04-12-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow SEN KENDİ TORUNLARINA BAK (MI?)
SEN KENDİ TORUNLARINA BAK (MI?) PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar Erdem ŞENTÜRK   
04-09-2012
SEN KENDİ TORUNLARINA BAK (MI?)

                                        Erdem ŞENTÜRK
Hayret, birileri hoş olmayan davranış ve yaşantılarından dolayı ikazla karşılaşınca "Sen kendi torunlarına bak" demişler.
Sade "miş" değil, işitiyoruzda. Bu ikazlara böyle tepki verilmesini çok yanlış ve anlamsız buluyorum.

Malum, insanlar konuşurlar. Konuşamamak arizidir. Allah(cc) yarattığı kullarına genelde konuşabilme melekesini onun tabiatına ikame etmiştir. Büyük bir çoğunluk böyle olmakla beraber, az da olsa bazı kullarına konuşma yeteneğini vermemiştir. Bazı kullarına iki ayak yerine bir, iki el
yerine bir el verdiği gibi; İle ahir. Bunlar daima istisnadır. Bu nakısalar insanlar için bir sınavdır, denemedir. Sabreden çok şey kazanır elbet, isyan edense mutlaka kayberer. Biz burada, ağırlığı daha ziyade, konuşabilme melekesi lütfedilmiş insanlar üzerine vereceğiz:

Konuşamamak bir sınav iken, elbet, konuşabilmekte bir sınavdır ve öyle sanıyorum ki konuşamamak kolay bir sınav, konuşabilmek ise daha zor bir sınavdır. Doğrusunu Rabbimiz bilir.

Ben düşüncelerimi arz edeyim; Konuşabilmek neden daha zor diye sorduğumuzda şöyle bir cevap yerinde olur mu acaba? Malum, konuşurken hak veya batıl kelam edilecektir. Ne kadar dikkatli davranırsak batıl asgariye inecek, bazı konuşmalarda hiç olmayacak belkide. Eğer hak ve hayır konuşulursa Rabbimizin hoşuna gideceği ve bizden razı olacağı kesindir. Batılı da unutmayalım, dilimizden şayet batıl kelimeler dökülürse, Rabbimiz bundan hoşlanmaz ve bunun neticesi de imtihanın kaybedilmesine neden olabilir. Konuşmak, insanın mutlaka yerine getirmesi gerekli olan bir eylemdir. Bu elbet konuşabilenler içindir.

Mesela; (Emr-i bi'l Ma'ruf, Nehy-i anil Münker) İyiliği emretmek, kötü olanı yasaklamak gibi. Gerek kelimelerle, gerekse lisan-ı hal ile veya sukût ile de olabilir. Bir konuda anlaşabilmek için de yine aynı eylemi gerçekleştirmemiz icab eder. Deyim meşhurdur; "İnsanlar konuşa konuşa..." anlaşabilir veya dövüşedebilirler de bazen. Konuşabilme melekesini bir kuluna lütfeden Rabbimiz, ona pek çok görevler de yüklemiştir. Yukarıda birini zikrettik, diğer yandan son Peygamberimiz de(sav) "Ya hak söyle ya sus" ifadeleriyle gerekli yerde gereken kelâmın karşıya ulaştırılmasını, iletilmesini önermiştir. Ama hak olmasına özen göstermek şartıyla. Aksi halde "Sus ve batılı yayma". Bazen sözün gümüş, sukûtun ise altın olduğu yeri ve zamanı, dikkatle süzgeçten geçirip öyle davranmak gerektiğini tesbit etmek lazımdır. Düşünebilen insana bu yaraşır. Rastgele, uluorta
konuşana da bilindiği gibi geveze derler.

