04-12-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow MARKSİZM:...
MARKSİZM:... PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 25
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
13-12-2012
            MARKSİZM: İNGİLİZ EMPERYALİZMİNİN KATLİAM SİLAHI   
                                                                                                                                             
                                                                             Raci DURCAN
  Hayatta beni hayrete düşüren şeylerden biri de Karl Marks’ın dünya çapındaki büyük şöhretidir. Yüzyıl boyunca yeryüzünü yerinden oynatan bir ideolog olarak, adına sayısız savaş yapılmış ve fikirleri uğrunda milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Dünya çapınca yüzlerce hükümetin kurulmasına ya da yıkılmasına isim babalığı yapmıştır. Düşünceleri, düşleri, hayalleri uğruna can feda edilen böyle bir kişiliği merak etmez misiniz?

  Lise yıllarında, çocukluk arkadaşlarım birer birer elimden kayıp ‘devrimci’ adı altında bana kin bilediklerinde ilgi alanıma girmişti Marksizm. Okulun en popüler kız ve erkekleri solcu oluyor, sağcı dedikleri bizim gibileri aşağılıyor, hayattan silmek istiyorlardı.

   İdeolojinin gücünü o zaman fark ediyordunuz. Kardeşten öte insanlar bir fikir ayrılığı nedeniyle birbirinin amansız düşmanı haline geliyorlardı. Gelişen olaylarla insanlar gece sokağa çıkamaz hale geldi. Evini geçindirmekten başka derdi olmayan masum insanlar sağcı ya da solcu denilerek öldürüldü. Günümüzde dahi şiddetini; terör şeklinde olmasa da düşünce dünyasında; bilim ve sanat çevrelerinde, tepeden bakan bir anlayışla sürdürmektedir. Marksizm o kadar etkili olmuştur ki; kendisine düşman olanlar dahi ona karşı durabilmek için aynı paralelde söylem geliştirmek zorunda kalmışlardır. Bakınız kamuoyu önündeki popüler isimlere, hangi seviyede olurlarsa olsunlar gündeme gelmek ve durumlarını korumak için Marksist bir dil kullanmak zorunda hissederler kendilerini.

  İlginç olaylardan biri de Marks’ın İngiltere’de yetiştiği halde düşüncelerinin bu ülkede etkili olamamasıdır. İlgili çevreler bu önemli soruyu ‘Marks aslında işçi devriminin İngiltere’de gerçekleşeceğini ön görüyordu’ gibi basit bir izahla geçiştirirler. Bu açıklama bana hiçbir zaman tatmin edici gelmedi. Marksizm neredeyse dünyanın yarısına hükmederken dahi İngiltere’de başarılı olamadı. Hür dünyanın bir hamisi olarak Komünizm onların yurtlarına uğramadı. Ama Rusya’da 25 milyon Rus’un; Çinde Mao Zedung’un gerçekleştirdiği devrimle 95 milyon Çinlinin ölümüne yol açtı. Komünizmin tahribatı bu kadarla kalmadı. Hiç komünist hükümet kurulmamış ülkelerde dahi on binlerce insanın ölümüne yol açarak milyonların hayatında etkili oldu. Mesela Türkiye’de hiç komünist hükümet kurulmadı. Ancak sağ-sol olaylarından yara almamış bir tane aile dahi göremezsiniz. En basitinde çocuklardan biri solcu olmuş, eğitiminde bir aksama meydana gelmiştir.

  İşin diğer ilginç yanı, iktidara geldiklerinde öncelikle kendi halkını biçen bu gözü dönmüş kitle, gün gelince kendi kendini tasfiye etmiştir. Stalin 25 milyon Rus’u öldürmüştür. Ardılları gerek kendi ülkelerinde, gerek etkili oldukları bölgelerde aynı uygulamayı sürdürmüştür. Ancak 1980’lere gelindiğinde, hiçbir şiddet olmadan iktidar, ideolojini terk etmiştir. Aynı şey Çin için de geçerlidir. Komünist olmayanların hain ilan edilip kurşuna dizildiği ülkede, basit birkaç toplumsal hareket nedeniyle sistem değişmiştir. Bu nasıl mümkündür? Şahsen ben, arkasında hiçbir maddi çıkar olmayan fikir tartışmalarını bile kazanmanın nasıl zor olduğunu müşahede etmekteyim. Böylesine tartışmalarda dahi insanlar değişimi kabul etmiyorlar. Rusya ve Çin gibi Komünizmin iki kalesindeki bu stratejik değişimi anlamlandırmak bu kadar kolay mıdır?

