25-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
Son Eklenenler
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
ALTERNATİF BİR YAŞAM ÇAĞRISI PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 11
KötüÇok iyi 
Yazar Raci Durcan   
04-04-2006
Image
Afaki konuları konuşmaktansa somut projeler üzerinde durmanın bizde prim yapmadığını bilmiyor değilim. Hemen başında, yazımı böyle bir ilgisizlik tehlikesini göze alarak yazdığımı belirtmeliyim.

      Modern insanın tanımı yapılırken en sık değinilen özelliğidir onun yalnızlığı. Boş zamanın çokluğunun bir medeniyet seviyesi olarak görüldüğü çağımız, şimdi onun yüzünden katlanılmaz haldedir. Yapılan istatistikler, aile içi şiddet ve intiharlarda hafta sonlarında artış olduğunu göstermektedir.

Yalnızlığın en önemli nedeni insanın bireyselleşmesidir. Bireyselleşme modern kültürün önemli bir ögesi olarak şımartılmaktadır sürekli. Bireyselliğin yaşam alanı metropoldür. Kırsalda bireysel kalmanız mümkün değildir. Sanayileşmeyle birlikte başlayan göçler, binlerce yıldır var olan şehirleri metropollere dönüştürerek yaşam kalitesini bitirmiştir. Geçmişte bir zariflik ve incelerek adeta şiirselleşen bir yaşamı temsil eden şehirlilik, yerini metropol hayatına terk etmek zorunda kalmıştır. Metropoller kapitalist çarkın dönüşü için vaz geçilmez olan fabrikaların barakası hükmündedirler. Barakada yaşayan insan, daracık alanlarda öylesine uyur ve mesai saatinde işin başında bulunmak için bekleşir. Şimdinin şehirleri de böyledir işte. Orada insanların asıl işi fabrikalarda çalışmaktır. Bu yüzden yaşam alanı bulunmaz şehirde. Tiyatro, sinema stadyum gibi yerleri saymayınız, çünkü insanlar oralarda da hala bireydirler.  Nefes almak bile mümkün değildir şehirde. Küçük bir köy kadar nüfus barındıran apartmanlarda birbirinden habersiz insanlar oturur. Bırakın diğer komşuları, aile bireyleri bile birbirini hafta sonları görme fırsatı bulup tanır. İnsanlar bir yere ve bir şeye ait değildir. İçinde oturdukleri evin bile sahibi değildirler. Yani o eve dahi ait değildirler. Dahası, makinalaşmış bir şehir yaşantısında Tanrı’ya da aidiyet hissetmezler. En dindar görünümlerde bile bir müstağnilik sezilir bu yüzden. Kırsalda tabiatın ve toplumun bir parçası olan insan, metropolde hiç bir şeye ve yere ait olmayan bireydir. Kendi içinde de derinliği yoksa yalnızlığıyla başbaşadır artık.
       İnsanın yalnızlıktan kurtuluşu tabiatla yeniden barışmasıyla mümkündür. İnsan  toprağa ait bir varlıktır. Oradan gelmiş ve oraya gidecektir. Bunu yaşamın her anında, tarif edemese de hisseder. Modern yaşantı onu ait olduğu yerden söküp atmış, kökünü topraksız bırakmıştır. O şimdi, nereye ait olduğunu araştırırken aslını, ait olduğu yeri unutmuş gibidir. Kendisini boğan şeyin topraksızlık olduğunu fark edememektedir. İster gözünü evrenin derinliklerine dikmiş olsun ister kendi içine ağlıyor, toprağı aramakta, tabiatı özlemektedir.

       İnsanı Metropol’ün yalnız yaşantsından kurtarmak için şehir planlamacılarına büyük görevler düşmektedir. Bizim gibi nüfusuna göre toprağı yeterli olan bir ülkenin insanlarını dar alanlarda üstüste istif etmek anlamsızdır. Şehirlerin etrafındaki geniş ve tarım için kullanılmayan topraklar iskana açılarak halk tabiatle yeniden kucaklaştırılmalıdır. Bugüne kadarki yapılanma, şehirde bundan beslenen bürokrat tabakayı kolluyor, onların elde ettikleri yüksek kira bedelleriyle rahat bir yaşam sürmesini sağlıyordu. Madem ki halka daha yakın bir iktidar olduğunu düşünüyoruz, ilk işi halka, ait olduğu şeyi vermek olmalıdır. Şehirlerin yerleşim alanını genişletmeli, onları bir baraka görünümünden kurtarmalıdır. Bunun için şimdiki şehirlerin hemen dışına modern köylerin kurulabileceğini düşünüyoruz. İnsanların bahçeli, villa tipi evlerde oturması da tek başına çözüm değildir. Çünkü sadece toprağa ait değildir o, bir topluluğu da mensub olmalıdır. Bu nedenle her bakımdan modern bir köyü çağrıştıracak yerleşim alanları oluşturmak gerekiyor.

