15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow TARİHE DAİR BİR NOT
TARİHE DAİR BİR NOT PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 7
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL   
25-10-2011
TARİHE (DAİR) KISA BİR NOT
                                            M. Selami ÇEKMEGİL

TRT’den değerli dost Şahin Demiral beyin Tarihle ilgili bir seri program hazırlığında olduğunu duyunca, bizim Bilal Sürgeç hocamızın kriter’deki tarihle ilgili değerlendirmelerinin de çağrışımıyla -bu konuda bir ön girişim olsun diye- Tarih'e dair şu hususlara dikkat çekerek tartışma açmanın yararlı olacağını düşündüm.

Tarihi biz, “Geçmiş olayların, tarihçi denilen kişilere göre yorumu…” olarak ta algılayabilir; böylece de tarif edebiliriz.

Tarih dersleri bize, günümüzde ve daha sonra da olacak olayların geçmişteki modellerini yansıtmakta; onları anlatmaktadır. Tarih aslında bir felsefedir ama Tarihte ilim olan bir taraf ta vardır. Geçmişteki olayların belgeli görüntüleri ilim, o görüntülere bakarak günümüze ve ve geleceğe tuttuğu ışık –projektör- ise felsefedir: Tarih Felsefesi…

Aslında olayların çapı ve görünüm manzaraları farklı tezahür etse de, niteliği ve mahiyeti her zaman hep aynıdır sanıyorum: doğarlar, büyürler ve ölürler… Ama o olaylara değer katacak olan bir görüş açısıdır; bir perspektiftir.

Bir görüş açısına göre doğanlar: büyür, ölür ve yok olurlar ise de bir başka görüş açısı var olan hiçbir şeyin yok olmayacağını, yoktan da hiçbir şeyin hasıl olmayacağını deklare eder. Bizim müşahedemiz odur ki: Tarih akan bir nehirdir. O nehirde yıkanmak ta temizliği çağırır; temizlenmeyi çağrıştırır…

O halde Diyarbekir’li Ziya gibilerin Deurkhiem gibilerden muktebes fikirleriyle Osmanlının yıkılış dönemlerinde ektiği ayrıştırıcı söylem tohumlarının meyvelerini çöpe atarak Tevhid ab-u-hayatında temizlenmenin yollarını aramalıyız…

Aktüel ayran kabartma eylem ve gösterileriyle varacağımız noktayı hayırlı görmüyorum...

Büyük mütefekkir, güçlü İstiklal Şairimiz merhum Mehmet Akif ERSOY ne güzel söylemiş:

“…Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar/
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi!..”

