28-06-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow KARADENİZDE TEHLİKELİ OYUN
KARADENİZDE TEHLİKELİ OYUN PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
04-01-2013
                  
 KARADENİZDE TEHLİKELİ OYUN

                                                          Raci DURCAN
  Karadeniz dağlarından akıp bölgeyi, dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayacak güzelliklerle donatan derelerin, ırmakların önünü kesecek bir icraatı başlatmak şimdiki hükümete kısmet(!) oldu.

  Hidroelektrik santrallerinden bahsediyorum. Dağlardan özgürce akıp bin bir nebatata hayat verip cennete çeviren su, şimdi dizginlenip; tünellerle yer altına alınıyor.  
   
   Karadenizliler toprakların âşık insanlar olarak bilinirler. Herhangi bir nedenle ayrılıp göçmüş olsalar bile, belirli aralıklarla doğdukları yerleri ziyaretlerinin bir nedeni de çevrenin doyumsuz güzelliği olsa gerek. Ne yazık ki yapılmak istenen hidroelektrik santrallarla bölgenin yapısı değişecek, bozulacak. Bölge halkının bundan etkileneceği çok açıktır. Şimdiden birçok dernek kurmuş ve her platformda mücadeleye başlamışlar. Bazı santralların yapımı mahkeme kararıyla durdurulmuş.

   Peki neden? Neden bir zamanlar bir derenin üzerine basit bir çark atıp elektrik üretmeye kalkıştığınızda devlet müdahale ediyor ve engelliyordu? Şimdi ise aksine teşvik etmektedir? Hiç kimseye zarar vermeyecek yatırımlara dahi izin vermeyen devlet ne oldu da on binlerce insanın yararlandığı dereleri yer altına indirip bölge susuz bırakma kararı almıştır? Ülkemizin enerji ihtiyacının artması tek başına böyle bir sorunun cevabı olabilir mi?

  Yılbaşı gecesi İz TV. de, Karadeniz’de projelendirilen Hidroelektrik santrallara dair bir program seyrettim. Belgeselden sonra Almanya’da yaşamış Trabzon doğumlu bir arkadaşımın başından geçenleri hatırladım. Almanya’daki Karadenizliler arasında sevilen bir kişi olarak, Alman Paul adlı bir kişi tarafından kendisine farklı bir misyon yüklenmek istendiğini fark etmiş. Bir zamanlar gündemde olan Rum Pontus devletini, Karadeniz’de canlandırma çabalarının içine çekilmek istendiğini hissetmiş. Buradan olumlu cevap alamayınca başka birilerine el atmak için Karadeniz’e birkaç seyahat yapmış. Muhtemelen Türk istihbaratı tarafından deşifre edilmiş olmalı ki bir seferinde kaçırılıp silahla tehdit edilmiş. Ondan sonra bu seyahatlerden vaz geçmiş. 12 Eylül döneminde, sol hareket içinde bir Karadenizliler grubu oluşturulma çalışması göze çarpıyordu. Güneydoğuda artan terör, zaman zaman Karadeniz’e açılma çabası içinde olmuştur. Fakat hiçbir zaman tutunamadılar. Karadeniz insanı kendini hiçbir zaman azınlık psikolojisi içinde tutmadı. Fakat dünyada bölgeler arasında ayrılık rüzgârı estirmeyi ilke haline getiren şebeke pes etmiyor. Son hidroelektrik santral projeleriyle istedikleri fırsatı yakalamış olabilirler.

   Güneydoğu’daki terör olaylarının baş sebebi Diyarbakır hapishanesinde, 12 eylül döneminde yapılmış işkencelerdir. Burada yapılan akıl almaz haksızlık, bölgede büyük tepkiye neden olmuş ve ülkemizi belki 50 yıl geriye götürmüştür. Karadeniz’de Hidroelektrik santrallerin kurulmasının yol açacağı tahribat, büyük bir haksızlık olarak halkın hafızasına kazınmayacağını kimse temin edemez. Haksızlık aşikar ve ortadır. Halkın binlerce yıldır kullanmakta olduğu su, bir takım şirketlere kazanç kaynağı yapılmaktadır. Zaten işsizliğin kol gezdiği ve sürekli göç veren bölge daha da insansızlaşacaktır. Böyle bir haksızlığa yol açanlar, bölgeyi Türkiye’den ayıracak bir ateşin içine atmış oluyorlar.

