31-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
Son Eklenenler
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
EĞİTİM VE ÖĞRETİMİN GÖREVİ DOĞRULTUSUNDA SİSTEMİN YAPISI PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar Ercan ARSLANER   
12-03-2012
EĞİTİM VE ÖĞRETİMİN GÖREVİ DOĞRULTUSUNDA 
                                                                 SİSTEMİN YAPISI
                                                                                            Ercan ARSLANER(*)  
GİRİŞ  
     AK parti HÜKÜMETİ’nin iktidara geldikten sonra sosyal alanda neler yaptığını bir TV yayınında muhaliflerinin ağzından bizzat dinledim. 5 kişilik bir grupta konuşmacılardan biri “Biz ne dedikse onu (biz değil) onlar yaptı.” Başbakanımızın önderliğinde Ulaştırma, Sağlık, Dış İşler alanlarında yapılanlar ise büyük bir ihtilal değerindedir. Bu arada milletimize karşı olumsuz niyetler taşıyan eski egemenlerin de mahkemelerde hesap vermesi hiçbir zaman hafızalardan silinmeyecek ve Tayip Erdoğan adıyla birlikte anılacaktır. “VAN MİNÜTLERLE“ kocaman bir Arap dünyası dağlara taşlara yeni doğan çocuklarına TAYYİP ERDOĞAN adını BOŞUNA vermediler.             
   Bütün bunların yanında Eğitim bakanlığı içinde ne olduğunu ve olmadığını okuyucuya bırakmak istiyorum. Üç bakan geldi geçti eğitim alanında yaprak kımıldamadı. Şimdi ise sayın başbakanımız bu alanda işe başladı ve hepimize ümit verdi. Ben de bir Edebiyat ve Almanca öğretmeni olarak Almanya’da 14 yıl öğretmenliğim ve 3 yıl ataşeliğim sebebiyle ilgi konudaki tecrübelerimi açıklamak istiyorum:   

1..EĞİTİM VE ÖĞRETİM, tarihimizin derinliklerine etkisiyle hiçbir zaman bize yabancı olmamıştır. Öncelikle Kur’an’ı Kerimdeki “OKU” emri itaat ettikçe derecemizi yüceltmiş, ondan uzaklaştıkça halkımızı her yönden fakirleştirmiştir. Kuran-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler sadece varlığın özünü anlatmaz ,”onun bölümleri arasındaki uyuma nasıl varılır?” onu da pedagojik yolla açıklar.
   Bir iki örnek:
   Bir çiftçi atına veya devesine iyi davranmadığı için yeterli verimi alamamaktadır. Onu yanına alarak yüce peygambere gelir, derdini anlatır. O ise hayvana biraz ot verir ve boynunu sıvazlar. Deve onun ilgisiyle çok rahatlamıştır.”Bir daha da ona hiç kötü davranma .”der.
   Bir şahıs peygamberimizin öğretmenlik gücünü anladığı için Mesud veya Zeyd adındaki çocuğunu onun terbiyesine bırakır. Bir yıldan sonra çocuğunu almaya gider. Yüce peygamber ise “Kendisine soralım. Belki burada kalmak ister.”der. Çocuk ise gerçekten onun yanında kalmak ister.
 