Yorum
Hayret...
Yazar Melitenli açık 2011-10-25 11:03:55
Bu yazı bana 27 mayısta Yassıada ve Sivas kamplarında 12 Eylülde Diyarbakır ve Ankara (Mamak) hapisanelerinde ekilen tohumları da hatırlattı... 
İ. Melitenli
Teşekürler Selami Abi
Yazar bilal sürgeç açık 2011-10-25 13:38:36
Malatya’da rahmetli Sait Çekmegil Abi'yi vefatına kadar on beş yıl yakından takip etme imkanım oldu. Onun İslami mevzulardaki kriterlerini Tarihe de uyguladım. O’nun "sevdiklerinizi abartılı övmeyiniz" şeklinde tavsiyesi vardı. Bunu tarihe uygulayınca ne kadar açığımız olduğunu gördüm. Tarihte İslam dünyasında uygulanan şudur sevdiğini hatasını görmeden seveceksin sevmediğinde ise sevap adına bir şey görmeyeceksin. Halbuki tarih bir ilim dalıdır. Tarih,ne olmuşsa onu inceler,tarih yergi ve sövgü ilmi değildir.Tarihçi geçinen, ancak tarihi belgeleri tahrip etmekten hiç sakınca görmeyen biri Müslümanları işaret ederek "bizim cenah böyle düşünür" diyerek bir konuda kestirip atıyor. Müslüman cenahı sürü olarak görüyor; o, yazacak Müslümanlar da kuzu kuzu ona uyacak.Tıpta,kimyada,fizikte bizim cenahın, bizim partinin böyle düşüncesi nasıl olmazsa, tarihte de böyle cenah, klik, parti düşüncesi olmaz.Belge neyse ona göre yazılır.Hata, günah değildir. Hatanın insanda bulunmasının hikmeti gerçeği yakalamaktır. Ancak aynı hataya da düşmemek lazım.İşte tarih burada işe yarıyor.Hatayı yazacaksın ki ilim olsun gelecek nesil o hataya düşmesin. 
Sonuçtan ibret alınmayan bir tarihin benzeri aynen cereyan ediyor. Yüzyıl önce Arapları Osmanlıdan ayırdılar bu ayrılık öyle bir azap getirdi ki,Arap kavmi belini düzeltemiyor. Şimdi de Kürtleri,Türk kardeşlerinden ayırtmak istiyorlar. Yöntem aynı propaganda aynı, tarih bize iki kere ikinin dört ettiği gibi kesin olarak diyor ki ey ayrılık sevdasına düşenler Arapların akıbetine düşersiniz! işte tarih burada yardımcı olur.Ama biri çıkar İngilizlerin sözüne uyan Şerif Hüseyin'i hatasız gösterirse, belgelere ve belgelenmiş günümüz sonuçlarına bakmazsa tarih değil, masal yazar.
Selami Bey diyorsa..
Yazar Fahri açık 2011-10-27 08:35:58
Sn. Sürgeç, 
Tarih bir moka yaramıyor demek geliyor içimden. 
İşte Libya.! Ömer Muhtar’ın torunları, İtalya’ya, nato’ya methiye düzüyor.. 
İşte deprem.! Olacağını biliyoruz ama hala aynı yerlere, aynı çürük evleri yapmaya devam.. 
İşte Araplar.. İşte Ermeniler.! 
İşte şimdi Kürtler..!  
 
Din çimentodur diyoruz, sözümona Müslümanlar birbirini yiyoruz. Milliyet diyoruz, bizim bize ettiğimizi kimse etmiyor.. 
Sevgili Selami Bey, beni bağışlasın, tarih felsefesi ‘harp oyunları’ na döndürüldü. Hatta, keşke öyle olsa diyeceğim, salla dur. Olmasaydı, ölmeseydi, şöyle olsaydı.. halam dayım olurdu misali.! 
Tarih felsefesini bırakınız, bizzat tarih magazin basını sanki.!  
Birileri yalın kılınç üzerimize geliyor, biz hala .. 

Sanattan mahrum bir halkın hayat damarlarından biri kopuyordu ya, felsefeden kopan bir toplumun atar ve toplar, bütün damarları kopmuş demektir diyorum. 
Hep aynı havayı soluyorsanız, akciğerleriniz çalışmıyordur. Felsefe yoktur.. 
Vücudunuzda aynı kan dolaşıyor, temizlenip tekrar pompalanmıyorsa, karaciğeriniz kalbiniz çalışmıyordur. Yine felsefe yoktur.. 
Durgunluk, aptallık, ahmaklık, statüko istiyorsanız, felsefeyi kovun.. 
Tarihi kurumsallaştıramazsanız, bilincinizi, hafızanızı kaybederseniz. Kütüphanelerinize bakın, tarihe verdiğiniz önemi görün. 
null
Yazının Güncele Tercümesi
Yazar Sanih açık 2011-10-27 12:12:23
2011-10-27  
 
Depremlerin depremi!  
 
D.Mehmet Doğan - Yeni Akit 
Son Van depremi, Türkiye’nin “yer sarsıntısı” olan depremden, zelzeleden daha tehlikeli bir sarsıntı ile karşı karşıya olduğunu ayan beyan ortaya koydu.  
 