  Hükümet, Karadeniz’deki hidroelektrik santral işine ekonomik gözle değil; siyasi açıdan bakmayı bilmeli, muhtemelen bürokratların kurduğu tuzağa düşmemelidir. Ülkemizi değil; dünyayı kucaklama çabası içinde olduğunu gördüğümüz bu iktidarın böylesi büyük bir haksızlığa imza atmış olması, en azından gaflettir.

Yorum
karşıt bir soru!..
Yazar Sanih açık 2013-01-06 08:27:25
Denilebilir ki: "Bu mantıkla Atatürk barajını da ve bütün barajları da kapatmak gerekir. Yoksa Güneydoğu ve orta Anadolu toprakları Karadeniz toprakları kadar değerli değil mi?"
İSTİHDAM
Yazar oğuzhan açık 2013-01-06 21:57:02
Raci abi şöyle bir durumda var.Bu barajların yapıldığı yörelerde nüfus oranı neredeyse Türkiye'nin en seyrek nüfusuna sahip bölgeleri.Hem enerji ihtiyacı anlamında hem de buralarda iş istihdamı ve nüfus oluşturulması anlamında gerekli diye düşünüyorum.Sert yamaçlar ve dağlık arzi baraj yapımına çok uygun.in cin top oynuyor buralarda...
Su akar güldür güldür
Yazar semazen açık 2013-01-06 23:43:24
Gel de yar beni güldür
Yazar Fahri açık 2013-01-07 02:56:25
Raci Bey, 
Bu HES ler bana Osmanlının son dönemlerini hatırlatıyor. Hani demiryollarının karşılığında, hattın her iki yanındaki 20 km alanda verdiğimiz maden imtiyazlarını… 
Ben, prensipte hidroelektrik santrallerine taraftarım. Ekolojik dengeyi bozdukları, tarihi dokuyu yok ettikleri gibi mazeretlere de hiç itibar etmiyorum. Doğa kendi dengesini kuruyor, yepyeni bir güzellik oluşturuyor, nihayetinde. Ama bu HES ler başka bir sinsi proje.. 
 
20-30 yıl önce, tatile çıktığımızda nevzuhur PET şişe suyunu görür ve akıl erdiremezdik. 
Kim para verirdi de alırdı ki onları..! 
Ancak, bizim gibi gerikalmış ülkelere gelen turistleri, sularına foseptik karışıyor diye korkutarak satabilirlerdi. Alıcısı ancak onlar olabilirdi.!! 
Bizler, çeşmelerimizden akan suyu içebiliyor, hele tatile çıktığımızda yol boyu sebil mis gibi kaynak sularından, yine hayrat çeşmelerden kana kana içebiliyorduk suyu..  
Kim para verirdi ki ALLAH’IN SUYUNA.. 
Şimdi ise.. 

Bizler, ‘’dünyanın son kalan gomonist ülkesinde’’ böyle düşünürken, Latin Amerika köylüleri HES lerin su toplama havzasına düşen yağmur sularını topladıkları için mahkemelik oluyor, sokaklara düşüyorlardı. -mış..! 
Bizde ne oluyor sorusunun pek çok cevabı, 20 yıl önce Güney Amerika da ne olduysa o, itimat ediniz ve bakınız, araştırınız mümkünse.! 

Deli Dumrul haracı gibi, yollara-köprülere tonla para ödüyoruz, Allah’ın suyuna da. Merak ediyorum, bu vahşiler ne zaman soluduğumuz havayı da paketleyip, metalaştıracaklar..! 

HES lerin, devlete bağlı Karadeniz Ahalisini, çatışmalı hale getireceği vurgunuz ise, gerçekten dikkate değer..! Hele, su savaşlarının beklendiği önümüzdeki on yılları da buna eklediğinizde, nasıl tablo hayal etmemiz gerektiği ise, ancak komplo teorilerine malzeme olabilir kanaatindeyim.  

