15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow İNGİLTERE: HER KRALLIĞI DEVİREN KRALLIK
İNGİLTERE: HER KRALLIĞI DEVİREN KRALLIK PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 5
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
22-11-2011
                        İNGİLTERE: HER KRALLIĞI DEVİREN KRALLIK  
                                                                                                                                       
                                                                                                   Raci DURCAN   
     Haritaya baktığınızda küçücük görünen bir adanın Büyük Britanya (Great Britain) diye isimlendirilmesini tuhaf bulmuştum. Üstelik kendi icat ettikleri futbolda Almanlara yeniliyorlardı. Ne de olsa okula yeni başlamış küçük bir çocuktum. Büyüklüğü burada aramamak gerektiğini nereden bilebilirdim!    

    Almanya’nın Amerikan eliyle sanayileştiğini, G.S eski antrenörü Jupp Derwal’in ‘Zaman’daki röportajından öğrenmek şaşırtıcıydı. Birbiriyle savaşmış iki ülkeden biri nasıl olur da savaştan sonra diğer ülkenin kalkınması için çaba sarf eder? Hâlihazırda ekonomik ve siyasi 
olarak karşı kutuplara yerleşmişken? Alman malları bütün dünyada Amerikan, İngiliz ve Fransız mallarıyla rekabet etmiyor mu? Avrupa Ekonomik Birliğinin lider ülkesi olarak Dünyada Amerika’ya karşı farklı bir siyasi oluşum için çaba sarf etmiyor mu? Her iki dünya savaşının mağlubu olarak Almanlar, yeni bir savaşla rakiplerinin işini bitirmeye hazırlanmıyorlar mı?  Alman ırkının üstünlüğünü iddia eden Nazi ideolojisiyle suçlanmıyorlar mı? Öyleyse niçin Amerika savaşta galip gelmişken bir daha ayağa kalkamayacak şekilde belini bükmesin de müstakbel düşmanını güçlendirsin?

   Paradigma yıkılınca yenisini kuruncaya kadar boşlukta kalıyorsunuz.. Dikkatimi Almanya üzerine yoğunlaştırdığımda, bu ülkenin askeri birliğinin olmadığını hatta Amerikan askerlerinin II: Dünya savaşından günümüze, görev yapmakta olduklarını öğrendim. Almanya’nın özgürlüğünün garantörü NATO; dolayısıyla Amerika idi. Almanya’da bulunmuş, basireti açık bazı kişilere durumu teyit için sordum.  Amerikan’ın; Almanya’nın iyi bir müttefiki olduğu ve Almanya’nın özgürlüğünü korumak için her savaşa hazır görüntüsü verdiğini söylediler.

   Bu şaşırtıcı bilgiye alışmaya çalışırken,  Fransa ile ilgili durum ortaya çıktı. Paris’e iş gezisi için gitmek zorunda kalan, Amerika’da yaşayan bir tanıdığın vize aşamasında yaşadıkları tuhaftı. Birçok zorlukla karşılaşmış, hatta vazgeçtiğini görevlilere telefonda bağırmıştı. Görevliler işlerini yapmak için konsolosluğa pek aza uğruyor; az çalışıp, bin bir dereden su getirtiyorlardı. ‘Belki Amerikalıları sevmiyorlardır’ dedim. Kendi halkına da farklı davranmadıklarını söyledi. Devlet görevlilerinin kendi halkına karşı bu tembel, kayıtsız ve aşağılayıcı tavrı bana tanıdık geldi. İşgal güçleriyle aynı zihniyeti paylaşan yerliler kendi halkına aşağılayıcı ve umursamaz muamelede bulunur.

    Büyük Rus Bolşevik devriminin; Alman destekli Osmanlı istihbaratı eliyle, İran devrimininse batı eliyle gerçekleştiğini öğrenmek de şaşırtıcıydı. Hayranlık uyandıran devrimler tarihinden geriye lekesiz Fransız devrimi kalıyordu.

    Osmanlı’nın Avrupa’daki en önemli müttefiki, kapitülasyonların sahibi Fransa’dır. Tarihinde İngiltere ile defalarca savaşmıştır. Hatta Fransız tarihini İngiltere ile savaş tarihi diye özetlerseniz pek yalan söylemiş olmazsınız. Osmanlı yıkılırken Dünya üzerinde yükselen iki devletten biri Fransa idi. Savaşlar kronolojisine baktığımda aradığımı bulmuştum. Ders kitaplarına bakılırsa tarihin en büyük devrimi 1789’da Fransa’da gerçekleşmişti. Öyle bir devrim ki; yüz yıl boyunca Rusya, Osmanlı ve dünyanın hemen her yerinde genç kuşaklara ilham vermiş; ayaklanmalara yol açmıştır. İnsan hakları, demokrasi, özgürlük, anayasa gibi modern sosyolojik kavramın başlangıç noktası bu devrimdir. Fransa’da krallığın sona ermesine yol açmıştır. Krallık sonrası Fransa 1814 Waterloo savaşını İngilizlere kaybederek tam bir demokratik Cumhuriyete dönüşmüştür. Yerinde duramayan, dünyanın hemen her yerinde oluşturduğu sömürgelerle İngiltere ile başa baş giden Fransa bu olayla adeta ruhunu sükûna kavuşturmuştur. İngiltere ile bir daha savaşmak ne kelime; tam bir müttefik olmuştur. Osmanlı’nın batıdaki sadık müttefiki şimdi İngiltere’nin savaşlardaki silah arkadaşıdır. Bunun karşılığını, son Dünya savaşında Alman işgalinden kurtarılarak almıştır. Her ne kadar güçlü İngiltere, ufukta görünen Alman işgalini baştan önleyememişse de…  Amerikan yardımıyla Fransa’yı işgalden kurtarmıştır.

