18-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Bir "MANİFESTO"nun düşündürdükleri
Bir "MANİFESTO"nun düşündürdükleri PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 18
KötüÇok iyi 
Yazar Bilal SÜRGEÇ   
06-01-2013
Bir "MANİFESTO"nun düşündürdükleri

                                           Bilal SÜRGEÇ
GİRİŞ

14 Ekim 2012’de Selami Çekmegil Beyle Kızılay’da karşılaştığımda o, Hukuk Fakültesin’e Ankara Barosu Başkanlığı için oy kullanmağa gittiğini kendisine eşlik etmemi istedi.  Birlikte Ankara Hukuk Fakültesinin önüne geldiğimizde Seçimin yapıldığı alan bir panayırı andırıyordu.  Sekiz aday vardı, her aday için tanıtım, reklam standları kurulmuştu.

Yurt çapında siyasi partiler arasında yapılan seçimlerde oy kullanma günü siyasi propagandanın yasak olduğunu bilenler için buradaki siyasi pazar havası yansıtan manzara görenler için ilgi 
çekiciydi. Adaylar, oy kullanmaya gelen meslektaşlarını kibar, zarif bir şekilde saygılarını sunarak karşılıyorlar, destekçileri ise bu kibarlığın biraz uzağında seçimi kazanma arzusu ve isteği ile destekledikleri adayların propaganda ve reklam broşürlerini dağıtıyordu. Bunların arasında  “7 Gerici adaya karşı tek ilerici adayı destekleyin” diye bağıran bir gencin uzattığı Devrimci Demokrat Avukatlar Grubu Programından bir tane aldım.

Diğer adayların da broşürlerini almıştım. Ama devrimci demokratların broşürü ilgimi çekti bildirilerinde sadece pratik vaatler yoktu. Tarih, etnografya, sosyoloji ve siyaset yargılaması yapılıyordu. Teknik açıdan tek kusurları bildirilerinin güncellenmemiş oluşuydu (misal: meslek liselerine karşı uygulanan ve kaldırılmış bulunan katsayı uygulamasının kaldırılmasını istemeleri gibi )
 Diğerler adaylar normal seçimlerde yarışı kazanmak isteyen bir milletvekili adayı,  bir belediye başkanı adayı gibi seçmenine somut, onların hayatlarını rahatlatacak vaatlerde bulunurken Devrimci Demokrat Adaylar bildirileri ile bir manifesto yayınlamışlardı.

 Bazı avukatlar bunu yadırgıyordu.” Burada yazılanların baro ile ne alakası var” diyorlardı. Ancak Tazimattan günümüze kadar sayısız yasa, özellikle anayasa tartışmalarını yaşayan bir ülkenin başkent  barosunda asıl tartışılması gerekli olan devrimci demokratların parmak bastığı meseleler olmalıydı. Hukukun gereği de budur. Bir baronun binasını yenilemesi, sosyal tesisi açması toplumumuz hiç ilgilendirmemektedir. Ancak bir baro başkanının siyasi bir demeci toplumda makes bulmaktadır.
Dünyanın neresinde olursa olsun fikir hareketlerinin aksiyonerleri genelde hukukçular arasında çıkmıştır.  Tarihte filozoflar, şairler, sosyologlar görüşlerini ortaya atmışlar ancak onları mahkeme önünde hukukçular savunmuştur. Hukuk fikri canlı ve verimli bir organizmadır. İnsanoğlunun zamanın akışı içerisinde karşısına çıkan her mesele hukukun konusunu teşkil etmiştir. Fikirlerin düşüncelerin anası hukuktur. Sosyal bilimlerde insanlar kendi branşlarında uzmanlaşırken bunların toplum içinde karşılaştıkları problemi hukukçular çözmüştür.

Bu meseleye bu anlayışla bakan biri olarak, ileride muhtemelen  –grup olduklarına göre- Devrimci Demokratlar tekrar aday olup manifesto hazırladıklarında yaşadığım topluma faydalı olur düşüncesiyle fikirlerimi, tenkit ve eleştirilerimi belirterek katkı sunmak istiyorum.

