04-12-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow MEDRESEDEN SERASKERLİĞE
MEDRESEDEN SERASKERLİĞE PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Naşir   
03-07-2012
MEDRESEDEN SERASKERLİĞE HÜSEYİN AVNİ PAŞA
                                                                                                                                             
                                                                                        Naşir                                         
Miammar’da, Mısır’da asit havuzlarında,
Yemen’de, Cezayir’de, Balkanlarda, Filistin’de,
Kafkaslarda, Türkistan’da insanlık haklarını savunurken;
yurduna hasret, yakınlarına hasret can feda etmiş, adları unutulmuş,
tüm mazlumlarımıza; onların aziz hatıralarına; hürmet ve ihtiramla ithaf ediyorum.
                                           BİLÂL SÜRGEÇ-ANKARA-2012
İÇİNDEKİLER
Giriş: Bir İlim Dalı OlarakTarih
Hüseyin Avni Paşa’nın HayatHikâyesi
Hüseyin Avni Paşa’nın SürgüneGönderilmesi
RusSiyaseti ve Hüseyin Avni Paşa
HüseyinAvni Paşa’nın Balkanlardaki Faaliyeti
HüseyinAvni Paşa’nın Hizmetleri
HüseyinAvni Paşa’nın Sarayla Arasının Açılması
DarbeTakımı
SüleymanPaşa’nın İnkılâb-ı Hissi
SultanAbdülaziz’in Hal’ Edilmesi
SultanAbdülaziz’in Ölümü
HüseyinAvni Paşa’nın Öldürülmesi
Eskader’inAnma Toplantısı
HüseyinAvni Paşa Hakkında Yazılanlar
ÜnIspata Dergisi ve Hüseyin Avni Paşa
AhmedMithad Efendi
HâfızMehmed Bey
BirDarbenin Anatomisi
İsmailHâmi Danişmend
BaşımızaGelenler mi? Mehmed Arif’in Başına Gelenler mi?
KadirMısıroğlu’nun Bir Eseri
Birİslâm Fedaisi
BirRoman Daha
KarçınzadeSüleyman Şükrü
Şarl(Charles) Mismer’in Hatıralarında Hüseyin Avni Paşa
HüseyinAvni Paşa’nın Şahsiyeti
HüseyinAvni Paşa’nın Siyasi Görüşü
Böcüzâde’ninIsparta Tarihi’inde Hüseyin Avni Paşa
RamazanTopraklı ve Paşa Hakkında Yeni Belgeler
Sonuç
Kaynakça
Ekler:O Devir ve Paşa Hakkında Şiirler

TAKDİM-1:
                                           
"Sadrazam ve Serasker Hüseyin Avni Paşa"
                                                     Halîm KIYAK - Gelendost Belediye Başkanı
              Eski bir öğretmen, şimdi de hem bir yönetici hem debir siyasetçi olarak; hemşehrimiz H. Avni Paşa’ya ya-pılan yalan yanlışithamlar yüzünden bağrımızdan çıkmış olan bu kahraman insanımıza; çocuklarımızave caddele-rimize Hüseyin Avni adını vermenin ötesinde yeteri ka-dar sahipçıkamadık. 

              Bir hemşehrisi olarak Paşa hakkında bizlerin araş-tırmayapması gerekirken Elazığlı olan, hak ve hakikat aşığı Bilâl SÜRGEÇ Beyefendi’nin;Medreseden Seras-kerliğe Hüseyin Avni Paşaadlı kitabı; bizleri çok duygu-landırdı ve sevindirdi.

H. Avni Paşa’nın o günkü durumlarını araştıraraktarihimizdeki bir yanlışı düzeltmek ve insanlarımıza tari-himizi doğrubilgilerle anlatmak için bu kitabı kaleme alan Bilâl SÜRGEÇ Beyefendi’yi tarihinderinliklerini gün yüzüne çıkarmak için yaptığı bu güzel çalışmasından dolayı hemkutluyorum; hem de bir Gelendostlu ve Avni Paşa’nın hemşehrisi olarak teşekkürediyorum.

            Sayın Bilâl Hocam yazmış olduğu bukitabıyla Isparta ve Gelendostlu hemşerilerimi büyük zan altından kurtarmıştır.Hem bir öğretmen olarak; hem de Gelendost Belediye Başkanı olarak buçalışmasından dolayı Bilâl SÜRGEÇ Hocama teşekkür eder, başarılarının devamınıdilerim. Bu kitabın ülkemize; insanlarımıza yeni bir tarih araştırma çığırıaçacağını temenni eder, hayırlı olmasını dilerim. 16. 04. 2012

                                                                    Halîm KIYAK
                                                                    Gelendost Belediye Başkanı