   Harun Reşit zamanında yapılan çalar saat kendilerine hediye edilen BÜYÜK ŞARL ve çevresindekileri şaşırtmıştır. Fatih Sultan Mehmet’tin yaptırdığı toplarla endüstriyel bir üründür. Denizaltı gemisinin Sultan Abdulhamid zamanında bir İngiliz mühendise İstanbul’da üç sene boyunca yaptırılmak istenmesi de fevkalade bir olaydır (Yakın Tarihimiz dergisi-Kandemir)Ayrıca onun zamanında yapılan demiryolu faaliyetiyle Mekke-Medine ‘nin Avrupa ve Anadolu’ya bağlanması büyük bir basiret ifade eder. Günümüzdeki hızlı tren faaliyeti le Türkiye çağları devirmektedir.
   Bu sözlerimiz eğitimin görevinin sadece endüstriyel alana ait olduğunu zannettirmemeli. Çünkü Kristof Kolonf endüstri ürünü gemileriyle orta Amerika’ya gittikten sonra zamanın endüstri harikası İnka ve Aztek medeniyetlerini yerle bir etmişlerdir. Yine Moğollar Anadolu’daki Müslümanları kan revan içinde bırakmışken Selçuklular veya Osmanlılar savaşlarda insan öldürmekten daima uzak durmuşlardır. Aynı yüceliği Selahaddin Eyyübi’nin İngiliz kralı Rişar’a davranışında da görmüşüzdür.
Eğitimin görevi insanların huzuruna hizmet etmektir. Metodik alanda Goethe’nin söylediği “Devamlı, fakat yorulmadan çalış! sözleri de konumuza ışık tutar. En başta yüce kitabımızın “OKU” emri etrafında çevrelenen her türlü emir ve yasaklarla yönlenen insanlar en yüce uygarlıklara adaydırlar. Dolayısı ile eğitim insana maddi manevi alanda gelecek her türlü erdemin kaynağıdır.

2. AVRUPA – ALMANYA  (tanıdığımız ülkeler)yanında kendi uygarlığımızı ne ölçüde tanıdığımız maalesef meçhuldür. Hâlbuki tarih kitaplarımızda otuz yıl savaşları, yüzyıl savaşları oldukça geniş yer tutmaktadır. Oysa onlar yerine kalın kalın tarih kitapları yerine hayati konuları içeren konu ve kitaplara yer verilemez miydi? Elbette bu konular arasında yabancı dil konusu ön sıralarda yer alabilirdi. Ülkemizde 6 yıl öğrencinin devam ettiği öğretmen okullarını biliriz. Bu okullarda hiçbir şekilde yabancı dil yer almıyordu.

