15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow (Adıyaman konusunda) BİR DE BENİ DİNLEYİN
(Adıyaman konusunda) BİR DE BENİ DİNLEYİN PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 1
KötüÇok iyi 
Yazar Ahmet BEYAZGÜL   
19-05-2012
BİR DE BENİ DİNLEYİN

                                Ahmet BEYAZGÜL
Halit Özdüzen’i Kriter’deki  yazılarından tanıyorum.  Adıyaman’lı hatta şehirin yerlisi olduğunu  duyduğumda Biraz hayret etmiştim.

On üç yıl idareci olarak  kaldığım bu şehrin üzerimde –köy kökenli gariban vatandaş hariç- üzerimde -özellikle siyasilerinden dolayı olumlu intibaları çok az oldu. (Siyasilerden Ak Partilileri hariç tutuyorum iktidar olduklarında orada yoktum.) Bunu aşağıda anlatacağım.

Fakat biz Halit Bey’e dönelim. Halit Beyi’in Esmaülhüsna kitabını okumuşumdur. Gerçekten değerli bir çalışma. Bazıları kazadan beladan kurtulmak için esmaül- hüsnayı  dua olarak görür anlamını bilmeden okur. Halbuki İslam Akaidinin temeli Allah’ın sıfatlarını bilmektir. Bu toplumda yaşayan herkes bir İslam toplumunun inanç değerlerini bilmesi için Allah’ın sıfatlarını anlatan o güzel isimlerin değerini bilmesi lazım.

Yine Halit Bey’in Kriter’de çıkan Din Kültür,Kapitalistleşen kesimlere yaptığı eleştiri, Ruhçuları tenkiti her kriter okurunun okumasını salık verdiğim önemli ve ilmi yazılardır.

Ancak bir arkadaşın mail grubu içerisine alarak bana da gönderdiği Halit Bey’in yazısını ve sürekli takip ettiğim Kriterde de görünce BirAdıyaman hatırasını da ben yazayım dedim.

Yazar Özdüzen, yazısında eski Adıyaman ramazanlarını özlemle anıyor. O aslında eski Adıyaman’ı değil hayatta insan ağzında en güzel tadı bırakan çocukluk ve gençlik dönemini anıyor. Bu psikolojiyi herkes de görürüz. Gençlik dönemi bir teşkilatta geçirmiş  bazı arkadaşlar şöyle böyle yapardık diye övünerek anlatmaya başlarlar. Onlar da aslında teşkilatlarını değil gençliklerini anlatmaktadırlar.

Yoksa o mensup oldukları teşkilatların sağlam yol tutmadıkları -bugün gelinen noktada- esamilerinin okunmamasından anlaşılmaktadır.

Halit Bey’in çocukluk ramazanları Adıyaman’ın en yoksul ramazanı olsa gerekti.

Yoksulluğun ne olduğunu Kayseri’den Adıyaman’a gittiğimde görmüştüm. Bir yerde gelişmiş bir zekat anlayışı, fakirliği nerede ise yok etmiş koca bir Kayseri diğer tarafta ekmek dahi bulamayan büyük bir kitle tek güvencesi de  sosyal dayanışma vakfının aş evi kapısıydı

İnsan hayatında özellikle düğünlerinde  maddi gösterişe tarifi imkansız şekilde önem veren insanlarla, ayağına ayakkabı alamayan insanların en yoğun şekilde iç içe yaşadığı il olarak Adıyaman’ı gördüm.(1988-2000)

12 yıldır Adıyaman’ı basından takip ediyorum. 12 yıl önce tam bir köy kültürü vardı. Aileler bibirlerini tuhaf lakaplarla anıyorlardı.Teşto gil, Hese gil, Krirli gil, Sıçan gil v.s.

Adıyaman’ı dönüştüren İmam Hatiplerin kurulmasıyla,  üniversitelerin açılmasıyla  şuurlanan İslamcı bir gençlik oldu.1970 li yılların Adıyamanın şehir merkezinde onlarca içki satılan, tüketimi yapılan dükanllar ve lokantalar varmış. Şimdi Alevi vatandaşlara hitap eden yerler hariç içkili satış yapan dükkan kalmamış. 1973’te seçilen MSP’li belediye başkanı dahi alkol alırmış. Bazı Alevi köylerine gidip “MSP şerefine”diye kadeh kaldırırmış! Zaten damadı da uzun yıllar DYP milletvekili idi.