TAKDİM-2:
                                                              Ramazan TOPRAKLI - Hamideli Derneği Başkanı
Hakkında yazılmış olan tarih kitaplarında bugüne kadar, hep saldırıya ugramış olanHüseyin Avni Paşa’nın müsbet yönlerini yazmak bir cesaret işidir.
HüseyinAvni Paşa’yı, Paşa’nın aleyhinde yazan kişilere karşı savunan; onların küfür,itham, yalan ve saldırılarına cevap veren kızından başka;  özel olarak Paşa’yı ele alıp inceleyen; sözü edildiğindebir kaç cümle sarf ederek hakkını teslim edenin dışında kimse çıkmamıştır. 
Özellikleher askeri müdahale tarihi söz konsu edildiğinde Paşa gündeme getirilerekhakkında hakaretnâmeler ve küfürnâmeler yazılmıştır. Halbûki 27 Mayıs, 12 Mart,12 Eylül hatta 28 Şuabatı yapanlarla Paşa’nın hiçbir benzer tarafı yoktur. Cumhuriyetdönemindeki bu müdahaleler; seçimle iş başına gelen, dört yılda bir seçimledeğişmesi muhtemel siyasi partilerin iktidarlarına karşı yapılmıştır. HüseyinAvni Paşa ise bir saltanat dönemi paşasıdır.
Paşa’nınIsparta’ya sürgün edilmesi, Rus büyükelçisi İgniyatef’in, Mısır kethüdasıAbraham Paşa’nın ayak oyunları ile görevinden alınmasının, sürgün edilmesinin,nâmus ve haysiyetine dokunan iftiralara maruz kalmasınının benzerine Cumhuriyettarihinde yukarıdaki askeri müdahaleleri yapanların hiç biri muhatap olmadı. AdnanMenderes, Süleyman Demirel ve Necmeddin Erbakan, hiçbir zaman kendinidevirenleri incitmediler.
Paşaaleyhinde bulunan tarihçiler bile  onun saraydakiorta oyunlarda taklidinin yapıldığı, Anadolu’dan gelip köylü kökenli oluşununalay konusu edildiğini yazmışlardır. Küçük rütbeli subay olduğu halde askerliklepek alâkası olmayan, Beyoğlu’nda kabadayılık yapan Çerkez Hasan, serasker olanHüseyin Avni Paşa’yı dövmeye kalkmıştır. Saraya sırtını dayayan Çerkes Hasan’ı görevyerine göndermeye H. Avni Paşa’nın gücü yetmemiştir. En demokratik ülkede biryüzbaşı genelkurmay başkanına  bırakındövmeyi saygısızlık bir harekette bulunsa ne yaparlar?!
Paşa’nıhal’den sonra Dolmabahçe sarayına gelip Sultan Abdülaziz’in yakınlarınıhal’in bir mecburiyet olduğunu, kimseye ilişilmeyeceğini hekesin işine vegücüne bakmasına dair sözü, Fahri Bey ile Ethem Bey’in Sultan Abdülaziz’ingiyim ve yiyecekle ilgili isteklerini hal’in ikinci günü haberdar ediliredilmez yerine getirmesi, onun ne kadar yüksek seciyeli bir komutan olduğunugösterir.Hal edilen padişaha kötü muamele yapanların kimler olduğunu SultanAbdülziz’in annesi Pertevniyal valide sultanın sergüzeştnamesini okusunlar.
Pertevniyal Sultan, hal’den  dolayı hal ekibini  suçluyor ancak kendilerine yapılan kötümuamelenin suçlusu olarak V Murad’ın annesi Şevkafza Sultanı gösteriyor.
Sarayın bir seraskeri alayaalarak tahkir ettiğini Yıldız Mahkemesinde Midhat Paşa o sırada hayatta olanPertevniyal Sultanı şahit göstererek anlatıyor.Gerçek dışı olsa buna cesaretedebilir mi? Özellikle son yıllarda tüm bu tarihi gerçeklere rağmen tabantabana zıt yayınlar yapılmakta hiç alakası olmadığı halde Hüseyin Avni Paşasuçlu gösterilmektedir.
İttihatve Teraki Partisinden, 27 Nisan e-muhtırasına kadar yapılan bütün darbe ve darbeteşebbüslerinde; hâkim anlayış; batıcı bir anlayıştır. Halbûki muhafazakâr birşahsiyet olan Hüseyin Avni Paşa, meşrutiyete karşıdır  ve İslâm birliğinden yanadır.
HüseyinAvni Paşa’nın bazı özel sebeplerden dolayı kin tutuğu için Sultan Abdülaziz’idevirdiğini söyleyenler onun yaşadığı zamanı bilmiyorlar. Rusların o yıllardaRumeli’yi nasıl avucunun içine aldığını, İslavları nasıl kışkırttığını, MahmudNedim Paşa’nın Rus büyükelçisi İgniyatef’in görüşü ile hareket ederek Hersekisyanını içinden çıkılmaz hâle soktuğunu, Avrupa kamuoyunun Osmanlı aleyhinedöndüğünü görecektir. Disiplinli ve otoriter bir şahsiyet olan Hüseyin AvniPaşa’ya göre; bu duruma müdahale edilmezse Osmanlı devleti batacaktır.
Birtarih araştırmacısı olan Bilâl Hoca, Ispart- Gelendostlu olduğum için uzunzamandan beri bana; H. Avni Paşa’ya haksızlık yapıldığını, hakkında yazılanküfürnâmelerin tarih gerçeklerle bağdaşmadığını, Paşa’nın hakkında objektif,hakkaniyete dayalı bir eser yazılması gerektiğini söylüyordu.
Şehirler,bağrından çıkardığı ve hayatta başarılı olmuş evlâdları ile tanınırlar. H. AvniPaşa’nın isminin önünde Isparta ile ilgili bir ibare yoktur. Ancak onunla ilgiliher yazıda; hiçbir sadrazamda olmayan bir şekilde Ispartalı, Gelendostlu diyeayrıntılı bilgi verilir. Babası hakkında bir ağanın yanında yanaşma  ve uyuz eşek satan(!) bir tüccar olduğu gibihakla hakikatle bağdaşmayan şeyler anlatılır.
H.Avni Paşa’nın  şahsında yüz yıldan fazlabir zamandır Isparta ve Gelendost  aleyhinde bir hava estirilmektedir.
Nehikmetse Paşa’nın müspet yönlerini yazanların sesi pek cılız çıkmış, hattatozlu raflardaki sayfalarda kalmıştır. Onun aleyhinde yazanların sesi o kadarçok çıkmıştır ki; hakkında olumlu bir ifade duymak pek mümkün olmadı. HüseyinAvni Paşa’ya saldırı o kadar büyüktü ki onun gibi bir kahraman ile birlikte;onun hemşehrileri olan bizler de kendimizi sanık sandalyasına oturmuş hissetik.Hüseyin Avni Paşa’nın şahsında tüm Isparta mahkûm edilip incitilmeye çalışıldı.Bu duyguyu Paşa ile ilgili tarih okuyan her Ispartalı hissedecektir.
