15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Göller Bölgesinde Bir tarihçi
Göller Bölgesinde Bir tarihçi PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 3
KötüÇok iyi 
Yazar Bilal SÜRGEÇ   
02-10-2011
 GÖLLER BÖLGESİNDE BİR MÜHENDİS TARİHÇİ 
                                                                                       
                                                        Bilal SÜRGEÇ
Bu geziye ben de katıldım. Verimli bir araştırma gezisi nasıl olur. Bu gezi böyle bir sualin cevabı oldu. Gezi 16 Eylül 2011’de sabah saat 06.da başladı. Gazi Üniversitesi gezi için bir otobüs tahsisi etmişti. Ankara'da Ümitköyü geçtikten sonra Gazi Üniversitesi Tarih Bölümü başkanı Prof Dr Refik Turan otobüsün içerisinde gezi ve Miryokefalon Savaşı hakkında bilgi verdi. Ramazan
                                                                 
Topraklı'nın Miryokefalon Zaferi  ile ilgi li ısrarlı ve gayretli çalışmalarından bahsederek;
"Türk tarihinin üzerinde durduğumuz “Türkiye’nin Türkiye olması“ olgusunun da temelinde yatan gerçek iki büyük tarihi savaş ve zaferdir. Her ikisi de Selçuklu Türklerinin Bizans ordularına karşı kazandığı ve gelecek Türk nesillerine miras olarak bıraktığı zaferlerdir. Savaşlardan birincisi 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan’ın Bizans imparatoru Romen Diyojen’e karşı kazandığı Malazgirt zaferidir. İkincisi ise 17 Eylül 1176 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Aslan’ın Bizans İmparatoru Manuel Komnen’e karşı kazandığı Miryokefalon savaşıdır. Bu savaşların tarih içindeki üçüncü bir kardeşi de 11 Eylül 1921 tarihinde Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk Ordusu’nun Yunanlılara karşı kazandığı Sakarya savaşıdır. Ramazan Topraklı'nın bu çalışmasıyla Miryokefalon Savaşının yeri ile ilgili tartışmalar sona ermiştir" dedi. 

Göller bölgesi Tarih ve Kültür Varlıkları Bilgi Şöleni ve Hamideli Seyahati 16 Eylül'de saat 06’da başlayan gezi üç gün sonra 18 Eylül'de gece yarısı sona erdi. Bu gezide insanı tembelleştiren lüzumsuz boşluklar ve aralar yoktu. Bir dakikası bile boşa geçmedi. Gezinin ikinci ve üçüncü günü de sabah 06'da kalkıldı. Organizasyon gerçekleştirenlerin işi her yönü ile ciddiye aldığı belliydi. Program saat gibi tıkır tıkır işledi. Gece yarılarına kadar sempozyumlar verildi, bildiriler tartışıldı.

