18-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Tiplemeler - 2:
Tiplemeler - 2: PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 47
KötüÇok iyi 
Yazar Bilal SÜRGEÇ   
29-10-2012
Tiplemeler - 2

(abinin hatıraları)
                                                    Bilal SÜRGEÇ
“Sohbet toplantılarının çoğunun konusunu ‘ Türkiye’nin neden bu halde  olduğu, bunun sebeplerinin ve müsebbiplerinin kimler olduğu’ teşkil eder.” 
         “Bunu tabii koşullara bağlamak mümkün değildir. Stratejik önem, doğal zenginlikler, arazi elverişliliği gibi konumsal nedenler ileri sürülemez. Bu noktaların hiç birinde ne Almanya’nın ne İngiltere’nin ne de Japonya’nın Türkiye’den daha avantajlı olduğunu kimse ileri sürmemektedir, hatta süremez.”(s. 7) 

          İkinci kez okuduğum Abi'nin hatıraları Tilki Tuzağı kitabının önsözü böyle başlıyor.1960’lı yıllardan itibaren Japonya’nın, Almanya’nın kalkınmaları sürekli Türkiye’nin kalkınamamasına mukayese babından örnek gösterilirdi. 
      
       Aslında o bir fikir işçisi. Çalışkan ve üretken. Fikir çalışmalarını genelde Internet aracılığı ile sürdürüyor. Hoşuma giden şu iki mesajını paylaşmak istiyorum: 
      -Hak'ka razı olmayan insanların haksızlıklar içinde yüzmesi çok tabiidir... 
      -Fikir atmosferimize egemen idrak cücelerinin dilinin bir pelesengi var. "Rönesans'la dinin dizginlerinden kurtulan Batı'nın, din dışı atılımlarla ortaçağ karanlığını delerek bugünkü çağdaş medeniyet boyutlarına yüceldiği; buna karşı, dinin boyunduruğundan kurtulamayan "İslam alemi"nin sürekli gerileyerek bugünkü köhne konuma düştüğü..." nakaratı... Yarı aydınların, iyi niyetli olsalar dahi, "doğru" demekten kendilerini alamadıkları basit bir gözlemlemedir bu. Ama doğru mu? 
 
        Biz dönelim hatıralarına; hatıratının sonunda: “…Artık usandım. Şairimiz Metin Önal Mengüşoğlu’nun ifade tarzıyla ‘kafam karışıyor bazı şeylerden’. Hatıramı burada kesiyorum. Devamını bir başka bölümde tekrar açarım Yalnız şunu söyleyeyim ki  bu anlattıklarım bugün toplumun maruz bulundukları yanında bazı yönlerden bir hiçtir.”(shf106). 

          En çok istismar edilen, propogandaya araç kılınan, halkın aldatılmasında kullanılan İlim dalı Tarihtir. Bütün ülkelerin resmi tarihlerinde anlatılanların çoğu yalandan ibarettir. Hele Doğu toplumlarında bu daha yaygındır. Cengiz gibi, Timur gibi hükümdarların yanında bulunan tarihçiler onları insan iskeletlerinden tepeler oluşturmasını övünerek anlatmışlardır. Resmi tarihe karşı tarih mahkemesine sunulacak en önemli belge hatıralardır. O mesleği gereği çok iyi bilir; belge sunulmadan mahkemede haklılık ispatlanmaz. Öyleyse usanmaması lazım. Yazmak bir mesuliyettir. İşaret ettiği gibi hatıraların devamını getirmelidir. Bu zorunluluğu Yayıncı Timaş ta ifade ediyor:” yıkılmamak ayakta kalmak, felaketlere davetiye çıkarmamak için bu kitap kaleme alınmıştır.” kitabın arka kapağında.
 
         Yayıncı firmaya göre anlatılan hatıralarda topluma yönelik ilginç  tespitler de var: 
“Çürüme istidadı gösteren cemiyetlerde suçluların pis kokusuna halk alışmışsa…suç işlemekten utanmayan insanların sayısı artmışsa … Adalet ölçüleri bir yana bırakılıp keyfilikler ve çıkarcılar ayakta kalabilmişse elbette o toplum en büyük felaketlerin davetçisi durumundadır.” (arka kapak) 
  
            Mesela kamu idarecilerine yönelik yalın bir eleştiri: kurumunca  hakkı olan bir ek ödemesi  ödenmeyen ve yargıya başvurması melhuz bir kısım çalışanlar için hukuk müşaviri olarak yaptığı ödeme önerisine karşı bir kurum yöneticisinin ifadesi:  
           ‘’ O, üçü mahkemeye baş vursa beşi idareyle bozuşmaktan korkar baş vurmaz; Kurum gene karlı çıkar.’’ …. “Tabii davanın zaman aşımının uzun olduğunu, şimdi dava açmayanların uzun süre sonra yine dava açabileceklerini düşünemiyordu…” 
          …
           İçimden de ‘’adamcağız kurumu kolluyor’’ diye düşündüm. (Daha sonra bu süper zeka başkan, benim hukuki mütaalamı çok değer verdiğim danışmanı ziraat mühendisi, gerçekten faziletli bir kişi olan ‘’ “Bay Fazilet’’ e inceletmiş. O da inceleyip kendisine görüşümün doğru olduğunu ifade etmiş.) (shf 9) 
 