   Modern devrimlerin babası Fransız devrimidir. Kendisinden sonraki tüm devrimleri doğuran devrimdir. Fransız devrimine fikir babası olanlar İngiliz aydınlarıdır. Marksizm dahi Thomas Moore adlı İngiliz yazarın Utopya ismindeki eserine dayandırılır. Fransız devriminden sonra bu ülke ilginç bir şekilde devrim üssüne dönüşmüştür. Osmanlı, Rus, İran devrimcilerinin yetiştiği bir karargahıdır. Humeyni İran’a girmeden önce uzun yıllar bu ülkede kalmıştır. Uçağı bu ülkeden kalkmış ve Tahran’a inmiştir. Osmanlı’yı yıkan ittihatçı aydınların hür bir şekilde dolaşıp ülkeleri aleyhinde faaliyet yaptıkları yer Fransa’dır. Açık denizlerde İngiltere’nin amansız rakibi haline gelen Rus çarlığını deviren Komünist devrimcilere kol kanat geren ülke de Fransa’dır. Fransız devrimini anlamadan modern siyasi tarihi anlamak mümkün değildir.

  Marksizm bir ideoloji olarak batı emperyalizmine karşıt bir söylemi olsa da batı emperyalizmini tamamlayan bir unsur olarak işlev görmüştür. Batı (İngiliz) emperyalizmi tarafından tesis edilmiştir. Dil olarak emperyalizm karşıtıdır fakat yaptığı her şey ile onu ikame eden unsurlardan biridir. Mesela Rus çarlığı, dünyaya egemen olma noktasındayken Komünist ihtilali ile devrilmiştir. İktidara geldiklerinde bir tane bile Amerikalı ya da İngiliz’e zarar vermedikleri halde 25 milyon Rus’un ölümüne yol açmışlardır. Stalin iktidara geldiğinde ilk işi, İngiltere’nin açık denizlerdeki en büyük rakibi Rus donanmasını çökertmek olmuştur. Donamaya siyaseti sokarak devrimci olmadıklarını öne sürdükleri yetenekli askerleri tasfiye etmiştir. Dünyanın en modern denizaltılarının yapıldığı tersaneler iş görmez hale gelmiştir. Çin’de iktidarı ele geçiren Mao; 95 milyon Çinlinin ölümüne yol açmıştır. İlginç şekilde Çin devrimi Çinlilerin, Rus devrimi Rusların, Osmanlı devrimi Osmanlı halklarının, İran devrimi Farsların ve günümüzde Arap devrimi Arapların katline yol açmıştır; açmaktadır.

   Komünizm günümüzde siyasi etkinliğini kaybetmiştir. Dişleri sökülmüş bir aslan gibi kenarda beklemektedir. Fakat bilim diye adlandırılan çevrelerde Marksizm’e temel teşkil eden düşünce yapısı, bütün haşmetiyle hükümranlığını sürdürmektedir. Üniversite ve sanat-edebiyat çevrelerinde sol düşünceli olmayanların yükselmesi mümkün olmamaktadır. Medya kuruluşlarının tepe noktaları, sol düşüncelilerin işgalindedir.

   Marksizm kuruluşundan bu yana öncelikle adına hareket ettiği halklara zarar vermiştir. Bu bir tesadüf olamaz. Fransa dünya hâkimiyeti için İngiltere ile yarışırken, meşhur Fransız devrimiyle Cumhuriyet yönetimine geçmiş ve siyasi anlamda intihar etmiştir. Rus çarlığı açık denizlerde Osmanlı donanmasını yendikten sonra tek rakibi haline gelen İngiltere’ye yönelmişken bir ihtilal ile yıkıldı. İran tam Orta doğuda önemli bir güç merkezi haline geldiğinde mezhepçi bir devrimle güçsüz hale getirildi. Şimdi de Arap baharı adı altında güç odağı olmaya aday ülkeler hedef haline gelmiş ve halkları kırılmıştır.