16 Eylül’de gezinin ilk günü Sivrihisar'da Şöförler Birliğine ait bir dinlenme tesisinde kahvaltı molası verildi. Tekrar harekete geçtik. Bolvadin ve Çay ilçeleri üzerinden  Pınarbaşı adı verilen yeşiliği bol bir dinlenme tesisinde eski bakanlardan tarihçi Prof Dr Haluk Çay da geziye katıldı. Yanında Uluborlu ve Gelendost Belediye başkanları da vardı. Gerçekten bu başkanlar misafirperverliklerini eksiksiz yerine getirdiler. Buradan sola dönüldü. Çapalı köyüne gelindi. Bu köyden eski Roma Yolu geçiyor. Stabilize bir yoldan buraya çıkıldı. Bu yolda tarih boyunca Romalı savaşçılardan, Bizans İmparatoru, ondan Timur'a kadar bir çok savaşçı geçmiş. TRT burada uzun bir çekim yaptı. Çapalı Köyünün tepesinden sonra Hapızınbaşı yaylasından geçtik. Burada Yörük çadırlarını ve sürülerini gördük. Tarihin yüzümüzü okşayan rüzgarını hissettik. Uluborluya  doğru yol alırken gül ekilmiş tarlalarının arasından geçtik. Uluborlu kiraz ağaçlarının ortasında kurulmuş şirin bir Anadolu ilçesi.İlçenin eski yeri kale ve civarı burada Alaeddin Camisi’nde Cuma namazı kıldık. Süleyman Demirel Üniversitesinde Uluborlulu Yard. Doç Dr. Abdullah Bakır, buradaki tarihi mekanlar hakkında bilgi verdi. Caminin güney-batısındaki hamamın yakın zamana kadar hizmet verdiğini hatta babasının damatlık hamamını burada yaptığını, kalede Müslüman ve Gavur olmak üzere  iki mahalle olduğunu söyledi. Gavur diye tanımlananların Hıristiyan Türkler olduğunu onların Lozan Antlaşmasından sonra Rum sayılarak Yunanistan’a gönderildiğini orada da bazı adetleri yüzünden Yunan topumu ile kaynaşamadıklarını söyledi. Abdullah Bakır, bir milletin tapusunun mezarlar olduğunu Hıristiyan Türklerden bir mezar kalıntısının kalmadığını, bunun nedeninin bunlarda mezar adetinin olmadığını ölen birini bahçeye gömdüklerini, daha sonraki öleni öncekinin mezarını açarak oraya defin ettiklerini, öncekinin kemiklerinin de kemiklik denilen bir yerde topladıklarını söyledi.

Uluborlu’da kafileye Prof Dr Tuncay Baykara da katıldı. Senirkent’e hareket edildi. Senirkent yüksek bir dağın eteklerinde kurulu. İlçe merkezinde bir çay ocağında konuştuğumuz Senirkentliler onbeş yıl önce ilçelerinin sel felaketine uğrayışlarının hüznünü yaşıyorlardı. “Yağmur yağmadı, gökyüzünden üzerimize sular boşaldı” dediler. Senirkent’ten sonra Kundanlı ovasını gezdik. Prof. Dr. Osman Turan, Miryokefalon savaşının burada olduğunu söylemişti. Ramazan Topraklı, Prof. Dr. Çay’ın bir tesbitine atıfta bulunarak “savaşın burada olmasına imkan yok, burası tepelerde ve yamaçlarda mevzilenecek Türk okçularının ok menzili dışındadır” dedi.

Gezdiğimiz yerler, cennetten birer köşe. Kundanlı gezisinden sonra Miryokefalon Kalesinin içinde bulunduğu meşhur geçidin başı olan Kayaağzı Mahallesindeki subaşında kavun karpuz molası verildi.


Eğirdir’e doğru yola çıkıldı. Zeki Tarhan arkadaşımız otobüste Eğirdir içinden geçerken bilgi vermeye başladı. Zeki Tahran müthiş bir anlatım yeteneğine sahip. Ankara’dan gelinmiş olmasına rağmen Mavigöl otelinde gece 23.30 kadar süren sempozyum yapıldı. Sabah saat 06.00’da Gelendost tarafına doğru yola çıkıldı.

Gezinin ikinci Günü Mübarizüddin Ertokuş Kervansarayında incelemede bulunuldu. Bu kervansaray bir ilçe merkezinde olsa bayağı ilgi ve turist çeker. Ancak elma bahçeleri ile kaplı bir alanda kurulu restoresi bitmiş bakımlı ve temiz bir tarihi mekan olmuş.

