24-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow 1+4+4+4 UYGULAMASINDA KARŞILAŞILABİLECEK TEHLİKELİ GELİŞMLELER
1+4+4+4 UYGULAMASINDA KARŞILAŞILABİLECEK TEHLİKELİ GELİŞMLELER PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar Mehmet YAMAN   
02-03-2012
1+4+4+4 UYGULAMASINDA KARŞILAŞILABİLECEK TEHLİKELİ GELİŞMLELER

                                                                          Mehmet YAMAN(*)
    Milli Eğitim politikalarında önemli bir uygulama bulunan, kesintisiz 8 yıllık eğitimin, ülke genelinde oluşturduğu memnuniyetsizlik ve sosyo-ekonomik ve sınai hayatta karşılaşılan başarısızlığın sonucunda, halkta bu sisteme karşı oluşan bari kesintili olsun tepkisi de dikkate alınarak, geliştirilen yeni eğitim sistemi bulunan 1+4+4+4, düşünülen faydaları yanında, ülke genelinde yeni ve çok tehlikeli gelişmeleri de bünyesinde taşımaktadır.

    Altı yaşında zorunlu eğitime göndereceğimiz çocuklarımız, 19 yaşında zorunlu eğitimi bitirecek ve 20.yaşında bağımsız kalacak demektir.

Her ne kadar “beşikten mezara kadar ilim talep ediniz” hadis-i şerifinin gösterdiği hedef, inananlar için, ulaşılması gerekli temel hedef ise de, ülkemiz gerçekleri açısından 20 yaşı çok önemli bir dönüm noktasıdır.

   Erkekler açısından baktığımızda bu yaştaki genç, ortalama 1,70-1,80 boyunda, ergenlikten gençlik çağına geçmiş ve evde kendi ailesine bile kafa tutar bir halde bulunmaktadır. Bu delikanlıya, yeterli inançsal ve ahlaksal eğitim de ne aile içerisinde ve ne de okulda tam verilemediği için, sosyal çevre ve kültür etkileşimleri karşısında, ciddi bir psikolojik boşluk yaşamakta ve toplum içinde, sokakta, herhangi bir otorite dinlemeyen, var saydığımız amacına ulaşma şansı çok zayıf olan, askere gideceği ana kadar başı boş dolaşan bir gerçek anlamda, deli-kanlıdır.

   Ben sanayide çalışan bir esnaf olarak, ihtiyacımı karşılamak üzere, bu özellikleri taşıyan birisini acaba çırak olarak alabilir miyim? Diyelim ki aldım. Ona dükkanımı temizletebilir miyim, çay pişirtip servis yaptırabilir miyim, her hangi bir yanlışlığı karşısında kendisine yüksek sesle bağırabilir miyim? Tarafsız bir bakışla, bunları yaptıramayacağım kanaatindeyim. Diyelim ki, bunları yaptıramadım, bu etkisizliğim, işyerimde çalışan diğer personelime kötü örnek oluşturmayacak mı?.. Mesleği ne kadar kendisine öğretebilirim ve bu kısa sürede öğretebilmişsem, kendisinden ne kadar süre ile istifade edebilirim? Hemen askere gidecek te olduğuna ve halk deyimi ile eli kulağında, askerliğe çağırılmayı beklediğine ve bu çağrıya uyması da, yasal bir zorunluluk olduğuna göre, bu psikolojileri taşıyan genç, bana ne kadar faydalı ve itaatkar olur?

   Empatik bir düşünceyle bütün bunların, sanayide ve ticarette bulunan insanlarımız için ciddi handikaplar, anlaşmazlıklar, kavgalar, memnuniyetsizlik sonucu işten çıkarmalar ve bu gençlerden katkı bekleyen ailelerinde de, ciddi travmalar oluşacağı, kaçınılmaz bir gerçek olduğu görülecektir.

   Kızlarımız açısından baktığımızda ise, çok daha ciddi problemlerle karşılaşacağımızı, hemen şurada peşinen söylemek istiyoruz. Şöyle ki:

   Kızlarımızın gelişimi ve evlilikleriyle ilgili toplum katmanlarımızda farklı değerlendirmeler bulunmakta olup, bir kesim 15-16 gibi, çocuk denecek yaşta çok erken evlendirir. Bir kesim, 25-27 yaşlarından önce evlendirmeyi istemez, ama çoğunluğu oluşturan önemli bir kesim için de, 18-19 yaşlar, kızlarımız için normal evlenme çağlarıdır. Ortalama yaşı kabul edecek olursak, bu ortalama  evlenme çağındaki kızlarımız, mecburi eğitim yaşında bulunduğundan, okullarda olacak ve mecburiyet sebebiyle okuldan ayrılması halinde cezalandırılabilecektir.

   Kız ya da erkek, çocuklarımızın köylerde, tarımsal kesimde yaşayan ailelerimiz içerisinde bulunduğunu düşünürsek, 19-20 yaşlar, çocukların tarlalarda, bahçelerde çalışmak zorunda olduğu yaşlar olup, zaten 8 yıl uygulamasının bile bu kesimde ciddi rahatsızlıklar oluşturduğunu hepimiz biliyoruz. Bir de geri kalmış bölgelerimiz diye adlandırılan doğu ve güneydoğu bölgelerimizin şartlarını buna eklersek, ülke çapında, hatta kaos boyutlarında ciddi problemlerin oluşacağını, şimdiden peşinen kabul etmek zorunluluğu hasıl olmaktadır

   Ayrıca büluğ çağına ermiş ve bu nedenle dini sorumluluklarını taşıyan kızlarımızın, başörtü takmak gibi bir iç mücadelesini, bu konuda ailelerde oluşabilecek ülkesel problemleri de hesaba katar ve bunun vicdani sorumluluğunu da, yöneticiler olarak üstlenmek gibi bir misyonla, siyasal iktidarı oluşturduğumuzu hatırlarsak, işte o zaman bu kız çocuklarımızın ve velilerinin manevi veballerinin gereğini yapabilecek yasal düzenlemeleri yapma görevimiz de, katmer gibi katlanmış olacaktır.

     Burada 10-11 yaşlarında, babası tarafından elinden tutularak bir ustaya getirilip teslim edilirken, “ustam eti senin kemiği benim” diyerek, küçük yavrusunu ustaya, ustayı da Allah’a havale eden anlayışlara, ne kadar hasret kaldığımızı ve bu anlayışlarla ve bu yaş gurubunda gerçek kaliteli elemanların yetiştirilmesine başlandığını da aklımızdan hiç çıkarmayalım, deriz.

    Bir de, eğitimde çok önemli bir mesaj sunan şu atasözünü hatırlatalım: “Çubuk yaşken eğilir”

Pek yakında çıkacağını medyadan duyarak tahmin ettiğimiz, bu zorunlu eğitim süresi artırımında, yukarda saydığımız ciddi kaossal problemleri de göz önüne alarak, buna uygun bir yasal düzenlemenin yapılması, samimi ve ikazi teklifimizdir.

                                                                                                     22.2.2012

                                                                                                Mehmet Yaman
 (*) Araştırmacı-Hukukçu-Noter

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 02-03-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
60242558 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net