HüseyinAvni Paşa’ya bu düşmanlığın sebebi nedir? Padişahın hal’ini gerçekleştiren tekkişi o mudur? Bu olaya katılan  SüleymanPaşa Midhat Paşa kahraman olarak bilinir, yine Midhat Paşa’nın adı çeşitlikurumlara, okullara verilir. Hüseyin Avni Paşa’nın  ismini bırakın bir yere vermek onun  Sicil-i Osmani’deki  ismi bile silinir.
Hareketordusuna katılan subaylar Padişah hal etmedi mi?
Çeşitliokullara caddelere adı verilmiş olan demokratik bir iktidarı yıkan CemalGürsel’in adı sokaklara, caddelere,mahallelere, okullara verilmedi mi?
Cumhuriyet tarihinde askerimüdehaleleri yapanlar ın bir kısmı yazdıkları hatıralarda müdehale öncesigazetelerde çıkan haberlerden subayların etkilendiklerini söylemişlerdi. 1876müdehalesine giden yolda da benzer yazılar yayınlamıştı. Bunlardan biri NamıkKemal’in ibret gazetesindeki yazdıklarıdır. Gelibolu mutasarrıflığından  alınınca İbret Gazetesindeki bir makalesinde Mahmud Nedim Paşa dönemini eleştirirken“öyle bir idare dönemi geçirdik ki, tarihimizin pek az dönemi bunun kadarbunalımlarla geçmiştir. Öyle ki Rus kazak süngülerinin Silivri’de, Mısır süvaribayraklarının Kütahya’da görüldüğü zamanlarda bile bu kadar şiddetli bunalımgeçirmemiştik.(Ebuzziya Tevfik-Yeni Osmanlılar Tarihi-1973- s 4619) Yineveraset sistemi ile ilgili babadan büyük oğula geçen bir sistem getirileceği,Sultan Abdülaziz’in şehzade Yusuf İzzeddin’i veliaht tayin edeceği söylentisi üzeineJön Türkler gazete marifetiyle yoğun bir muhalefet yapmışlardı.
Şimdi askeri bir ihtilale kamuoyunu bu yazdıkları ilehazırlayan Namık Kemal, vatan şairi olarak anılıyor da Hüseyin Avni Paşa, niçinhain, alçak,kindar vs gibi küfürlere muhatap oluyor. Biz bu ülkenin tarihininbir parçası olan Namık Kemal’in ve Midhat Paşa’nın anılma şekillerineitirazımız yok.İtirazımız Hüseyin Avni Paşa’ya yapılan haksızlık veadaletsizliğedir.
Hüseyin Avni Paşa ile birlikte  mâsumHariciye Nazırı Raşid Paşa’nın boğazını koyun keser gibi kesen ve beş vatanevlâdı askeri kurşunlayan Çerkes Hasan, kahraman olarak destanlaştırılırken H.A. Paşa’ya hücum edilmesine bir anlam veremedik ve bunu uzun tarihî devletanlayışı-mızla bağdaştıramadık.
Diplâkabı Odabaşıoğlu olan Paşa hakkında biz de bazı araştırmalar yaptık, bugünekadar hiçbir yerde yayınlan-mayan 1836 tarihli bir belgede; 80 yaşındakiMüezzinoğlu Ahmed’in üç oğlundan ortancası Hüseyin (Avni), 17 yaşın-da, ortaboylu, ter bıyıklı ve hâfız’dır. 85 yaşını geçmesine rağmen 1842 tarihlivergi defterinde babası, 218 mükellefli Gelendost’da 32’nci, yakınlarıMüezzinoğlu Osman 13’üncü, Odabaşıoğlu Hüseyin 18’inci sıradadır. Paşa, iyi biraileye ve asil bir soya mensuptur.
Hüseyin(Avni)’nin İstanbul’a gitmeden evvel kişiliği oluşmuştur. Ailesinden getirdiğigenler, ana-babasından aldığı terbiye, Gelendos toplumunun etkisi; tüm bunlaradâhildir. Gelendost halkı çiftçidir ve geçimini topraktan sağlar. Emir altındayaşamaya alışmadıkları için kimseye minnetleri olmaz, insanlara temennâ veeyvallah etmez, el etek öpmezler, zaten el etek öpmeyi de beceremezler.
A.Hikmet Müftüoğlu (1870-1927)’nun Çağlayanlar’da tasvir ettiği Türk’e benzerler.Allah (cc)’ne kulluk yerine insanlara kulluğa alışmış olanlar, H. Avni gibikişilerden pek hoşlanmazlar. Hüseyin Avni Paşa’ya muhalefetin temelinde yatangerçek; işte bu rûh hâlidir.
Birkeresinde H. Avni Paşa’nın çok çalıştığını gören bir arkadaşı; mareşal mı olacaksın be hey Türk der(Ün, s. 1967). O dönemde Türk, köylü demektir. Cumhuriyet döne-minde okuyanköylüler artık, tarihimizi yazacak hâle gel-diklerine göre H. Avni Paşa’nınuğradığı haksızlıklar bertaraf edilecek demektir. Paşa’nın 17 Mart 1266 ve 18 Mart 1266 tarihli şahadetnamesinin mütaleasından çokkuvvetli bir tahsil gördüğü anlaşılır (Ün, s.1093-94).
HüseyinAvni Paşa hakkında bugüne kadar çok yazıldı ve çizildi. Onun ordumuzda yaptığııslahatları, Türk diline hizmetleri, savaşlardaki ve cephelerdeki başarılarıçok küçük birkaç ciddi kalem dışında yazılmadı. Buna mukabil; SultanAbdülaziz’i hal’ ettiği, hatta daha ileri giderek onu öldürttüğü, düşük biraileye mensup biri olduğu veya rüşvet aldığı gibi birçok ithamlar yapıldı. Paşasağ olsaydı; Osmanlı’nın yıkılmasını etkileyen paşalar arası çekişmele-rinolmayacağı, 1877 Osmanlı-Rus Savaşında Türklerin galip geleceği, Balkan veYemen facialarının yaşanmaya-cağı gibi  görüş ileri sürenler hiç te az değildir.
H.Avni Paşa, Anadolu’dan çıkmış, kimi kimsesi olmadan, bileğinin hakkı iledevletin en üst kademelerine kadar çıkmış, serasker olmuş, Osmanlı’da büyükıslahatlar yapmış birisidir. O’nun bilinebilen en büyük atası Yeniçeri Oca-ğı’ndaodabaşı yani otağbaşı idi. Gelendost’a saraydan veya kışladan gelmişlerdi.Hüseyin 16 (17 Hicrî) yaşında hâfız olarak başında yeşil sarık olduğu halde Kur’an,Mevlit ve dualarla babası Odabaşı-Müezzinoğlu Ahmed tarafından İstanbul’agönderilmişti.
H.Avni Paşa’nın adındaki Avni ilâvesini ne zaman ve nasıl aldığı bilinmiyor. İsdidadınınaskerliğe olduğunu fark eden Hüseyin, medreseden harbiyeye geçer. Osmanlı’da harbiye-yibitiren ilk seraskerdir. O, bir azınlığa mensup değildi. O, bir Türk (O zamanlar Türk; kaba ve köylüanlamına gelir) idi. O’nu  desteklese,desteklese kendisi de bir Türk olan sultan desteklerdi, lâkin Sultan’da da oşuur maalesef yoktu. Abdülhamid ve Vahideddin dışındaki son dönem Sultanları,Türk olduklarını bildikleri halde Türkler’eçok uzaklardı.