Gelendost’un içinden geçerek Afşar köyüne; oradan da iki gözlü Selçuklu köprüsünü görmeye gidiyoruz. Köprü, eski ipek yolu üzerinde ve Afşar’ın 700 metre Eğirdir tarafındadır. Karayolları tarafından yeni onarılmış köprüyü görüp resimler çekiyoruz. Daha sonra Afşar merkezinde bulunan Alâeddin Camisi’nin yanından geçip doğruca Miryokefalon Savaşı’nın cereyan ettiği Yenice Sivrisi’nin doğu eteğinde kurulmuş olan Yenice’ye ulaştığımızda köy meydanı bayram yerine çevrilmişti. Mehteran takımı bizi karşıladı. Köy meydanında misafirlere kahvaltı ikram edildi. Daha sonra Miryokefalon savaş alanında inceleme yapıldı. Miryakefalon Savaşı’nın yeri ile ilgili tarihçilerin bir ittifakı yoktu. Prof Dr Osman Turan Yalvaç-Kumdanlı, Prof Dr Kemal Turan Çivril ve Prof Dr Haluk Çay da Karamık Beli Vadisinde olduğuna işaret etti. Ancak Ramazan Topraklı’nın tesbitine göre Miryakefalon Savaşı Tzybritze geçidine giren Bizans ordusu Sivrisemani tepesine bakan vadide bozguna uğratılmıştı.

Ramazan Topraklı savaşın yapıldığı bölgenin çocuğudur. Kendi ifadesiyle “her İTÜ mezunu bir inşaat mühendisi kadar haritadan anlayan” tarihe meraklı bir yüksek mühendistir. Uzun yıllar bu bölgede Karayollarında çalıştığı için bu yönüyle tarihçilere göre önemli bir avantaja sahiptir. Ayrıca uzun yıllar aktif olarak siyasetle uğraşmış, bu gün için iktidar olmuş bir büyük partinin hamurunun yoğrulduğu üretken bir partide Isparta’nın il başkanlığını yaptığından; yörede gezmedik köy bırakmamıştır. Geçmişindeki bu siyasi avantajını şahsi ikbale çevirmemiş ve memleket sevgisi, doğup büyüdüğü toprakların geçmişine olan merakı, tarih kitaplarında anlatılanların gerçek olup olmadığını kritik edip durmuştur. Bunu yaparken hep hasbi davranmıştır. Çalışmasını doğup büyüdüğü topraklara karşı bir vefa borcu olarak görmüş, bu borcu ödemek için de bitmez tükenmez bir enerji ile çalıştığına altı yıllık bir tanışıklığımda bizatihi şahit olmuşumdur. Bir tepenin, köyün, ovanın ismi ile ilgili değişik dillerdeki lügatlerde manayı bulmak için günlerce nasıl büyük bir gayretle çırpındığını gördüm. Sadece bu konuda değil bir “ine” kelimesinin” manası üzerinde aylarca kafa yordu.

İnsan azmini kıran, maç izleyen seyirciler gibi sürekli tenkit edenlerin ”savaşın şurada veya burada olmasının ne önemi var gibi” sözlere asla itibar etmemiştir. Çalışması ile hayatına anlam, gelecek nesillere, ilçesine önemli bir katkı sağlamıştır. Şahit olduğum hatırladıkça da üzüntümü artıran Onun bir çalışması da şuydu: O miryakefalon savaşı ile ilgili sürekli araştırıyor bu konudaki tarihçiler ile görüşüyordu. Yukarıda anlattığım şimdiye kadar hiçbir tarihçiye nasip olmamış karayollarında çalışan bir mühendis olması ve siyasetle uğraşması dolayısıyla savaşın geçtiği yerin her tarafını avucunun içi gibi bilmesine rağmen,Miryakefalon zaferi ile ilgili danışmak için 2009’da Türk Tarih Kurumuna gittik.Kurumun o zamanki başkanı Ramazan Topraklı’nın elindeki makaleye bakarak “Hani nerede kaynak?” diyerek makaleyi hiç okumadan “Bunu Götürün Isparta Vakfının derisinde yayınlayın” dedi. Halbuki Ramazan Topraklı’nın çalışması kendine özgü bir çalışmaydı. Şuradan buradan alıntı yaparak yazılmış bir tarihi metin değil, özellikle Yenice Köyü Köprüsü ile ilgili malumatı ile ilk kez orijinal bilgiler ihtiva eden bir eserdi.Mustafa Kemal tarafından tarihi, özellikle Türk tarihini araştırmak için kurulan ilk adı “Türk Tarih Tetyik Cemiyeti olan bir kurumun başkanının bu ilgisizliği beni bayağı şaşırtmıştı.