MİLLET KAVRAMI
Devrimci Demokratlar Grubu bildirisini hazırlayanlar bir  ekip olarak ortaya koydukları tespitler ile Teoloji, Enografya, Tarih konusunda birikimlerini  ortaya koymuşlardır.. Bu manifesto, Çerkes ve Kürtlerin tarihleri konusunda bilgisi olan, Alevileri dinlemiş, Ziya Nur’un hatıralarını ayrıntılı bir şekilde inceleyip analiz etmiş ortak bir zihin tarafından hazırlandığı anlaşılıyor.
Menifesto  “bütün aidiyetlerin haklarını red, inkâr, imha ve tepki üzerine yaklaşan Kemalizm ve ittihatçılığı, devlet içerisinde örgütlü olan Ergenekonculuk ile darbeciliği ret ettiği gibi milliyetçi dinciliği de ret eder.” diyor.

Burada tek itirazımız millet kavramına, millet Müslümanların kavramıdır. Kuran’da geçen bir kavramdır. Din manasına gelir. Ancak asırlık bir yanlış olarak millet, kavim manasında kullanılmaktadır. Müslümanlar bu kavramı çaldırmışlardır. Bunun sonucunda ardı arkası kesilmeyen yanlışlar içerisine düşmüşlerdir. İslam literatüründe hem millet vardır, hem de kavim vardır.
 Din anlamını içeren millet kavramı unutulmuş, millete kavim manası yükletilmiştir. İslam’da kavim bir vakadır. Allah insanları kavim kavim yaratmıştır. Yasak olan kavmiyetçiliktir. Kavram kargaşası sonunda millet manasını alan kavmiyetçilik meşru hale getirilmiştir. Bir şeyin başlangıcı yanlışsa sonu doğruya ulaşamaz. Asıl olan kavramın doğuşundaki doğruya gitmektir. İslam’da kavim gerçeği Allah’ın ayetinde geçmektedir. Kavmi inkâr, dini inkârdır. Ancak kavmiyetçilik haramdır.

Osmanlılarda İslam milleti vardır. İslam olmayan milletler vardır. İslam milletleri denilince kendini Müslüman olarak gören her kavim, Türk, Kürt, Arap, Çerkes Boşnak vs. girer. İslam Olmayan kavimler ise Ermeni Milleri, Rum Milleti, Süryani Milleti, Bulgar Milleti, Yahudi Milleti diye anılır. Çünkü bazılarının sandığı gibi Hıristiyanlık, İslam gibi cihanşümul değildir. Hıristiyanlar dini millileştirmişlerdir. Bir Müslüman hangi ülkeye giderse gitsin o ülkedeki camiye gidip rahatlıkla namaz kılar ancak Ermeni’nin kilisesine Rum gitmez. Bulgarın kilisesinde de Sırp ayin yapmaz.

Ancak ülkemizde dincilik ve mezhepçilik yaşanan bir vakadır. Menfaatler için kullanılmaktadır. Kendi meşrebinden mezhebinin önerdiği yaşamdan uzak biri şahsi menfaati için biri bir futbol fanatiği gibi mezhepçilik ve dincilik yapmaktadır. Bu avam ruhundadır. İslam’da yoktur. Buna günlük hayatta şahit olmaktayız önceki dinini terk edip Müslüman olmuş, İslam’a hizmet etmiş hatta tefsir yazmış bir alimin sülalesinde “Ermenilik oluşunu”  ırkçı anlayışla ileri sürenler olmuştur. Bu İslam’ın temel ruhuna aykırıdır. İslam fikriyatında seçilmiş bir kavim yoktur. Zenci de İranlı da Arap da Rus da İslam’ı kabul etmişse birdir. Üstünlük takva iledir.
ALEVİLİK MESELESİ
“Menifestolarında yer alan Hacı Bektaş Veli Pir’in önündeki cami minaresi kaldırılmalı” bu ifade maalesef bildirinin ağır bir yara almasına neden olmuştur.

Aleviliğin Türkiye’de temel meselesi bu mudur? Sorusunu akıllara getirmiştir.

 Bu ülkede Alevilik tartışması yaşanmaktadır. Alevilik hakkında merak taşıyan biri olarak Aleviliğin ibadet sistematiği, fıkıh, tefsir anlayışı konusunda Aleviler tarafından yazılmış ve bu topluluk tarafından ortak kabul görmüş eserler hala yazılmış değildir.