     Fransa’nın rekabetinden kurtulan İngiltere, açık denizlerin kesin hâkimi haline geldi. İngiliz mühendislerin geliştirdikleri silahlarla, açık denizde karşılaştıkları düşman gemilerini, daha görüş menziline girmeden vuracak durumdaydılar. Böylece neredeyse Dünyanın tamamını işgal ettiler. Fransız Krallığının ardından, binlerce yıldır devam eden imparatorluklar teker teker tarihe gömüldü. Osmanlı İmparatorluğu, Rus çarlığı, Alman İmparatorluğu ve açık denizlerde İngiltere’nin en büyük rakibi Japon imparatorluğu bundan kurtulamadı. Fransa’da başlayan demokrasi dalgası Dünyayı kapladı. İmparatorlar devrilirken ayakta kalan tek krallık İngiltere oldu. İngiltere bu anlamda bütün Kralları deviren krallıktır. Bu unvanı fazlasıyla hak etmektedir.

     Fransız Devriminin dalgası dünyayı yalıyor; imparator ve krallar yerlerini halkın seçtiği hükümetlere terk ediyordu. Halk egemenliğini deklare eden anayasaları ile çeşitli isimlerde yeni devletler tarih sahnesinde yer tuttular. Dünya üzerindeki 3-5 devletten yüzlerce devlet meydana geldi. Dünya değişirken İngiltere Krallığı hiçbir şey olmamış gibi davranamazdı. Fransız devriminin kültürel ateşi insanlığı tutuşturmuştu bir kere! İnsanlar Krallık ve İmparatorlukla yönetilmeyi aşağılık görüyorlardı. Büyük Britanya Krallığı da çağa ayak uydurdu. Mücbir sebep yokken parlamenter, demokratik yönetime tahvil odu. Belki de bir daha geri gelmemek üzere krallıklar dönemi sona erdi.

   İngiltere! Bütün krallıkları yenen; yıkan krallık! Milyonlarca insanının öldüğü savaşlardan sonra yıkılıp kurulan cumhuriyet yönetimlerine inat, bir nefesle yok oldu. Büyük savaşlar sonucu ve yenilerek değil; kendiliğinden çekildi.

    Tarihin en büyük devrimi, Fransız devrimi; dalga dalga dünyaya yayılırken Fransa’nın sömürgelerini kaybederek küçülmesi hatta Alman çizmeleri altında ezilmesi trajik bir durumdur. Fransa İngiltere’ye Waterloo’da yenilmişti ama Fransa da İngiltere’de ve İngiltere’nin çekildiği her bölgede devrim ilkelerini yayarak; kültürel alanda başarılı olmuştu. İngiltere dünyayı işgal ededursun insanlığın yüreği Fransız devrimi ilkeleriyle atıyordu.    Batının iki hızlısından İngiltere savaşta, kültürde Fransa galip geldi. Her krallığı yenen krallık İngiltere, krallarını devirip işgal ettiği her yerden çekildi. Çekildiği her yerde Fransız devrimi ilkeleri yeşerdi, büyüdü. Bu belki de Fransa’nın intikamıydı.

    Fransız devrimi, İngiltere’nin kesin siyasi galip olarak doğduğu dünyada yeni bir din kadar etkin oldu. Dünyanın neresine gitseniz ve hangi inançtan insanla karşılaşsanız; bu ilkelerin yılmaz savunucusu olarak görürsünüz. Fransız devrimi ilkeleri adeta insanlığın ortak dini haline geldi. Müslümanlar dahi demokrasi, insan hakları, kadın hakları, cumhuriyetçilik, parlamenter yönetim gibi bu yeni kavramları kabullenmeyenleri kendilerinden saymadılar; saymıyorlar.

     Kültürel anlamda bir din gibi itibar gören Fransız devrimlerine inat; İngiliz ve Amerikan siyasi hegomanyası sizleri de şaşırtıyor mu?

Yorum
.
Yazar looktr açık 2011-11-28 19:12:37
Eskiden insanların bedenleri köleleştirilirdi. Askeri güç, silah ve zorbalık bu iş için kullanılırdı. 
Yeni çağda insanların zihinlerini köleleştirmek daha pratik ve etkili. İngiltere bunu fark etmiş olmalı ki Fransız devriminin yayılmasına engel olmamış. 
İnsanlara KAVRAM PRANGALARI vurularak GÖNÜLLÜ KÖLELER haline getirmeyi başardılar. Özgürlük adalet ve eşitlik sözcükleri kulağa hoş geliyor. Fakat bu sözcüklerin pratikte neyi sağlayıp neden mahrum bıraktığı çok önemlidir. İşte yeni hükümranlığın sırrı da burada. 
Bugün medya aracılığıyla yayılan popüler kültür de aynı görevi yerine getiriyor. Kusursuz bir şekilde dünya insanlığını gönüllü köleler topluluğu haline getiriyor. 
 
Görünürde İngiltere'yi parlemento yönetiyor olabilir. Fakat perde arkasında duran kraliyet ailesinin rolünü anlamak için derinlere inmek gerekiyor. 
ABD ve İngiltere'nin nasıl sinsice dünyayı yönettiğini böyle anlayabiliriz.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 22-11-2011 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66501995 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net