1999 seçimlerine İslami hiçbir mücadele içerisinde olmayan Dengir Fırat Fazilet Partisinden milletvekili seçilince Kahta’da Atatürk barajı kıyısında içkili balık lokantasında bir geceboyu kutlama yapmış. Tabi o yıl moda olan Fazilet partisinin islami temayı işleyen videolu propoğandistlerinin utancından yüzleri kızarmıştı.

BU şehirde bazıları gazetecilik yaparlardı. Devlet memuruyuz. Bizim haberimiz olmadan gazetelerinde bayram, kandil kutlamaları yayınlarlardı. Hemen yayından sonra faturayı masamıza korlardı.Milli Eğitim müdürümüz Mustafa Çığ “vermem dedi” bu gazete devirsi gün“Adıyaman Milli Eğitim’i Çığ altında kaldı.” diye manşet atmıştı. 1996 yılında Mahmut Çırak bu ilde Tellekom baş müdürü idi. Hergün DYP’li yöneticilere uğrayıp “emiriniz var mı” diye sormadığı için görevden almışlardı.

Alırken de yüzüne karşı “sen şeriatçısın, Süleymancıların yanına gidiyorsun, Milli Gençlik Vakfına gidiyorsun,Nurcuların yanına gidiyorsun  niye DYP’ye gelmiyorsun, emir almıyorsun!” Bunu Mahmut Çırak’a sorabilirsiniz. Görevden alınınca O zamanki ANAP’ın inşaat mühendisi bir ilçe başkanının yanına gidip arkadaşı göreve iade edin onun burada olması  Adıyaman’ın menfaatine olur”diyenlere “bana ne Adıyaman’ın menfaatinden “ diye cevap vermişti.

Bunu anlatıktan sonra Halit Bey’e dönelim. Halit Bey kalıcı eserler bırakıyor. Şehrini güzel anlatmış. Adıyamanla ilgili güzel bir şiiri de var. Bu şiirle doğduğu şehre karşı görevini yerine getirmiş. Bundan sonra yapacaksa tenkit ederek anlatsın. O şehirde bir gelişme olduysa bu ülkenin vatanseverlernin tüm şehirler arasında adil bir şekilde gelir paylaşımından oldu.

 Fakat Adıyaman’da  etkili konumda olanlarda gördüğüm husus şu: eğer işlerine yarıyacak bir gücün varsa selam alırlar, rakip olacaksan akla hayale gelmedik şeylerle seni tasfiye ederler.

                                                                                                AHMED BEYAZGÜL

Yorum
Ahmet Sarı'dan bir katkı...
Yazar admin açık 2012-05-20 12:00:09
Ahmet Sarı isimli bir izleyicimiz bu yazıya yorum olarak aşağıdaki bilgiyi eklememizi istemiştir; Şöyle: 
 
Adıyaman köy ağırlıklı bir ildir. Şehir merkezinin nüfusunu 200 bini bulması yenidir.Atatürk barajı olmasaydı tütün ekimi kaldırılmasaydı belki şehir nüfusu 50 bini geçmeyecekti. 1970'lere kadar geleneksel bir din anlayışı vardı. Fıkıha uygun anlayış 1980'lerden itibaren gelişmeye başlamıştır. Bazı kalenderi dervişleri gibi hayat süren tasvufçuların alkol aldığını bu şehirde gördüm. Hatta Besni'de bir markette birisi "baba bana bir şarap al " diye yalvaran hırpani kılıklı birine temiz giyimli bey, şarapçının isteğini ikiletmeden yerine getirdi. Sonra bu kişinin bir şeyh olduğunu etrafındakiler bana söylediler şeyhin kendisi içmezmiş ama alkoliklerin de yalvarmalarını red etmek şöyle dursun ikiletmeyip bir hoş görü (!) içerisinde yerine getirirmiş! 
 
