15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Tiplemeler-1
Tiplemeler-1 PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 10
KötüÇok iyi 
Yazar Bilal SÜRGEÇ   
05-06-2012
Tiplemeler-1                                   

                      Bir ağabey,

                                                     Bilal SÜRGEÇ
1994 yılında tanıştım. Malatya’da babasının evinde. Mahalli televizyonların emekleme devrinde, kendisi ile bir söyleşi yaptım. Ümit ve heyecan dolu bir konuşması vardı. Mensup olduğumuz milletin istikbali için ümitvar ve heyecanlı bir mesaj vermişti. Trafikte dahi öne geçmek isteyen bir milletin ülkeler içerisinde geri kalmış olmasının çelişkisine işaret etmişti. Fikir yüklü bir aksiyon insanı profili çizmişti.

12 yıl kendisini hiç görmedim. Ta ki, Ankara’ya geldikten sonra …sürekli takibimde oldu.

Aslında bir hırka bir lokma anlayışında olan derviş gibidir. Mesleğinin para ettiği zamanlarda isteseydi çok iyi yerlerde olabilir, hatta zengin de olabilirdi; ancak hak bir çizgi üzerinde yürüdüğü için maddi olarak bir hedefi de olmadığından şimdi ihtişamdan uzak bir hayat yaşıyor. Aslında o bu hayatı seviyor. 

İçerisinde İslami özlem olan bir çok dergi, cemaat onun sık uğradığı mekanlardır hatta her gün uğradığı bir aylık dergiye bir gün uğramasa dergidekileri “Bugün ziyaret sünnetini ifa etmedi” diye espiri yaparlar.

Hiç evet efendimci değildir. Yanlışı görüp, işitimi bir ateş topuna döner.

Namazında niyazında kendisini yemeğe davet eden bir arkadaş birgün Öveçlerde Şanlı lokantasında gelişi güzel Hz Hasan’la ilgili kulaktan dolma hakikat dışı beyanda bulununca -abi herhalde yemeğin hatırı için susacak değil ya-  “ Bahsettiğin bir peygamber torunu edepli konuş!” diye abi’den uyarı aldı. Bir ilin vakfına davet edildiğinde tanıdığı birini görünce o kişinin duyacağı şekilde “Peygamber efendimizin hanımlarına dil uzatan bu terbiyesizin burada ne işi var?” diye çıkış yaptı; o kişi duyduğu halde sus pustu... Sonradan öğrendik işaret ettiği kişi yeteneksiz biri olmasına rağmen İran’a gidip döndükten sonra başkaları tarafından onun adına kitap yazdırılmış, bu kitapta sahabelere terbiye dışı ifadelerden dolayı o şahsı, huzurunda ve arkadaşlığından tart etmiş... 

Fikre çok değer verir. Bazı kişiler az buçuk yazanın yazısına burun kıvırırken o, ne güzel yazı şöyle yaz diye teşvik eder. Tam bir doktora tezi hocası gibidir. Bu yönü ile babasına çok benzer…

İslam tarihindeki üzücü ayrılıklardan din çıkartanlara hiç tahammül etmez; yüz de vermez.

Aslında çok nazik ve kibar ama nezaketi ve kibarlığı karşıdaki insanın davranışına göre şekil alır. Gariban kendi halinde saygılı bir insana hürmetkardır, müşfiktir. Fakat -canlı şahidiyim- seçmenlerin yanında kendini, doğallığını göstereceğine illa milletvekili olduğunu göstermek isteyen bir vekilin kibir kokulu ifadelerini –şahsını hedef almadan- sözlerinin ne kadar yersiz olduğunu veciz bir şekilde ortaya koyuşu ve vekilin yanındaki seçmenin “Sayın vekilim bu beyefendinin yanında daha dikkatli konuş; bura Meclis değil ki ağzınıza geleni söyleyesiniz” deyişini de not etmiştim bir zamanlar.

Zaten Türkçeyi çok iyi kullanır. Zarif dilini kullanmak isterse, Osmanlı diplomasi dili kadar ustaca ince, narin ifadelerle doludur. Bazen Onu konuşturup öğrencilere örnek konuşma diye dinletmek isterim. 

