24-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Bırakın Okullar Hep Kapalı Kalsın
Bırakın Okullar Hep Kapalı Kalsın PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar Raci Durcan   
18-09-2011
Bırakın Okullar Hep Kapalı Kalsın

                                                             Raci Durcan-Mak. Müh.

    Milli Eğitimde yeni öğrenim dönemi başlıyor. Çok şükür! Bu süreci tamamladığım için okullar açılıyor diye mideme kramp girmiyor. Fakat halen öğrenci olan dört çocuğum ve ülkemdeki milyonlarca öğrenci ve onların aileleri adına üzülüyorum.

   Çevredeki ailelerden biliyorum; okullara büyük bir ümitle bağlanıyorlar. Kendi yapamadıkları şeyleri çocuklarının gerçekleştirmesini istiyorlar. Bunun için de çocuklarının en gözde okulları kazanarak yüksek notlarla bitirmesini arzuluyorlar. Bunlar yapıldığı takdirde istenilen sonucun alınıp alınmadığına kimse bakmıyor.

     Ben gazeteci olsaydım büyük umutlarla okul birincisi olmuş öğrencilerin daha sonra başına neler geldiği konusunda bir dizi araştırma yapardım. İç açıcı bir sonucun ortaya çıkmayacağına eminim. Okulları birinci olarak bitirmedim ancak; okulda kazandığım başarılarla orantılı olarak hayatımı sürdüremedim. Aksine, derslerimdeki başarıdan gereksiz yere umutlanarak hayatın bana öğretmek istediklerine karşı yeterince duyarlı ve ilgili olmadım. Bana göre çok uzun süren bir dönem sonrası okulların bir şey öğretmediğini ve asla öğretemeyeceğini anlamış oldum. Okul,  insanlara sadece okul yoluyla bir şey öğrenemeyeceklerini öğretebilir.

     Gerek öğrenci, gerekse öğrenci velisi olduğum 40 yıllık süre zarfında öğretmenlerin okuldaki ilgisizlikten şikâyetleri en çok duyduğum şey olmuştur. Çocuğun ilgi duymadığı bir şeyi öğrenmesi mümkün değildir. Çocukları tek motive eden şey; iyi bir okulla iyi bir geleceğin elde edildiği düşüncesidir. Son zamanlardaki işsizlik oranlarıyla bu konuda da şüpheli hale gelmiştir. İlgi duymadıkları onca şeyi onlara öğretmeye çabalamak işkence değilse nedir?.

     Derslerin çoğu ezbere; yani bilginin hatırlanmasına dayalıdır. Okul süreci boyunca şunu hep düşünmüşümdür; eğer bu soru bana normal hayatta gelseydi ne yapardım? Bir ansiklopedi ya da herhangi bir kitaptan bulabileceğim bir bilgi bana soruluyor ve onun karşılığında geleceğim şekilleniyor. İmtihanlar defter- kitap kapalı yapılıyor. İyi de gerçek hayatta hiçbir zaman başınıza gelmeyecek bir şeydir bu! Bir terslik olduğunu anlıyordum ancak soracak medeni cesareti bulamamıştım. Üstelik alternatif olarak ne yapılması gerektiğini bilmiyordum.

    Başkalarında da olmuş mudur bilmiyorum, ancak okuldan mezun olduğumda dünyaya ve hayata ilişkin hiçbir şey kafamda yerli yerinde değildi. Kurulu önermelerin birbiriyle çelişiyor olması zihnimi rahatsız ediyordu. Birbiriyle; kendi içinde tutarsız bilgiler yığınından kurtulmak için can havliyle kitaplara sarılmıştım. Oradan da istediğimi almış sayılmam. Ne zaman ki bilgiyi kendim elde etmeye başladım o zaman işler yoluna girdi. Milli Eğitimin öğrencilere verdiği tek şey üretilmiş; önceden malum olmuş bir bilgiyi aktarmaktır. Mesela ortaçağda dünyanın döndüğünü; yeryüzünün düz olduğunu zanneden birinden çok fazla şey biliyordum. Yine bir ortaçağ kralından çok daha lüks yaşıyor sayılırdım. Onun Hindistan’a gitmesi için büyük bir orduyla 6 ay seyahat etmesi gerekirken ben bir uçak biletiyle ve tek başıma yapabilirdim aynı şeyi. Buna rağmen Ortaçağ kralı benden lüks yaşamış; ortaçağ filozofu benden bilgili sayılıyordu. Herkesin bildiği şeyleri bilmenin bir fark yaratmayacağını henüz öğrenmemiştim. Herkesin bildiğini bilen herkes gibi olur. Hayat ise farklılaşmayı, uzmanlaşmayı gerektirir. Okullar herkesin bildiğini öğretir size. Ve sonuçta herkes gibi olur çıkarsınız. Farkınız okuldan sonraki yaşamda oluşur. Yani çalışırken yapabilirsiniz bunu. Tabii yeterince zaman kalmışsa!