Adıyaman şehir merkezinin kültür hinterlandı sadece bir iki mahalleden ibaretti. Diğer mahalleler yeni kurulmuştu. Genelde köyden gelenler yaşıyordu. Besnililer ve Gölbaşılıların Adıyaman'a benzer tarafları yoktu. Besnililer zaten kendilerini Adıyamanlı saymıyordu. Kahtalıların ise başka çareleri kalmadığı için Adıyaman'a bağlanmışlardı. Şehir yerlilerine Aboş derlerdi. 
 
Adıyaman'a ilk İslami şuurlanma şu anda da hayatta olan Dursun Kutlu gibi Risalei Nur öğrencilerinin çalışmaları ile girmişti. Yine bu ekipten rahmetli Mahmud Allahveriyi de unutmamak lazım. Süleyman Efendinin öğrencilerinin çalışması, Yeniden Milli Mücadele hareketinin gayretleri,Ülkücüler, akıncılar, üniveriste eğitimi için dışarı illere giden yurtlarda cemaat içlerinde kalıp şuurlanan gençlerin çalışması Müslümanca şuurlanmaya neden olmuştu. Ancak şehiri asıl dönüştüren İmam Hastip Liselerinin kitleselleşmesiydi. 1980'lerde İmam Hatipte binlerce öğrenci okuyordu. Buradaki fıkıh, Akait eğitimi babadan dededen gelen geleneksel din anlayışını sarsmıştı. Şehirin İslami açıdan şuurlanması bu ili maddi açıdan da geliştirdi. 1994'e kadar CHP'lilerin elinde olan belediye bir iki cadde dışında asfaltı sokak ve mahhalleri insan yaşamına sokamamıştı. Bu RP'li belediyenin eli ile şehir yaşamına girdi. 
 
Özellikle siyasileri bilgiden ve kültürden yoksunlardı. Milletvekili olan bir siyasi kendilerine rakip çıkmasın diye ilk okul mezunu olmayanları partilerinin yönetimine alırlar onlarda idarecilere emir verirlerdi.Bu durumun canlı muhatabı oldum. Okuma yazması olmayan ANAP'lı yönetici mevzuata aykırı öyle bir istekte bulundu ki red ettim. Vekilleri arayıp telefonda bağırıp çağırıp sonrada pat diye telefonumu yüzüme kapatırlardı. Bu o zaman bu ilin siyaset şekliydi. İdareciler de dayak oğlanı. Küçük memurlar, memnun kalırdı ama müdürlere kan kustururlardı. Siyasetine o zaman(1985--1996) Ağa despotizmi hakimdi. Ağalar da genelde okuması yazması pek kıt olan zengin kişilerdi.Bunlar zengin oldukça-zenginliğinden kimse faydalanmadığı halde- kendilerini itibarlı kişi görürlerdi. 
 
Ancak halkı büyük bir kısmı çok garibandı. Hele dağ köylerine gittiğinizde adamın tek tavuğu olsa onu size kesmek isterlerdi. Ova köyleri ulaşımda yoğunsa nedense elleri biraz daha sıkkı oluyordu.İkram yapmazlardı.  
Saygıyla arzederim...  
Ahmet Sarı
Bilal Sürgeç hocamız diyor ki:
Yazar admin açık 2012-05-20 13:35:55
Bir şehir hakkında hüküm verirken toptancı olmamak gerekir. Hatıralar insanın yaşadıkları ile ilgilidir. Bir emniyet mensubunun hatırası ile bir vakıf teşkilatı mensubunun hatıraları aynı olmaz. Bir cami derneğinin defterini incelerseniz o yerleşim yerindeki insanların nasıl hepsinin hayır ve hasenat sahibi olduğunu söyleyemeseniz emniyet kayıtlarını da inceliyerek o yerleşim yerinin sürekli suç işlediğini söyleyemezsiniz. Türkiye’nin bütün yerleşim yerlerindeki elli yıl önceki dini, siyasi hatta ekonomik anlayışla şimdiki anlayış aynı değildir. Şimdi hiçbir siyasinin kpss de başarısız olan birini devlet memur atadığı mümkün değilken eskiden kadroyu siyasiler dağıtırdı. Her şeyi onlarda bitince siyasiler her şeye karışırdı.Şimdi öyle değil. Din anlayışı da aşama sağladı. 1950’lerin başında bu ülkede cenaze kaldıracak imam kalmamıştı. 
Bilal SÜRGEÇ

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 19-05-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66501597 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net