04-12-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Savaştan Kaçış Mümkün mü?
Savaştan Kaçış Mümkün mü? PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
01-08-2012
Savaştan Kaçış Mümkün mü?
                                                                                                                                             
                                                 Raci DURCAN
   Amerikan’ın  Irak’ı  işgali  sırasında,  Amerikan  ordusunun  Türkiye sınırından Irak’a girme  ısrarı yüzünden,  neredeyse  içine düştüğümüz savaştan  mucize gibi kurtulmuştuk. Irak işgali  tamamlanınca Suriye’ye yönelen müttefikler, Türkiye’nin şiddetli karşı koymasıyla duraklamış ve Pakistan’a yönelmişlerdi. Orayı kan gölü haline getirdiler. Arap baharı adı altında Arap yönetimlerinin üniterliğini zayıflattılar. Sıra tekrar Suriye’ye ve dolayısıyla  Türkiye’ye gelmiş oldu.  Savaşla burun buruna günler geçirmekteyiz.  İslam coğrafyasının geleceğini, Türkiye’nin savaşın içine itilip itilmeyeceği belirleyecektir. Bugünlerde
yağmur duasına çıkar gibi halkın toplanıp, içine itilmek istendiğimiz bu savaştan beri kalmak için Allah’a yalvarması gerektiğini düşünüyorum.

   Böyle düşünmemin başlıca nedeni, günümüz savaşlarının savaş olmadığını bilmemden kaynaklanıyor. Uzun zamandır yeryüzünde savaş yapılmamakta, savaş adı altında toplu katliam tatbik edilmektedir. I. Dünya savaşında Osmanlı, ayak oyunları ile savaşın içine itilmiş ve uzun süre bir daha savaşamayacak şekilde katliama uğramıştır. Hakeza hızla gelişmekte olan Almanya, II. Dünya savaşı adı altında katledilmiştir. Basit bir onbaşı iken Almanya’nın başına geçen (geçirilen) Hitler, Almanya’nın mahvına neden olmuştur. Hakim güç Hitler eliyle önce Avrupa’yı yerle bir etti. Almanlar Rusya üzerine ilerlerken, savaşın başından beri kenardan seyreden İngiltere devreye girdi ve Rusya’yı kurtardı. Geri dönen kızıl ordu birlikleri Alman halkını katletti. Günümüz Almanya’sında hiçbir yerde olmadığı kadar Amerikan askeri bulunmakta ve güya Almanya’yı korumaktadır. Siyaset çevrelerinde bu gerçek hiç konuşulmadan, Almanya hür iradesiyle siyasi karalar alabilirmiş gibi yorumlar yapılmaktadır. Bu örneklerde olduğu gibi Japonya, Kore, Vietnam, Kamboçya, komünist devrimler nedeniyle Çin ve Rusya halkları da katledilmiş, milyonlarca insan ölmüştür. Bunların adı savaş değildir. Savaşlar geçmişte kalmıştır. Dünyanın egemen gücü, kendi iktidarını sağlama almak için firavun misali halkları birbirine kırdırmaktadır.

   II. dünya savaşında Avrupa nüfusunu katleden güç, şimdi sıranın İslam coğrafyasında olduğunu düşünmektedir. 11 Eylül saldırısı bahane edilmiş, Amerikan ordusunun 50 yıllık bir savaşa girdiği; zamanın başkanı Bush tarafından ifade edilmiştir. İslam coğrafyasındaki idareler yıkılmakta, önceden tohumu ekilmiş olan düşmanlıkların intikam almasına izin verilmektedir. Savaştan geri durup gücünü koruyan 3 devlet de bu işin içine çekildiğinde sonuç almış olacaklardır. Bunlar Türkiye, İran ve Suudi Arabistan’dır. Dünyayı teslim alan güç, ileride kendisine tehdit oluşturacağını hissettiği her topluluğu dağıtmada ve kırmada ısrarcıdır.

