kardeşleri vardı…

Bir gün arkadaşları rica ettiler; Koç o zaman Tofaş’ı yeni kurmuş emekli motor teknisyenlerine bayağı yüklü bir maaş teklif ediyor ne diyorsun dediler, babam dinlemedi ver elini Malatya... 42 yaşında 1972 senesinde Malatya’dayız. 12 Mart muhtırası akabinde Milli Nizam Partisi kapatılmış yerine Milli Selamet Partisi kurulmuş. Halk tedirgin, partiye teveccüh yetersiz babam emekli asker olduğu için daha cesur, maddi katkı da yapabiliyor ve ilçe başkanı. O zaman parti anlayışı bir kesim halka göre farklı idi ve bir şekilde dine hizmet yeriydi... Hakikaten bir kısım partililer samimi de idiler… 1973 seçimleri yaklaşıyordu listeler hazırlanıyordu partililer ehil olanı listeye alıyordu kimse ben olayım demiyordu nitekim rahmetli Turan Akyol abimiz böylece liste başı olmuş ve vekil seçilmişti.

Peder aynı zamanda belediye meclisi üyesi imiş; fakat ailece uzun yıllar bilmedik… Öyle ki 1973 de parti hükümet ortağı olunca yüzlerce insan babama gelir yakınları için iş talebinde bulunurlardı, babam bazı ahlaki itiyadlarını sorardı olumlu cevaba olumlu cevap verirdi.. ancak ailemizden bir kişi için bile ricacı olmadı. Ben şahsen şeker fabrikası imtihanına girdim; “bu şebabidir” deyip imtihan kâğıdını yırtmışlar ve imtihana girmedi demişlerdi… Olayı babama anlattım hiç ilgilenmedi… Derken partide çeşitli huzursuzluklar başladı baştaki samimiyet yerini menfaate bırakıyordu. Erbakan Hoca’ya il yönetimi bir heyet gönderdi ve bazı taleplerde bulunmuşlardı hoca aynen demiş ki “ayaklar başı idare edemez gidin işinize bakın…”

 Akabinde parti, vekillerinin yarısını kaybetti. 1978’ler de parti bayağı yozlaşmış, partililer yaka paça olmuşlardı, peder fazla uzatmadan parti ile bağlarını kopardı; zaten yeni bir ekole meyletmişti. Çekmegil’le tanışmıştı. Çekmegil dükkâna 1972’lerden beri uğrarmış ancak samimiyetlerinin 1980’e yakın arttığını hatırlıyorum. Çekmegil partiye sempati duyan biri değildi, parti ıslama hizmet ediyor fikrinin karşısında idi.  Metodu Nebevi bulmuyordu tabii o hengâmede Çekmegil’i anlamak kolay değildi. Çekmegil’i çok seven babam aşırı titiz biri idi. Bu yüzden Çekmegil kuraldışı davranışları ile ona takılırdı. Birgün Abacıya ayakkabı yaptırmış ve nasıl beğendiniz mi diye ayağını kaldırıp tezgâha koymuştu. Çok sinirlenen babam, “Ağabey bu masa ekmek teknesi; yaptığın uygun değil” dedi Çekmegil “öyle mi o zaman birde diğerine bak” diyerek diğer ayağını tezgâha koymaz mı? babam kendisini dışarı zor attı…

Dükkâna müftüden il müdürlerine kadar çeşitli bürokratlar da gelirdi. Bir gün Şekerbank’ın müdürü gelmiş yalvarıyordu, yüzde bir faizle besi kredisi veriyorlardı, babam tenezzül etmedi, yine çeşitli imkânlar önerdiler hepsini reddetti… O imtiyazları alanlar şimdi para babaları olarak bayağı saygın(!) pozisyondalar. Devlet kapısına gitmekten, onlarla muhatap olmaktan vebadan kaçar gibi kaçardı. Esad Keşşafoğlu ile Hayırlarda Yarış cemiyetini kurdular, artık parti hayatında yoktu, hiçbir zaman ne seçmen kaydı oldu ne de sandığa gitti. Parti bürosu gibi çalışan dükkân, ilim adamlarının oturup meseleleri tartıştığı bir mekân haline geldi… Öyle ki Çekmegil dükkâna geldiğinde tartışma doruğa çıkar çarşı esnafı dükkân önüne yığılırdı. O tarihlerde dükkânların bu tür fonksiyonları da vardı. Babam ve amcam yaşlandıkça işlerde geri gitmeye başladı, yaklaşık seksen yıl mazisi olan, çarşının en iyi iş yapan dükkânlarından biri olan Hamidoğlu Manifatura yavaş yavaş batmaya yüz tuttu. Gün geldi dükkân kapandı. Babam da eve kapandı. Sekseniki yaşında Dar-ı Bekaya göç etti...(*)
_____________
(*) ALLAH RAHMET ETSİN- Editör...

Yorum
Yazar haticecelik açık 2013-01-20 22:24:30
faniligin geregi olarak asli vatanına dönen babam, Hasan Paluluoğluna Allahtan rahmet dilerim. 
Her insan, '' ölümü sıkça hatırlayınız'' hadisini dikkate alarak yaşamını devam ettirme çabası içinde olmalıdır. şimdi onun için imtihan hayatı sona erdi. Ancak bizler için devam etmekte bize düşen Allaha layık peygambere layık ümmet olma yolunda ilerlemektedir. İslam için ömür boyu hizmete koşmaktır. Tıpkı babamın yaptıgı gibi bu geç kalınmış yazı bize bunu hissettirmekte...

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 14-01-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
56790310 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net