15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow Çekmegil Düşüncesinde Bireyci Yaklaşım
Çekmegil Düşüncesinde Bireyci Yaklaşım PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 30
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN/Nida Dergisi,Özel Sayı   
19-11-2011
Çekmegil Düşüncesinde Bireyci Yaklaşım
                                                                                                                                                  
                                    Raci DURCAN/Nida Dergisi, Özel Sayı
Said Çekmegil Ağabey ile ilgili yazı yazmam istendiğinde, Ali Bulaç Bey'in Umran Dergi­si'ndeki yazısı geldi aklıma. Bu yazıdan sonra, "bu konuda da­ha ne yazılabilir ki?' diye düşün­düm. Yazmaya bu tereddüt ile başladığımı itiraf etmeliyim.

****
Kendinizi birden boşluğa bıraksanız, tutunacak bir yeriniz kalmadığını hissettiğinizde müthiş bir korkuya kapılırsınız.
Peki, fikren bir boşluğa düştüğünüzde ne hissedersi­niz? Bir tartışmada karşınızda­kine söyleyecek bir sözünüz kalmadığında?..
Elbette,her tartışmayı ka­zanmak zorunda değilsiniz. Ta­bii ki yanlış düşünceleriniz ola­bilir ve karşınızdaki size bu ek­sik noktalarınızı göstermiş ola­bilir. Fakat, tartışacak hiç zemi­niniz kalmazsa, söyleyecek sözünüze hiçbir dayanak bula­mazsanız ne olur?

Böyle bir şey, üniversiteye kaydolduktan sonra yerleşti­ğim yurt odasında başıma gel­mişti. Şimdi de dostluğunu sürdüren ve bununla iftihar duyduğum Burhan Hoşhanlı böyle bir duyguyu tattırmıştı bana. İlk defa birisi, bir fikir öne sürdüğümde, bunun kay­nağını soruyor, Kitap’ımızdaki yerini ve ona uygunluğunu öğ­renmek istiyordu. Cevap vere­miyordum. O zamana kadar bilgilerimi Kitap'la irtibatlan­dırma gereği duymamıştım. Düşüncelerimizin Kaynak Ki­tab'a uygun olması gerektiğini biliyor; fakat aradaki irtibatı sağlayamıyorduk. Çünkü şim­diye kadar ne kimse bana böyle bir şey sormuş, ne de ben baş­kasına sorma gereği duymuş­tum. Ama şimdi müthiş bir şüphe serpiliyordu içime. Her bir fikrimin, dinimin kitabına uygun olmayabileceği şüphesi.. Fikir temellerim adeta deprem geçirerek yıkılıyor, mesnetsiz kalıp boşluğa savruluyordu.

Bir aralık, çare olarak, öne sürdüğü her fikri onayla­mayı tercih ettim. Ancak bu da kurtuluş değildi. Çünkü, "Esas olan bizim fikrimiz de­ğil, fikrin Kitab'a aykırı olma­masıdır" diyerek bu yolu da tıkamıştı. Tek kurtuluş yolu kalmıştı: Yeniden başlamak. Her şeye yeniden başlamalıy­dım ...

Öyle yaptım. Boşluğa asılı kalmaktan o kadar kork­muştum ki, bir daha aynı du­ruma düşmemek için sürekli araştırdım, okudum.. Zaten okuyordum: ancak bu sefer, kaynakları da.. Bu tartışma, hayatımda bir dönüm nokta­sı olmuştu ve ben artık dü­şüncelerimi kitaba uydur­mak için sürekli onunla kont­rol eder olmuştum. Sadece bu şekilde Müslüman’ca dü­şünebileceğimi, onun adına ona aykırı olamayacağımı kavramıştım.

Burhan kardeş, metodunun esin kaynağı Said Çek­megil ile beni tanıştırdığında, bu yönteme aşına olmanın a­vantajını taşıyan biriydim artık. Said ağabeyin yeni tanıştığı her­kese uyguladığı silkeleme yön­temine hazırlıklıydım. Çoğu insanda, ilk karşılaşmada bı­raktığı şok etkisini benim üze­rimde görememiş olmanın hoş­nutsuzluğunu, sanki gözlerin­den okumuştum. Bu hazzı yaşa­yamamasının sebebi olarak Burhan'a içinden hiç kızmış mı­dır, hala merak ederim.

