15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow AMERİKA ÖZGÜRLEŞMEDEN DÜNYA BARIŞI HAYAL!
AMERİKA ÖZGÜRLEŞMEDEN DÜNYA BARIŞI HAYAL! PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
12-11-2011
             AMERİKA ÖZGÜRLEŞMEDEN DÜNYA BARIŞI HAYAL! 
                                                                                                                     
                                                                             Raci DURCAN                           
                             
     En büyük özgürlük heykeli niçin Amerika’da bulunmaktadır? Dünyanın en özgür ülkesini sembolize ettiğinden mi?

    ‘Da Vinci Şifresi’ adlı kitabı okuduğumda çoğu kişi gibi etkilenmiştim. Bir takım resim ve işaretlerin arkasında böylesine gizli anlamlar bulma çabası olağanüstü etkileyiciydi. Roman o kadar gerçekçiydi ki; birçok ciddi tarihi tartışmaya yol açtı. Fakat sonuçta bir romandı. İnsan okuyunca ‘keşke ben de böylesine gizemli şeyler bulabilsem’ diye iç geçirebilir. Bense gerçek hayatla ilgiliydim. Hayatsa tekdüze, yalın ve katı bir gerçek gibi duruyordu önümde. Bula-
cağım şeyin ne olabileceğini şöyle birdüşündüğümde hevesim iyice kırılmıştı. Sembolik haberleşmeleri gizli servislere ait bir şey olduğunu düşünüyordum. Meğer öyle değilmiş! Görünen her şeyin arkasında başka bir şey varmış. Şifreyi bir kere kırdığımda, hepsini çözebilecek formül elimdeydi.

    Yapacak işim olmadığı bir hafta sonunu evde T.V karşısında geçirirken, cevabını aradığım birçok sorunun karşılığını bulacağım hiç akılma gelmezdi. Amerikalı bir narkotik sabıkalının biyografisi anlatılıyordu. Henüz Amerikan toplumunun uyuşturucuyla tanışmadığı dönemde, ismini hatırlamadığım bu kişi, yurt dışından getirdiği eroini satarak büyük kazanç elde ediyordu. Tuhaf görünen şey, adamın defalarca polis tarafından yakalanmış olmasına rağmen her seferinde kefaletle serbest kalmasıydı. Ülkenin en büyük uyuşturucu kaçakçısı, herkes bu kirli işi yaptığını bildiği halde, elini kolunu sallayarak geziyor, kralları kıskandıracak lüks bir hayat yaşıyordu. Bir ara işi öylesine büyütüyor ki; kaçakçılık için kiraladığı uçakları kendi özel havalimanına indiriyor. Uçakların her iniş kalkışında milyonlarca dolar kazanıyordu. Serveti dudak uçuklatacak rakamlara ulaşmıştı. Bu arada Amerika’da hiç bilinmeyen kokain, halkın her kesimi tarafından kullanılır hale gelmişti. Sonunda sabıkalı; Amerikan kanunlarının yetersizliğinden dolayı başka bir ülkede yakalanıp oranın kanunlarına göre yargılanıp tutuklanıyor. İnanılmaz servetine ise Amerikan hükümeti bir bahaneyle el koyuyor. Başında yapılması gereken en sonunda oluyordu. Kimsenin tanımadığı uyuşturucu her köşe başında bulunur hale geldikten sonra…

   Belgesel bittiğinde aklımda kalan şey ‘biri Amerikan halkı uyuşturucuya alışsın diye sabıkalıya mühlet vermiş; kim bu?’ düşüncesi oldu. Niçin yapsın? Amerikan resmi makamları Amerikan halkını uyuşturucu bağımlısı yapılmasına nasıl ve neden müsaade edebilir?  Narkotiğin uluslararası bir savaş aleti olarak kullanılmasını, başka bir halkın bağımlı yapılmasını anlayabilirdim. Ya kendi halkınızı niçin yaparsınız? Sadece rüşvet için mi?