Bu eksiklik bildiri de mesele olarak ortaya konulan Alevi mahallesine cami yapıldı şikâyetindeki meselenin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Alevi vatandaş Müslüman olduğunu söyleyince Müslümanların Camisi olur düşüncesinden hareket eden (Özellikle 12 Eylül’de) devlet Alevi köyüne cami yapmaktadır. Burada Alevi vatandaşlar bizler ayrı mezhebiz diyorlarsa hukuki kaideleri (buna Fıkıhi kaideler denir.) belirlenmiş, ölçüsü bilinen mezhep yasalarını ortaya koymalıdırlar. Ehlisünnetteki İmamlar din adamı değil İslam hukukçularıdırlar. Bu toplum Aleviliğin fıkhını bilmek, Aleviler de fıkıhlarını ortaya koymak durumundadırlar.

Alevilik konusunda çok parçalı görüşler ileri sürülmekte bir iki aşık, ozan, şairin şiirleri dışında herhangi temel bir konuda Hac, zekat, namaz vs gibi Aleviliğin ortak görüşünü ortaya koyan temel eserlerden toplum habersiz bulunmaktadır.
  
TV’lerde Alevi din adamları yerine hep siyasileri konuşmakta bu da Alevilik hakkındaki düşünceleri daha da karışık hale getirmektedir. Sünniliği ne olduğunu sadece bu mezhebe mensup insanların yaşayışlarına davranışlarına bakarak değil de İslam hukukçularının İlmihallerine, Kuran mealine, Tefsir ve hadislere bakarak çözmeye çalışıyorsak Alevilik konusunda da toplum olarak bu bilgiden mahrum kalmamalıyız Hiçbir kesim hakkında o kesime mensup yalnızca fertlerin davranış şekline bakarak bir bilgi sonucu ortaya çıkartılamaz. Mutlak surette bilginin en önemli taşıyıcısı olan temel bir kitabın, bir eserin olması istenir. Alevi olmasak dahi Alevi komşumuzla rahat bir diyalog kurmamız için Aleviliği bilimsel olarak bilmemiz gerekir.

 Şah Hatayi’nin, Pir Sultan’ın şiirlerinden Alevilik hakkında bir sonuç çıkartılabilinir mi? Bu şairlerin şiirlerini dinleyip hatta ağlayan anacak Alevilik hakkında yanlış yargılardan kurtulamayan Sünni kesimin algısı nasıl değiştirilecek, onlara bilgilenmeleri için hangi kitaplar önerilecek? Bu meselenin yanında Hacıbektaş’taki minareyi mesele olarak görmenin kıymeti nedir?
Bektaşilik dahi bilinmemektedir. Bektaşilik minareye karşı olmak mıdır?

I. Murad’dan II Mahmud devrine kadar padişahın özel koruyucusu, Bektaşi Tarikatı mensubu Yeniçerilerdir. Padişahın özel ordusudur. Bektaşilik minareye karşı olmaksa Osmanlı tarihinde bu kadar minareli cami nasıl yapılmıştır? Minare yapan padişah minareye karşı olanları nasıl hassa ordusu yapabilir?

Bu tarihi sualler de cevaplandırılmalıdır. Tarih günümüzü aydınlatır.
Süleyman Kanunnamesi ile “Padişah şeriata uymak zorundadır. Eğer uymazsa önce ihtar sonra Yeniçeri Ağası çağrılarak Padişah hal edilir.” diye yazar.

Şeriatın koruyucusu Bektaşi ordusudur. Bugün tarihteki sıkıntılar nasıl gündeme geliyorsa tarihteki bu vakalar, yasalar, kanunnameler üzerinde de düşünmek gerekmez mİ?  Balkanlar’da, Kırım’da Bektaşi dergâhlarındaki minareli camilerin varlığı nasıl izah edilecek?  Türkiye’deki minareler mimari açıdan diğer İslam ülkelerindeki (Osmanlı hâkimiyeti dışında kalmış) minarelere benzememektedir. Minare İslami bir nas mıdır? Yoksa coğrafyanın ve toplum özeliklerini yansıtan mimari bir yapı mıdır? Toplumsal ve coğrafi bir özelliktir Hz Peygamber dönemine benzer yanı ezanın yüksek bir yerden okunması ihtiyacından doğmuştur.

