17-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow TARİH İLMİNDE ŞAHSİYAT ÜZERİNE TUTUM
TARİH İLMİNDE ŞAHSİYAT ÜZERİNE TUTUM PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 0
KötüÇok iyi 
Yazar Metin HASIRCI   
29-07-2012
TARİH İLMİNDE ŞAHSİYAT ÜZERİNE TUTUM

                                                       Metin HASIRCI'
Devlet adamı ve tarihçi Ahmed Cevdet Paşa'nın kerimesi Fatma Aliye Hanımefendi merhume,
"Ahmed Cevdet Paşa ve Zamanı"adlı değerli çalışmasında,efkarı umumiyeye örtülü kalmış
bazı olaylar ve şahsiyetlerin hakkında daha sonraki yıllarda bilinenlerin dışında ve müsbet
olmayan hususlar da ele geçen bilgiler, vesikalar ve ithamlar hakkında ilk kadın romancımız
olan Fatma Aliye hanım mutekit bir müslüman olarak, dinimizin gereği "sizden olan ölüleri
hayırla yad ediniz" tavsiyesini yaptıktan sonra şunu ilave eder: En az o kişinin vefatının
50 sene sonrasında iddiaları tartışmaya almak uygun olur demek suretiyle, o şahsiyetin
yakınlarının,menfi hadiselerin üzüntülerinin o yakınların hayatını negatif yönde etkileme-
mesine dikkat göstermek gerektiğini hatırlatmış...

Mükrimin Halil Yinanç merhum,1900'de doğmuş ve 1961'de ömrünü itmam etmiştir. 20.
asrın ülkemizde yetişen ve en verimli yaşında ahirete çekilen Ordinaryus Prof. Dr. Mükrimin
Halil Yinanç Bey'in pederi bir Osmanlı Kadısı olup,hukuka son derece bağlı bir kimse idi. 
Kadı Efendi ve eşleri hanımefendi, Adana'nın Saim Beyli ilçesinde Ermenilerin Haçin isyanı
dedikleri olaylar esnasında Ermeni kopilleri bu aileyi Kadı Efendi ve hanımefendiyi,her gün
birer uzuvlarını kesmek suretiyle şehid etmişlerdir. Kadı Efendi;daha iptidaide olan
Mükrimin'e:en çok hangi dersi sevdiğini sorduğunda tarih dersi olduğunu cevapladığın
da,"iyi güzel amma sakın tarih kitabı yazma" der. Kadı Efendi; "bir hususu yanlış yazarsın,
yanlış bilinmesine sebep olursun. Böyle bilenlerin bu husustaki o yanlış üzerinden her
mütalaasından sana mesuliyet doğar." Demiş olması bu büyük tarihçinin yazmış olduğu bir
tarih çalışması olmaması, Kadı Efendinin ikazından kaynaklanır. Düşününüz;dünya bir
ihtiras alanı,kimilerinin ben merkezli hayat anlayışı, bu alanın yağma edilmesi hususunda,
ölçü tanımamasına kadar başını alıp gittiğini görürüz. Hele;dünya milletlerinin olsun,
bizim islam tarihinden günümüze kadar olsun ihtiras sahipleri olanlardan neler gelip geçmiştir...
Dünya'nın neresinde olursa olsun idare edilenlere ve idare edeceklere ihtiyaç vardır. 

Bu ihtiyacın karşılanmasında insan oğlu bir çok vesile ve çare bulmuştur. Bu çarelerin toplumda
hır güre sebep verme diğinde,toplum bu rahattan sıkılır ve daha çok rahat bir hayatı sağlamak 
için çeşitli bahanelerle rahatsızlıklar icadına girişir.

Savaşlar, ihtilaller,ihanetler, hile ve desiseler, geçmişin güzelliklerinden örnekler alınacağına, kabih,  
sahte, kanlı, yalanlı dolanlı örnek ler tercih edilip, hayat insanoğluna zehir edilir. Mevcudu
savunanlar ile üstteki saydı ğımız kaos diyebileceğimiz hususları getirmeye çalışanlar arasında 
mücadele başladığını görürüz. Bir de bu iki anlayışın arasında ortak buluşma alanı temine çalışan 
3. bir gurup vardır ki,bunlar azlık,fakat te'sirli,tecrübeli, tavsiye yapma şansı olan ve tavsiyelerinin
kabul görme makamın da olanları vardır. Devri Saadetten sonra islam'ın en iyi şekilde tatbik
bulduğu devletin Osmanlı devleti olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Bu mutlakiyet idaresi üzerine
kurulu devlet yapısında, dine mugayir hiçbir şeyin kabul görmediği zamanlar haylicedir. Daha 
sonra  mugayır mı? Değil mi? Tartışmalarının yapıldığı dönem de gelmiştir.  

Garplıların,yani hristiyan alemi devletlerinin politik mahfillerinde Osmanlı devletinin sadrazamla-
rının dünya'nın en cesur insanları olduğu istihza yoluyla dile getirilir. Derler ki;" Selefinin kellesi 
ibret taşındayken,bir çok kişi sadrazam olabilmek için bir mücadele içindedir." Elbette ki;
sadrazam olma arzu ve iştiyakıyla gayret gösterenler, şüphe yok ki bu arzu ve isteği,geçmiş
görevlerin de ümmet ve devlete hizmette ispat ettikleri başarılardan kaynaklanmakta ve 
makam-ı sadaret de, din ü devlete daha büyük hizmetler yapmak maksadına dönüktür.