H.Avni Paşa iyi bir Müslüman ve gerçek bir kahramandır. O, memleketi uçurumagötüren sadrazam Mahmud Nedim Paşa’nın sürekli arkasında durup desteklediği içinSultan Abdülaziz’i hal’ etmiştir. Mahmud Nedim(of)’un elinde devlet, yabancılarve hadimlerin oyuncağı haline gelmişti. H. Avni Paşa’ya göre, Sultan Abdülaziztahtında kalır, Mahmud Nedim Paşa sadrazamlığını sürdürürse  Devlet-i Âli on yıla kalmaz yıkılırdı. Tehlikeyigörebilen yegâne kişi H. A. Paşa, beynelminel güçlerin hedefiydi:
Çarlıkbaşta olmak üzere Sırp, Hırvat, Yunan, Macar, Bulgar, Mısır hadimleri Paşa’yadüşmandı. Abdülaziz’in hal’ işinde rol oynayan Midhad Paşa ve Süleyman Paşa meşrutiyetderdinde iken H. Avni Paşa, devletin ve milletin varlık ve bekâ davasındaydı.O, Kanun-i Esasi ile Gayri-müslimlere ayrıcalık verilmesine bile karşıydı. O’nagöre Osmanlı, Gayrimüslimlere âdil davranıyordu. Rahatsızlık, dışkışkırtmalardan kaynaklanıyordu.
H.A. Paşa’nın Abdülaziz’in intiharı ile bir ilgisi yoktur, olamaz da! Birkahramanın, ancak korkakların işliyebilece-ği kâtillikle ne alâkası olabilir! Hal’olayından sonra padi-şahın ölümünde, hareminin özellikle annesinin uğradığıkötü muamelede, son yıllarda gazetelere yansıyan Sultan Abdülaziz’in öfkeli biryüzle lâubalî askerler arasında fotoğrafının çekilmesinde, O’nun dahli yoktur.
SultanAbdülaziz’in ve hareminin ziynet eşyasını çalan, Damad Nuri Paşa’nıncezalandırılıp Taif’e sürüldüğünü ve onunla işbirliği yapan V. Murad’ın annesiŞevkefza Kadın Efendi’nin ifadesinin alındığını göreceklerdir.
Bumillete yıllarca en büyük hizmeti yapan Abdülhamid Han bile Kızıl Sultan olaraktanıtıldı. Onun için olacak Kemâl Tahir, Hüseyin Avni Paşa’yı kimin öldürttüğübilin-meden Osmanlı Tarihi yazılamaz der. Hüseyin Avni Paşa Mismer’e; bir asker için hayatın ne önemi olabilir(Mismer, 1911: 187) derken büyük bir Osmanlı rûhuna sahip olduğu-nu ortayakoyuyordu.
Kendi eliyle kendi kolunu kesen adam:Sultan Abdülaziz
1873’deSadrazam Şirvanizâde zamanında Mısır’a verilen tavizlerden ötürü Almanimparatoru Abdülaziz’i kendi eliy-le kendi kolunu kesen adam olarak niteler (MC.Paşa, 1983: 44). Abdülaziz, H.Avni Paşa gibi birisini görevden almakla da diğerkonunu kesmişti. Kolları olmayan bir halifenin hal’ edilmesinden daha tabiî neolabilirdi ki!
Osmanlı’dahal’ etme işini sanki ilk defa H. Avni Paşa yapmış! Hem Abdülaziz Han, hal’edilmeseydi; Ulu Hakan Abdülhamid-i Sani nasıl tahta çıkacak ve Cumhuriyet’intemellerini nasıl atacaktı! Paşa cesur, atılgan ve kahraman bir şahsiyettir.Kahraman insanların, aşağılık ruh sahipleri-nin işleyeceği türden işkence vecinayet işleriyle bir alâkası olamaz. H. Avni Paşa’ya göre vatan için can fedaetmek öyle çok zor bir hâl değildir.
Osmanlı’yıyıkmak istiyenlere göre ne yapıp, yapıp H. A. Paşa’yı Osmanlı ordusununbaşından uzaklaştırmak gereki-yordu, sonunda başarılı da oldular.
SultanAbdülaziz’in Rus elçisine karşı sarf ettiği “banasığınan insanları size teslim etmektense tacımı tahtımı kaybetmeyi yeğlerim”sözleri de; H. Avni Paşa gibi bir kah-ramanla aynı sancağın insanı olmak gibiher iki hâl de bizim için büyük bir övüç kaynağıdır.
Paşaile Sultan Abdülaziz’i birbirinden ayırd etmiyor ve her ikisinin de bizim insanımızolduğuna inanıyoruz. İnsan hata yapacak şekilde yaratılmıştır. Emrinde çalışaninsanların nâmus ve şerefinden sorumlu Abdülaziz’in, H. Avni Paşa’yı dalgageçer gibi sık sık görevden alması, devleti için çalışan, hatta canını fedayahazır bir adamla alay edilmesine ses çıkarmaması büyük hatadır. Bir padişahın,halife sıfatı taşıyan bir sultanın emrindekilerle alay edilmesine göz yumması neidareciliğe, ne İslâma, ne de insanlığa sığar.
İkiyılı aşkın bir emeğin sonunda H. Avni Paşa’nın bütün yönlerinin incelendiği; adetadidik didik edilerek elinizdeki bu kitabın ortaya çıktığı görülmüştür. BilâlSürgeç Bey’e; Gelendostlu, Karaağaçlı, Yalvaçlı, Ispartalı; daha geniş bircoğrafyayı temsilen bir Hamidli, hatta bir Türk ve bir Osmanlı olarak ne kadar teşekküretsek azdır.
BizimEğirdir Gölü’ün tarihi, Miryokefalon Savaşı’nın yeri, II. Haçlı Seferi,Kelainai, Apameya ve daha birçok konuda ezber bozduğumuz gibi Bilâl Hoca da;Öztuna ve Ortaylı gibi birçok büyük tarihçinin ezberlerini bozmuştur.
Bırakınsıradan halkı, bir memleketin ileri gelenleri bile tarihini iyi bilmez,bilenler de gereğini yapmazsa toplum fesada uğrar. Tıbbiyede tedrisatı,Fransızcadan Türkçeye çeviren ve bu konuda bir kitap yazanın H. Avni Paşa oldu-ğunukaçta kaçımız biliriz. Dünya denizcilik ve savaş tari-hinde ilk uçak gemisi;İngilizlerin Ben My Chree’nini Meis’te bir sahra topu ile batıran zabitinMustafa Ertuğrul adında bir Türk olduğunu kaçımız biliyoruz.
İnsankolay yetişmiyor, lütfen onları kolay harcamayalım ve gençlerimizin önündeörnek alabilecekleri şahsiyetler bırakalım. 15 Nisan 2012, 24 Cemaziyelûlâ1433, Pazar
                                                                                 Ramazan Topraklı
                                                                                Hamideli Derneği Başkanı