3. Bir Marşal yardımından galiba kimsenin haberi yoktu. ABD kaynaklı bu yardım ülkemize ve diğer Avrupa ülkelerine ne ölçüde yapılmıştır?”sorusunu cevaplandırmak da yurtseverliğimizi artırabilirdi. Çünkü Almanya’da fırıncılık meslek okulu birincilerine yapılan yardım 400 bin DM’dir. Bu, büyük bir ülke  olan Almanya gibi bir ülkede belki binlerce fırıncılık veya meslek okulu olan  bir ülkede sadece bir okul birincisine verilecek armağandı.Hâlbuki Türkiye’de kesinlikle böyle bir miktardan söz edilemez.Şahsen 1960 yılında Tokat Öğretmen Okulu birincisi olmuştum ve bana verilen  armağan bir Technos marka  il bir foto albümü idi.Marşal yardımı alanlarında öğretmenlerden öğrencilere yapılan bir açıklama da yoktu. İşin tuhafı savaşta Almanya ve ABD birbirine düşmandır. Daha sonra Almanya’da ABD’nin yıktığı yerleri onarmak için insan gücüne çok ihtiyaç olmuştur. Dolayısı ile bu ülkeyi oldukça yakından tanımak fırsatını buldum. Bir öğretmen olarak endüstrilerini belki yeterli ölçüde tanımadımsa da her dereceden okullarını yakından gördüm ve tanıdım. Bu arada okul durumu kadar yol yapımları da dikkat çekicidir. Kuzeyden güneye, doğudan batıya şehirlerarasında oto yollar vardır. Bu yollar üzerinde yağmurlardan sonra hiçbir su birikintisine rastlanmaz. Ayrıca hızlı trenlerde yolcular için büyük rahatlık sağlar.
   Şimdi eğitim sorununa gelebiliriz: Onların mevcut sistemlerinden şikâyet edene rastlamadım. Eğitim
(A) anaokulu ile başlar.
(B) Daha sonra ilkokula gidilir.
(C) Dördüncü sınıfla bitirilen ilkokuldan sonra
(D) Haupschule’ye gidilir. Fakat dördüncü sınıftan sonra
(E) liseye gidebilecek öğrenciler seçilerek ayrılırlar. Konuyla ilgili bir hatıram şudur:
    Söz konusu okulun Gronyanschli adında müdiresi vardı. Onun odasına ne zaman gittimse hiç kimsenin bu odaya girmediği sanılırdı. Bunun bir anlamı müdirenin çalışma durumunu öğrenmekti. Çünkü o, öğrenciler arasından kendi odasına girmeye vakit bulamıyordu. Oldukça da yaşı ileri görülen müdire ile Almanların okul müdürlerini ancak belli yaşa gelince atadıkları anlaşılıyordu. Bunu adalete uygun yapmaya dikkat ettikleri görülüyordu. Sayın müdire okuluna velileri davet etmişti. Veliler toplandıktan sonra müdire şunları söyledi: “Liseye öğretmenler kurulu tarafından üç öğrenci seçilmiştir.” Bunlardan ikisi Alman biri de Türk’tür ve Eğiti Ataşesinin kızıdır. Türk öğrenci bu okulda ikinci yılını okuyordu.
   Diğer bir Türk veli kendi çocuğunun da liseye gönderilmesini istedi. Müdire Gronyanschli şöyle devam etti: “Siz istiyorsunuz ama biz değil. Öğrenci (sizin) çocuğunuz lisede okuyacak durumda değil. Onun okuyamayıp geri gelişi ise kendisi için çok zararlıdır.”
   Veliler niçin lise ister? Çünkü liseye gidenler üniversiteye doğrudan gidecektir. Öğrencinin LİSEDEN mezuniyeti adeta üniversiteden mezuniyet gibidir. Okulun KESİNTİSİZ olmasının sırrı buradadır.
   Liseye gidemeyenler 5. sınıftan sonra 10 .sınıfa kadar okuyanlar meslek okuluna geçerler.Bu okulların adı sadece meslek okuludur ama meslek lisesi değildir.. . Meslek okullarının geleceğinde ise çıraklık, kalfalık, ustalık vardır.
   Üniversite mezunları mastırlarını yapmış olarak diplomalarını alırlar. Çalışmak istemeyenler arzu ederlerse doktoralarını bitirebilirler.
   Almanlarda ustalığın anlamını şu örnekle daha iyi anlayabiliriz. Kırıkkale fabrikalarında çalışan bir işçiden dinlediğime göre fabrikaya bir alman usta getirilmiştir. Bu eylemin amacı orada iki devre yapılan üretimi işini üç devreye çıkarmaktır. Türk ustanın ifadesine göre bu amaca Alman usta ile ulaşılmıştır.
   Alman eğitiminin temelinde 1960-1962 yıllarında İstanbul Eğitim Enstitüsünde öğrenci iken Rifat Özgönenç hocamın anlattıkları vardı. Son Osmanlı eğitim nazırlarından Emrullah Efendiye göre eğitim sistemi bir piramit görünümünde olmalıdır.
Piramitin üst veya sivri tarafına zekâ ve çalışkanlıklarıyla başarılı öğrencileri çıkacaklardır. Bunların %40’ı üniversiteye gitme şansına sahiptir. Bu oran %60 nispetiyle meslek okullarına gider. Her iki yüzdeden üniversiteye gidecekler Dortmund’daki merkezce ayarlanır, diğerleri ise (%60 olanlar) il merkezlerince yerleştirilirler.
   Bir öğrencimin mesleğe giriş öyküsü şöyledir: Resim ve boyama derslerinde yetenekli Haluk Yeşil adındaki Ispartalı öğrencim karnesiyle iş dairesindeki memur beye gider. Memur bey karneye bakar ve “Senin resim derslerin güzel. İstersen oto boyacısı olabilirsin” der. O da bunu kabul eder uzun yıllar bu meslekte çalıştıktan sonra inşaatçılığa başlar. Onu 2000 yılında tekrar gördüğümde 5. evi kendisine yaptıracağını söylemişti bana. Tekrar durumunu sorduğumda boyacılığa döndüğünü öğrenmiştim.
 
