25-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
HALKA DOST BİR İŞÇİ LİDERİ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 21
KötüÇok iyi 
Yazar Av. M. Selami ÇEKMEGİL   
04-04-2006
ImageSayın Mustafa BAŞOĞLU 

                                          Av. M. Selami ÇEKMEGİL 

      Yıllarca önce Resmi Gazete’de bir kararnamede, yıllarını Türk işçi hareketine vermiş bir işçi liderinin Köşk’e danışman atandığını görünce, ne diyeyim o zamanın Cumhurbaşkanı sayın Süleyman Demirel’i alkışlamak gelmişti içimden. Çünkü bu alışılmışın dışında bir atamaydı. Başoğlu gibi işçi camiasından, ailesi mazbut, kendisi İslam’a sadık bir mücadele adamının Köşk’te danışman olarak anılmasının sergileyeceği imaj bile doğrusu bürokrasi camiamızın henüz tam hazır olduğu bir yenilik değildi. Nitekim bu bürokrasi, Cumhurbaşkanı ve Başbakan olarak itaat ettiği sayın Turgut Özal’ın vaktiyle DPT müsteşarlığındaki mütedeyyin tarafını sevimsiz karşılamış, basındaki uzantılarıyla onu, giydirdiği takunyalarla hırpalamıştı. O halde, belki de devlet kapılarını hak arayan vatandaşa açtığı için ceza olarak hayatını veren Sayın Başbakan Adnan Menderes’ten sonra, bürokrasi kapılarını Özal gibi musallilere de açan Başbakan sayın Demirel’in, Cumhurbaşkanı olarak Köşk’e böylesi vatansever ve demokrat bir işçi liderini danışman atamış bulunması, Türkiye’de bozulmalar yanında iyileştirme yolunda da merhale kat edildiğini göstermesi bakımından manidardı: 

Sağlık-İş Genel Başkanı Sayın Mustafa Başoğlu ile ilk tanışıklığım Sosyal Sigortalar Kurumu’nda oldu. Oraya yönetim kurulu üyesi olarak atandığım zaman benimle tanışmaya ve tebrike gelmişti. Tebrik için de bir buket çiçek yerine getirdiği -o zaman garipsediğim- bir tehdit oldu. Bana kendileri ile (sağlık işçileriyle) barışık çizgide olmazsam SSK’da barınamayacağımı söylemek istemişti. Mizacım, bu tehdit karşısında takındığım müstehzi reaksiyonu açığa vurmama engel olmuştu: ‘ben sizin tensibinizle gelmedim ki sizin karşıtlığınızla gideyim’ diyememiştim. Aslında, bu biraz anlamsız da olurdu ya...
      Nitekim, halkın oyuyla getirilenlerin, silah zoruyla götürüldüğünü az mı görmüşüz?.. Neyse, reaksiyonumu o zaman açıktan belirtmemeyi yeğlemiştim; Mustafa Bey’e karşı yapacağımı ileriye ertelemiştim…

      Ama gelin görün ki zaman bana bu fırsatı vermedi. Çok kısa bir süre sonra bu Mustafa Bey’in güdülerinin kişisel olmaktan çok benim halkımı ifade eden insanların oluşturduğu sağlık işçilerinin menfaatlerini kollama endişesinden kaynaklandığını, sendikal camiada işçilerin haklarını kendi statülerinin geliştirilmesine araç edinenlerin Mustafa Bey’in bu samimi tavrını elimine etmeye yöneldiğini ve sırf onu çökertmek için sağlık işçisi aleyhine kulislere girdiklerini, kendisine karşıtlıklarının biraz da onun dinine karşı olmalarından kaynaklandığını fark ettim. Ayrımcılara tepkim, sağlık işçilerine sempatiye dönüştü ve onların aleyhine subjektif tavır almamaya özen gösterdim. Gelin görün ki, Mustafa Bey’in tehdidi ters tecelli etti ve belki de onun temsil ettiği işçilere karşı munis (cana yakın) tavrım, o günün işçi düşmanı işçi temsilcileriyle aramı açtı ve Mustafa Bey’in tensibi olmadan geldiğim görev iki buçuk yıl sonra belki de bu tavrımın verdiği mesaj nedeniyle, hem de sayın Demirel’in Başbakanlığı döneminde, bazı kişisel dostum bakanların imzalarını da taşıyan bir kararname ile son buldu… Mustafa Bey’in mensup olduğu siyasi iktidar benimle yedi ay çalıştıktan sonra iki yıl önceye ait, üstelik de muhalefet yazdığım bir olayı bahane ederek –olayın sahibi diğer üyelerin  kılına dokunmaksızın- SSK Yönetim Kurulundan sadece beni uzaklaştırdı. (Ama, işe bakın ki, 1.5 ay sonra gelen ihtilal de önce onları iktidardan, sonra da onların sun’i şekilde korudukları kendi muhaliflerini Yönetim Kurulu’ndan uzaklaştırıverdi. Bu paradoksal hikayelerin detayı Tilki Tuzağı isimli hatırat kitabımda okunabilir.) 

      Mustafa Bey’in kadirşinas vasfını işte o zaman  daha iyi anlamıştım: rivayete göre, -belki de o zaman beraber çalıştığı sayın Savaş Benli beyin telkinleri ile- mensup olduğu siyasi iktidarın lideri sayın Demirel’e giderek beni görevden alma girişimlerinin hata olduğunu söylemekten çekinmemişti. Halka göre normal olan bu tavır, bu ülkenin siyasi arenasında adeta bir kahramanlıktır. Bunu ancak o arenaya aşina olanlar anlayabilir.

      Sayın Demirel’i işte o zaman,  böyle bir siyasi vasfı unutmayıp Köşk’e davet ettiği, vefasını kanıtladığı için; Köşk’te bir işçi liderine, ama samimi bir işçi liderine söz hakkı tanıdığı için tebrik etmiş, bu kadirşinaslığının -seçimler sırasında kendi partisine muhalif solcu bir sendikacıya seçimden sonra mültefit teveccühüyle ortaya çıkan- sevenleri arasındaki kendine yönelik eleştirileri ortadan kaldırıcı nitelikte, isabetli bulduğumu böylesi bir yazıyla duyurmak istemiştim.

      Ama ne var ki Sayın Başoğlu bir süre sonra başörtüsü özgürlüğüne ilişkin düşüncelerini öne getirmek üzere bu görevden istifa etmeyi tercih etti. Böylesine üstün bir kimlik öne getirdi…

      Sayın Başoğlu’nun bir süre önce, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy ve Babam M. Said Çekmegil’le ilgili konuşmalarımı içeren üç programı yenilerde “Başkent TV.’ de  SON NOKTA” adı altında -zarif bir jestle- yayınlamış olması hakkındaki bu eski anılarımı şimdi yeniden hatırlattı. Kendisine müteşekkiriz…

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
60267836 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net