24-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
TÖRE CİNAYETLERİ-ZÜLFÜ LİVANELİ-İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 22
KötüÇok iyi 
Yazar Raci Durcan   
28-03-2006
Raci Durcan
                   

  Başlığa bakınca birbirinden alakasız şeylerin bir araya gelişi gibi görünüyor değil mi?.

  Zaten ilk başta ben de alaka kurmakta zorlandığımı kabul etmeliyim. Ta ki değerli bir avukat arkadaşımız, Necla hanım Türkiye’deki tüm kadın derneklerinin isim, kuruluş amacı ve irtibat adreslerinin toplandığı bir kitabı gösterene kadar. Buraya kadar yine normal görünebilir ancak, kitap Türkiye’deki İngiliz Büyükelçiliği tarafından hazırlanmış ve yay-sat tarafından dağıtıma verilerek ülkenin en ücra köşelerine ulaşması hedeflenmiş.

Ne var bunda? Zaten batılılar kadın sorunlarıyla yakından ilgili değiller mi? diye düşünülebilir. Batı, özellikle İngilizler sadece kadın sorunlarıyla da ilgili değiller tabii. Onlar bir süper güç olarak dünyadaki tüm sorunlarla ilgililer. Ancak ilgilendikleri her sorun yumağı, onlar ilgilendikten  sonra daha da karmaşık hale geliyor nedense.. Bunu beceriksizlikle mi izah etmek gerekir bilmiyorum.
  Bir süre önce tecavüze uğradığı için ağabeyleri tarafından öldürülen Güldünya adlı kadın Türk basınını, bu arada yazar Livaneli’yi yine ayağa kaldırdı. Livaneli, töre cinayeti işleyen bir halkın mensubu olmaktan bir defa daha utanç, belki de tiksinti duyarak bunu gazetesinin köşesinde deklare etti. Necip Türk basını ve bu arada Zülfü Bey’in, niçin en çok töre cinayetlerinde kan başına sıçrıyor acaba? Niçin yılda üç-beş kurbanı olan bir olay için, kendi halkından bu kadar utanç duyuyor?

   Adam öldürmeyi savunmak imkansız. Her gün dünyada bir çok sebepten insanlar öldürülüyor. Trafikte, iş kazalarında, savaşlarda, hastalıktan v.s binlerce insan ölüyor, öldürülüyor. Bütün bu ölümlere aynı tepki vermemiz, aynı duyarlıkla karşı çıkmamız mümkün görünmüyor. Hepsini birden aynı anda çözmeye çalışmak ta mantıklı değil. Bir önem sırası olmalı elbette. Bu önem sırası, normal olarak insanlığa verdiği tahribatın büyüklüğü ile orantılı olmalı diye işliyor benim mantığım. Mesela Zülfü Bey'in yazısından bir gün sonra Irak’ta ve Pakistan’da meydana gelen patlamalarda yüzlerce insan ölüp, binlercesi yaralandı. Sorumlular tespit edilemedi ancak, olayın arkasında işgal güçlerinin olduğu ispatlanamasa da böyle büyük çapta bir olaya en azından onların göz yummuş olabilecekleri açıktı. Ben hemen Zülfü Beyin köşesine koştum. Bakalım töre cinayetleri işleniyor diye halkından tiksinen insan, bir anda yüzlerce masum insanın  ölüm fermanını imzalayan medeniyet anlayışından da tiksinecek mi diye. Beklediğim gibi bahis konusu bile yapmamıştı bunu. Gazetesinin diğer köşeleri de olayı ancak bir haber değeri çerçevesinde ele alıp inceliyordu. Töre cinayetlerine gösterilen tepkinin eserini bile göremiyordunuz.

      Bütün bunlarla siz karşılaşsanız, ne oluyor acaba diye düşünmez misiniz? Ne var bu töre cinayetlerinde Zülfü’nün ve onun gazetesinin beynine kan sıçratan?

      Ben de düşündüm ve bulmacanın parçalarını bir araya getirerek, uzun bir uğraşıdan sonra bulabildim..

     21, Yüzyılın batı için en önemli sorunlarından bir tanesi göçler meselesidir. Aslında bu mesele, bütün kadim medeniyetlerin de problemiydi. Ne zaman bir coğrafyada hakim bir kültür ve medeniyet oluşsa, bir mıknatıs gibi diğer coğrafyadan insanları oraya çeker. Eski Roma’da  bu böyleydi, Osmanlıda da. Göçler aslında bu medeniyetlere zarar veren unsurlar değildir. Diğer coğrafyaların kaliteli iş gücünü, müteşebbislerini ve yetişmiş beyinlerini çekebildikleri, gelenleri kendi içlerinde asilime edip kaynaştırabildikleri sürece hakim medeniyete güç te verirler. Zaten batı, göçleri tamamen ortadan kaldırmayı hedeflemiyor. Sadece sınırlandırmayı amaçlıyor. Bu sınırlama yapılmazsa, bir süre sonra hakim medeniyetinin dayandığı halk kitlesinin değişime uğrayacağını biliyor. Asıl unsur devre dışı kalıp, yerine ırken yabancı başka bir unsur yerleşecektir. İslam  medeniyetleri bunu önemsemediğinden bu türden sorunları hiç olmamış. Yüz yıllar süren Osmanlı imparatorluğunda hiç kimse bir diğerinin kökenini merak edip sorgulamamış. Toplum hukuken Müslümanlar ve gayri Müslimler olarak ikiye ayrılıp, her iki tarafın hakları adaletle gözetilmiş. Ancak batı medeniyeti ırkçı bir medeniyettir. Bütün insancıl söylemlerine rağmen gerek bilinçaltında, gerekse zahirde ırkçı politikalar izlemektedirler. Bundan dolayı da göçler sorununu çok önemsemekte, bugünkü zirve halinin devamının bu sorunun çözümünde yattığını düşünmektedir.