4.ENDÜSTRİYEL KONUM..1974 yılında bakanlık sınavlarını kazanarak Almanya’ya   öğretmen olarak gönderildiğim zaman özellikle endüstri ve tarım dayanışması dikkatimi çekmişti. Onlarda tereyağı dağlarından bahsetmişlerdi. Bu dağlar Rusya’dan gelen doğalgazla değiştiriliyordu. Mısır ve patates onlarda şeker pancarı ve samanla karıştırılarak hayvan yemi olarak kullanılıyordu. Bu yemlerin yapılışında makineler kollanılıyordu. Aksi halde yapılmaları zordu. Bizde ise o yıllarda belki halen ilk çağ araçları kullanılıyordu.
   1960-1962 yılları arasında okuduğum İstanbul Eğitim Enstitüsünde rahmetli Ahmet Kabaklı’dan duyduğum şu sözler oldukça önemliydi:”Bir ülk3ede 4 şeker fabrikası,4 bez fabrikası ile ekonomi olmaz.”O zamanlar Tercüman gazetesi yazarıydı. Şimdiki durumumuzla karşılaştırırsak aradaki fark bize çok aydınlatıcı bilgiler verecektir.
Bir ülkenin ekonomisinde herhalde dinamitin önemli yeri olmalıydı. Çünkü dinamitsiz yol yapılamazdı. Fürt ve Nürnberg şehirlerinin yeraltlarında belki binlerce Türk işçisi bu iş kolunda çalışmaktadır.
   
5. EĞİTİMİN TEMEL YAPISI: Yukardan itibaren yazdıklarımızda ortak bir yön göreceğiz. Hatta bu ortak yön bütün dünya eğitimlerinde vardır. İşin problem yönü SEÇME işinin ne kadar başarılı yapıldığı veya yapılacağıdır. Türk eğitiminde de Alman eğitimindeki örneklerden yararlanılması denenebilir. Kaldı ki onlar halen kendi eğitimlerinde bu deneysel yolları halen uygulamaktadırlar. Kuzey Almanya’daki liselerden birinde öğrencilere not verilmez. Öğretmenler öğrenci hakkındaki gözlemlerini karneye not yerine yazarlar.
   Eğitim konusunda örnek olacak şu eğitim olaylarını dinlemek ve değerlendirmek faydalı olacaktır.
   Bir polis memuru öğretmen olduğumu anlayınca şunları söyledi:
–Hocam benim oğlum derste konuşmak istiyor. Fakat diğer bazı öğrenciler onu engelliyorlarmış. İşin kötü yanı bu duruma öğretmenler de engel olamıyor(muş).

DİN DERSLERİ
Günümüz Afrika ülkelerinin dikkat çeken bir yönü özellikle Avrupa egemenliğinde kalanların yabancı dil öğrenimleridir. Bu insanlar 5 yabancı dile kadar bilmektedirler. Bizde ise bir yabancı dil yanında Arapçanın öğrenilmesi oldukça önemlidir. Arapça öğrenimiyle Türk çocuğu he r alanda karlı olacaktır. Çünkü Arap ülkeleriyle aramızda din birliği yanında onların iş gücüne ihtiyaçlarıdır.
   Günümüz ilahiyat fakültelerinde Arapça öğretimi az ve yetersizdir. Oysa Arapçanın en güçlü ve pratik öğrenimi Türkiye’nin her alanda lehine olacaktır. Uludağ yaz mevsiminde grup grup Arap turistlerini ağırlamaktadır. Ayrıca Arap turistleri yaz mevsiminde Karadeniz yaylalarından çok hoşlanabilirler.
   Günümüz İmam-Hatip okulları özellikle Arapçadan yana belki sanılanın ötesinde geri kalmışlardır, tıpkı liselerdeki yabancı dil derslerinde olduğu gibi. İstanbuldaki bir lisede edebiyat öğretmeniydim. Sınıfın kalabalık oluşu nedeniyle öğrencilerin yazılarını yazılı sınavlarda görebiliyordum. Bir kız öğrencinin yazdığı sınav kâğıdındaki yazının hangi dile ait olduğu anlaşılmıyordu. Onun yazısına belki Arapça da diyebilirdiniz.
   Şimdi halen daha önceleri olduğu gibi sanırım İmam-Hatip’e de gitmeyen bir öğrenci İlahiyat Fakültesine gider. Gider ve oradan Arapça öğrenmek bir yana İslamiyeti bile öğrenmeden mezun olabilir. Bir öğrenci yüksek tahsilinde İlahiyata gidecekse lise dersleri yanında ağırlıklı Arapça öğrenmeleri, hatta İlahiyata girmeden önce Arapça sınava girmeleri ve başarı göstermeleri lüzumlu olmalıdır. Fakat günümüz İlahiyat Fakültelerinde İslam, Kuran, Arapça dersleri dışında her ders vardır.
   Bu arada İlahiyat okuyan öğrenciler İngilizce dersleriyle de kendilerini takviye edebilirler.