Van depreminin yaraları elbette sarılacak, maddî hasarlar onarılacak, hem devlet, hem halkımız bunun için gereken ilgiyi, desteği gösterecek.  
 
Gidenler geri gelmeyecek, gidenlere rahmet diliyoruz; kalanların ise bu depremin sarsıntısından daha kalıcı sarsıntılarla karşı karşıya kalmamasını temenni ediyoruz.  
 
Elbette bu sarsıntı da, fizikî deprem gibi birden ortaya çıkmadı... Basit bir anlatımla, fay hatları üzerinde bulunan kırıklar zamanla doluyor ve bir takım fizikî hadiselere yol açıyor... 
 
Türkiye’de etnik fay hatlarını genişletenler, derinleştirenler büyük bir deprem meydana getirerek kendi siyasi emellerine nail olacaklarını ümid ediyorlar.  
 
Bütün yatırımlarını büyük bir sarsıntıya, depreme göre yapıyorlar. Türkiye’yi zaman zaman esir alan şiddet, terör bu hedefe yönelik kanlı bir hesabın sonucu.  
 
Belki de Van depremi onların hesabına olumsuz bir durum. Bu depremde ölenlerin etnik aidiyeti onları fazla ilgilendirmiyor.  
 
Asıl ilgilendikleri, Türkiye’nin yekvücut olarak Van depreminin yaralarının sarılması için harekete geçmesi. Böyle bir zamanda etnikliği öne alan ahmakça tutumlar, nereden gelirse gelsin asla hoş görülemez.  
 
Depremde kaybedilenler kimdi? İnsandı! 
 
“Yetmez!” derseniz, nüfus kayıtlarına göre, İslâmdı.  
 
Peki, “O da yetmez!” derseniz, ne yapacağız? 
 
Kürt’tü, Türk’tü, Çerkez’di, Acemdi, şuydu-buydu fakat, Türk vatandaşıydı.  
 
Böyle bir ayırım yapabilir miyiz? Birileri böyle bir ayırımın peşinde.  
 
“Depremde Kürtler öldü, oh olsun!” “Enkazın altında kalan Türkler varmış, bir miktar Türk de eksik olsun!” 
 
Bu kafa, bu mantık; aklın, iz’anın ne kadar bazı zihinlerden uzaklaştığını gösteriyor.  
 
Başbakan, deprem haberinden bir kaç saat sonra Van’a gidiyor. Belediye başkanı ortalıklarda yok. Deprem zayiatından olmasın? Hayır başkan zayiattan değil! Başbakanın Van’a gelmesinden, halkın acısını dindirmek için bizzat işe girişmesinden memnun olmuyor.  
 
Başbakan gecikse idi, onu kameraların karşısında görecektik. Kimbilir ne cevherler saçacaktı. Kimbilir ne etnik hamakat nutukları atacaktı.  
 
Türkiye, ayırım yapmadan Van’a destek oluyor. Gönüllü kuruluşlar doğudan, batıdan harekete geçiyor.  
 
Hiçbir şey yapılmasa, insanların Van’a gidip, “sizin yanınızdayız” demesi yeter. Elbette daha fazlası yapılıyor ve yapılacak.  
 
Bizim demokratik özerklikçiler bu havadayken, Irak’ın özerk bölgesi, Türkiye’nin acısını paylaşmaya çalışıyor.  
 
Kuzey Irak’ta televizyon kanalları deprem sebebiyle siyah kurdeleyle yayın yaparken bölgeden Türkiye’ye 1 milyon dolarlık nakdi yardım teklifinde bulunuluyor. Türkiye’nin geçmişte Saddam zulmünden sığınanlara yaptığı yardımı unutmadıklarını böylece ortaya koyuyorlar.  
 
Etnik bölücülük Türkiye için depremlerin depremi... Öncü sarsıntılarından bunu kolaylıkla anlayabiliyoruz. Asıl büyük depremi önlemek için bütün kesimler aklını başına almalı. Eğer almazlarsa, bir sosyal depremde en büyük hasarı göreceklerini akıllarından çıkarmamaları gerekir. 
 
