17-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow ÜÇ İNSANADAM
ÜÇ İNSANADAM PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 1
KötüÇok iyi 
Yazar Ercan Arslaner   
02-07-2012

ÜÇ İNSANADAM                                                                    

                                                           Ercan Arslaner(*)

Üç silahşorun silah kullanmaktaki ustalığını hemen söyleyebiliriz. Burada önemli olan onun hangi amaçla kullanılacağıdır. Özellikle geçmiş zamanlarda Avrupa’da silah kullanımı önem taşımalıydı. Diğer bir tarifle barbarlığın var olduğu yerde insanlar karşılıklı olarak silaha önem verirler.

Bizdeki üç aydın kardeş silahlarıyla değil, uygar açılımlarıyla dikkat çekerler. Onlardan birisi MTTB’de bir fazilet savaşçısıdır. O, İstanbul’da bir yandan avukatlık yaparken öte yandan gençlerle birlikte çalışarak onların yanında yer alıyordu: Sait Bilgiç, kardeşlerin en büyüğüdür. Onu
kardeşlerinin vatanseverliğini ölçü alarak değerlendirebiliriz. Çünkü çalışmaları hakkında ayrıntılara varan bilgim yok. Yalnız MTTB’ye başkan olan bir şahıs mutlaka güzel erdemlere sahip olacaktı.

Prof. Emin Bilgiç Hoca da DTCF’de yetiştirdiği öğrencileri ile Türk kültürüne çok parlak hizmetler vermiş bir insandır. “Maarif Davamız”, “Kültür Davamız” oldukça aktüel eserleridir.

Dekanlığı sırasında Şule Yüksel Şenler Hanımın DTCF konferans salonunda konuşması için kendisine başvurulur. O ise böyle bir konuşma yapılmasını görev bilerek salonu öğrencilere tahsiste hiç beis görmez. Bu tahsisin önemi, konuşmanın konusu ve o günlerin öğrenci kavgalarıyla dolu olmasıydı. Hoca hiç fütur getirmeden bu konuşmanın kültürel bir hizmet olacağını düşünmüş olmalıydı. Zaten her aydın insan da böyle düşünebilirdi. Üstelik böyle bir salon öğrenci etkinliklerinde kullanılmalıydı ve onların gelişmesine hizmet etmeliydi.

Ayrıca hocamız çok sempatik bir kişiliğe sahipti. Ziyaretine gidenlere çok ikramlarda bulunması yanında özellikle yaptığı konuşmalarıyla adeta onları sohbete doyururdu. Gösterdiği olgun davranışlarıyla o yalnız profesör değil, tam bir Anadolu insanı idi. Zaten bir aydın insan daha farklı düşünülemezdi.

Kendisine iyiliğin silahşoru diyeceğimiz Dr. Saadettin Bilgiç ise Türk insanının tümüyle dertlerini yüklendiği çalışmalarıyla meclisteki yorgunluğundan sonra evinin alt katındaki dairesinde sürekli vatandaşın dertleriyle uğraşırdı.

Ulaştırma Bakanlığı görevindeyken memuriyete atanamaz denilen bir memurun tekrar işe alınması onu karakterize etmekteydi. İktisat mezunu bir genç görevini yapamamak ithamıyla işinden uzaklaştırılmıştır. Bu şahıs da Selami Çekmegil’i bularak derdini Saadettin Beye anlatır veya durum herhangibir şekilde ona iletilir. Detay bilmiyorum ama Olay veya şahıs hakkında kulak misafiri olarak, kendilerinin “Ötekiler nasıl görev yaptıysa, o da öyle yapmıştır.” dediklerini duymuştum. İnsanlar arası ilişkiler veya hakkın yerine getirilmesini ilgilendiren bu noktadan itibaren tümüyle asalet kuralları işlemektedir. İnsan değeri bilmeyen bir takım yetkilendirilmiş insanlar -hırslarına esir olarak- çevrelerindekileri bir kısmını ezerek diğerlerini de baskı altına almak isterler.

Çoluk çocuğu ile ortada kalan o memur beyin durumunu tasavvur oldukça zordur. Dede Korkut Masallarındaki “Kara gün kararıp kalmaz ya ey oğul!” sözünün tam zamanıdır. Mangal yürekli Saadettin Beyin emirleriyle memur bey göreve iade edilir

Bu olay 1965’li yıllarda cereyan ederek çoluk çocuğu ile bir aile perişanlıktan kurtarılır. Şahsen beni de beyefendinin gösterdiği şefkat veya insani duygular öyle etkilemiş olmalı ki Necip Fazılın deyimiyle “Beyin zarındaki kıymık” gibi bugünlere gelmiş. Şahsın işine dönmesiyle yalnız o değil, bütün bir aile kurtuluyordu.

