29-02-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow ÖZKÖRLÜK
ÖZKÖRLÜK PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 23
KötüÇok iyi 
Yazar Necmettin EVCİ   
25-04-2006
    -Ya da özgürlüğün bataryası-                                             Necmettin EVCİ 
     Image
     

    Neyiniz olmazsa özgür olamazsınız?

    Ya da sizi özgür kılacak öğeler nelerdir?

    Her defasında varoluşumuz ve kişiliğimiz üzerine yeniden düşünmemizi zorunlu kılan bu yalın sorular, geçenlerde bir iş adamının ‘Paranız yoksa özgür de olamıyorsunuz’ şeklindeki beyanı üzerine zihnime gelip çarptı. Doğrusu, bulmak için pek de yorulmadığım cevaplar oracıkta insanlık adına ironik ürperişlerle kıvranıp durdular. Kişiliğimi anlamlı kılan som insan yanımın en müstesna yerinde yine şaşırdım, –bir anlamda da şaşırmadım- acıdım.

    Kapitalist sürece girdiğimizden bu yana insani etkinlikleri değerlerden önce para belirlemeye başladı. ‘Paran kadar konuş’ iğrenç jargonu her türlü düşünsel, etik ve estetik değeri yerle bir etmeye yöneldi. Paran kadar özgür ol, paran kadar sev, paran kadar düş kur, paran kadar düşün, paran kadar…Olacağı buydu. Gel de çık işin içinden. Şimdi ‘Kaç paralık adamsın, kaç paralık özgürsün’ diye mi soracağız? Aşkının ederi, ruhunun markası, gönlünün barkodu… Allah’ım bunları da mı görecektik? 

    Şimdi benden özgürlük üzerine sükseli bir söylev beklemiyorsunuzdur umarım. Benim de öyle bir niyetim yok zaten. Söz, tüm asli anlamları saçmalığa denkleyen özkörlüğün sağır duvarlarına çarpıp sükûta sığınıyor. 

    Her geçen gün özgür insan olmanın koşulları güçleşiyor. Özgürlük, varoluş ve kişilik sorunuyla ilgilidir. Özgürlük, doğrudan doğruya kendi ontolojik cevherimizi güçlendirmeyi amaçlayan bir bilinçlenme hediyesi, insan sorumluluğunun getirdiği yetkinlik olmalıdır. Özgürlüğü varoluş ve kişilik sorunu görmeyen modern yaklaşım, içimizde kuramadığımız, içimizde bulamadığımız özgürlüğü hangi dışımızda armağan edebilir insana? 

    Yeni kapitalizmin işleyişini daha verimli kılmak amacıyla, bireysel hak ve özgürlükler acımasızca pazarlanmaya ve tüketime elverişli metaya dönüştürülürken nesnel ve maddi bağımlılıkları özgürlüğün yeni tanımıyla özdeştiren anlayış tümüyle aldatmacadan ibarettir. 

    Özü gürleştirici anlamda ne bir yol ne bir imkan bırakan hakim paradigma insan özüne uzayan tüm yolları, tüm subaşlarını tutmuş durumdadır. Gündelik yaşamın mevcut işleyişi özgürlükten çok tam anlamıyla ‘özkörlük’ üretmektedir. İnsana ait ne varsa ya yok etmekte ya da sisteme entegre etmek, metalaştırmak, parasal değere tahvil etmek gibi şeytani bir ablukayla hiçleştirmektedir. Jelatinlenip ambalajlanan, standartlaştırılan; popülize edilip podyuma/vitrine çıkarılan masum değerler içeriksizleştirilerek içi boşaltılmakta hatta bütünüyle ters yönde ifade ve imaj kazanabilmektedir. Seküler modernizm  hiçbir ahlaki değer ve kural tanımadığından kendi yaşamsal alanını genişletmek için başka alanları daraltmakta, ayırım gözetmeksizin değerleri yeni kapitalizmin değirmeninde öğütmektedir. Yaygın bir örnektir; bir dönem ciddi bir karşı çıkışı temsil eden çevreci hareketleri sistem kendi bünyesine katmasını bilebilmiştir örneğin. 