            Abi’nin yine çok eleştirildiği halde bir türlü hal edilmeyen yasa bolluğu ile ilgili tespitleri: ”Beş milyon işsizine, heykel dikmekten, kokteyl ve ziyafetlerden  tasarruf ederek fabrika açamayan bir ülkenin gelişmemiş yöneticileri de, bu güne kadar habire yasa çıkararak normal vatandaşın teşebbüs imkanını baltalamış ve onun önüne iş yapmasını  engelleyen büyük barikatlar kurmuştur. Oysa düşünülse, Tacitus’un dediği gibi “devlet bozuldukça kanunlar artar.” Lao Tse’nin dediği gibi “ne kadar çok kanun varsa o kadar çok hırsız vardır.” (shf 23-24) 

           O atılgan ve girişken imiş de. Cemal Gürsel bir gün Malatya’ya gelir . Dönem 27 Mayıs dönemi. Sait Çekmegil tutuklanmıştır. Halk sıraya dizilmiş Cemal Gürsel’i beklemekte. Bundan sonrasını ondan dinleyelim: 
           “Araçtan indi ve selamla yürüyerek önümüzden geçiyordu. Tam benim önümü biraz geçmişti ki, gençliğin verdiği ani cesaretle atıldım ve kolundan tuttum. Cemal Paşa belki bir dakika durakladı; bakakaldı. Bana ne istediğimi sordu. Derdimi söyledim: 
          -Babamı sebepsiz içeri aldılar, hala da tutuyorlar, dedim. Kadife elle yaptığınız ihtilalin haklılık ölçüsünü yok etmelerine izin vermeyin Sayın Paşam, dedim; suçu neyse bilelim, dedim. 
       Bana. Babamın ne iş yaptığını sordu. 
       -Terzidir, dedim 
        -Öyleyse niye içeri almışlar, dedi. 
        -Bilmiyorum muhterem paşam, bilsem öyle söylerdim, dedim. Yaverine  emretti, not aldırdı: 
       -İlgilenilsin, dedi; bana bilgi verileceğini ifade etti.(s.16)” 
 
Bu arada  Türkiye’deki uygulamalarla ilgili bir garip durum: 
       “Stajda çalışmam yasaktı, ama sokakta boş gezmem serbest…”(S.25)
 
        Bürokrasi de ilk dersini  Hikmet Hanımdan alır. Dinleyelim  ona Hikmet Hanımın verdiği dersi: 
        “-Bak seni ve tipini sevdim. İyi bir çocuğa benziyorsun. Şu söyleyeceklerimi iyi dinle başarılı olursun, dedi ve ekledi. ‘’Sakın ha çok çalışıp, iş bitirip göze gireceğim, terfi edeceğim diye bekleme; ne kadar çok iş yaparsan o kadar çok hatan olur, en azından eleştirilirsin. İşin çok olmazsa hatan da olmaz. Sana gelen işleri bir başkasına pas etmeyi öğren, başarırsın. İkinci tavsiyem, şu büyükler kervanına katıl, ne yap yap katıl. O zaman sana her şey kendiliğinden gelir; sen lütfen kabul edersin. Aksi taktirde hakkını almak için işinden çok, o işle uğraşırsın ama alacağın da şüphelidir.’’dedi. ilk bürokratik dersimi böylece aldım. Hikmet Hanım’ı hayırla yad ederim. Muhitimi tanıtmış oldu. Ayrıca bir iki detay bilgi de verdi. Çok yararlandım.”(shf 40) 

        “Ne var ki bir müşahedemi aktarmak istiyorum. Ülkemiz şartlarında bidayeten,  gençliğinde Türk Kavmiyetçiliği yapanların yüzde sekseni ileri yaşlarda İslam’a, Kürt Kavimiyetçiliği yapanların yüzde seksen seksen beşi ise ileri yaşlarda, muhtemelen resmi uygulamalara duydukları tepkinin de etkisiyle gelişen bir psikoloji altında, komünizan anlayışa daha yatkın oluyorlar. (S.48) 
 
      Ve işçi ücretlerine zam konusunda bir Sendika temsilcisinden naklen bir başka tesbit. Yıllarca sürdürülen grev lokavt gibi kavgaları bu kadar net ifade eden bir açıklama olamaz: 
 
       “_Sen bize bakma biz sendikacıyız. Varlığımızın gereği dışarıda biz esip gürleriz. Ama size düşen, bize rağmen doğruyu yapmaktır” oldu. Yumuk ağızım dudaklarım birbirinden ayrılmaksızın bir karış açık kaldı. Hey Allah’ım ne ustalıklı tavırlar bunlar.” (S.77)


Yorum
Replica Omega De Ville watches,fake Om
Yazar qsyalquinn açık 2013-01-04 15:14:27

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 09-11-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82153124 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net