Son Peygamberimiz(sav) bunun yanı sıra haksızlık karşısındaki sukûtu da "dilsiz şeytanlıkla" itham etmiştir. Bu mükâleme, bu eylem, hayatın pek çok ve çeşitli alanlarında cereyan edecektir. Kelimeler elimizdir, ayağımızdır. Onları nasıl yeri geldiğinde kullanıyorsak, kelimelerimiz de uzuvlarımız gibidir. Onu tamamen atamayız, yok sayamayız, yerinde ve zamanında kullanmamız lazımdır. Öyle ki bu bazen farz olur.

Bazen muhatabın bir kişi, bazen birkaç kişi olur. Bazı da bir sahnede - kürsüde büyük toplumlara hitap etmek söz konusudur. Konferans, açık oturum, seminerler vs...

Bu böyle olmakla beraber, bir de nereden başlamak, kime veya kimlere ulaştırmak gibi bazı ayrıntılar da çok önemlidir, bütün bunlar dikkate alınmalıdır.
Mesela son tebliğcimiz Muhammed(sav) "Her biriniz çobansınız ve her çoban raiyyesinden(sürüsünden) mes'uldür" buyururken, ebeveyne, ilgi alanının en çok kendi hanesi olduğunu beyan ve aynı zamanda buna bir öncelikte belirtmiyor mu? Her bir işte olduğu gibi, burada da başlamanın yeri, zamanı ve değişik mekanları olacağı bir sarahattir.

Tam burada asıl söylemek istediğimize geliyoruz ve altını çizerek diyoruz ki; Bu hakkı söylemekte sonuç mutlaka müsbet olacaktır, olmalıdır gibi bir hükme varabilir miyiz?
Bu sorunun cevabı iki ayaklıdır. Birinci ağayı söyleyen, ikinci ayağı söylenendir. Söyleyen hakkı söylemiş ise o müsbet ve olumludur, Rabbimizin indinde güzel olanı, doğru olanı yapmıştır, ecrini mutlaka alacaktır. İkinci ayak ikaza muhatap olansa kabul veya reddetme hakkına sahiptir. Teklif - ikaz kabul edilmişse müsbettir, red ise menfidir. Bizler aciz birer insan olarak kenarda duralım da Peygamgerlere bakalım desem yeridir sanıyorum. Onlarda bile tebliğin, uyarının, davetin mutlak manada tecelli etmediğini görüyoruz. Peygamberler dahil bütün insanların güzele, doğruya daveti ancak arzu ve gayet samimi bir temenniden ibarettir. Kuvvetle muhtemeldir ki, düşünebilen, aklını güzel kullanabilen, bu uyarılara kulak verir. Bizler de mütenebbih olmalarını umarız, bekleriz ve dua ederiz ancak. Peygamberlerde böyle yapmıştır. Nuh(as), Allah' tan(cc) aldığı vahyi insanlara duyururken oğlu da ona muhatap idi. Pek çok insanın inanıp kabul ettiği Peygamber tebliğini o da işitti. Peki; kabul edip iman etti mi? Hayır, etmedi. Güzel kullanamadığı aklına dayanıp "Ben dağlara çıkar, kurtulurum..." dedi. Lakin dediği olmadı ve sulara gark oldu (Hud,43). Nuh(as) ailesini kurtarma vaadini Rabbimize arzedince aldığı cevap "Ey Nuh, O senin ailenden değildir, O yaramaz bir iş yaptı..."(Hud,46). Şimdi biri kalkarda Nuh(as) için "Sen bizlere söyleyeceğine oğluna bak önce" derse bu sivri akıllıya ne demek gerekiyorsa......................