Unutmadan, birde taraf olduğumuz,‘’sınır aşan suların uluslar arası yönetimi anlaşması’’ var..  
Konuyu bu sayfalara taşıdığınız için yürekten teşekkürler.!  
Yazar girisim açık 2013-01-08 10:56:06
Atatürk barajı ile Karadenizde yapılan santrallar arasında teknik fark var. Atatürk barajı yer üstündeki su mikatrını artırıyor, göl alanı çoğalıyor çünkü. Karadenizde ise su belirli bir hat boyunca borulara alınıp iletiiyor. Yani su kayboluyor. Su kaybolunca ona bağlı bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliğinin azalacağı ortadadır. 
Bölgede az insan yaşaması bilmiyorum böyle bir şeye gerekçe kılar mı? Sağladığı faydaya değmez gibi geliyor bana. Dünyanın hiç bir yerinde görülmeyecek güzelliği yok etmeye değmez. Zaten yakında enerji bollşacak. Hatta bedava olacak eğer toplumla bağımsızlığını kazanırsa. Enerjinin paralı olması, İngiliz siyasi imparatorluğunun bir oyunudur. 
Raci D.
ÇOK HATALI İŞLER YAPMADIK MI?
Yazar peyami açık 2013-01-09 23:31:52
Karadenizde dağlardan gelen akarsuların debisi büyük olmasa da ivmesi yüksek ve akıcılığı sürekli. Dev türbinleri döndürmek için çok yüksekten yüksek debili suyun basınçla inmesi gerekli. Akarsular boyunca yapılacak küçük ölçekli çok sayıda barajın ve nispeten küçük çok sayıda türbinin daha işlevsel olması beklenir diye düşünüyorum. Ama ülkemizde gözün körü körüne Bolu Dağından otoyol geçiren ve ısmarlama iş yaratan zihniyetin eserlerini görünce inşallah Karadenize yapılacak barajlarda aklın ve bilimin gereği uygulanır diye dua ediyorum.
Yazar Fahri açık 2013-01-12 05:26:19
Evimizin içine kadar getirilen, temiz içilebilir veya kullanılabilir suya –makul bir miktar- bedel ödememiz anlaşılabilir. 
Peki, şehrin merkezlerinde, niye bir tane bile çeşme kalmamıştır..? Ha, istemeyen, şişelenmiş pet su alsın.? Serbest rekabet veya seçme özgürlüğü böyle temin olunmaz mı.? 
Yeni yapılan yol kenarlarına, niye artık çeşme yapılmaz.?  
Son yıllarda, bölgesinde şişeleme tesisi açılmış köylerimizin çeşmeleri kurumuştur.! 10-15 metrede kuyu suyu bulmak artık imkansızdır. 140-160 lerden ancak netice alınabilmektedir, o da artık ruhsatlı. Yani cebinizden tonla, kendi paranızla sondaj vurduracak, hemde buradan kullanacağınız suya para ödeyeceğiniz, garabet bir zorunluluktur bu..! 

Allah’ın suyunu, çeşmelerimizi, kuyularımızı kaybettik.. 
Şimdi akarsularımızı kaybediyoruz.! 

Mevcut hidroelektrik santrallerimiz ortalama yüzde 22 verimlilikle çalışır-çalıştırılırken, elektriğimizin yüzde 45 ini ithal doğalgaz çevrim santrallerinden sağlarken, yeni yeni ithal kömürle çalışan termik santraller kurulurken, nükleer masada iken, bu bir akarsu üzerine ardı ardına sıralanmış ve borularla hapsedilmiş küçük küçük HES leri sadece elektrik temini için masumane rasyonel teknik hesaplar muhtevasında değerlendirmek, ya fazla iyiniyetli veya biraz safdil olmaktır kanısındayım. 
Unutulmaması gereken, her baraj su toplama havzasıyla bütündür. Mütemmim cüzidir. 
İki, birinin bitip diğerinin sınırının başladığı Hes lerle, akarsularımız, ırmaklarımız havzalarıyla birlikte ‘özel ve yasak bölge’ haline gelmektedir.  
Aklımda yanlış kalmadı ise, büyük akarsularımız üzerine özel sektörce yapılacak, ruhsat alınmış, başlanmış HES lerin sayısı 1600 dür. 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 04-01-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
83688318 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net