Tarih İşe yarıyor da
Yazar bilal sürgeç açık 2011-10-30 07:58:02
Fahri Bey tarih işe yaramıyor, diyor tarih işe yarıyor da onu işe yarar hale getiren yok. Müslümanın düşünmesi farzdır. Libya bir tarafa bir tarihi olay üzerinde düşünce üreten kaç kişi var 70 miliyonluk bir memlekette? 
Televizyon,internet o kadar insanımızı cahil bıraktı ki cahil bir sunucunun kuyuya attığı taş bu ülkenin anlı şanlı siyasetçilerini de gündemin içerisine sokmadı mı
Tarih İşe yarıyor da
Yazar bilal sürgeç açık 2011-10-30 07:58:06
Fahri Bey tarih işe yaramıyor, diyor tarih işe yarıyor da onu işe yarar hale getiren yok. Müslümanın düşünmesi farzdır. Libya bir tarafa bir tarihi olay üzerinde düşünce üreten kaç kişi var 70 miliyonluk bir memlekette? 
Televizyon,internet o kadar insanımızı cahil bıraktı ki cahil bir sunucunun kuyuya attığı taş bu ülkenin anlı şanlı siyasetçilerini de gündemin içerisine sokmadı mı
Ömer Muhtarın çocukları
Yazar bilal sürgeç açık 2011-10-30 08:08:19
Kaddafi'nin başına gelen en büyük felaket 4 miliyonluk ülkesindeki insanı çalışmadan maaşa bağlaması ve tembellik. Her uzanıp yatan refah toplumu batar. Tarih bunların misalleri ile dolu.Bunlara da rahatlık battı.Bu hali ile Kaddafi dünya liderliğine oynamaya kalkıştı. Petol tek kalemlik gelirse o ülkenin başının en büyük belasıdır.Tembelliğin en önemli nedeni oluyor. Niye Japonya tabiii afetleri atlatıyor niye zengin? orada petrol yok,zenginliklerini alın teri ve çalışma güçlerine borçlular.Bazen Türkiye'de petrol çıktı, Uranyum çıktı diye seviniyoruz ben ise endişeleniyorum bundan dolayı başımıza bir çorap örerler mi diye? Zenginliğimizin kaynağı kendi emeğimiz, beyin gücümüz çalışma azmimiz olmalı
Yazar bilal sürgeç açık 2011-10-30 08:35:51
Kaddafi'nin başına gelen en büyük felaket 4 miliyonluk ülkesindeki insanı çalışmadan maaşa bağlaması ve tembellik. Her uzanıp yatan refah toplumu batar. Tarih bunların misalleri ile dolu.Bunlara da rahatlık battı.Bu hali ile Kaddafi dünya liderliğine oynamaya kalkıştı. Petol tek kalemlik gelirse o ülkenin başının en büyük belasıdır.Tembelliğin en önemli nedeni oluyor. Niye Japonya tabiii afetleri atlatıyor niye zengin? orada petrol yok,zenginliklerini alın teri ve çalışma güçlerine borçlular.Bazen Türkiye'de petrol çıktı, Uranyum çıktı diye seviniyoruz ben ise endişeleniyorum bundan dolayı başımıza bir çorap örerler mi diye? Zenginliğimizin kaynağı kendi emeğimiz, beyin gücümüz çalışma azmimiz olmalı
İyi Pazarlar
Yazar Fahri açık 2011-10-30 09:11:29
Tarih bir işe yaramıyor, yarasa böyle olmazdı dedim, doğru. 
Israr ediyorum. 
Bilal Bey, ben şahsi bir merakım yoksa tarih öğrenip ne yapacağım. Bazı meclislerde hava atmaktan başka.. 
Bana yarayacak kadarını, kendi tarihimi babadan atadan bilirim zaten. Kimlerle bir anlaşmazlığımız, davamız, problemimiz var, kimlere güvenilir güvenilmez aktarmışlardır bana.. Bu kadarı benim işim görür. El becerisi, zanaat, sanata dair, ekme biçmeye dair olanları da öğrenmişimdir. Diğer sözlü tarih kulaktan kulağa gelmiştir banada. Ağa ile, bey ile, devlet ile olan acı tecrübelerde bana kulağa küpe öğütlenmiştir.. 