    Atatürk’ün hangi yılda doğduğunu- öldüğünü bilmek size bir şey katmaz. Bilmemek de kaybettirmez. Gerektiği zaman bir kitabı açar öğrenirsiniz. Ama fırıncıysanız ve ekmek yapmasını bilmiyorsanız aç kalırsınız! Bir aile babasıysanız ve eşinize nasıl davranacağınızı bilmezseniz onu kaybederseniz! Çocuklara nasıl baba-anne olunacağını bilmezseniz sokağa kaptırırsınız. Toplumla iletişim kurma becerisi kazanmazsanız yalnızlaşırsınız. Listeyi uzatmak mümkün ve tabii ki okullarda bunların hiç biri öğretilmez. Herkesin bildiği düşünüldüğünden mi yoksa öğrenilmesi gereksiz görüldüğünden mi?

    Milli Eğitim Bakanlığının, işlemediği anlaşılan bir sistemi değiştirme çabaları basına yansımaktadır. Eğer gerçekten bunu istiyorlarsa okul sürecini azaltmanın yolunu aramalıdırlar. Benim kanaatim 3 yıllık bir ilkokul süreci; temel okuma becerileri ile bazı sportif faaliyetlerin başlangıcı olmalıdır. İlk 3 yıl boyunca okuma- yazma, spor ve oyundan başka bir şeyle meşgul edilmemelidir çocuklar. Daha sonraki 3-4 yıl boyunca da meslek eğitimi verilip hemen bir işte çalışmaları sağlanmalıdır. Okulların amacı hayata ilişkin temel becerileri kazandırmak olmalıdır. Şimdiki gibi herkesin bildiği ve bir fark yaratmayan şeyleri ezberletmek değil! İnsana sadece hayatın öğretebileceği gerçeğini beyinlere kazımak gerekiyor. Gençleri hayatlarının en gelişken çağında eve, gereksiz bilgileri ezberlemek için hapsetmek yazıktır, günahtır! Hiçbir insan bu vebali taşımamalıdır. Evlenme çağındaki yetişkin insanlara çocuk muamelesi yaparak geçim yönünden ailelerin insafına terk etmek; kendi başına yaşayamaz halde ve atıl halde tutmak büyük bir zulümdür. Tarih boyunca buna eş değer kitlesel bir zulmün yapıldığı hiç sanmıyorum. Üstelik öğretilen bilgilerin çoğu yanlış ve eksiktir.

    Sokakta yakaladığınız herhangi birine ‘Coca-Cola’nın formülünü mü yoksa en yüksek düzeyde akademik kariyer elde etmeyi mi tercih edersiniz’ diye sorsanız aklı başında hiç kimse ikincisini istemeyecektir. Bütün akademisyenler bir araya gelse, bir coca-cola förmülü kadar değer üretemez anlamındadır bu! Hangi akademisyen para eder bir fikri kendi değerlendirmeden başkasına öğretir? Gümüşten altın elde etmeyi öğrenen bir prof  bunu hemen öğrencilerine mi öğretir? Öğretim elemanları ancak herkesin bildiği şeyleri bilir ve bilgilerinin değeri aldıkları maaşlardan bellidir.

    Hükümet eğitim alanında yeni bir şey yapmak istiyorsa, öğrenim sürecini en alt düzeye çekmeli, okullarda sadece meslek eğitimi vermelidir. Bilgisi gerçek hayatta para etmeyen insanların anlattığı yarasız şeylerle gençlerimizin beynini uyuşturmamalıdır. Evlenecek ve hayata atılacak yaşa gelmiş büyük insanlara çocuk muamelesi yapmaktan vazgeçerek onları bir an önce kendi ayakları üzerinde durur hale getirmelidir. Devlette işe girerken eğitim derecesi aranmamalıdır. Bu sistem Hz. İsa dirilip gelse akademik derecesi yok iş vermez, yoksulluğa terk eder.

     Ergenlerin ele avuca sığmadığı, hayallerini sınırlandırmanın mümkün olmadığını her anne- baba tecrübe etmiştir. Ergen tek başına bütün dünyaya kafa tutabilir. Dünyayı kendine uydurabileceğini düşünür. Milli Eğitimin 10–15 yıllık sürecinden sonra bunların hiçbiri kalmaz. Milli eğitimler, ele avuca sığmayacak hayalleri ve bu hayalleri kurabilecek gençliği tımar içindir.

     Bırakın okullar hep kapalı kalsın! Bildikleriniz sizin olsun! İnsanlık kendine gerekli bilgiyi en sağlam yerden temin edecektir; Hz. İbrahim nasıl yaptıysa. Bu sistem, insanın bilgi kaynağıyla irtibatını engellemek için elinden geleni ardına koymamaktadır.

Yorum
Kanımca...
Yazar kubha açık 2011-09-18 01:20:01
Ak Parti bu dönemde de eğitimde arpa boyu mesafe kaydedemez ise işi zor...
Bir de Steeve Jobs'u dinleyin...
Yazar Admin açık 2011-09-30 06:42:00
Hayli İlginç: 
 
http://www.youtube.com/watch?v=9Gj-pwYQFKI&feature=youtube_gdata_player&noredirect=1

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 26-09-2011 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
60242764 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net