BİYOGRAFİ:
kriter yazarı Bilâl Sürgeç, 1961 yılında Elazığ’da doğdu. 1981 Elazığ İmam Hatip Lisesinden, 1985yılında; Fırat Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezundur.
1986 yılında Malatya Sümer Lisesi’nde öğretmen olarak göreve başladı. Daha sonra özel sektöre geçerek çeşitli ö-zel eğitim kurumlarında yönetici olarak;Malatya, Adıya-man, Şanlıurfa ve Ankara şehirlerinde çalıştı.
HâlenAnkara Bâlâ Faik Güngör Lisesi’nde tarih öğret-meni olarak görev yapan yazar Bilâl SÜRGEÇ, evli ve üç çocuk babasıdır.
Bayrak Gazetesi ve NidaDergisi’nde tarihle ilgili; uzun yıllar makaleleri yayınlandı.
Adıyaman’da Bir On Yıl ve Bir Şehri Şekillendiren Adam adlarında yayınlanmış iki kitabı vardır.

Yorum
Kayd-ı İhtirazi: Tarihle ilgili konulard
Yazar admin açık 2012-07-05 22:38:14
TARİHE (DAİR) KISA BİR NOT 
M. Selami Çekmegil 
TRT’den değerli dost Şahin Demiral beyin Tarihle ilgili bir seri program hazırlığında olduğunu duyunca, bizim Bilal Sürgeç hocamızın kriter’deki tarihle ilgili değerlendirmelerinin de çağrışımıyla -bu konuda bir ön girişim olsun diye- Tarih'e dair şu hususlara dikkat çekerek tartışma açmanın yararlı olacağını düşündüm. 
 