     Günümüz batı toplumunda kadın anne olmayı reddetmektedir. Evde köpek besleyip, kedi ve köpeğine gösterdiği şevkati kendi kocasından ve çocuklarından esirgemektedir. Bu sorun, batı için büyük handikap teşkil ediyor. Şimdiki kültür atmosferinde, kadının normalleşip asli hüviyetine döneceği, doğurganlaşıp nüfusun tekrar artabileceği öngörülmemektedir. Bu yönde çabalar vardır ancak sonuç vermemektedir.  Kendi nüfusunun yaşlanması ve azalması, buralara çalışabilecek başka nüfusun gelmesi anlamını taşımaktadır. Bunlar kim olacaktır? Tabii ki öncelikle bu coğrafyaya yakın olan Türkiye, Ortadoğu gibi İslam dininin mensupları. Nüfus artışındaki bu günkü oranlar devam ederse, 2050 yılında Avrupa’da çalışacak genç nüfus kalmayacak, buna karşılık bu medeniyetin en yakın temas noktasındaki Türkler 100 milyonu geçkin ve dinamik insan unsuruyla bu medeniyetin belki de geleceği olacaklardır. İşte batıyı dehşete düşüren de budur. Bütün dünyanın zenginliklerini kendi kıtalarına toplayıp, bir kuşak sonrada bunları Müslümanlara terk etmek zorunda kalabilecekleri düşüncesi onları deli etmektedir.

  Töre cinayetleri denilen şeyler aslında namus cinayetidir. Bunu töre cinayeti diye adlandırmak, konuyu saptırmayı amaçlıyor. Ne yani doğuda adam öldürmek mi töredir? Yoksa bir namus vakasından sonra suçluyu infaz etmek mi? Elbetteki ikincisi. Ancak namus cinayeti denildiğinde, halkın olaya bu kadar keskin tepki duymayacağı düşünülmüş, bunun için töre cinayeti adı uygun görülmüş. Bu söz bilinçsizce kullanılıp duyulduğunda sanki masum insanların, sadece törede öyle kabul edildiği için, sebepsiz öldürülormuş gibi anlaşılmaktadır.

    Kendi kadınını doğurganlaştıramayan, ona gelecek kuşakları yetiştiren anne konumu veremeyen batı, doğurgan; anne olmayı kabul eden, üstelik bunu en şerefli iş olarak kabul eden, çocukları için her fedakarlığa katlanan bir kültürün mirasçılarına yönelip onları değiştirmeyi kuruyor. Kendi kültürünü onlara verirse, onların da anne olmayı reddedip kedi- köpek yetiştirmeye yöneleceklerini hesaplıyor. Çünkü sadece bu halde durum eşitlenecek, kabus belki kendileri açısından sona erecektir. Bunun için öncelikle batılı yaşam tarzı benimsenmelidir. Nedir batılı yaşam tarzı kadın için? Önce çalışmak, iş bulup ekonomik özgürlük kazanmak, daha sonra da anne olmadan vücudunun ihtiyaçlarını serbestçe karşılayabilmek. Bunun önündeki en büyük engel törelerdir. Bu tarz bir yaşamı töreler, örf ve adet kabullenmez. Töreler, kadını bir anne, bir dost, evin sultanı, cennetin ayaklarının altına verildiği yüce bir değer olarak kabullenir. Bu ise batı tarzının önüne en büyük set teşkil eder.

   Bu nedenle bizim basın, töre cinayetlerini çok önemser. Her şeyi affeder, töre cinayeti işleyeni affetmez. Olaya sebep olan, masum bir insanı kirleten saldırganı neredeyse görmeden geçerken, neticede bir saldırıya muhatap olup, çözümsüzlük içinde kader kurbanı olmuş insanlara yüklenir (neticede onlar da olayın mağdurudur. İsteyerek bu olaya bulaşmamışlardır. Kim durduk yerde kendi kanından bir insanın canına kıyıp yıllarca dam altında çürümeyi tercih eder?). Yeryüzünün en aşağılık işini onlar yapmış gibi diş bileyip, kin kusar. Bu olaya sebep olan saldırganın beslendiği kültür hiç söz konusu edilmez. Gazetelerinde töre cinayetlerine kan kusarken, hemen bitişiğinde sergiledikleri çıplak kadın vücutlarıyla yeni saldırganlıkları beslediklerini görmezden gelirler.

  Beklide ben çok komplocu düşünüyorumdur. Belki de İngilizler gerçekten insanlık dostu olarak buradaki kadınların sorunlarıyla ilgileniyorlardır. Zülfü de, sırf cinayet işlenmesine çok bozuluyordur. O zaman niçin baş örtülü kadınların sorunlarıyla da ilgilenmiyorlar diye sormayınız. Öyle ya onlar batının düşündüğü yaşam tarzına yönelmiyorlar mı? Okul okuyup, meslek kazanmak ve çalışmak.. Ancak onlar, bütün bunları yaparken, iffetlerini  bırakmayıp, yanlarında taşıyorlar. Hala anne olmayı evde kedi-köpek beslemeye tercih ediyorlar.

   Ne dersiniz? Sizce duyarlı İngilizler başörtüsü mağdurları için de, gerekli hukuksal  mekanizmaları kavrasınlar ve ilgili yerlere baş vurup haklarını arasınlar diye de bir kılavuz kitapçık yayınlarlar mı? Yada Zülfü, gencecik kızların okuma hakkını elinden alıyorlar diye de içinde bulunduğu toplumun mensubu olmaktan bir kez bile utandığını deklare eder mi?

Nida Dergisinden Alıntıdır

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 29-03-2006 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
60244139 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net