    İnsanın en özel, en mahrem duyguları bile bilhassa filmcilik ve yayıncılık endüstrisi tarafından büyük paralar getiren metaya dönüştürülmüştür.  İnsan hakları ve özgürlükleri kavramı da böyle bir üretim ve pazarlama çarkı içine alınmıştır. Sözün burasında bir iletişim firmasının televizyonlarda yayınlanan reklâmı hem güncel hem ilginç bir örnektir.  Bu reklâmda ‘özgür’ imajıyla savruk, sorumsuz bir kız öne çıkarılıyor, özendiriliyordu. Seri, öykülü bir reklâmdı: Kız tatildeydi. Kimileyin uçsuz bucaksız bozkırlarda bazen dağ başlarında veya Kapadokya’da Peribacları’nda filan görebiliyordunuz. Yalnız, hiç bir şey umursamayan, alttan alta cilveli edaları, peşine salınan bir delikanlının naylondan aşkıyla çeşitlendiriliyordu. Final efektte cep telefonuyla ekranı dolduran Kız; hafif, uçuk tonla spot sloganı yapıştırıyordu: ‘Ben özgürüm’!..Siz de izlemiş olmalısınız. Şu sıralar bu reklâmın yeni versiyonları piyasaya sürüldü sanırım. Nerden tutsak, nasıl baksak? Gözden kaçacak gibi değil. Ben mi reklâma takıldım, reklâm mı bana takıldı bu da önemli değil. Sonuçta özgürlükten yana duyarlı damarım yakalanmıştı. O kız özgürdü. Bunun gerek koşulu olarak bak işte cep telefonu da vardı. Artık rahat rahat, tüm naz ve cilvelerini de yanına alarak kendi başına buyrukluğun, hiç kimseyi ırgalamayan kayboluşların tadını çıkarabilirdi. Ah bir de arabası olsa! ‘O’nun arabası var’ dı ya hani ‘güzel mi güzel’. İnsan ruhunu en soylu yanlarından gıdıklıyordu bu reklâm. Artık hep böyle oluyor. Nerde o nezih, insan ilişkilerini olabildiğince az hırpalayan reklâmlar. Onlarda bir şekilde ‘ihtiyaç’ vurgusu öne çıkarılıyordu. İnsan duyarlığımız şimdilerdeki kadar incitilircesine, kanatılırcasına, hiçleştirilircesine sömürülmüyordu. Bu da konunun başka tarafı. Unuttuğumuz, bazen korkusuna kapıldığımız özgürlük yanımızdan tutulup çekiliyorduk alay edilircesine. Reklâm dizisi boyunca fona gizlenen mantık en insan, en dokunulmaz yanımızı Pazar yerine çevirme iştahıyla içten içe acaba ne söylüyordu? Elinde uzaktan kumandasıyla televizyonu karşısına geçen insan, esasen uzaktan kumanda edilerek zevkleri, tutkuları, anlayışları biçimlendirilen  milyonlardan biri olduğunun, oyuncaklaştırıldığının, kendinden koparıldığının farkına nasıl varıp, o gizli sesi nasıl duyabilecek? 

    Ekran başında nice kızcağızlar özgür kıza özenecek. Kendi başına, ele avuca sığmaz bir yaşamı düşleyecek, deneyecek belki. Sorulduğunda cevap hazırdır: ‘Ben özgürüm’. Kim bilir kaç gencecik insan kim bilir kaç gencecik yürek en delikanlı düşler büyütecek kaldırımlar boyu kalça kıran yosmaların peşi sıra. 

    Kendine gel delikanlı.

    Ben özgürüm. 