Noktaları doldurarak siz söyleyebilirsiniz. Çok örnek var mağlum, hepsine gerek yok. Allah' ın (cc), son elçisi Muhammed(sav)' den iki örnek verelim. "Sen öğüt ver, çünkü sen ancak bir öğütçüsün" "Onların üzerine zor kullanacak değilsin" (Ğaşiye, 21-22). Kasas 56' da ise "Muhakkak ki sen sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin". Bu ayete sebeb-i nüzul olarak Peygamberimiz(sav)' in amcasına yaptığı davet gösteriliyor kaynaklarda. Görüldüğü gibi tebliğ, uyarı, ikaz esas, ama zorlama yok. Buradaki Peygamber davetlerinde hep hidayete çağrı var. Biz buradan kalkarak, hidayetten sonraki yaşantıya insanları davet edeceğiz, onlara uyarıda bulunacağız. Bu nemelazımcı olmayan müminlere yüklenmiş yüce bir görevdir. Müminlerin şiarındandır. Bu uyarıları kaale alıp almamak ise uyarılan tarafın reyine bırakılmıştır, kabul veya red onların seçimidir. Bu uyarı ve ikaza muhatap bazen en yakınında olur, bazen de biraz uzağında olabilir. Bazen çobanı olduğun raiyenden, bazen gurbiyet olarak biraz kenarda olabilir. Kendi çocuğundur, torunundur, uzak akrabalarındandır, bunların hepsi mümkündür. Senin bu doğruya davetin neticede hüsn-ü kabul görmemiş, muhatabın günahlar çamuruna düşmüş ve bunda da ısrar ediyorsa elinden gelecek birşey var mı? Yok maalesef. Bizler de hiç ama hiç onların başlarında bekçi değiliz. Arzu ederiz ki imandan sonraki emirlerle bezensinler. Diğer taraftan, biraz uzaktaki bir akrabanı da günah deryasında görmüş ve uyarmış isen, kalkıpta "Sen bize söyleyeceğine kendi torununa veya çocuğuna bak" deme hakkına, lüksüne sahip olabilir mi? Cevap yine olumsuzdur, hayır, olamaz. Şayet derse, ikinci bir yanlışa daha düşmüş olur ve hep aleyhine puanlarını yükseltir. İkaza muhatap olan sen, uyanır ve kendini düzeltirsen kazanırsın, mutlu olursun, hem de iki cihanda olur bu mutluluk. İkaza muhatap olan çocuğun veya torunun da olsa vurdumduymaz iseler onlar da hesaplarını Allah (cc)' a vereceklerdir. Doğrulara davetten, yanlışlara ikazdan dolayı dokuz köyden kovulanlar için, onuncu veya daha pek çok köy bulunur. İmkanı ölçüsünde oralara koşup, doğruları yeri geldiğinde orada beyan ederler. Hidayet Rabbimize ait olmakla birlikte, hidayetten, yani hakka teslimiyetten sonraki fiili ve ameli eylemler daha çok insana aittir. Düşünebilen, ebedi alemini unutmayan mümin, uyarıları dikkatle dinleyip anlar ve kendine çeki düzen verir. Ankebut suresi 64. ayette Rabbimiz "Bu dünya hayatı sadece  bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna(oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı!" Şura 20' de ise "Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını arttırırız. Kim de dünya kârını istiyorsa ona da dünyadan bir şeyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz". Akıllı mümin odur ki Allah' ın kelamını okur, anlar(Arapça bilmese bile, bilenlerin mealleriyle araştırarak) ve yaşar. Bunu kardeşlerine de tavsiye eder. Bundan sorumludur da. Öyle bir samimiyetin sahibi olan insan ne güzeldir. Çünkü ayıp aramıyor, lakin aleniyete çıkmış ve gözüken yanlışları, ayıpları görüyor ve  bir nevi onun üstünü örtmeye veya kalkmasına gayret ediyor. Onun niyeti ve davranışı böyle olunca bundan memnun olup teşekkür etmek icap eder. Aklı selime düşende budur. Allahu Alem...

Yorum
Allahtan rahmet diliyoruz...
Yazar admin açık 2012-12-30 14:04:03
Erdem bey kardeşimizin bu dünyada son yazısı idi bu makal e... eminiz gerde bıraktıklarıyla misyonu devam edecek; bereketiyle... Allah rahmet etsin değerlikardeşimize...

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 06-09-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
90945399 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net