Bildiri de kamu görevlilerinin türban giyme hakkını sahip olması gerektiğine işaret etmekte 28 Şubat süreci ile başlayan bir mezalim olan Üniversiteye girişte uygulanan (ancak geçen yıl kaldırılan) katsayı uygulamasının, kaldırılmasını istemektedir.
Aleviliğin İslam’la hiçbir ilişkisi yoktur( s 18)  diye yazılmıştır. Türkiyed’de yaşayan Aleviler aynı görüşte mi? Değilse onlara bu görüşü kabul edin diye dayatma mı yapılacak? Alevilik 19. cu yüzyıla ait bir kavramdır. Öncede Osmanlı terminolojisinde bunlara verilen ad Kızılbaş’lıktır.  Bu kavram da 16. Yüzyılda ortaya çıkmıştır.
.
YAŞAYAN DUYGUYU ÖNEMSEMEK LAZIM GELMEZ Mİ?
Bildiri de Laz, Kürt, Çerkez, Çingene, Hemşinli, Pontus’lu Rum ve diğer kavimlerin geçmişine ait atıflar var.  Adıyaman’da Komegene krallığı bir Kürt Devleti olarak gösterilmiştir. Yöneticileri Kürt değildir. Buradaki kitabeler Grekçe yazılmıştır.

Bir toplum yaşadığı değerlerden memnunsa atalarının inancına dönme gibi bir derdi yoksa  - hatıra- dışında dedelerinin inancının ne anlamı olur?

Kürtçe’de Nemrut kelimesi vardır. Ancak bu kendi ölümsüzlüğünü ilan eden Nemrut’a o bölgede geçerli olan dillerdeki –ölümsüzlük- iddiasından dolayı bu ad verilmiştir. Müslüman Kürtler dışındaki Kürt ulusalcılarının sahip çıkmaya çalıştıkları Nemrudlar dünya tarihine güzel hatıralar bırakmamışlardır. Nemrud Dağında kendilerini ilah ilan etmişler tonlarca ağırlıkta kayaları kölelere dağın zirvesine çıkartarak heykellerini yapmışlardır. Mısır’dakiler de piramitlerini kölelere inşa ettirmişlerdir.
Nemrud kelimesi ilk kez Yahudi kaynaklarında kullanılmıştır. Bu kaynaklarda Nemrud’lara Nimrod denilmiştir. Nimrod İbranicedeki ”marada” kökünden türemiştir.  Manası “isyan eden” anlamındadır.

Kavramlar ile tarihi ilişkiler arasında bağ kurulur ancak bu isimlerin kullanılması tek başına bir milletin tarihini aydınlatmaz. Kürtçe’deki Nemrud Hz İbrahim’le Urfa’da tartışan kraldır. Adıyaman’dakilere Nemrud adı verilmesi sonraki yüzyıllarda yapılan bir yakıştırmadır.

Tekrarlarsak İslam milletlerinin hafızasında hiç de iyi yer etmemiş olan Nemrud’ları Kürd Ulusçuluğu yapanların, Mısır’daki Firavunları da Mısır ulusçularının yüceltmesi çok ilginçtir.

Adıyamanlı Müslüman Kürtler şehirlerinin Nemurutla birlikte anılmasından rahatsız oluyorlar. Urfalılar Nemrut’un değil Hz İbrahim’in torunu olarak övünç duyuyorlar.

Yezidiliğe de atıf var. Son aylarda özellikle BDP çevreleri Yezidilik konusunu gündeme getirdi. Diyarbakır’da Yezidi konferansı tertiplendi. Yezidiliğin sadece Kürtlere has bir din olduğunu ileri sürenler oldu.
 Bir Müslüman Türk için Şemanizim neyse bir Müslüman Kürt için de Yezidilik odur.
Dürziliğii,Yezidiliği Kürdlerle ilgili göstermek bugün Kürtler için ne anlam ifade etmektedir?.

Bildiri de Durziliğe geniş yer verilmiştir ancak Türkiye’de Dürzî yaşamamaktadır.
 
Bunlar Bâtıni anlayışa sahiptir. İmam Gazali’nin Batınıliğin İç Yüzü isimli eserinde Batınıliği Kuran’da kesin istenen bir şeyin tam tersini yapmak olduğunu söylemektedir. Namaz kılın mı deniliyor -bu zahiri istektir, Bâtıni manası kılmayın demektir. Oruç mu tutun denilmekte bu zahiri istektir, Oruç tutulmaması istenmektedir.
 