   Türkiye savaştan kaçabilir mi? Osmanlı’nın yıkılışından edindiğimiz tecrübeye göre bunun pek mümkün olmadığı anlaşılıyor. Egemen güç planlarını günübirlik değil; 30–50 yıl gibi uzun süreler için yapmaktadır. Planında küçük revizyonlar yapsa da hedeften sapmadan yoluna devam etmektedir. Eğer stratejik düşünüp çok farklı bir çıkış yolu bulamaz isek, bela eninde sonunda bizi de içine çekecektir. Arap baharı adı altında yaygınlaşan girdaba kapılıp tarih sahnesinden bir 50 yıl daha geri kalmamızdır söz konusu olan.

   Savaş çözüm değildir. Çünkü savaşacak silahtan mahrumuz. Savaş ateş üstünlüğüdür. Ateş üstünlüğü olmayanlar savaşamaz. Barışı korumak ta mümkün görünmemektedir. Sürekli darbe alan bir insan, kavgadan ne kadar geri durabilir? O halde ne yapmalıdır?

   Benim kanaatim, bu badireyi ancak medeniyetin yönünü değiştirerek kurtulabileceğimizdir. Şimdiki medeniyet ulaşımda karayolunu ve enerjide devlet tekelini benimsemektedir. Mevcut iktidar, iş başına gelir gelmez yaptığı karayolu atağı ile farklı bir medeniyet çizgisi olduğu intibaını vermemiştir. Her ne kadar medeniyetler buluşması adını dillerinden düşürmeseler de… Mevcut medeniyet çok daha kolay olan hava yolu ile ulaşım konusunda hiçbir adım atmamakta, insanlığı kara yolu ve sınır kapıları ile açık hava hapishanelerine mahkûm etmektedir. Uçaklar bunun çözümü değildir. Her bir birey, başka hiçbir şeye bağlı olmadan havadan, istediği yere intikal edebilmelidir. Uçakların yatay kalkış yaptığı düşünüldüğünde, bu sistem amacın çok dışındadır. Dikine kalkışta bu durum da söz konusu değildir ve teknik olarak zor değildir. Uçuşların kolaylaşıp halka yayılması, kitlelerin katliama uğramasını önleyecek yegâne yöntemdir. Aksi takdirde devlet politikaları sonucu çıkartılan savaşlarda halklar, suni düşmanlıklarla birbirini yok edeceklerdir. Havadan ulaşım; yeryüzünü yapmacık çizgilerle ayırmış olan sınırları anlamsız kılacak, gerçek anlamda insanı özgürleştirecektir. Tehdit altında olan halk, daha güvenli gördüğü bölgelere kolayca ulaşabilecektir. Ne kıtalararası füze ile ne de atom bombası gibi silahlarla tehdit edilemeyeceklerdir.

    Mevcut teknoloji, enerjinin halka bol ve ucuz şekilde, hatta bedava olarak yayılmasına izin vermektedir. Fakat devletler enerjiyi halkın eline ulaştıracak politikalardan uzak durmakta ortak karar almış gibidirler.  Türkiye, farklı bir çizgi izleyerek, enerjiyi bol ve ucuz şekilde halka ulaştıracak politikalar geliştirebilir. Bu enerji savaşlarını anlamsız kılacak, yeryüzü uygarlığının daha yüksek bir boyuta geçişişi mümkün kılacaktır.

   Eninde sonunda gerçekleşecek bu durumu Türkiye öngörüp bu yönde politikalar geliştirmelidir. Aksi takdirde burnumuzun dibine kadar gelmiş olan savaş bu halkı da içine çekip yok edecektir.

   Yöneticilerdeki en büyük eksiklik, tabiatın başıboş ve kendi halinde akıp gittiğini sanmalarıdır. Hâlbuki tabiat canlı ve planlıdır. En büyük planı insanlığı daha müreffeh, özgür ve yetkin konuma götürmektir. İnsanlığı teslim almış bugünkü egemen şartların devam edeceğini düşünenler yanıldıklarını göreceklerdir.

    Tabiatın planını anlayan ve o yönde geliştirilen politikalar başarılı olur. Diğerlerinin böyle bir şansı yoktur.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 04-09-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
90944356 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net