Fazlasını ben ne yapayım.? 
Kimin işine yarayacaksa, o önemsesin, öğrensin yada öğretsin.! 

‘Anlı şanlı siyasetçilerimizde, cahil sunucularla aynı masaya oturmasınlar, seviyelerini düşürmesinler o zaman canım..’ demek istedim ve dahi dedim.!  
ff:)
Affediniz..
Yazar Fahri açık 2011-10-31 06:04:50
Bilal Bey, amacım sizi yada tarih'i hedeflemek değildi. Çok üzgünüm. Biraz öyle olmuş hitabım.! 

Tarih bilimse, kurumsal olmak zorundadır. Kurumsal olması demek ‘devlet işi’ olması demektir. 
Okullarda tarih okutulması, bu ciddi işi yapacak elemanlar yetiştirmek, aralarından seçmek için DE olsa gerekir. Yoksa, işte böyle tarih diye magazin-televole icra ederiz. 
Bir devlet, tarihi niçin önemser yada önemsemez.? 
Önemserse tarih öğrenimini nasıl teşvik eder ve kurumsallaştırıp, devlet politikalarında faydalanır, kullanır.? Bunun mekanizmalarını kurar.? 
 
Hani hep çok suçlanırız ya, ‘bizim millet balık hafızalı, unutkan’ diye, ben karşı çıkarım. Bütün insanlar unutkandır. İnsan kalabalığı milletseniz, sonuç değişmez.  
Kalabalık değilde, ülküleri olan, geleceğe yol alan örgütlenmiş insan topluluğu iseniz, toplumsal hafızanız oluşur ve bu hafıza kurumlaşarak süzülür, gelişir, birikir.. kalıcılaşır.  
Kitaptan kitaba, insandan insana, iktidardan iktidara aktarılır. 
Devasa arşivleriniz, sayısız kütüphaneleriniz, pek çok tarih kürsüsü, bilgi bankalarınız meydana gelir. 
Tarihi önemsemek, bilgiyi önemsemektir. Tarih, hazır yığılmış ve birikmiş bilgiyi çoğu zaman iğneyle kuyu misali çıkarma faaliyetidir. 
Bizler çok akıllı olduğumuz için, kimsenin bilgisine ihtiyacımız yok anlaşılan.? Yada para etmiyor abi.! Felsefe gibi.! 
Saygılar sunuyorum.  
 
Duyuru...
Yazar Sanih açık 2011-11-05 18:12:37
Şahin Demiral beyin tarihle ilgili programı yapmaktan vazgeçtiği ve TRT'den emekli olarak ayrılacağı öğrenilmiştir. Yazının beklentisi boşa çıkmıştır...
Bir alıntı
Yazar bilal sürgeç açık 2011-11-19 07:35:58
-Efendim dedim üstada. Tecrübelerinizden feyz almaya geldim. Tarih yazacağım diye kendimi helak ediyorum, gayretlerim hiç bir işe yaramıyor. 
 