Çekmegil'in en önemli ö­zelliği; fikirlerini insanlara açıp onlarla tartışması olarak özetle­nebilecek yöntemiydi.. Fikirle­rindeki birçok orijinalite, birçok şeyi ilk defa seslendirmiş olma özelliğinin yanında, bu yöntem farkını çok önemsiyorum. İn­sanları, düşünmeye tahrik ederek, fikir üretmeye zorlu­yordu. Hem de üstatlık ve ağa­beylik düzeninin dorukta oldu­ğu bir dönemde. O zaman, üstat denilenlerin, değil bilgileri­nin kaynağını vermeleri ve her­hangi bir noktada eleştirilmeleri; kendilerine soru sormak bile imkansızdı. Onlarla münasebet ancak, sizin kul gibi eğilmenizle mümkündü. Aklınıza yatmayan bir şeyi size izah ederlerdi, an­cak siz kendi yetenekleriniz öl­çüsünde bunu kavrardınız. Eğer bir yanlışlık varsa, bunun müsebbibi fikri öne süren değil hala anlayamayan siz olabilirdi­niz. Nasıl kullukta Allah'ın ö­nünde eğiliyorsanız, bunların önünde de boyun eğmeliydiniz. İşte böyle bir ortamda O, herke­sin eşit söz sahibi olduğu fikir sohbetleri düzenleyerek bir dev­rim başlatıyordu. Bir mecliste. 8 yaşındaki bir çocuğun,  80 yaşındaki kişiye karşı fikir öne sürebilme hürriyeti olduğunu düşünün. Üstelik, herkes süresi içinde sözünü kesmeden onu dinlemek zo­rundadır ve ancak, söz hakkı kendine geldiğinde cevap vere­bilir. Hayatı boyunca, insanlara bir şey vermek istediğinde hep bu yöntemi kullandı. Bir insa­nın, öğretirken nasıl aynı za­manda bir öğrenici de olabile­ceğinin dersini veriyordu. Bel­ki de en iyi öğrenmenin konu hakkında düşünmek, fikir üretmeye çalışmak olduğunu bildiği içindir. Bu yöntemle fi­kir tartışmalarına katılmış sa­yısız genç insanın daha sonra ülkenin fikir ve sanat hayatın­da edindikleri konum, yönte­min başarısını da açıklıkla göz­ler önüne serer.

20.yüzyıl, hürriyetler ça­ğı diye anılıyor. Sanayi toplu­mun getirdiği kalabalık şehir yaşantısı, insanların birbiriyle olan bağını zayıflatmış, bunun sonucu olarak birey, ön plana çıkarak daha bağımsızlaşmış­tır. Batıda bu anlayış hızla geli­şirken, geleneksel köklerine bağlı halkı Müslüman ülkeler­de, özellikle dini duyarlığı yük­sek topluluklarda neşvünema bulamamıştır 'Yeni çağa bir tepki olarak, topluluklar cema­atleşip iyice içe kapanırken, bireyselci yaklaşım kendi­sine zemin bulamamıştır. Özgürleşmeyen birey, batıdaki kadar üretken de olamamıştır . Bizdeki düşünce hayatı kısırlığının enönemli sebeplerinden biri budur. 
Son dö­nemlerde bireysel gelişimle

Üstelik, herkes süresi içinde sözünü kesmeden onu dinlemek zo­rundadır ve ancak, söz hakkı kendine geldiğimde cevap vere­bilir. Hayatı boyunca, insanlara bir şey vermek istediğinde hep bu yöntemi kullandı. Bir insa­nın, öğretirken nasıl aynı za­manda bir öğrenici de olabile­ceğinin dersini veriyordu. Bel­ki de en iyi öğrenmenin konu hakkında düşünmek, fikir üretmeye çalışmak olduğunu bildiği içindir. Bu yöntemle fi­kir tartışmalarına katılmış sa­yısız genç insanın daha sonra ülkenin fikir ve sanat hayatın­da edindikleri konum, yönte­min başarısını da açıklıkla göz­ler önüne serer.

20.yüzyıl, hürriyetler ça­ğı diye anılıyor. Sanayi toplu­mun getirdiği kalabalık şehir yaşantısı, insanların birbiriyle olan bağını zayıflatmış, bunun sonucu olarak birey, ön plana çıkarak daha bağımsızlaşmış­tır. Batıda bu anlayış hızla geli­şirken, geleneksel köklerine bağlı halkı Müslüman ülkeler­de, özellikle dini duyarlığı yük­sek topluluklarda neşvünema bulamamıştır 'Yeni çağa bir tepki olarak, topluluklar cema­atleşip iyice içe kapanırken, bireyselci yaklaşım kendi­sine zemin bulamamıştır. Özgürleşmeyen birey, batıdaki kadar üretken de olamamıştır .