İNGİLİZCE
   Bu dilin tüm dünyadaki önemi açıkça bilinir. Almanların büyük çoğunluğu İng bilse de kasten konuşmamaktadırlar. Ayrıca liselerde okuyanların çoğunun büyük yabancı dil amacı
   Onu iler seviyede okumak, yazmak, konuşmaktır. Mesela Mekke ve Medine’ye hac ve umre için gidenlerin daima duydukları İng. Konuşup konuşmadığıdır.
   Bütün bunların dışında ABD’de yayınlanan SPECTRUM gibi bilimsel dergiler hem İng. hem Almanca yayınlanmaktadır.

ÖĞRETMENLER.
   Ülkemizde öğretmen veya eğitim fakültelerin açılışı oldukça yenidir.Fakat eğitim bilimlerinin gelişmişliği oldukça tartışmalıdır Alman okullarında rehber öğretmenlik yok Türkiye’de ise çok sayıda rehber öğretmen bulunuyor.Ne ölçüde yararlı oldukları bilinmiyor..Halbuki bu öğretmenlerin sınıf veya ders öğretmenliği belki da ha faydalı olabilir:İlgi konuda faydalı bilgiler:
a)   Bir Alman polisinin ifadesine göre onlarda öğretmenler polislerden daha fazla maaş almaktadır.
b)   Lise sınıflarında en fazla 30 öğrenci bulunur. Öğretmenlerin ders saati 28 civarındadır.
c)    En enteresan tarafı ise öğretmene ders hazırlığı için her gün için 3 saatlik fazladan ücret ödenmesidir.
d)   İstanbul’daki liselerden birinde bir sınfta 70 öğrenci bulunurken diğer bir lisenin bir sınıfında 8-9 öğrenci bulunuyordu. Hâlbuki sınıflarda öğrenci eşitliği çok önemliydi.
e)     Bütün bunlar nasıl sağlanırdı? Öncelikle lise kalitesinin yükselmesi gerekiyordu. Her hal-ü karda öğrenci sayısı 30 olmalı ve üniversiteye bu okul öğrencileri gitmeliydi.   
   Ülkemizde üni. Mezunları iş bulamazken belediye kurslarında meslek eğitim kurslarına gidenlerin hemen hepsi iş bulmaktadırlar.

DERS KİTAPLARI
Sayın Erbakan’a gelinceye kadar ülkemizdeki öğretmenler veya (var idiyse) pedagoglar “Yat yat uyu!” cümlesindeki çelişkiyi görmediler. Belki yarım asırlık zamanlardan sonra onun dikkat çekişiyle halkımız uykusundan gözlerini ovuşturarak kalktı.
   1995 yılında Almanya’da bel fıtığına yakalandım. Orada çocuklarımın ders kitabına baktığım zaman bu hastalığa karşı önerilerle karşılaştım. Bu itibarla ders kitaplarının hazırlanışında konu ve metotlar için onların kitaplarından yararlanmayı tavsiye ediyorum.
   Ülkemiz Eğitim Reformu liseler ıslah edilmedikçe anlam ifade etmeyecektir. Yök başkanı Erdoğan Teziç ise bu görevi 4 yıl yaptıktan sonra ayrılırken “Yüksek öğretimi ıslah edin.”demişti. Aslında lise kalitesinin yükseltilmesini sağlayacaktır. Daha doğrusu öğrencilerin %60 meslek eğitimine ayrılması bütün bir eğitim alanını etkileyecektir.