   Ben bir tarihçi değilim. Fransız devrimi ve akabinde gelişen olayları tarihçiler bu perspektiften incelemek zorundadırlar. Bu yapılmadan modern tarihi anlamak ve gelecek için karar almak mümkün değildir.

   Marks’ın bile Marksist olmadığı bir ideoloji eliyle Batı emperyalizmi; tehlike olarak algıladığı Rus, Çinli, Kamboçyalı, Vietnamlı milyonlarca insanı katletmiştir. Aynı yaklaşımla günümüzde; İslamcılık ya da yeni Osmanlıcılık adı altında karar alıcıları etkileyerek bir maceraya sürükleyerek Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmesi işten değildir.

   Karar alıcılarımız acaba bu hamleyi görerek mi oynuyor? Eğer görmeden oynuyorlarsa vay halimize!

    Marksist-sol düşünce ile batı emperyalizmine kafa tuttuklarını zannedenler, aslında batı emperyalizmine bir payanda teşkil ettiklerini bilmeli. Hür-özgür düşünce adı altında dağıttıkları toplumsal yapıların, batı emperyalizminin önünün temizlenmesi anlamına geldiğini idrak etmelidirler.
                                                                                            Raci DURCAN

Yorum
akıntıya kürek çekmek..
Yazar Fahri açık 2012-12-13 03:08:41
Raci Bey ciğim, 
915 de Çanakkale önlerine yığılan İngiliz ve Fransız zırhlıları, Rusyada komünizmi kurmak için dövmüyordu sırtlarımızı sanırım.  
Rus, Fransız ve İngilizler müttefikti. 17 Bolşevik ihtilalinden sonra Ruslar gizli anlaşmaları ifşa ettiler. Sonrasında da hep batı emperyalizminin karşısında yer aldılar, kendilerince bir duvar ördüler.  
 
Olgulara, ideolojik körlükten ve peşin hükümlerden veya tapınak şövalyeleri, siyonizmin amaçları ekseninden sıyrılıp bakabilmeyi becermeliyiz artık. 
 
Marks ve yakın dostu Engels yada Lenin yada Mao ya, bir Curchill, bir Keynes, bir Smith, bir Jefferson veya İbni Rüşt ten, Haldun dan, İmamı Azam dan farklı yaklaşmamayı başarabilirsek, tepkisiz okuyabilir, tarafsız yaklaşabilirsek daha doğru sonuçlara ulaşırız kanısındayım. 
 
Kapitalizmi ve emperyalizmi, nasıl tabii bir olgu-gerçeklik olarak değerlendiriyorsak, sosyalizminde veya başka bir şeyinde, aynı ölçüde tabii olabileceğini veya olamayacağını, önyargılardan uzak analiz edebilir, belki hayatın kendi mecrasında aktığı, kendi mecrasında başka bir sosyo-ekonomik sistem dayattığı, getirdiği üzerine yeni fikirler üretebilir, geliştirebiliriz. En azından alışılmışın-kalıpların dışına çıkmış oluruz derim. 
 
Sosyo-kültürel-ekonomik sistemler veya hayatın akışı da, okyanusta seyreden gemiler gibidir bence. Dümende biri yoksa, rüzgar sizi sürükler. Rüzgar yoksa veya ters esiyorsa, dümencinin ustalığı beş para etmez. En önemlisi bir sağlam pusulanız olmalı ve kaptanda doğru rüzgarı yakalayarak ve arkalayarak, nereye gitmek istediğini bilmelidir. Açık denizde fırtınaya yakalanmış iseniz, önemli olan nereye gittiğiniz değil, gemiyi sağlam tutmak ve hayatta kalmaktır. (Bu noktada, bir cuzi irade, külli irade tartışması çıkarabiliriz.) 
 
