15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Hani, Beraat-i Zimmet Asıldı
Hani, Beraat-i Zimmet Asıldı PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 3
KötüÇok iyi 
Yazar ERDEM ŞENTÜRK   
22-05-2012
HANİ, BERAATİ ZİMMET ASILDI?

                                                                   ERDEM ŞENTÜRK
 Kim bilir bu konuda kaç makale yazıldı, kaç eser verildi. Ama buna rağmen ben de kısaca yazayım dedim. Müminler bu kuralı iyi bilirler, daha doğrusu bilmeleri ve öyle de yaşamaları gerekir. Böyle gerektiği gibi aynı zamanda çok kullanırız kullanmasına da, uygulamasına gelince pek de sadık kalmayız, maalesef. Mecellede yer almış bu kuralın en net açıklaması şöyledir: "Kişinin aleyhine bir delil yoksa o kişi temizdir." Bunu çok önemseyen biri olarak kendi nefsimde bu çelişkiyi yer yer yaşadığımı bilirim. Etrafımda gördüğüm çok olaylar karşısında aynı hataya düşenlere de hep şahit
 olmuşumdur. Zira; kaide bir ama olaylar pek çok ve her birinin oluşu başka ve çok değişik biçimlerde cereyan ediyor. Bu oluşların karşısında hemen kendimizi bırakıp suizanna düşüyoruz. Suizanna düştüğümüz olay, birkaç kişi arasında cereyan etmişse araştırmamız gerekirken bunu terkedip, acilen taraflardan biri hakkında kanaat beyan eder ve bu da yetmezmiş gibi hükme geçeriz. Sanki birileri bizi bu olayın hakemi seçmiştir, bu olayın kararını ver ve açıkla demiştir. Böyle bir teklif olmadığı gibi, yeterli bir araştırma da yapmadan hemen hükme geçer, bir tarafı suçlarız, diğer tarafı ise temize çıkarırız. Hani nerede kaldı beraati zimmetin asıllığı? Ordan burdan duyduğun dedikodularla hüküm verip bir tarafı karalamak, onun aleyhinde bulunmak ne derece doğru olur? Bununla kalmayıp irtibatını da kesmek, o da yetmez buğz etmek, küsmek, darılmak. Evet; bu hastalık maalesef insanlar arasında sürüp gider. Haberi getiren kim, bir fasık mı, bir fitneci mi? Onu da hesaba katmayız. "...Söz sahibi olduğunuz zaman, akrabanız dahi olsa daima adaleti gözetin..." (Enam 152)  Suizanlarımız bazen kan bağıyla da ilgili olabilir. Bize yakın olan tarafı temize çıkarmak, karşı tarafı ise mesnetsiz suçlamak, ne kadar yanlıştır. Maalesef bizler bu emri ilahiyi de kaale almayıp taraf tutarız, kayırıcılık yaparız. Bu tür davranışlarımızla karşının buğzunu da üstümüze çekeriz.

Geçenlerde facebookta bir hanımefendinin fotoğrafını gördüm. Bu tanıdığım bir mümine. Hatasıyla sevabıyla rızai ilahiye talip biri olduğunu bilirim. Fotoğraf bir erkekle birlikte çekilmiş. Fotoğraftaki erkek belki abisi, kardeşi veya dayısı ila ahir. Böyle bir açıklama, bir not düşülmemiş fotoğrafın altına. Düşülse daha iyi olurdu. Biri hemen hücuma geçmiş, eleştirmiş resimdeki samimi pozu, ayıplamış. Olur mu Müslüman? Diyelim hanımefendinin evli olmadığını biliyorsun, o zaman hüsnü zanla sorumlu olduğunu hatırla ve o erkeğin bir yakını olduğunu veya olabileceğini düşün ve öyle davran. Ceffel kalem taarruza geçip itham etmeye ne hakkın var? Yanlışlarda ne kadar da peşinciyiz. Oysa peşinlerimizi alışverişlerde uygulamak güzeldir.

Başımdan geçen bir olayla bağlamak istiyorum konuyu. 1950' ler, delikanlı çağımdayım. Bir lokantada yemek için oturduğum masa pencere kenarında. Lokanta maalesef içkili, orada bulunmak benim hatamdı elbet. Garson geldi, ne istediğimi sordu. "Bir çorba" dedim. Gelince de zamandan kazanmak için bir de pilav siparişi verdim. Biraz sonra garson tekrar masama geldi ve siparişimi bırakıp gitti. Ben de bu arada dışardan geçen birkaç arkadaşla selamlaştım ve onların masama dikkatle baktıklarını gördüm. Nihayet çorbamı bitirdim, tabağı kenara kaldırıp az önce gelen pilavımı önüme almak için elimi uzattım. Bir de ne göreyim. Pilav sandığım şey; bir bira şişesi ve bir de bira için özel bardak. Garsonu çağırdım, "bu ne?" dedim. Benim istediğimi söyledi. Neyse, hatayı düzelttik. Bira gitti, pilavım geldi. Eş, dost, ahbap bilirler ki ben acele konuşan, kelimeleri bazen  yarım  çıkaran, güzel konuşmayı bilmeyen biriyim. Burada da hata yine benimdi, garson pilavı bira anlamakta haklıydı. Neyse, o zaman selamlaştığım arkadaşlar, benim orada bira içtiğimi söylemişler. Bunu aralarında konuşmuşlar. Keşke böyle yapmasalardı da bana sorsalardı, kesinlikle birayı içmediğimi ve onun masama yanlışlıkla geldiğini, sonra tekrar gittiğini öğreneceklerdi...

 Beşerî sistemlerde bile hüküm vermek için kanıt-delil aranırken, bir mümin bunu nasıl es geçer? Fıtratını bozmamış her insan bunun böyle olmasını arzu eder ve üzerinde ısrarla durur. Tarihe baktığımızda nice olaylardan sonra, delilsiz olarak hükme geçişin ne facialar doğurduğuna şahit oluruz. Kaldı ki beşeri hukuk Allah' ın (cc) hükümlerini göz önüne almaz ve ebedi alemde hesap vermek diye bir kaygısıdı da yoktur. Bunun için nice idamların gerçekleştiğini, nice zulümlerin uygulandığını ve pek çok hanelerin yıkıldığını, dağıldığını görürüz. Bütün bunlar olayların arkasından yapılan iftira ve dedikoduları esas alıp gerçek delillerin aranmaması neticesidir. Yani beraati zimmete önem verilmemesindendir.

Ezcümle, müminler birbirleri hakkında hüsnü zanla memurdurlar. Beraatı zimmet asıldır prensibini uygulamalılar. Hele hele hüküm verme mevkiinde değillerse o zaman, zannın ikisinden de sakınmalılar. Sorulunca da zannın hüsn olanını işletip onu devreye sokmalılar veya sokmalıyız. Aksi takdirde iki türlü büyük kayba uğrarız, hem taraflardan birini kırmış olur hem de Allah (cc) indinde sorumlu duruma düşeriz. Rabbimiz bizlere bu basiret üzere yaşamayı nasip etsin duasındayım.

                                                                                                   ERDEM ŞENTÜRK

Yorum
nefis bir yazı olmuş
Yazar bilal sürgeç açık 2012-05-26 10:39:51
anlatımı çok güzel arı duru bir yazı. Beraatı zimmeyi biz mahkemelerde olur sanmışız zem'e düşmemek için herkese okumasını salık verdiğim bir yazı.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 14-06-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66504505 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net