DERSANELER
   Dershane macerasına Almanya’dan başlamak istiyorum. Büyük oğlum lise benzeri Realschule’de okuyordu. Bir ders sebebiyle dershaneye kaydoldu. Okul açılınca ben de yanında gitmiştim. Dershaneden bahsedince “Onu götürmekle iyi etmediniz. Dedi müdür muavini.
   Bu dershaneye gitmeden önce kendi öğretmenine ona ders vermesini önermiştim. O ise “Bizde öğretmen kendi öğrencisine ek ders vermez.” dedi. Bizdeki öğretmenler bu cevaptan epeyce ders almalı değil midir? Bizdeki kıymetli veliler işin artsını, eksisini bilseler de denize düşenler gibi çırpınıp durmaktadırlar.

ALMANYA’DA ÖĞRETMEN YETİŞTİREN PROFESÖRLER
   Bu konuya elimdeki bir Pedagoji Ansiklopedisi ile başlamak istiyorum.5 ciltlik bu pedagoji kitabında her cilt 1090 –ar sayfadan ibarettir. Mesela bu konularda yüzlerce kitap yazıldığı görülür. Ayrıca bizdeki sayın profesörler de onlardaki çalışmaları az çok izlemeli ve kitaplar yazmalıydılar. Şimdi artık politikacıları da bunaltan bu konularda mebuslar değil, bilim adamları konuşmalıydılar. Diğer yandan sorumluluğun mecliste oluşu da çalışmaların yavaş gitmesine sebep olmaktadır.

SONUÇ
   Türk eğitiminin bir çıkmazda olduğu çoktan anlaşılmıştır. Yalnız öğretmenler değil, onların üstleri de çok uzun zamandan beri en başta adaletten ayrılmıştır. Bunları söylemek oldukça acıdır ama orta öğretim öğrencileri ve öğretmenleri birlikte sigara içerse, öğretmenin öğrenciye not vermesinde adalet beklemek zor olacaktır.
Meslek okullarına ve liselere öğrenciler ayrılırken durum Almanya’daki gibi olmayabilir.Çünkü orada öğretmenin davranış ve kanaatine velilerin büyük saygısı vardır.Bizde ise bu seçimde farklı uygulamalar yapılabilir.Asıl kritik nokta liseyi başaramayacak öğrencilerin geldiği okula geri gitmesidir.Bunun için  seçimlerin yukarda anlattığım Alman örneğine göre Yapılmasıdır. Ayrıca onlarda liseden geri gelenler ortada kalmazlar ya geldiği okula veya Realschule ‘ye giderler.Kısacası onlarda hiçbir öğrenci açıkta kalmaz.
   Eskiden köy enstitülerinde baba evine gönderilen öğrencileri durumlarını çok yakından biliyorum. Daha doğrusu o gençler köy enstitülerinden atılınca kaynar kazana atılır gibi olurlardı. Yalnız bazen durum tersine işlerdi. Okullarından ayrılan bazı öğrenciler hükümetin açtığı zanaat kurslarına giderek marangozluk, demircilik öğrendiler. Onların maddi durumu köy enstitüsünü bitirenlerinkinden çok daha iyi oldu ve öğretmenler maaş yolu beklerken bu zanaatkârlar zengin oldu.
   Sınıfları kademelendirme 4+4+4 olsa da olmasa da önemli olan yukardan beri anlatmaya çalıştığım SEÇME işinin genel anlamda %60 +%40’a uygun yapılabilmesidir.

Ercan Arslaner,

Tel:0505 394 98 71

Yorum
EĞİTİM VE ÖĞRETİM
Yazar sabır açık 2012-03-28 13:30:59
Ercan ASLANER hocamız bizlere yurt dışındaki uygulamaları bizzat tecrübeleri ile yoğurarak yazmış.Teşekkürler...

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 19-03-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Anket
Kullanıcı Girişi
Kimler Çevrimiçi
Şuan 45 misafir çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
60542363 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net