Bizdeki düşünce hayatının kısırlığının en önemli sebeplerinden biri budur. Onlar, milyonlarca be­yinle düşünürken, bizler ce­maat cemaat, yani üçer beşer düşünüyorduk. Bu, fikir ha­yatımızın neredeyse sonunu getirdi. Bu noktayı gördükten sonra, Said Çekmegil'in, bire­yi özgürleştirici, onu, üretme­ye tahrik edici bu yönteminin önemini daha iyi kavraya­biliriz. Özgürleşen, fakat diğer yandan da bireyselliğin getirdiği yalnızlık psikolojisiyle korkmaya başlayan Batı insanı, kişisel gelişimi önemsemek,  bu yönden  takviye edilmek   zorun­ da kal­mıştır. Son dö­nemlerde bireysel gelişimle ilgili yayınlarda görülen hızlı artıştan anlıyoruz bunu. İnsanın yolu açılmış, adeta şoseden asfalta dönüşmüş. Fakat insan, bu yol­da gerekli sürati yapamamak­tadır. Çünkü bireysel özellikleri bu gelişkin yola göre yetersizdir. Çekmegil metodunda, daha kü­çükken toplum içinde söz sahi­bi olmaya başlayan birey, kendi gelişimi için de mükemmel bir fırsat yakalar. Böylece, başka insanları, ne kadar kendine zıt bile olsalar dinlemeyi, onlara ta­hammül etmeyi öğrenir. Za­manla, zıt gördüğü fikirlerde bile, farklı perspektiften bakı­lınca doğrular olabileceğini fark eder. Kendi fikirlerini açıkla­maktan korkmaz. gülünmekten, alay edilmekten çekinme­yecek kadar öz güvenlidir. Bu metot, derinlemesine bir ana­lizle yeni çağın eğitim sistemine temel yapılabilir. Özgürleşen ve bireyselleşen çağımız insanı için şimdiki katılımsız yöntemden çok daha iyi sonuçlar verece­ğine, ben inanıyorum. Bunu bir öneri olarak, çıkış arayan eği­tim müessesesi kadrolarına bu­radan öneriyorum.

Çekmegil'in bir diğer özelliği, insanları Kur'an'a uy­gunluğa çağırmasıydı. Her sözü­ne Kur'an'dan delil arar, fikirle­riyle ona aykırı düşmekten imtina ederdi. Bilirdi ki, ne kadar parlak görünürse görünsün, Kur'an'a zıt bir fikir, uzun süre orada; yukarıda kalamaz. Bunu, Kur'an'ı herkesin anlayamaya­cağının zannedildiği, Kur'an okuyanlara hoş gözlerle bakıl­madığı dönemde seslendirmiş­tir.
 
Takvayı, çoğu insanın ya­nıldığı şekilde nafilenin çoklu­ğunda değil, farzlarda istikrarlı olmada arardı. İnsanın, ana çizgisi "Hak" üzere olduğunda ve haram işlerden kaçındığın­da iyi bir Müslüman olarak ni­telemesi gerektiğini düşünür­dü. Onun evliyaları  havalarda uçmazlardı. Ya da uçacaklarsa, tabii yollardan, uçak filan gibi vasıtalarla yaparlardı bunu. Dünyası ütopik değildi. Her zaman, bir ayağı yere sağlamca basardı. Müslümanlığın sade­ce bir kez, o da Asr-ı Saadette yaşandığına dair düşüncelere pirim vermezdi. Her çağda iyi Müslümanlar olarak yaşanabi­leceğini söyler, dini teferruat içinde boğanların yolunu ay­dınlığa çıkarmaya çalışırdı.

Çekmegil, arkasında bir­çok eser bıraktı. Kırka yakın kitabının yanında benim en önemsediğim eseri, çok sevdi­ğini bildiğim oğlu Selami Çek­megil'dir. Zaten birkaç kuşak­tır bünyesinden önemli fikir adamları çıkarmış ailenin son halkasını teşkil ediyor.
 
Kendi­sinin fırsat bulamadığı için (tam ve doğrudan) inceleyemediği batı düşüncesi ve yaklaşımları da, oğlu Selami Çekmegil tarafından kritik  edilmiş, önemli açılımları ya­yınlamış ve bunları kitapla­rında bizlerle paylaşmıştır. Mesela, nasıl olup da batıl dü­şünce sahibi batılıların, böyle yanlış bir düşünce zemininde parlak bir medeniyet vücuda getirdikleri, çağımız Müslümanlarının zihnini kurcala­yan önemli bir müşküldür. Rönesans'la birlikte dinden uzaklaştığı söylenen batının, dine hep yakın durmuş doğu­ya galebe çalmasının, sanıldı­ğının aksine bunu dinden u­zaklaşarak değil, doğru İslam düşüncesine metod olarak yaklaşmasından kaynaklan­dığını belirtmiştir. Dine yakın diye düşünülen doğunun da, aksine, Müslüman’ca yöntem­leri terk ettiğini, Müslüman ismi taşısa bile, yöntem ola­rak ondan uzaklaştığını; bu­na karşın batıl isimler taşıyan batının da, yöntem olarak Müslümanlaşarak sonuca ulaştığını açıklamış, bu nok­tadan İslam'ı vurmak isteyen­lerin önünü kesmiştir.  

Aydınlar vardır, sadece gününü aydınlatmaya yeter ışığı. Nefesi yetmez daha uza­ğa. Kimi aydınlar vardır, öyle­sine güçlüdür; ışığının huz­meleri asırları, çağları aydın­latır. Çekmegil'in ışığının ol­dukça uzaklardan görünece­ğini sanıyorum. 
  
Nida Dergisi (özel sayı)'dan alıntılanmıştır.                                                

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 12-11-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66504491 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net