15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow Milli Eğitim Komisyonu
Milli Eğitim Komisyonu PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 1
KötüÇok iyi 
Yazar Necmettin TÜRİNAY-YeniAKİT   
27-02-2012

Milli Eğitim Komisyonu

                                   Necmettin TÜRİNAY-Yeni AKİT, 27.02.2012                                                        
   Ali Babacan veya Zafer Çağlayan’ın zaman zaman serzenişlerine şahit olmuşsunuzdur: Türkiye’de sanayi, kalifiye eleman sıkıntısı çekiyor!.. Elde hazır, yeterli sayıda kalifiye eleman bulunmadığı için, sanayici piyasadan temin ettiği elemanlara ikinci bir eğitim daha vermek durumunda kalıyor. Aynı şekilde piyasada meslek edindirme kurslarının çokluğunun sebebi de budur zaten.

   Nitekim Türkiye’de eğitimin/okulun kazandırmadığı bu nosyona, genç nesiller ziyadesiyle ihtiyaç duyuyor. Neden? Çünkü başka türlü işe girmek mümkün olmuyor da onun için!..Fakat maalesef bu açmazdan herkes şikâyetçi olduğu halde de, kimse ciddi bir adım atmıyor, atamıyor. Retorik düzlemdeki tartışmalar, hemen herkesi tatmin ediyor ve biz bu ahval üzere nice zamanlar kaybediyoruz.

   İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerinin açtığı meslekî eğitim kurslarına bakın!.. Eğer toplumsal talebin hangi yönde olduğunu buradan da çıkaramıyorsanız, o zaman bizzat Milli Eğitim Bakanlığı’nın Halk Eğitim Merkezleri’ne bakın!.. Bütün Türkiye’de ilkokul, orta veya lise ya da üniversite mezunları, bunca yıldır aldıkları eğitimin işe yaramadığını görerek, sanki ikinci bir okula daha başlar gibi, yeniden mesleki eğitimin/kursların kapısını çalmaktadır.

   Yani aileler için ikinci bir masraf, ikinci bir zaman kaybı değil de nedir bu?

   Siz merak etmeyin, açık öğretime devam edenlerin çoğu da yarın diplomalarını alacak, etrafına bakınacak ve bir süre sonra ıkına-sıkıla, ya büyükşehir belediyelerinin ya da Milli Eğitim’e bağlı Halk Eğitim Merkezleri’nin kapısına dayanacak!.. Okuduğu onca yıl boşa gitmiş, zaman zâyi olmuş ve meğer altın bir bilezik de edinememişler!..

   İşte devrânı böyle dönüyor Türkiye’nin!.. On değil, kırk değil, tam seksen yıldır!.. Fakat biz de hâlâ kenarında dolaşıyoruz bu problemin!..

   Meslek okulu deyince de, Hasan Ali Yücel’den veya İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma, 8-10 sanat okulu türünü anlıyoruz. Torna-tesviye, demir işleri ya da marangozluk gibi!.. Tabiî bir de bunlara elektronik değil, elektrik bölümlerinin eklendiğini unutmayalım.

   Unutmayalım fakat, Milli Eğitim bürokrasisinin sağ veya sol fark etmez, ne çağdaş dünyadan, ne de 130-140 milyar dolarlık mal ve hizmet ihraç eden Büyük Türkiye’nin ihtiyaçlarından yeterince haberdar olduğu kanaatinde değilim ben. Onlar asırlık bir retoriğe kaptırmışlar kendilerini, hâlâ daha onun güft ü gûları ile meşguller. Yani demek istiyorum ki eğitim işi, Milli Eğitim’e teslim edilemeyecek kadar çeşitlenmiş, derinleşmiş ve komplike bir hale gelmiştir.

  Nitekim Türkiye kaç mevsimdir, 2023 hedeflerini inşa etmek için kıvranıyor da kıvranıyor. Fakat biz hâlâ daha eğitim alanında, üniversite alanında 2023’e yakışır bir “Hedefler Manzumesi” koyamadık önümüze. Çünkü kendini soyuta hapseden bir düşüncenin, kendini istikbale dönük, somut göstergeler dizgesine dönüştürmesi pek de kolay olmayabiliyor.

   İşte onun için diyoruz ki, eğitimi sırf eğitimcilere bırakmamak şarttır. Eğitimin konuşulacağı, yeni kararlara ulaşılacağı her durumda, orada Zafer Çağlayan veya Ali Babacan gibi cevval kabiliyetlerin, MÜSİAD gibi kuruluşların, özellikle de çalışma hayatına makro seviyeden bakma kabiliyetini haiz diğer bir bakanlığın behemehal bulunması iktiza eder. Bu türden karar ve istişare zeminlerinde yeni, büyük bir Türkiye okuması ortaya konulmalıdır ki, Türkiye’yi bu hedefe nasıl bir eğitim, nasıl bir okul çeşidi ve üniversite yapılanması ile ulaştırabiliriz? Eğitim politikasını belirleyen sınıfların hatırdan çıkarmamaları gereken stratejik hedef bu olmalıdır.

   Şimdi denilebilir ki mevcut tasarı ile, bu söylediklerimiz arasında nasıl bir ilişki söz konusudur?

   Bizim kanaatimize göre kısmen bir ilişki söz konusu!.. Tasarının özü de kademeli eğitime geçişi öngörüyor. Dünyada geri kalmış sekiz-on ülke dışında, böyle bir garabet kalmamıştı zaten!.. Bu açık ve isabetli!.. Fakat neden 5+3+3 değil de 4+4+4? Ben şahsen bunun hikmetini kimseden dinlemiş değilim. Değil bir, en aşağı beş veya altı yıl; bu farklı yıl uygulaması ile çok zaman kaybedileceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Ayrıca yılları böyle öbeklendirmek, eğitimin özü ve amacı ile ilgili bir durum değil.

   İkinci husus da şu:
İlk dört veya ikinci dört yıllık okul yapılanmaları; birbirinden bağımsız okul veya idarelere dönüşecek mi dönüşmeyecek mi? Yani ilköğretim 4+4 şeklinde mi? Yoksa birbirinden bağımsız iki ayrı okul, iki ayrı idare ve diploma tarzında mı? Eğer ilköğretimi bir bütün halinde, 4+4 biçiminde telâkki ediyorsanız, meslekî eğitim gene lise yıllarına tehir edilecek demektir. Velev ki bundan İmam Hatipler istisna teşkil etse bile, böyle bir sonuç, on beş yıllık tezlerimizin tekzibinden başka bir anlam taşımaz.

   Yeni tasarının en muğlak tarafı işte buradadır.

   Bir iş bir defa yapılmalı ve o iş kökünden çözülmelidir. Bize göre eğitimin yılı değil, muhtevası önemlidir. Tasarı bu açıdan ME Komisyonu’nda behemehal vuzûha kavuşturulmalıdır.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 28-02-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66505124 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net