İslam-iyet diye bir ideoloji veya İslami rejim-devlet yoktur, kanımca. Olamaz. İslam’a uygun bir rejim ve veya hayat vardır. İslam’a uygun sosyo-kültürel-hukuki-ekonomik yapı kurmak ve olabilirliği üzerinde kafa yormak gerekir.  
Bu yapı-sistem, günümüz gerçekliğinde-şartlarında mümkün görünmüyorsa, İslam anlayışımız yanlıştır. Tersi ise, hayatı yanlış ‘okuyoruz’ demektir diyor, saygılar sunuyorum. 
Fahri bey'e
Yazar girisim açık 2012-12-14 11:15:48
 
Çanakkale önündeki zırhlılar bir savaşı kazanmak için değil; bir milleti yok etmek için dövüyorlardı sırtlarımızı. Osmanlı devletinin İngiltere ile savaşmak gibi bir niyeti yoktu. Abdülhamit’ ten itibaren İngiltere’nin gücünü bildiklerinden sürekli sulh içinde olmaya ve aynı istikamette politika geliştirme gayretinde olmuşlardır. Fakat ne zamanki Fransız yetiştirmesi ittihatçılar yönetime hâkim oldu, Pan Turanizm iddiaları ile devleti bir maceranın içine yuvarladılar. İngiltere geliştirdiği bir politika ile bütün dünyayı harmanladı, nüfusları kırdı, imparatorluları dağıttı ve modern dünyayı kurdu. İttifak içinde olduğu Çarlık Rusya’sına da ihanetten çekinmedi. Bolşevikler olmasaydı İngiltere şimdiki dünyayı kuramazdı. 
Birinci dünya savaşı, Çanakkale savaşı, bir savaş değil; katliamdır. Zaten Osmanlının işi 1855 kırım harbi ile bitmişti. O zaman osmanlıyı, Rus çarlığının çizmelerinden kurtaran İngiltere ve Fransa işbirliği olmuştur. Niçin kurtardı? Zamanı gelince tekrar parçalamak için ve Rusyanın ilerlemesini durdurmak için. Politikası işe yaradı da… Osmanlıyı parçalarken Rusyada gelişen Komünist ihtilal, onun elini kolunu bağladı. Birinci dünya savaşı İslam coğrafyasının katlidir. II: dünya savaşında ise Avrupa’nın ve Japonya’nın nüfusu tırpanlandı. Yetmedi Çin, Vietnam, Kamboçya, Kore nüfusları katledildi. Savaş demiyorum çünkü 1789 Fransız devriminden sonra yeryüzünde İngiliz ordusundan başka ordu kalmamıştır. Bunların hepsi savaş adı altında katliamdır. Dikkat ederseniz eskiden savaşlarda sadece 5-10 bin asker ölürdü. Sonraki savaşlar bir katliama dönüşmüş ve hemen her yerde sivil halk katledilmiştir. Açın savaş tarihine bakın. Geçmiş savaşlarda kaç kişi ölmüş, 1789 dan sonra yapılan savaşlarda ne kadar insan ölmüş… 
Marks ve Engels… Kitap okumayı çok sevdiğim halde onların kitabını okumayı asla beceremedim. Hiçbir ön yargım da yoktu. Ağır, ağdalı dillerinden bir şey anlamak mümkün olmadı. Zaten kimsenin anladığını zannetmiyorum. Marsizm üzerine yapılan akademik bir tartışmaya Marksın kendisinin de gizlice katıldığı söylenir. Toplantıdan sonra ‘Marksizm bu ise ben Marksist değilim’ dediği de… 