Yetkili mevkilerde bulunan insanlara örnekti Sadettin Bey. Çünkü birilerinin beyinlerine çöreklenmiş yılandan daha korkunç kaprislerle memur beylerle uğraşanların pek çok örnekleri vardır.Mesela Türk Edebiyatının gözdelerinden Yahya Kemal, Tevfik Rüştü Aras’ın jurnalleri ile Lizbon’da orta elçi iken yurtiçine çağırılmış, fakat bazı endişeler yüzünden iki yıl Avrupa’da dolaşmış durmuştur. Daha sonra Hamdullah Suphi’nin araya girmesi ile şairimiz Türkiye’ye gelebilmiştir. Hatta YahyaKemal endişeli davranınca ona: “Ben sizin kefilinizim. Size gelecek her kötülük, karşısında beni bulacaktır.” demişlerdi (Yahya Kemal- Sermet Sami Uysal). Böyle yürek yakan olaylarda yalnız jurnalci değil, ona aldananlar da aynı iğrenç sorumluluğa ortak durumdadırlar.

Bu kötülüklere sebep olan insanların sürekli yürekleri yanmıyorsa benzer olayları duydukça ister istemez vicdanlarında yanan bir ateşin acılarını duymaları muhakkaktır. İşte Sait, Emin ve Saadettin Bilgiç örnekleri… Bu “üç insan adamdan” bize en güzel vicdan örnekleri kaldı. Şimdi buradan bu örnek işlerinde kendilerine ve muhtaç durumda iken yardım eden Selami Çekmegil Beye minnettarlığımı sunuyorum. Saadettin Beyin insani duygularına bir örnek daha verelim. Ulaştırma Bakanlığına Isparta’dan bir köylü vatandaş gelmiştir. Kendilerine bakanlık binasında ara sıra rastladığım bu şahsın oraya niçin geldiğini anlar gibi oldum. Yanındaki birine “iki öküzüm de öldü, ortada kaldım. Çift sürmek için hiç imkânım kalmadı.” dediğine kulak misafiri oldum. Oradan ayrılırken duyduğum ise koca reis’in ona iki öküz alacak kadar para vermiş olmasıydı.

Dilimizde “İnsanı” ne kadar olumlu anlamda kullanılırsa adam da o kadar tarafsızlık ifade eder. “Üç İnsan Adam”deriz ama “Üç Adam İnsan sözleri anlam ifade etmez. “İnsanoğlu veya insan evladı” derken bu olumluluğu çok açık görmekteyiz.

Aşağıdaki şu olayın mağdur ettiği insanların da Saadettin Bey gibi yiğitler eliyle düzeltilmesini gönül ne kadar arzu ederdi. Anadolu’nun insan denizinden çıkan bir genç askere gittiğinde ikinci dünya savaşının çok sıkıntılı günlerinde sıhhiye çavuşu olmuştur. Görünen odur ki bu genç uygun imkânlar bulsa imiş doktor bile olabilirmiş. Fakat köyde ailesini geçindiremeyen babaların çocuklarını okutmaları ne kadar zormuş. Bu sıhhiye çavuşu askerden döndükten sonra köyde karşılaştığı sıkıntılar yüzünden bir hastanede iş ararken çorum millet hastanesine girebilmiştir. Fakat orada dört yıl hizmet eden bu şahsın kapısı acı bir haberle çalınır ve “Kadro harici oldunuz.” denilir. Bir yandan sağlık elemanına çok ihtiyaç varken ve nüfus da artmaya devam ederken yetişmiş bir elemana düşman zihniyetiyle davranmak herhalde acıklı bir davranış olsa gerektir. O zamanlar ne yazık ki bu şahsa yardım edecek ne bir Selami Çekmegil, ne de bir Dr. Saadettin Bilgiç vardır. Elbette iyi insanlara insan hayatında her zaman ihtiyaç olacaktır. Fakat kaprisleri ile insan avında olanlar toplumlara hiçbir yerde yol gösterici olamazlar.

(*) Almanya E. Eğitim Ateşemiz

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 03-07-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82130917 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net