 
Tarihi biz, “Geçmiş olayların, tarihçi denilen kişilere göre yorumu…” olarak ta algılayabilir; böylece de tarif edebiliriz. 
 
 
Tarih dersleri bize, günümüzde ve daha sonra da olacak olayların geçmişteki modellerini yansıtmakta; onları anlatmaktadır. Tarih aslında bir felsefedir ama Tarihte ilim olan bir taraf ta vardır. Geçmişteki olayların belgeli görüntüleri ilim, o görüntülere bakarak günümüze ve ve geleceğe tuttuğu ışık –projektör- ise felsefedir: Tarih Felsefesi… 
 
 
Aslında olayların çapı ve görünüm manzaraları farklı tezahür etse de, niteliği ve mahiyeti her zaman hep aynıdır sanıyorum: doğarlar, büyürler ve ölürler… Ama o olaylara değer katacak olan bir görüş açısıdır; bir perspektiftir.  
 
 
Bir görüş açısına göre doğanlar: büyür, ölür ve yok olurlar ise de bir başka görüş açısı var olan hiçbir şeyin yok olmayacağını, yoktan da hiçbir şeyin hasıl olmayacağını deklare eder. Bizim müşahedemiz odur ki: Tarih akan bir nehirdir. O nehirde yıkanmak ta temizliği çağırır; temizlenmeyi çağrıştırır… 
 
 
O halde Diyarbekir’li Ziya’nın Deurkhiem’den muktebes fikirleriyle Osmanlının yıkılış dönemlerinde ektiği ayrıştırıcı söylem tohumlarının meyvelerini çöpe atarak Tevhid ab-u-hayatında temizlenmenin yollarını aramalıyız… 
 
 
Aktüel ayran kabartma eylem ve gösterileriyle varacağımız noktayı hayırlı görmüyorum... 
 