       Günümüzde gittikçe ucuzlayan iş makinalarıyla bir bölgeye alt yapı götürmek artık zor değildir. Modern araçlarla artık daha çabuk daha uzak mesafelere varmak mümkün olmaktadır. Üstelik çalışma saatleri de eskisi kadar uzun değildir. Böylece çalışmaktan arta kalan zaman daha artmakta, yalnızlık sorunu daha fazla hissedilmektedir. Bütün bunları yan yana getirdiğimizde insanımız için şehirlerin etrafında  yeni yaşam alanları oluşturmanın çok zor olmadığını, fakat önemli bir ihtiyaç olduğunu kavrarız. Sadece yerel yönetimlerin böyle bir politikayı benimsemesi ve desteklemesi yeterlidir.

      Artık ülkemiz nüfusu da Batı Ülkelerinde olduğu gibi yaşlanmakta ve yaşlı nüfüsa bakım bir problem halini almaktadır. Bizde halen devam eden geleneğe bağlı yaşam, bakmakla yükümlü olduğumuz yaşlıları huzur evlerine bırakmamızı engellemekte, farklı çözüm arayışlarına sevketmektedir. Apartman daireleri 2-3 kuşağın birarada yaşamasına elverişli değildir. Kaldı ki şehir hayatında en büyük handikap, yeni kuşağın oyun alanı bulamamasından dolayı çocukluğunu yaşayamamasıdır. Üstelik ebeveynlerine, daracık evlerin içinde oynadıkları oyunların  gürültüsüyle hayatı zindan etmekteler. Tabiatla hiç karşılaşmadan büyüyen bir nesil geliyor şimdi. Evdeki çocuk, plastik ve gerçek çicekler arasındaki farkı analyamamakta, her ikisine de su vermek gerektiğini sanacak kadar canlı hayatı kavramaktan uzaktır. Bütün bunlar birikerek, neslimizin gelecekte Batının yaşadığı aynı yalnızlık ve çarpıklıklara maruz kalması demektir. Şimdiden tedbir almalı, yaşama şeklimizi revize etmeliyiz.

      İki-Üç yüz kişilik bu yeni yaşam alanlarında çocukların gelişmesini sağlayıcı her şey düşünülmelidir. Onların en büyük istekleri oyun alanı ve sosyalleşmeleri için arkadaş bulabilmeleridir. Buralardaki kıraathane, köy odası cami, spor merkezi gibi yerlerde üç kuşaktan insanlar rahatça bir araya gelebileceklerdir. Böylece hafta sonları insanlar için bir kabus değil, yaşam alanının diğer sakinleriyle buluşabilecek olmalarından dolayı özlenen bir vakit olacaktır. Tiyatro salonunda, yaşam alanındaki insanlar kendi hazırladıkları şeyleri topluma sunma fırsatı bulabilecek ve üretmeyi unutmayacaklardır. Yaşam merkezinde herşey insanların daha katılımcı olmasını gerektirecek şekilde düzenlenmelidir. Buradaki market, okul ve küçük iş yerleri yönetim(muhtarlık) tarafından işletilebilir, kararlar topluma sorularak alınabilir.

      Gerek Belediyeler, gerekse müteşebbisler bu konu üzerinde durmalılar. Böylesine yerler inşaa edildikten sonra sadece zenginlerin oturabileceği fiyatlarla sunulmamalıdır. Başını içine sokabilecek bir apartman dairesi sahibi olmakta bile zorlanan halkımız kendi imkanlarıyla bu tür  projeleri hayata geçiremez. Ancak hayırsever fakat alternatif fikirlere açık, idealist müteşebbisler ve görevliler bunu üstlenip, yalnızlıktan boğulan çağımız insanına nefes alabilecekleri bir proje olarak sunabilirler.

      Benim şahsen en büyük ideallerimden biridir böyle bir yaşam alanında mesken sahibi olmak. Ve hayatın geri kalanını orada sürdürmek. Lisede okuyan çocuğumun, köyün kıraathanesinde Tarih profesörüyle sohbetten sonra halı sahada bir mühendisle futbol oynadığını görmenin onun gelişimi üzerindeki olumlu etkiden dolayı beni mutlu edeceğini sanıyorum. Komşularıyla güzel bir gün geçiren eşimin, iş dönüşü kendim için ayırdığım zamana daha az müdahil olacağını, oynamaktan yorulmuş çocuk bedenlerin mutlu bir yüz ifadesiyle erkenden yatağa girip derin uyuyacaklarını düşünüyorum. Böyle bir yerde birarada olmaktan mutluluk duyan insanların bayramlarda ve düğünlerde huzur depolayacaklarını, hayatlarının her anını derinden hissederek yaşayacaklarını düşünüyorum. Aid olduğu yeri bulmuş olan insanın bunun hazzını her an iliklerinde hissedeceğini zannediyorum.

       Ömrünü bir tatil köyünde geçirmek gibi birşey bu. 

       İnsanlara böylesi bir mutluluğu tattıracak idealist müteşebbis, yönetici bulunamaz mı?  
 

       (Nida’dan)

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 04-04-2006 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Anket
Kullanıcı Girişi
Kimler Çevrimiçi
Şuan 50 misafir çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
60267423 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net