MEDRESEDEN SERASKERLİĞE GAZİ HÜSEYİN AVNİ PAŞA:
Bilal Sürgeç isimli bir tarih öğretmenimiz, şu ifadeyle bize yazdığı kitabı imzalayıp göndermiş.
Diyorki: "Muhterem Metin Hasırcı Hocam, takriben bir yıl önce Hüseyin Avni Paşa hakkında
itirazda bulunan bir genç arkadaşa,elinizde paşa ile ilgili bilgileri yayınlayın,onları da değerlen-
diririz. Şeklindeki ifadeniz bu kitabın ortaya çıkmasına vesile oldu. Size en içten hürmetlerimi 
sunuyorum. Bilal Sürgeç. 6/7/2012"

Kitaba gelince; Evvela Elaziz'imizin kıymetli tarih öğretmeni evladımızı, Gelen dost'lu Gazi
Hüseyin Avni Paşa'nın tarih içinde uğradığı haksızlığa vijdanı razı gelmediğinden, onu tarihin
biri birine devrettiği anlatımların dışına çıkarak adamakıllı bir araştırma sonunda merhum
paşanın, sadece Yüzbaşı Çerkes Hasan'ın fiili saldırısına değil, o günün devlet adamlarının
büyük bölümünün aleyhinde ittifak ettikleri aslı olsa da,olmasa da,izafe olunan menfiyatın
herkes de varlığı izahtan varestedir.

Köprülü Mehmed Paşa'yı 75 yaşında okuması yazması da yokken makam-ı sadarete getiren  
Turhan Valide Sultan ona inanmasaydı, 4. Mehmed'i,ver mührü paşaya di yen ana yüreği  
nasıl da yanılmadı.. Bir teşhisim vardı? Sultan Abdülaziz garba gitti. Gördü. Geldi. Düşünce
dünyasını müftehir olduğu Şark'a,dolaysıyla da, Allahın rıza sına uygun islamın emrine verdi.
Ahali ondan memnundu, makamını fizikman bütün mehabetiyle dolduruyordu. Ahaliye onur
ve güven veriyordu. Ancak Tanzimat paşaları padişaha garbı gösteriyorlardı. Al'i ve Fuad
Paşalar da başta olmak üzereydi. Bu ihanet değildi garbı örnek almak, yanlış tercih idi.Nitekim, 
 Mahmut Nedim Paşa'nın tehlikenin şedidi yakından gelir anlayışıyla, Moskofya ile iyi ilişkiler
kurma gayreti yanlış değil, fakat esas olan Moskof'un İslam ve Osmanlı düşmanlığının şiddet
derecesini isabetle teşhis edemeyişdi yanlış olan. Bu noktada Medreseden gelen dindar  
Serasker'in,garpçı Mithat, Türkçü Süleyman Hüsnü Paşa ile tam uyuşmaması elbetteki
medresenin, Hüseyin Paşanın kan damarlarına kadar doldurduğu İslam mensubiyetine  
elhamdülillah bağlı olmasındandır. Kraliçe Viktorya'nın, Londra' da Halife padişah  
Abdülaziz Han'a niçin hristiyan olmuyorsunuz? Ülkenizin toprak larında yaşayan insanların
yarısından fazlası hristiyan! Dediğin de, Halifei Müslimin Abdülaziz'in de: sizin topraklarınız
üstün de yaşayan insanların yarıdan fazlası Müslüman, siz neden hristiyan kalıyorsunuz?
Dememesi,edeb ve hayanın evci balasındandır.

Günümüzde; İslamın gıybet hususundaki hassasiyeti zaman zaman tartışılır olmuş tur. 
Bunun sebebi bilhassa siyaset alanında yapılan tenkitleri,çok kişinin hele tenkit leri yapan
İslami iddiası ve gayesi olan biriyse,heman gıybet yapıyorsun denmek suretiyle tenkidi 
unutturup,gıybet etme,etmeme münakaşasına taşınmak oluyor. Güzelim tenkit kayboluyor,
milletin ihtiyacı ortadan kayboluyor.

İster beğenelim, ister beğenmeyelim o dönemin yani 1870'lerin başlarında en şöhretlisi
Midhat Paşa olduğu halde her biri bu gıybet sözünün siyasette yeri olmadığını çözmüşler ki,
ölüsü dirisi biribirleri aleyhine ver etmişler ağza gelenleri. Bu çalışma bence kıyamet sonrasın da,
basubadelmevt de,kurulacak Mahkemey-i Kübra'nın lüzumunu da hatırlatan bir eser olmuş.
Sevgili Bilal Sürgeç Allah indinde makbul olmasını dilediğim bir çalışmaya imza atmış mübarek
olsun. Gelendost Belediye Başkanı Halim Kıyak Beyefendi bir İhkak-ı Hak denemesine omuz
vermiş, Allah indinde zayi olmaz İnşaallah. Hamideli derneği başkanı Ramazan Topraklı
Beyefendi kardeşimin yazısındaki".. Gençlerimizin önünde örnek alabilecekleri şahsiyetler 
bırakalım." ifadesine gönülden iştirak ediyor, Sevgi dolu selamlarımı yolluyorum. Fiemanillah

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 30-07-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82128858 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net