Omuzlarını silkerek cevap verdi: 
 
-Ne lüzumsuz endişe efendiciğim,ne lüzumsuz endişe. Neden tarih yazmaya kalkışıyorsunuz? En meşhur tarihleri istinsah edersiniz, olur biter. Usül öyle değil mi? Yeni bir görüşünüz, orijinal bir düşünceniz mi var? İnsanları ve hadiseleri beklenmedik taraflarıyla mı anlatacaksınız? Sakın ha. Okuyucuyu tedirgin edersiniz. Okuyucu tedirdin olmaktan haz etmez. Tarihte aradığı, ezelden beri bildiği saçmalıklardır. Onu aydınlatmaya kalkmak, gururunu incitmek ve öfkelendirmektir. Sakın ha! Böyle bir hadnaşinaslığa yeltendiniz mi çığlığı basacaktır: "Mukaddeslerimizi ayaklar altına alıyor." Tarihçiler, birbirlerini kopya ederler. Böylece hem çalışıp yorulmaktan kurtulur, hem de kstahlık ithamından azad olurlar. Onlar gibi yapın efendim, onlar gibi yapın. Orijinal olmayın. Orijinal bir tarihçi, cümle alemin güvensizliğine, küçümseyişine ve nefretine maruz kalır. 
 
İlave etti: "Kuzum, sanıyor musunuz ki tarihlerime yeni düşünceler, yeni görüşler sokuştursaydım bu kadar saygıya layık görülürdüm! Sonra bu yeni fikirler de ne oluyor? Terbiyesizlik..." 
 
Ayağa kalktı. Gösterdiği nezakate teşekkür ederek kapıya doğru yürüdüm." 
 
** 
 
Anatole France, Penguenler Adası, Önsöz 
 
(Cemil Meriç, Mağaradakiler'den iktibas)
Bir cevap daha
Yazar bilal sürgeç açık 2011-11-19 07:49:03
Fahri Bey diyor ki, "Tarih bir işe yaramıyor, yarasa böyle olmazdı dedim, doğru.  
Israr ediyorum.  
Bilal Bey, ben şahsi bir merakım yoksa tarih öğrenip ne yapacağım. Bazı meclislerde hava atmaktan başka.. " 
Bu mantığa şöyle cevap verelim "Tıp ne işe yarıyor? Zararını bilmesine rağmen tıp doktorları siğara ve alkol kullanıyor. 
Halbuki halk için tıp yaygınlaşsa Tıb'ın bilgilerine uyulsa alkol siğara içimi azalmaz mı? 
 
Az buçuk tarih bilgisi olsa yüz yıl önce Arapların başına gelen felaketten ders çıkarılsa oynana oyun görülse idi PKK taban yapabilir miydi? 
Fahri Bey diyor "Fazlasını ben ne yapayım.?" Fahri Bey mutlaka bir meslek sahibisiniz mesleğiniz dıiında ibret ve ders alacak kadar tarihi bilin ince ayrıntılar mütehassısların işi.  
Yazar Fahri açık 2011-11-20 21:31:10
Cevabınızda, form düşüklüğü mevcut yada yumuşatılmış. 
Kibarca öneriniz için ise teşekkür ederim. Misketlerimle oynarım. 
 
Mesleğinize toz kondurmamanız takdire değer. Ancak, lütfen tarihe yaklaşımınızı gözden geçiriniz. Bütün eğitim öğrenimimiz gibi, taklitçilik maalesef düşünce yapımıza da işlemiş, tutum-davranış kalıpları oluşturmuş durumda. ‘Tarih öğrenmeliyiz.. Niye, şundan..’’ 
Siz allame-i cihan olsanız, kimsenin günışığına çıkarmadığı gerçekleri deşifre etseniz, pratik faydası ne.? Bize, topluma faydası ne.?  
 
Asıl soru şu: Tarihten niçin ders alamıyoruz veya alınmıyor.? Gereken önemi vermediğimiz için mi, başka sebeplerle mi.? Gereken önem nasıl verilir.? Nasıl ders çıkarılır.? Bu dersler, nerede nasıl işe yarar.? Değilse, başka sebepler ne.?  
 
 
Bakınız Suriye ile papaz olmuşuz, Osmanlıcılık güdüyoruz, bölgesel güç olma iddiasındayız sözde tarihçilerimiz ve siyasilerimiz Dersimle meşgul.. Atatürk’ün içkisini, Kanuni’nin haremini daha çok konuşuyor, araştırıyoruz.. TV de bir tane tarihi dizi.. Evlere şenlik.! 
 