Son birkaç yıldır liselerde tarih dersi tek kitaptan okutuluyor. Eskiden her öğretmenin tercihi ile değişik kaynaklarda okutulan tarih kitaplarında Miryakefalon zaferinin yeri değişik yer bilgileri vardı. Bir yazılı sınavında elimdeki kitaptan farklı cevap veren bir öğrencimden not kırınca değişik bir lise tarih kitabı ile yanıma gelerek kırdığım notu iade ettiğimi iyi hatırlıyorum.

İlkçağlardan gelen Tarihi yolun izini takip etmesi, kaybolan bu yolu araması, diğer tarihçilerin iddialarının ulaşım açısında mümkün olmadığını görmesi, bölgedeki eski yer adlarını bilmesi, bu adların anlamları üzerinde fikir yürütmesi, Hoyran ve Eğirdir Göllerinin önce iki ayrı parça olduğunu iki gölün birbirine karışan sularının üzerinde Yenice Köyü köprüsü bulunduğunu bu köprünün 16.yüzyılın başında bir depremle su altında kaldığını, depremin Hoyran ve Eğirdir göllerini birleştirdiğini tespit edince savaşın yeri ile ilgili çalışmada çok önemli bir olayı belgelendirmiş oldu. Ramazan Topraklı, Bu coğrafi değişimden haberi olmayan savaşın Kundanlı’da olduğunu söyleyenlerin bahsi geçen coğrafi değişimlerden haberi olmadığını, Kundanlı Ovasına giden yolun Yenice Köyü Köprüsünün sular altında kalmasından sonra kullanıldığını tesbit etti.

Savaş alanında yapılan geziden sonra tekrar Gelendost’a dönüldü. Isparta Mehteran Takımı büyük bir gösteri tertip etti. Henüz yedi yaşında kösü çalan bir çocuğun yeteneği izleyenleri hayrette ve hayranlıkta bıraktı. Daha sonra Yalvaç Halkoyunları enfes bir foklör gösterisi tertip etti. Mehteran ve Foklör milletimizin kimliğini kültürel zenginliğini ortaya koyan Milletimize aidiyet duygusu kazandıran önemli zenginliklerimizdir.
Gelendost Meydanında yapılan gösterilerden sonra konuşmalara geçild.Miryakefalon Zaferinde Zafer konuşmaları yapıldı.Bu konuşmalardan birini Prof Dr Haluk Çay yaptı.Anadolu'nun tapusunu alan, Bizans'ın saldırı gücünü kıran bu savaşın çağdaşı olan İslam Tarihçilerinin dikkatin çekmemesine işaret eden bir Arap Tarihçi, Bizans'ın saldırı gücü kırılarak İslam dünyası üzerindeki baskısını son erdiren bir zafer olduğuna dair düştüğü kayda Prof Dr Haluk Çay işaret ederek; bu zafere sahip çıkan Gelendostluları kutladı.Prof Çay “Miryakefalon Savaşı, Bizans’ın saldırı gücünü kırdığı için on bir yıl sonra Kudüs’ü feth eden Selahaddin’i Eyyubi’nin işini kolaylaştırmıştır.” Dedi.

Şenliklerden sonra tarihi yerlerde geziler yapıldıktan sonra Yalvaç’a geçildi. Yalvaç bir ilçeden ziyade bir il havasında. Bakımlı, zengin tarihi yerlere sahip.

Ramazan Abi'nin son yıllarda elma üretimiyle gündeme gelen ilçesi Gelendost'a; elma hasadının yapıldığı günlere rast gelen, Kızıl Elmaya ulaşma ideali yönünde önemli bir zafer olan şanlı Miryokefelon’un gerçekleşme alanı ile ilgili yaptığı çalışma Aziz Milletimizin tarihine önemli bir katkı olmuştur.
Bilâl Sürgeç-28.09.2011/Gölbaşı-Ankara
  
  

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 07-10-2011 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66502618 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net