    Şu gür olan özünüzden söz eder misiniz biraz? İşte duygularımızın engel tanımazlığı: Ye, iç, gül, eğlen, oynama şıkıdım şıkıdım. Tarkan marka bir yaşam. Biraz Duman baygınlığı, biraz metalika çılgınlığı, biraz hoppa, biraz şımarık. Elimde Coca Cola (yaşam budur işte!) kulağımda insanın kanını kışkırtan müzik, dum tıss. dum tıss. gözlüğümü nasıl buldunuz? Ya saçlarım? Yanlar sıfır, üst taraflar dik ve jöleli.  Uzun, bakımsız da iyi yakışırdı. İlla ki derli toplu olmasın. Çok klasik. Ben özgürüm. İşte alışveriş kartım işte cep telefonum. Ben özgürüm. Tabi bütün bunlar insanın özüyle doğrudan ilgili.

    Meğer modernizim insana tutsaklığı, bağımlılığı oranında değer veriyor.

    Parayla alınan özgürlük değil olsa olsa kişiliği berbat eden çok tehlikeli sorumsuzluk, başıbozukluktur. Dayatılan özgürlük anlayışı insanı sorumsuzluğa, hiçliğe, amaçsızlığa, kişisizliksizliğe özendirmektedir. Neyiniz yoksa kendinizi özgür hissedemezsiniz? Geçenlerde bir arkadaşım ‘ cep telefonu serbestliğimizi elimizden alıyor’ derken pek haksız sayılmazdı. Şimdi biri de çıkıp der mi ‘Ben özgür değilim, çünkü cep telefonum var’ diye. Lafı buraya kadar getirmişken hadiseye bir de bu duyarlıkla bakalım. Yalan mı kayıtlara geçtiğimiz? Yalan mı artık adım adım izlendiğimiz, istendiğinde dinlendiğimiz/dinleneceğimiz. Birilerinin bizi gözetlemesi  benim özgürlüğümü ortadan kaldırmaya yetmez. Varsın onlar da dinlesin. Sözümüz insanlaradır, herkesedir. Ama can sıkıcı, huzursuz edici şeylerdir bunlar. Madem özgürlüğün dinamikleri insan yanımızı oluşturan soyut değerlerden sıradan insanların sorumsuz davranışları seviyesine indirgeniyor o zaman yine sormak gerekecek; denetim ve gözetim altına girmenin neresi özgürlük? Her yerde yakalanıyorsunuz. Olur olmaz zamanlarda ve ansızın yakalanıyorsunuz. Bundan böyle bu kuru gürültüden, bu lüzumsuz hengameden kaçıp, kendinize kaçıp kurtulmanın neredeyse imkanı kalmadı. Bir de özgürleşme adına öyle angaryalara bağlanmışız ki, kendimizi bin parçaya bölerek kurduğumuz ilişkiler ağı içinde aranmamanın ve aramamanın bunaltan boşluğu da dayanılır gibi değil. Israrla bulunmak, sobelemek, sobelenmek istiyoruz galiba. İşte yakalandım, işte izleniyorum yaşasın özgürlük!..  

    Teknolojinin hayatımızın kılcal damarlarına değin girdiği bu evrede özgürlük kavramı yeni açılımlarla tekrar anlamlandırılmalı. Her şey bir yana, markalarla, kartlarla, parayla, ekranlarla, internetle, filmlerle, hızla, hazla, biletlerle, numaralarla, modayla sıkı sıkıya bağlanarak özgürleştirilmiş bu insanlara illa da o Özgür Kız’a biri sorsa:

    Kaç kontörlük özgürlüğün kaldı?

    Kaç paralık özgürlük istersiniz?

    Özgürlüğü hangi cebine koydun? Dikkat et özgürlüğünü kapkaççılara kaptırmayasın. Yine dikkat et hangi marka olduğunu bilmediğim özgürlüğün kapsama alanı dışında kalmasın. 

    Sevgili özgür kız senin adın ne bakalım?

    Sen hiç tutsak oldun mu diye sormayacağım, hayır. Sen hiç özgür oldun mu diye de sormayacağım.

    Bana gelince, fişi çekilince adeta ruhunu yitiren, bataryası tükenince yiten Özkörler arasında özüm, ülkemin ormanları kadar gür yanıyor. 

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 02-05-2006 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
109147953 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net