Libya-Kaddafi sonuç değerlendirmenizi, uzman tarihçiliğinizle nasıl bağdaştırabiliriz bilemem ama şu değerlendirmenizin altına imza atarım: 
‘Niye Japonya tabii afetleri atlatıyor niye zengin? orada petrol yok,zenginliklerini alın teri ve çalışma güçlerine borçlular.Bazen Türkiye'de petrol çıktı, Uranyum çıktı diye seviniyoruz ben ise endişeleniyorum bundan dolayı başımıza bir çorap örerler mi diye? Zenginliğimizin kaynağı kendi emeğimiz, beyin gücümüz çalışma azmimiz olmalı.’ 
NİYE ANLAŞAMIYORUZ.? 
Bu konuda Pelin Batu diyor ki...
Yazar admin açık 2012-12-14 22:07:53
Revnak 
Bizim gibi ülkelerde tarih her zaman ilgi çeker. Devrimler geçirmiş, darbeler geçirmiş toplumlarda tarih şizofrenleştirir, kutuplaştırır. 
Takım gibi padişah tutar, paşa tutarız. 
Tarihi işimize geldiği gibi kullanırız. 
Bunu bir tek biz yapmayız, yapmadık. 
Hitler tarihi iyi kullananlardandı. Şanlı ecdat edebiyatı konusunda hatipti kendisi. 
Bizlerden çok daha cesur, çok daha yaratıcı bir şekilde darbeleriyle cebelleşen Şili’de bile, tarih taraflıdır. Mazlumların arpilleras denilen duvar örtüleri Şili’de zor bulursunuz. Bu örtüler üzerine polis tarafından kaçırılmış, asker tarafından kuyulara atılmış bahtsızların hikayeleri işlenmiştir; hiçbir devlet müzesi sergilemez. 
Bizde de kimilerinin tarihi görülmez. Duyulmaz. 
Belli konulara girmeye cesaret edersen, kodesi boylayabilir, vatan haini ilan edilebilir, ölüm tehditleri alabilirsin... En iyi ihtimalle, görmezden gelinirsin. 
Kimi tarihi kişilikler ise ya kahramandır, ya şeytan. Onlarla ilgili yaz/çiz/konuş, rating rekorları kırar, bestseller oluverirsin. Abdülhamit bir uludur, bir kızıl. Atatürk ya kurtarıcı ya sarhoş. 
Doğal olarak eğer politikacıysanız, tarih pek elverişlidir. 
Bize hakaret ediyorlar deyin, halkınız şahlanır. Kraldan çok kralcılar ayaklanır. 
Tarihi sömürüyorlar deyin, gündem sallanır, sansürcü zihniyet devreye girer. 
Benim gibi şaşkın şahsiyetler bu gibi hallerde ne yapacağını, ne diyeceğini bilemez. 
Durumun içindeyken bile dışında hisseder. Baştan beri kopan yaygarayı anlamaz, ülkenin nice sorunları varken, bu kavgaları zaman kaybı olarak nitelendirir. 
Millet tarihi bir diziden yanlış mı öğreniyor? Hayır efendim. 1. Tarih zaten diziden öğrenilmez. 2. Çoğumuza empoze edilen tarih zaten bir başka “dizidir.” Unutmayalım, tarih masum değildir. 
Anlıyorum, tarihin cazibesi bir başkadır. Tarihten aldığınız altın varaklı referanslar ile pek çok şeyi meşrulaştırırsınız. Tarih dikkat çeker. 
Ona sırtını dayamak güven verir, çok kaşımadığın sürece. Yoksa nemelazım alttan bir “Ermeni” çıkar, “Rum” çıkar, açıklama yapmak zorunda kalırsın.  
Otuz üç medeniyet görmüş, göçler almış bir toplum bu. Genetik olarak dünyanın en karışık toplumu. O yüzden tarihi kaşıyalım diyorsanız, eyvallah, kaşıyalım. Ama bundan en çok sizler memnuniyetsiz olabilirsiniz. 
Aslında boş konuşuyorum. Tarih boyunca en çok tarih, tarihe karşı kullanılmıştır. 
Velhasıl kelam bu gibi polemikleri daha çok göreceğiz. 
Benim naçizane ricam Sayın Başbakanımızdan. Bari iyi tarih danışmanları tutsun. En azından, o zaman bu kadar tarihsel hata sıralanmaz, gazeteci/manav/taksici de tarihçi kesilmez.  
Milliyet-13 Aralık 2012
Yazar Fahri açık 2013-02-08 02:11:01
‘Tarih dizilerden öğrenilmez..’ 
‘Tarih romanlardan öğrenilmez..’ 
 