 
Büyük mütefekkir, güçlü İstiklal Şairimiz merhum Mehmet Akif ERSOY ne güzel söylemiş: 
 
“…Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar/  
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi!..” 
 
FİKİR KULÜBÜNDE TARTIŞMAYA DAVET EDİYOR
Yazar bilal sürgeç açık 2012-07-07 01:15:09
Hüseyin Avni Paşa ile ilgili yayınladığım eser doğrudan bir tarihi kahramanın hayatını anlatan kitap değildir onun hakkında yazılan eserlerin bir kritiğidir. Muhakeme yapmadan bir insanı yargılamak huzuru ilahide hesap vereceğimiz bir hak gasbıdır. 
Hüseyin Avni Paşa'yı günahtan uzak bir melek olarak göstermiyoruz ancak hakkında ölçüsüz yergilerin olduğunu Bunların da tarihin bilimsel usullerine aykırı olduğunu belirtiyoruz. 
 
1-Paşa'nın babasının uyuz eşek satan, bir ağanın yanında yanaşama olarak çalışan -eşekçi Ahmet diye biri olduğunu onun aleyhinde yazan anlı şanlı tarihçiler yazar.-Ancak bu cümle vijdan sahibi her insanı rahatsız eder. Bir kişi yoksuluktan yanaşmada olabilir, eşek tücarı da olabilir. Bu bir nakısa değildir. 
Buna rağmen Paşa'nın babasının tücar değil vergi memuru olduğu dayısının İstanbulda müdderis olduğunu belgelendirdik. Kendisi de hafızdır. 
 
2-Paşa hakkında İngilizlerden yardım aldığına dair ortaya atılan iddia onun ölümünden sonra Londra sefiri Musurus Paşa tarafından uydurulmuş bir yalandır.Musurus Paşa'nın adı pek söylenmez. Ancak biz söyleyelim Kostaki Musurus Paşa. Bu adam İngiliz tarihçi Joan Haslip'in Abdulhamit isimli eserinde Kıbrıs'a göz koyan İngililerin Berlin Antlaşmasında Osmanlıya yardım etmeleri karşılığında emellerini gerçekleştirmek için Kıbrıs'ı İngililere vermek zorunda kalan Abdulhamit'i ikna eden hain-i vatan bir kişidir. 
 
3-Midhat Paşa'nın Hal olayında İngilizlerle görüştüğü belgelenmiş, açıklanmış Hüseyin Avni Paşa'nın İngilizlerle ilişkisi hakkında ise hiç bir belge ortaya çıkarılmamıştır. 
 
4-Bir kadın meselesinden dolayı Hüseyin Avni Paşa'nın sürgün edildiği sözü 1881 yılında ortaya atılmıştır. Bu kadın Hazinedar Arzuniyaz kalfa olduğu iddia edilmiş hatta bir marksist olan Arif Oruç, Ayhan 
mahlasıyla -Abdulaziz nasıl hal edildi- isimli ahlak dışı roman yazmıştır. Ancak bu büyük bir iftiradır çünkü Arzuniyaz Kalfa ölene kadar Sultan Azizi'in yanında kalmıştır. 
 
 
Eğer Hüseyin Avni Paşa lehinde müstakil bir kitap yazılmış olsaydı. Bu kitabı yazmayacaktım. Ancak ölçüsüz iftiralar tarihin ruhuna, inancımıza aykırı olduğu için yazdım. Hüseyin Avni Paşa niçin bu iftirayı atıyor ? 
 
Çünkü o Anadolu çocuğudur. Batıcı değildir. O yıllarda meşrutiyete karşıdır. İslam birliğinden yanadır.  
 
Bu konuda kimin ne bilgisi varsa fikir kulübünde tartışmaya davet ediyorum 
FİKİR KULÜBÜNDE TARTIŞMAYA DAVET EDİYOR
Yazar bilal sürgeç açık 2012-07-07 01:15:09
Hüseyin Avni Paşa ile ilgili yayınladığım eser doğrudan bir tarihi kahramanın hayatını anlatan kitap değildir onun hakkında yazılan eserlerin bir kritiğidir. Muhakeme yapmadan bir insanı yargılamak huzuru ilahide hesap vereceğimiz bir hak gasbıdır. 
Hüseyin Avni Paşa'yı günahtan uzak bir melek olarak göstermiyoruz ancak hakkında ölçüsüz yergilerin olduğunu Bunların da tarihin bilimsel usullerine aykırı olduğunu belirtiyoruz. 
 
1-Paşa'nın babasının uyuz eşek satan, bir ağanın yanında yanaşama olarak çalışan -eşekçi Ahmet diye biri olduğunu onun aleyhinde yazan anlı şanlı tarihçiler yazar.-Ancak bu cümle vijdan sahibi her insanı rahatsız eder. Bir kişi yoksuluktan yanaşmada olabilir, eşek tücarı da olabilir. Bu bir nakısa değildir. 
Buna rağmen Paşa'nın babasının tücar değil vergi memuru olduğu dayısının İstanbulda müdderis olduğunu belgelendirdik. Kendisi de hafızdır. 
 