Buna inanıyorum. Çünkü Marks’ın fikirleri ve kitabı kendisi öldükten sonra tekamül ettirilmiştir. Kitabının ikinci cildi Engels tarafından yazılmıştır. Zaten tüm fikirlerinde Engels’in tesirinin olduğunun altı çizilmektedir. Fikir babası ve kitabının tamamlayıcısı Engels iken ve Engels yaşıyor, Marks ölmüşken Engelsin Marks adına kitap yazıp onu meşhur etmesi izaha muhtaçtır. Bunun izahını Yalçın Küçük ’ün tekelistan kitabındaki şu sözle buldum: TANRILAR AYETLERİNİ PEYGAMBERLER VASITASIYLA İLETİRLER diyordu. Marks, ölümünden sonra; Engels’in de katkılarıyla, savaş Tanrısı İngiltere tarafından peygamberlik statüsüne ulaştırılıyordu. Savaş tanrısı onun ağzından kitlelere direktiflerini iletmiş, yeryüzünü ateşe ve kana boğmuştu. Yeryüzünde Marksizmin etkilemediği bir tane bile aile bile yoktur. 
Bizdeki en büyük eksiklik sivil kurmayların olmamasıdır. Sivil kurmayımız yoktur. İşler askeri kurmaylara bırakılmıştır. Sivillerimin en ileri gelenleri Medyadaki moda fikirlerle beslenir, orada neşredilen fikirleri tekrarlarlar. Düz mantığın dışında başka bir mantıksal işletimin olacağını düşünemezler. Böyle olunca da çok kolay alt edilirler. Düz mantıkta dost dost, düşman düşmandır. Siyah siyah, beyaz da beyazdır. Olaylara başka bir mantıkla yaklaşmayı asla denemezler. Mesela 30 yıldır İran’da islam devrimi oldu ve Amerika’ya düşman oldukları söyleniyor. Bir tane Amerikan askerinin burnundan kıl almadıkları halde herkes buna inanır. Rusya’nın batı emperyalizmine karşı olması gibi… Nerede karşı? Hangi Amerikan politikasına nerede mukavemet etti? Sadece sözde… Suriye’de Nato müdahalesine karşıymış ve Esad’ı destekliyormuş… Bu nedenle Nato müdahale etmekten çekiniyormuş… Böyle mi yoksa böyle gösterilerek Suriye’deki Müslüman halkı katlederken böyle bir dil kullanmayı tercih ediyor? 
Sizvil kurmay bizde yok… Onlarda var ve medyada köşe başlarını tutarak halkın inamasını istedikleri düşünceleri pompalamakla meşguller. 
Raci D. 
Yazar Fahri açık 2012-12-15 03:58:09
‘’Bizdeki en büyük eksiklik sivil kurmayların olmamasıdır. Sivil kurmayımız yoktur. İşler askeri kurmaylara bırakılmıştır. SivilleriMİzin en ileri gelenleri Medyadaki ( yada dünyadaki- fy) moda fikirlerle beslenir, orada neşredilen fikirleri tekrarlarlar.’’ 
..bırakılmıştır yerine KALMIŞTIR demek sanırım daha doğru bir ifade olacakmış.! 
İtiraz edeceğim onca husus olmasına rağmen, hepsini bir tarafa bırakıyorum. 
Çünkü ifade buyurduğunuz yukarıdaki tespit hepsinden önemlidir ve askeri vesayet ‘’suçlamalarına’’ da, koca bir döneme de ışık tutar mahiyettedir. 
Bu da başka bir soruyu önümüze getirir: Niçin sivil kurmaylarımız yok, yoktu, niçin oluşmadı.? Şimdi var mı.? Olmasının şartları nelerdir.? 
Entelensiya yada aydınlar takımı demek, sarfettiğiniz mefhumu kuşatmaz kanısındayım. Kurumsal-laşmış bilgi şeklinde formüle etmeye çalışıyorum ben kendimce.. 
Yine devamında, şu soru da sorulmalıdır: Askeri yada sivil kurmay olsa, ne fark eder.? 
 