Ancak bazen gerekirse eski bir bakan arkadaşına “Ula Fikrü!” der; veya makam sahibi bir arkadaşına “Derviş!” der; Anadolu’dan gelip özelliğini kaybetmeyenleri takdir eder. Ama vefasızlık yapanı af etmez makamların dünya hayatı içerisindeki geçiciliğine işaret eder. Bunu da çok üst makamlara tırmanmış asker arkadaşına çektiği bit taziye telgrafında belirtir. 

Ukalalılığa, görgüsüzlüğe, patavatsızlığa hiç tahammülü yoktur. Nedense mega şehirlerde bu sıfatlara sahip çok insan vardır. Kendini beğenmiş, şahsiyetinin ispatını dünyalık bir iki makam ve mevkide bulunmuş olmakta görüp baba hindi gibi kabaran, kafasının içi boş olup kendi ispatını ukalalık yaparak gösterenler bu abinin eline düştü mü yandı!..
Bu konuda bir iki olayına şahit oldum.

Misafiri olup da bunu unutan bir konuğun, diğer misafirler yanında -yersiz bir şekilde- sırf değerli fikirler ortaya koyduğu için kıskandığından ve hafif dalga geçer bir tavırla : “Senden iyi şeyh olur, şeyh olsana!” abi tabi bu sözün altında kalacak değil ya “Senin, cüssen, kılık kıyafetin, kalın boynun daha uygun” deyişindeki cevabı da tam yerindeydi. Hani...

Adamın fiziki yapısını işin içerisine sokması boşuna değil adam vizyonuna o fiziki yapıyı da sokuyordu da cevabı da o mevzide almak durumunda kaldı!

Saygı gösteren konuklarına ise son derece saygıyla muhatap olurdu. Onlardan: şehrinin tarihini araştıran bir mühendise -onun ilinden çıkan ve zamanında ekili olmuş eski bir politikacının örnek alınması gerekli hareketlerini -canlı bir şahidi olarak- saatlerce anlattı. Konuğu da hemşerisinin müspet vasıflarıyla bilinmesinden dolayı oldukça mest oldu...

Vefalıdır da; gördüğü iyiliği hiç unutmaz… Yakın zamanda vefat eden bir eski Bakana gösterdiği tavır, bunun en yakın ve belirgin misalidir…

Bugün (4-6-2012) sokaktan geçip selam verip masasında oturmaya istekli görünen bir öğretmen tanışını masasına oturtup çay ısmarladı. Bu misafir (!) yine, yukarıda anlattığım diğer misafir gibi konuk olduğunu da unutup, abinin içi dolu misallerine sırf konuşmak için itiraz ediyordu. –siz İslamcılar 70’ li yılların jargonu ile konuşuyorsunuz- diye yersiz bir söz etti. O sözle ilgili bir konu geçmemişti. Zihin fukara olunca fikir ukala olur sözüne bu misafir tıpa tıp uyuyordu.Aslında bu misafirin anlattığı az emek çekip bir şeyler bildiği sözler değildi. Laf olsun diye konuşuyordu. Söyledikleri sağdan soldan sadece kulağına değmişti. Abi için bu saygısız konuk artık sınırı ihlal etmişti. terbiye edilip eğitilmesi lazımdı. Bu kişinin cehaleti, çelişkileri tek tek belirtilip yüzüne vurulup gönderdikten sonra yanındaki arkadaşının “abi adamı yanımızda mahcup ettin “ sözü üzerine “maalesef bu tiplerin anladığı dil bu.” diye cevapladı!.. 
                                                                                                   Bilal SÜRGEÇ

Yorum
niçin potre yazıyorum
Yazar bilal sürgeç açık 2012-06-14 22:21:33
İsmini kayıt etmediğim için unuttuğum bir Azeri Şairin tesbitini okumuştum "Milletimiz, arkadaşları hakkında en güzel konuşmalarını cenazesi başında yaparlar." Bu söz beni bayağı etkilemiştir. Bundan dolayı Adıyaman'da Bir On Yıl kitabında hayataki arkadaşlarımı anlattım. Bu yazı da o anlayışın devamıdır.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 08-06-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66501118 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net