Dürzîler kendilerini Selmani Farisinin soyundan geldiğini ileri sürmüşler, Hendek Savaşı’nda güya Selmani Farisi’nin hizmetlerinden dolayı Hz Peygamber bir mükâfat olarak onun soyundan gelenlerden güya- namaz ibadetinden-  af etmiş. Bu hakikat dışı ifade Selmani Farisi’den dört asır sonra ortaya çıkarak bir topluluğun inancına hükmetmiştir. İslam tarihinde mükâfat olarak bir kişiyi ibadetten muaf tutmak görülmüş işitilmiş bir şey değildir. Dürzîler, Mısır’da var olmuş Fatimi Hükümdarı Kaim Bi Emrillahı ilah kabul ederek İslam dışına çıkmışlardır. Fatimi Devletini ortadan kaldıran Kürt kökenli büyük İslam mücahidi Selahaddin-i Eyyubi’dir.

Dürzîlik ve Yezidilik misyonu olmayan, kimseye inançlarını tebliğ etmeyen, diğer dinlerin tebliğcilerinin mesajına kapalı topluluklardır. Bu inançlara mensup olmak için doğuştan gelmek lazımdır. Hatta İslam’ın derin kültür ve medeniyeti karşısında erimemler için bu iki meşrep uzun süre mensuplarına okuma ve yazmayı hatta Müslümanlarla tartışmayı yasak etmişlerdir.
Yezidiliği, Kürtlerin milli dini olarak gösteren Kürt ulusalcılarına karşı 1992 yılında Yezidi dini merkezi başkanı Prens Enver Muaviye İsmail “bunun değişmez asılsız bir yalan olduğunu, Kürtler dışında değişik milletlerde yezidiler olduğunu kendilerinin Emevi Devletinin kurucusu Yezid İbni Muaviye’den geldiğini ilan etmiştir.( Bkz Erol Sever- Yezidilik ve Yezidilerin Kökeni) 
Müslüman bir Kürd’e “sen Yezidisin, sen Dürzisin!” denilse onun tepkisi ne olur? Müslüman Kürtlerin, Müslüman Türklerin mensup oldukları İslam’la hiçbir meseleleri yoktur.

Bu tür anlayışlar bütün ulusalcılarda bulunur.  Dünyanın kendilerinden neşet ettiğini sanırlar. Nevruz meselesine hem Türk hem Kürd ulusalcılarının sahiplendiği gibi. Müslümanlar için ise Zerdüştlükten kalma bir kırıntı bilgisi dışında hiçbir anlam ifade etmez.

Pir Sultan Abdal’ın Kürd olduğu yazılmış.  Ancak eserlerini Türkçe yazmıştır. Aynı iddia Şah İsmail için de söyleniyor. Bunların kavmi yapılarının mensubiyetlerinin bilinmesinin günümüz insanına kültür bilgisi dışında ne faydası var?
Abdal, Kürtçe, Farsça ve Türkçe’de de geçmektedir. Hatta Afganistan’da bir Türk boyunun adı Abdallardır.
Bazı dillerin kaybolması dünya kültür tarihi açısından bir kayıptır. Ancak küreselleşme, bilimsel ve teknik gelişmeler bunların üretimini yapan ülkelerin dilleri bütün dilleri tehdit etmektedir. İnternet, Uzay, çalışması diğer teknik gelişmeler İngilizceye yüz binlerce kelime kazandırırken teknolojik olarak geride kalan milletler ne yapacaktır?

Kültürel kimlikten kasıt sadece dil midir? Gündemde olduğu için söylemek lazım; Kürt ulusal hareketi içerisinde bulunanların bundan kırk yıl önceki düğün, taziye, misafir ağırlama, gelin kaynana ilişkisi yansıtan kültürel davranışlar, özellikle Kürt kadınlarının başlarına taktıkları fesler, erkeklerin giydikleri şalvar başlarındaki sarık vs gibi kültürel giyim tarzlarından neler kalmıştır. Halkların kültürel kimliklerini sadece müzelere hapis eden emperyalizm, ulusalcı hareketlere sunduğu destekte samimi değildir. Amacı bölüp parçalamaktır.