2-Paşa hakkında İngilizlerden yardım aldığına dair ortaya atılan iddia onun ölümünden sonra Londra sefiri Musurus Paşa tarafından uydurulmuş bir yalandır.Musurus Paşa'nın adı pek söylenmez. Ancak biz söyleyelim Kostaki Musurus Paşa. Bu adam İngiliz tarihçi Joan Haslip'in Abdulhamit isimli eserinde Kıbrıs'a göz koyan İngililerin Berlin Antlaşmasında Osmanlıya yardım etmeleri karşılığında emellerini gerçekleştirmek için Kıbrıs'ı İngililere vermek zorunda kalan Abdulhamit'i ikna eden hain-i vatan bir kişidir. 
 
3-Midhat Paşa'nın Hal olayında İngilizlerle görüştüğü belgelenmiş, açıklanmış Hüseyin Avni Paşa'nın İngilizlerle ilişkisi hakkında ise hiç bir belge ortaya çıkarılmamıştır. 
 
4-Bir kadın meselesinden dolayı Hüseyin Avni Paşa'nın sürgün edildiği sözü 1881 yılında ortaya atılmıştır. Bu kadın Hazinedar Arzuniyaz kalfa olduğu iddia edilmiş hatta bir marksist olan Arif Oruç, Ayhan 
mahlasıyla -Abdulaziz nasıl hal edildi- isimli ahlak dışı roman yazmıştır. Ancak bu büyük bir iftiradır çünkü Arzuniyaz Kalfa ölene kadar Sultan Azizi'in yanında kalmıştır. 
 
 
Eğer Hüseyin Avni Paşa lehinde müstakil bir kitap yazılmış olsaydı. Bu kitabı yazmayacaktım. Ancak ölçüsüz iftiralar tarihin ruhuna, inancımıza aykırı olduğu için yazdım. Hüseyin Avni Paşa niçin bu iftirayı atıyor ? 
 
Çünkü o Anadolu çocuğudur. Batıcı değildir. O yıllarda meşrutiyete karşıdır. İslam birliğinden yanadır.  
 
Bu konuda kimin ne bilgisi varsa fikir kulübünde tartışmaya davet ediyorum 
Yazar dilhan açık 2012-07-07 09:03:34
Yukarıda Ramazan Topraklı beyin yazısı neyi amaçlıyor anlamak zor. Özü ve nesli Türk olan padişahlar Koca imparatorlukta meydanlara çıkıp her gün ben Türk'üm diye bağırıp, haykırarak dört kıtaya yayılmış İmparatorluğu parçalamalı mıydı? Dünyaya adalet dağıtmış koca Devleti Avrupa heveslisi Jöntürkler gibi ayrımcılık yaparak 40 senede mezara mı gömmeliydi. kritere yakıştıramadım böyle bir mantığa yer vermesini... Alara DİLHAN
İşe bak!..
Yazar dilhan açık 2012-07-07 09:15:45
"AdnanMenderes, Süleyman Demirel ve Necmeddin Erbakan, hiçbir zaman kendini devirenleri incitmediler." demiş Ramazan bey. İşe bak Menderes mezardan kalkıp ta mı incitecekti kendini devirenleri, Erbakan zaten... hadi diyelim rahmetli; Süleyman bey'e kaldı bu övgü... Neden acaba? ALARA DİLHAN
Anatole France, eleştirilere cevap veriy
Yazar admin açık 2012-07-12 01:21:02
Anatole France ismiyle bu konuda editörlüğümüze gelen bir katkı şöyle:  
"-Ne lüzumsuz endişe efendiciğim,ne lüzumsuz endişe. Neden tarih yazmaya kalkışıyorsunuz? En meşhur tarihleri istinsah edersiniz, olur biter. Usül öyle değil mi? Yeni bir görüşünüz, orijinal bir düşünceniz mi var? İnsanları ve hadiseleri beklenmedik taraflarıyla mı anlatacaksınız? Sakın ha. Okuyucuyu tedirgin edersiniz. Okuyucu tedirdin olmaktan haz etmez. Tarihte aradığı, ezelden beri bildiği saçmalıklardır. Onu aydınlatmaya kalkmak, gururunu incitmek ve öfkelendirmektir. Sakın ha! Böyle bir hadnaşinaslığa yeltendiniz mi çığlığı basacaktır: "Mukaddeslerimizi ayaklar altına alıyor." Tarihçiler, birbirlerini kopya ederler. Böylece hem çalışıp yorulmaktan kurtulur, hem de kstahlık ithamından azad olurlar. Onlar gibi yapın efendim, onlar gibi yapın. Orijinal olmayın. Orijinal bir tarihçi, cümle alemin güvensizliğine, küçümseyişine ve nefretine maruz kalır."  

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 23-07-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
90944477 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net