Nereden öğrenilir üstadım.? 
 
‘Okul kitapları resmi tarihi yazar. Yalan yanlışla doludur..’ 
‘O koca koca tarihçilere güvenilmez. Onlarda resmi tarih tezini..’ 
 
Hayda, kimi okuyacak, kime itibar edeceğiz.? 
 
Yaşayanların ‘sözlü tarih anlatımları’ ve hatıratlarını yazanların yaklaşımları da, geneli kucaklamadığı ve subjektif olabileceği için, tek başına doğru kabul edilemez, kafi bulunamaz. 
 
N’apcaz şimdi.? 
Herhal, hepimiz Osmanlıca ve belge okuma tekniğini öğrenip, cümleten arşivlere dalacaz.! Sonuçta, her birimiz kendi tarihimizi yazcaz.!  

Birde, şunu anlayamıyorum: 
Dizinin-kitabın adı sahi, isimler, yerler ve olaylar sahi ama tema-muhteva kurgu.?  
Efendim bu bir dizi-roman, gerçekle birebir tutması gerekmiyor, savunması yapılıyor. 
Kardeşim o halde, isimleri olayları da hayalleştir. Ya tümü hayal ürünü olsun ya tümü gerçek. Tamam ‘filmatik’ olsun ama gerçeğe de mümkün mertebe sadık kal ki, izlerken-okurken-eğlenirken, eğitici-bilgilendirici yanı da olsun. 
 
Hepinizin amacı, zaten bulanmış kafalarımızı, hepten hayalle-gerçek bileşiminde karmakarışık etmek, kökümüzden -tarihimizden- koparmak mı.? 
 
Bu tarih karmaşasında, buyurunuz, geçmişten geleceğe köprü kurunuz.! Mümkünse dersler çıkarınız ve politika oluşturunuz.! Ne mümkün.? 

Resmi tarih karşıtlığı tavan yapıyor. Halbuki, bütün ülkelerde lise düzeyine kadar ‘resmi tarih’ okutulur. Kanımca, doğru olanda budur. Ancak, yüksek okul-enstitü ve akademilerde bunun ötesine geçilir.  
Örneğin askeri tarih derslerinde, hep nasıl zafer kazandığımızın çoşkulu anlatımı yerine, zafere götüren teknik ve yöntemler irdelenir. Zafer ve yenilgiler, tekrar oynanır..  
Amerikalılar, harp akademisinde Komünist Giap’ı ‘hakkını vererek’ işlerler ama Vietnam’da yenildiklerini tabiatıyla okutmazlar, dillendirmezler.  
Almanlar, Stalingrad’ta sözümona Ruslara değil, General Kış’a yenilmişlerdir. 
Yunanlar, Anadolu’dan çekilmelerini, Fransızlarla İtalyanların çekilmesine ve İngilizlerin yarı yolda bırakmasına bağlarlar.  
Gibi.. 
Birde, çocukların gözünde, babaları kahramandır. Bu ona ‘güven içinde olma’ duygusu verir.  
Korku-güvensizlik ortamında yetişen ve büyüyen çocuklar.. 
saygılarımla.  

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 03-02-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66502293 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net