15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow İhracatçı Kahraman.Kahrolsun Hain İthalatçı(!)
İhracatçı Kahraman.Kahrolsun Hain İthalatçı(!) PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
20-10-2011

  İhracatçı Kahraman; Kahrolsun Hain İthalatçı(!)

                                                             Raci DURCAN
   Ticarete başlarken ihracat yapmayı önemsemiştim. Böyle bir fırsat elime geçtiğinde oldukça düşük kar marjıyla, Arjantinli Yahudi bir alıcıya satışı gerçekleştirdim. Yorucu birtakım işlemlerden sonra elimde cüzi miktarda döviz kalmıştı. Fakat ihracatçı olarak kendimi statü değiştirmiş olarak hissetmiştim.
 
   Bu heves bir müddet devam etti. Bilahare yorucu ve karsız bir işi niçin bu kadar önemsediğimi düşünmeye başladım. Medya ve çevre tarafından şartlandırılmıştım. İhracatçı olmakla övünüyor;
zaman zaman kaç ülkeye ihracat yapmış olduğumu hatırlayarak kendimce gururlanıyordum. Başkaca bir faydası olmadığını, hatta işlerime zarar verdiğini anladığımda çok geç değildi. Bir defa alıcılar seçici davranıyor, en kaliteliyi en ucuza almak istiyorlardı. Üstelik dünyanın her yerindeki üreticiyle karşı karşıya geliyordunuz. Bizde devlet ihracatı teşvik ettiğini söyler ancak bu laftadır. Hemen hiç bir konuda alınması gereken tedbirleri almayarak üreticiyi uluslar arası fiyat rekabetinde yalnız bırakır. Bir işletmenin temel girdileri olan enerji, kira, finans maliyeti, işgücü kiralanması gibi konularda uluslararası rekabeti düşünerek kararlar almaz. Üretici en pahalı enerjiyi kullanır, en yüksek kirayı öder ve üretim kapasitesi düşük iş gücü kiralamak zorunda kalır. İhracatçıyı koruduğu söylenen kararnameler, bu sektördeki büyük firmaları gözetmek amacıyla düzenlenmiştir. Yurt dışına satışını gerçekleştireceğiniz bir malı KDV ödeyerek almak zorundasınızdır. Bunu daha sonra devlet size ödeyeceğini beyan etmektedir. Ancak bunun için yapmanız gereken harcama, alacağınız KDV tutarından kat be kat fazladır. Küçük işletmeler bu nedenle devletten KDV talep etmekten vazgeçerler. Sonra ihracatçı birliğine üye olmak ve yıllık aidatın yanında her gümrük çıkışında bu birliğe haraç ödemek zorundasınızdır. Devlet bir yandan ihracatı teşvik ettiği propagandasını yaparken, diğer yandan küçük işletmeleri bu işten soğutmak için elinden geleni ardında koymaz.

    İhracatçılığın matah bir iş olmadığını çabuk fark ettiğimi söylemiştim. İç piyasaya yönelik işlere zarar verdiğini de… Bazı kritik malların içerideki üreticilere verilmeyip ihracat yapıyoruz adı altında yurt dışına satıldığını çok defa gözlemledim. Kalitesi nedeniyle tercih edilen Ereğli Demir çelik fabrikasının ürettiği saçlar piyasada bulunamadığında, yurt dışından pahalı İsveç çeliği ithal edilerek bu boşluk dolduruluyordu. Böylece iç tüketici ihtiyacı olan mamul maddeye daha çok ödemek zorunda kalıyordu. Bunun mantığını kavramak zordur. İhracat yapacağız diye hammadde dışarıya ucuz veriliyor, işlenerek tekrar buraya geliyor ve çok yüksek bedel ödemek zorunda kalıyorduk. Bu hammaddenin yeri, çok daha pahalı bir hammadde ile doldurularak iç tüketicinin canına okunuyordu. Ki bu malların tüketicileri çimento fabrikaları, hazır beton üreticileri, tuğla fabrikaları gibi kuruluşlardır. Tüm bu fabrikaların girdilerinin yükselmesi rekabet piyasasında kıvranmalarına yol açıyordu.

   Dünyanın tüm ülkelerindeki ihracat teşvikinin altında yatan asıl şeyin, ülkelerin değerli hammaddelerinin yok pahasına Avrupa’daki büyük üreticilerin eline geçmesi olduğu aşikardır. Ham madde olmadan mamul madde elde edilemez. Geri kalmış ülkeler ihracat yapacağız diye kıymetli ham maddelerini Avrupa’nın büyük fabrikalarına satmakta ve sonra tekrar mamul madde olarak 10, belki 20 misli bedelle geri almaktadırlar.

    70’li yıllardan önce çocukluk yaşamış olanlar bilir. Bizim çocukluğumuz komşunun bahçesindeki meyve ağaçlarının tepesinde geçmiştir. Kapitalizm yerleşmediğinden hemen hiçbir ürünün tüketim değeri yoktu. Her aile kendi ihtiyacını kendi yetiştirirdi. Kiraz bahçenizde yoksa gidip pazardan alamazdınız, çünkü kimse satmak amacıyla yetiştirmezdi. Birine bir malı satmak zorunda kalmak, karşılığında para istemek utanılacak bir durumdu. Bunu bazı yörelerde şu an dahi gözlemleyebilirsiniz. Sonrasında kapitalist ahlak her yere hâkim oldu. Bir şey satmak övünülecek bir durum haline geldi. Herkes en güzel eşyaları kendisi için yaparken, başkaları için yapmaya başladı. Bilecik taraflarına gidip ömrümde görmediğim güzellikteki kirazların tırlarla İngiliz sarayına yolladığını gördüğümde hayıflanmıştım. Bu ülkede yaşayan biri olarak benim yiyemediğim en güzel kirazlar İngiliz Krallığının boğazından geçiyordu.

    Şimdiki çocuklar kendi bahçelerinde yetişmediği fakat yemek için iç geçirdikleri meyveler için komşu bahçesine dalıp hırsızlık nedeniyle yakalanmak riskiyle karşılaşmıyorlar. Çünkü komşu, en güzel kirazları yetiştirerek çok düşük bir fiyata kendisine satmak için zaten can atmaktadır. Ülkemin tüm üreticileri de öyle! Yerli tüketiciyi hor görürken; ihracat yapacağım diye en kaliteli ürünleri çok ucuza çıkarmak için can atıyor. Bunun için canını dişine takıyor, araştırma geliştirme fonu oluşturup harcama yapıyor.

     İhracatçıların ülkeyi kurtaran kahramanlar gibi algılanması büyük bir yanılgıdır, tuzaktır. İthalatçıların hain gibi algılanması da… Aksine tam tersi olmalıydı. Dünyanın en değerli ürünlerini ucuz fiyattan iç piyasaya sürenler ithalatçılardır. Karşılığında döviz gidiyor diyorlar ancak döviz dediğiniz şey kâğıt paradır. Para ise ağaçtan üretilir, maliyeti sıfıra yakındır. Önemli olan birilerinin sizin ağacı keserek boyadığınız şeylere değer vermesidir. Bunu sağlayabildiğiniz sürece problem yoktur.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 28-10-2011 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66502330 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net