TÜRKLERE HAKSIZLIK YAPILMIYOR MU?
Türkiye’de yaşayan bir Türk genci yüz yıl önceye ait Osmanlıca yazılı bir metni okuyup çözememektedir. Elli yıl önceye ait bugünkü alfabe ile yazılmış bir metini anlamakta zorlanmaktadır. Dilleri tahrip edilmiştir. Alfabeleri değiştirilmiştir.Devrim yasaları Müslümanların aleyhine işlemiştir.

Türklük adına güya hareket eden bir YÖK Başkanı “Türkçe ile ilim dili olmaz” demiş üniversitelerde okuyan hatta son sınıfta olan binlerce genç kızı sırf başörtüsünden dolayı üniversiteden atılmış hayatları karartılmıştır. Katsayı zulmü yüzünden yasa çıktıktan sonra o okulda okuyan öğrenciler yeni yasadan muaf tutulmamışlar, hatta okullarından ayrılma imkânı tanınmamış çok yetenekli ve başarılı öğrenciler üniversite sınavında çıkan bütün soruları doğru cevaplandırmalarına rağmen en düşük puanlı fakülte bölümlerine girememişlerdir. Çok yetenekli zeki bir neslin geleceği karartılmıştır.
 
 Bir Türk başbakanı, iki bakan haksız yere idam edilmiş, bir başka İslami kimliği ön planda olan ancak Türklüğünü ön planda tutmayan bir Türk başbakana karşı 28 Şubat’ta darbe yapılmıştır. Bu ülkede Müslümanların ibadetine müdahale edilmiş, Kuran okumalarına dayatmalarda bulunulmuştur

Kimlikler kesin çizgilerle ayrılamaz. Bir Kürdün kavmi kimliği Kürt olabilir ama o  müslümansa Türkler, Araplar  gibi İslam milletine mensuptur. Bu milletin ortak özellikleri Müslüman olmayan kavimdaşları ile kıyaslanmayacak kadar çok daha fazladır. Başta duygu, heyecan birlikteliği vardır.  Tüm İslami ibadetleri ve yaşamları aynıdır.

SONUÇ
Küreselleşme başta dil olmak üzere bütün kültürleri yok ediyor. Batı’nın geliştirdiği teknolojik gelişmeye karşı aynı gelişme sağlanmadığı sürece bütün diller, kültürler tehdit altında yaşamaya devam edecektir.

 Direnen tek kale İslam’ın kendisidir. Sünneti yaşama biçimi Küresel emperyalizmim karşısında en güvenli limandır. Diğer kültürel kimliklerimiz pratikte yaşanmadığı için unutulmakta, terk edilmekte Sünnet anlayışı ise bir vecibe olduğu için yaşama devam edecektir. Bu yönü ile kültürel emperyalizme karşı sadece müslümanca bir direniş olacaktır.

Devrimci Demokrat Avukatların İslami duruma dikkatini çekip, kültür emperyalizmine direnen İslam Medeniyeti havzasının güçlendirmelerini, İslam’daki millet, kavim realitesi üzerinde düşünmeye davet ediyoruz. Bir kurtuluş yolu olarak İslam ahkâmına yönelmelerini öneriyoruz. Bir aydın grubu olmaları dolayısıyla nüfusun % 90’nına tekabül eden halklarının inancını tanımalarını salık veriyoruz.
                                                                                             Bilal SÜRGEÇ

Yorum
Soru...
Yazar Sanih açık 2013-01-09 10:56:41
Sayın yazarımız Kuranda geçen Millet kelimesi Din manasındadır diyor. Kur'anda yeri geldiğinde Din kelimesi de kullanılmıştır ve bu kelimeler Arapçadır. Fasih kitap Kur'an aynı mana için niye ayrı kelimeler kullansın? Kanımca "Millet" kavramının "Din"den ayrıca bir anlamı olmalı...
Kuran bir bilgi hazinesidir.
Yazar bülent sayın açık 2013-01-12 13:45:27
Burada yapılan itiraz milletin,kavim,boy, aşiret manasına indirgenmesine.  
 
Bir de şunu belirtelim Sahih İslam, okur yazarlığın olmadığı, iletişimin yok hükmünde olduğu dönemlerde Alevi,Dürzi,Yezidi, Hırısitiyanlık la insanlığın önünde yüzleşmedi.Ancak fikri platformdak olacak bir fikri karşılaşma kaçınılmazdır. Sahih İslam kazanacaktır.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 07-01-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82152238 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net