Not: Marks’ın ‘’Ağır, ağdalı dillerinden bir şey anlamak mümkün olmadı. Zaten kimsenin anladığını zannetmiyorum’’ demişsiniz ya, keşke biraz matematiğe merakınız olsaydı, iktisad ve matematiği sevseydiniz gibi ‘anlaşılamaz’ bir cevapla iğnelemek istiyorum. Bir iş adamı olarak sizin 3 ciltlik Das Kapitali anlayamamanız da inanınız izaha muhtaçtır. Ve belki, niçin sivil kurmaylarımız yok sorusunun cevapları içindedir. Keşke, katılmıyorum, dünya gerçekliğiyle örtüşmüyor vb diyebilseydiniz.  
 
Sivil Kurmaylık hususunda,etraflıca bir görüş bildirmizi rica ederim. 
Yazar Fahri açık 2013-01-03 03:43:17
Sivil Kurmaylık hususunda, etraflıca bir görüş bildirmeniz, itimat ediniz Marks'ı bilip bilmediğinizden daha önemli.. 
Bu zahmete katlanırsanız, çok çok sevinirim. 
Bu vesile ile, Yeni Yılın uğurlu gelmesini temenni ederim.
Yazar girisim açık 2013-01-04 01:33:20
Fahri Bey kusura bakmayın cevap biraz gecikti; 
Kurmay zeka denilen şey malumdur. İstikbal gördüklerine kurmay rütbesi verilir askerlikte. Bu tip bir zeka, olayları herkesten farklı kavrar ve farklı çözüm yolları önerir. Düz mantık işletmezler. Olmuş olaylardan örnek verirsek, düz mantık bir solcuya ancak bir sağcının saldıracağını düşünür. Kurmay zeka, böyle düşünüleceğini bildiğinden olayı buna göre kurgular. Solcu diye bilinen insanlara saldırıldığında onların da sağcılara saldıracağını bilir. Yine toplumdan örnek verirsek, bir kurmay zeka eğer bu toplumu sömürecekse onun mukaddeslerine mesela baş örtüsüne saldırmaz. Namaz, cami, imam hatip gibi halkın önemsediği kurumları açık tutup kendi sömürüsüne bakar. Başörtüsüne, ona ciddi bir zarar vermeyecek şekilde saldıran gücün aslında o kurumu yaşatma çabasında olduğunu ya da bu kavram üzerinden bir harekat yaptığını kurmay zeka kavrar. 
Toplumuzda entel diye geçinen insanların büyük kısmının bu kavramdan haberi yoktur. Direkt istihbaratla ilişkili kişileri kastetmiyorum. Onlar zaten bunun eğitimini alıyorlar. Fakat kendinden yetişen aydınlarımızda maalesef bu ufku göremiyorum. Kendi içinde çelişmeyen ve neden, niçin, nasıl sorularına cevap verip tutarlılık arz eden bir perspektif oluşturamıyorlar. Kurmay zeka sahibi bağımsız aydın neredeyse hiç yetişmiyor. Bunun okulu da yok ve devletler halkın bu mantaliteyi yakalayıp öğrenmesini zaten istemezler. Çünkü bu bilgi aynı zamanda büyük bir güç potansiyeli demektir. Bağımsız kişilerin eline böyle bir gücü vermeye kimse yanaşmaz. 
Şahsen ben, kendi içinde tutarlı bir perspektif sahibi olabilmek için bu yola girdim. Karşımda böyle bir dünya bulacağımı asla ummuyordum. Fakat gördüm ki, her olayın arkasında bir askeri harekat, bir kurmay planı var. Kendimce onları deşifre edip bir nevi intikam alıyorum. Çünkü 40 yılım bu çelişkileri düşünüp çözmek için geçti, zaman harcadım, emek harcadım. 
Ben de sizin için iyi bir gelecek umut ederim Allah’tan. Kuranda bir ayet sonranın önceden hayırlı olduğunu söyler, bizdeki sofular tersine inansada… (Ve lel ahiretu hayrun leke minel ula). Hayırlar önümüzde inaşallah. 
Saygılarımla 
Raci D. 
Yazar Fahri açık 2013-01-07 03:56:37
Ben kurumsallaşmış, devamlılık arz eden süzme bilgiyi daha çok önemsiyorum. Elbette bilgi yetmez. En iyi, en dahiyane bilgiler, kötü insanlar elinde en acımasız silahlara dönüşebilir. Demekki, bilgi güzel ahlakla, hüsnüniyetle ve milli hislerle, yararlılıkla birlikte bir anlam ifade eder. 
Bir fıkra da burada uygun düşer: 
1-Profesör, balonla dünya turuna çıkmış ve bir süre sonra yolunu kaybettiği endişesine kapılmış. 
Bakmış, aşağıda tarlasında bir köylü çift sürüyor. Yukarıdan seslenmiş:  
‘’Heey hemşehrim, burası neresi.?’’ 
-Bizim köy beyim. Benim aşağı tarla.! 
Anladımda, burası neresi, nereye bağlı sizin köy.? 
-Bizim nahiyeye bağlı beyim.! 
Tamam, sizin nahiyenin adı ne.? 
-Bizim nahiye işte, Atkaracalar. 
Atkaracalar, nereye bağlı, hangi şehir.? 
-Valla onu bilemem beyim, bazen Kastamonu, bazen Çankırı’ya bağlanır.. 
Soru cevap faslı uzar.. 
Nihayet profesör, ‘’siz köylü değil, profesör olmalıymışsınız, verdiğiniz her cevap doğru ama hiçbir işime yaramıyor..’’ 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 03-01-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
90945085 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net