   Bu soru aklıma takıldıktan sonra iyice dikkat kesildim. Zihne bir şey takıldıktan sonra o sorunun cevabını bulmadan rahatlamak zordur. Çetrefil bir durum söz konusuydu. Burada sıralaması uzun sürecek birçok delilden sonra Amerika’nın başka bir ülke tarafından güdümlendiği kanaatini edindim. Dünyanın en büyük ve tek süper gücü, akılsız bir dev gibi başkaları tarafından yönetiliyordu. İnanılmaz şeye kendim de inanmakta zorlandım. Bu durum ilk defa iddia ediliyor değildir. Çünkü Amerika’nın kendi çıkarlarından çok Yahudi çıkarları için savaştığı, asıl amacının Yahudileri korumak olduğunu dile getiren çevreler mevcuttur. Fakat bu söylem dahi amaçlıdır; Amerika’daki gerçek iktidarı gizlemeye yöneliktir. Yanı başında, bir devletleri dahi olmayan savunmasız Filistinlilerle baş edemeyen İsrail’in, Amerika’yı idare ettiği düşüncesi peri masalıdır.

    Irak işgalinden önce Amerika’nın dünya üzerinde parlak bir imajı vardı. Bu haliyle hangi ülkeye teklif götürse, kendi eyaleti olmayı kabul ederdi. Orta doğunun hangi ülkesine ‘şimdiki yönetimi mi yoksa Amerikan yönetimi’ mi istersiniz diye sorulsa, ikincisi tercih edilirdi. Zihnen işgal altındaki bölgeleri savaşla ele geçirmeyi seçtiler. Irak’ı yakıp yıktı. Orta doğu halklarını kendisine düşman yaptı. Dünyayı yönettiği iddia edilen böyle bir gücün bu kadar aptalca hareketler yaparak düşmanlık kazanması anlaşılmazdır.

   II. Dünya savaşına Amerika, Pearl Harbor’daki beklenmedik Japon saldırısından sonra katılma kararı aldı. Hiçbir tedbirin alınmadığı limanda Japonlar, Amerikan basınında facia olarak nitelendirilecek bir tahribata imza atarak binlerce askeri öldürmüşlerdir. Bu saldırıyla savaşa sürüklenen Amerikan askerlerinin tüm cephelerdeki kahramanlıkları, halen belgesellerin konusudur. II. Dünya savaşıyla görevleri bitmemiş, ardından Vietnam ve Kore’de de çarpışarak Uzak Doğuya günümüz siyasi çizgisini çekmişlerdir. Pearl Harbor’dan 60 yıl sonra Amerika, bir kez daha sarsılmıştır. Yapıldığı tarihin adını alarak 11 Eylül olarak adlandırılan bu olaydan sonra Amerikan askerleri bir kez daha kıtasından çıkarak Dünyaya nizam vermek için cephelere dağılmışlardır.

   Hiçbir uzak menzilli füze ve işgalci Deniz birliğinin ulaşamadığı; adeta doğal kale durumundaki bu ülkenin; kendi derdi değilken başka ülkelerle savaşması trajiktir. Amerika içinde savaş karşıtı güçlü bir kamuoyu bulunmaktadır. Kamu vicdanı ancak 11 eylül ya da Pearl Harbor gibi dehşet saldırılarla işlemez hale getirilmektedir. Akabinde aptal dev yuvasından çıkmakta, önüne gelene saldırmaktadır.

    Dünyayı herkim şekillendiriyorsa Pearl Harbor ve 11 Eylülün vukuunu da o temin etmiş olmalıdır. Kendi vatandaşının burnu bile kanamadan elinde savaşacak koca bir kıta tutan ülkenin, her istediğinde dünyayı şekillendirmesi tabiidir.

    Özgürlükler ülkesi Amerika! 50 eyaletiyle en ufak bir darbede 50 parçaya bölünecekmiş gibi duruyor. Dünyanın yegâne süper gücünün kendi eyaletlerini dahi tek bir anayasal çatı altında birleştirmemiş olması hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Yorum
êîíäèöèîíåğû â Ñàìàğå öåíû
Yazar Qurgaze açık 2011-11-16 00:41:26

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 12-11-2011 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66502086 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net