25-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
KRALLAR VE SIRADAN İNSANLAR PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 11
KötüÇok iyi 
Yazar Raci Durcan   
21-03-2006
      Bir müteşebbis olarak  iş yapmaya koyulduğunuzda imkansızlıkların çaresizliği içerisinde kıvrandığınız oldu mu? Adeta tuttuğunuz her dalın kuruduğunu hissettiniz mi? Bir iş kurarken gerekli olan şeylerden bir tanesini bile (mesela nitelikli iş gücü ya da finansman gibi) yerine getirmede karşılaştığınız zorluklarla afalladınız mı? Eğer değilse siz de, insanların liderlere niçin bu kadar bağlandıklarını, onların etrafında pervane gibi döndüklerini ve onlara taparcasına bağlanmalarını anlayamazsınız.  
   Memurluktan gelme, ömrü hayatında bir iş kurma ve geliştirme endişesi taşımamış günümüz insanı oturduğu yerden lidere ve krala bağlılığı ayıp sayıyor, küçümsüyor. Krallarını yücelttikleri ve ona minnet hisleriyle bağlandıkları için aşağı ve geri görüyor. Bunu insanların dini endişelerle yaptığını sanıyor. Hatta liderlerini tanrılaştırdıklarını düşünüyor. Yani bu insanlar o kadar aptaldır ki; ölümlü  olduğunu gördükleri, insani zaaflarıyla hayatını süren liderlerine uluhiyet iddia edeceklerdir. Kendini insanlık tarihi içinde en ileri nesil olarak kabul eden yüzyılımızın insanı bunu böyle anlarken yanıldığını fark etmiyor. İnsan düşüncesinin zirvesinde olduğuna inanmanın güvenciyle falso veriyor..  

Düşünün ki Hz. Musa olmasaydı Yahudiler ne yapardı? Davud A.S olmasaydı İsrailoğulları o dillere destan krallıklarını kurabilir ve ebedileşebilir miydi? Selahaddin olmasaydı haçlılar engellenebilir miydi? Eyyubi devletini kaç kişi duyardı? Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ancak bu iddianın hemen karşına geçecek olanlar diyecektir ki bu insanlar yaptıkları işleri tek başına mı yapmışlardır? Evet halkla yapmışlardır. Ancak Hz. Davud dan sonra bu halk yer yarılıp içine mi girmiştir de bu muhteşem krallık ortadan kalkmıştır? Avrupa’yı titreten Atilla’dan sonra Türkler; ayrı, başka bir millete mi dönüşmüşlerdir?
          Tabii ki değil.. Krallar ya da daha gerçekçi deyimle liderler özel insanlardır. Onlar başkalarından farklı insanlardır. Zaten bu nitelikleriyle liderdirler. Toplumlarsa onlardaki bu farklılığı hisseder, bunu adeta adeta solurlar. Bilirler ki onların elinde sanki sihirli bir değnek vardır. Onlar kurak ve kıraç toprakları yeşillendirirler. Virane yerleri imar ederler. Elverişsiz yerleri yüksek uygarlıkların yaşandığı bir coğrafya olarak tarihe mal ederler.

  Kuran da eleştirilen, liderlere ve krallara bağlılık Firavunsu tavrın kınanışıdır. O Firavun ki elindeki güç ve kudretin Allah’tan değil, bizatihi kendisinden geldiğini iddia etmiştir. Kendine bu gücü veren Allah’ın işaretlerini reddetmiştir. Güç ve kudret sahibi yapan Allah’ın bu gücü ne şekilde kullanması gerektiğine dair öğütlerini göz ardı etmiştir.Bizde ise yanlış bir yorumla Firavunun ilahlık iddia ettiği sanılır. Tarihi olayların bu şekilde yorumlama eğilimi, yukarıda da belirttiğimiz gibi günümüz insanın kendini ileri, geçmiş nesilleri ise, bir şeyden anlamaz ilkel varlıklar olarak görmelerinden kaynaklanır. Halbuki her makul insan bir kralla ulu kudretli Rabbini ayırt edebilir. Krallara bağlılığı biz onların ellerinde görülen büyük güce, yapabilme kabiliyetine bir saygı ve hayranlık ifadesi olarak anlamaktayız. Onlar ki milyonlarca insana adalet dağıtmaktadırlar(tabii ki adil bir kral içindir bu söylenen). Milyonlarca insan onlar vesile kılınarak iş ve aş bulabilmektedir. Yeryüzünde huzur ve emniyet içinde dolaşabilmektedirler. Nasıl ki yeni doğan bir çocuk çaresizdir, ana babanın himmetine muhtaçtır. Ebeveyni onu korur ve kollar. İşte sıradan insanlar yani teba yani halk bu yeni doğmuş çocuk gibi bir liderin bir kralın himmetine muhtaçtır. Ya da zalim krallar onu yerinden yurdundan eder, boğazından geçecek bir kuru lokmaya engel olur. Allah’ta himmet edeceği bir topluluğa bir kral, bir lider gönderir. Bozup ifsad edeceği topluma da yine öyle bir kral (lider) gönderir ki herkes şeytan çarpmış gibi olur; yoksullaşır, bitap düşer. Ne olduğunu bile anlayamaz. Bir iş yapmaya ve dünyayı imar etmeye niyetli topluluklar da Rablerinden bize bir önder gönder de düşmanımızla savaşalım diye dua ederler.


 Liderlerin elindeki adeta bu sihirli değneği hisseden halkların onlara yakınlaşmasını, kendi acizliğinin tersine ondan neredeyse imkansız gibi gözükenleri istemesini liderlere tapmak olarak anlamak bu sosyolojik vakıa ya uzak kalmak demektir. Aslında liderlik bir sosyal kavram olarak, halkta var olan gücün tek bir elde toplanışı, iş yapabilir hale dönüşmesidir. Uçağın motoru gibidirler. Nasıl ki motorsuz uçak dışarıdan bakıldığında mükemmel gözükür ama işlevsel olarak bir şey ifade etmezse, lidersiz bir halk topluluğu da bir kıymet ifade etmez. Biliyoruz ki 1gr madde eğer tamamen  dönüştürülebilse, ortaya korkunç büyüklükte bir enerji çıkar. Ancak böyle bir teknik henüz bulunamadı. İşte bunun gibi biz biliyoruz ki inanmış bir küçük topluluk bütün dünyaya hükümran olabilir(günümüz Yahudi toplumu gibi). Bunun formülü ise halkın istemesi ve istemini bir lider etrafında kenetlenerek fiiliyatta göstermesidir.  
 Günümüz oturuşmuş batı toplumlarında gevşek bir toplumsal tarz oluşmuştur. Orada insanlar monoton bir hayatın içerinde günlük kaygılarla koşuştururlar sağa sola. Demokrasi, bireyselleşme, toplumsal yapının gevşek tutulması gibi şeyler onlar için yaralı olabilir. Yapacak bir şeyi kalmayan, bir ideali olmayan bu tür toplumların bir lider etrafında toplanmamsı bir anlam ifade etmeyebilir. Zaten her şeyleri önlerinde hazırdır. Ama daha yapacak çok şeyleri olan bizim gibi doğu toplumlarının, lider kültüne bir batılı gözlemci gibi yaklaşmaları ne kadar anlamlıdır? Doğulular kendileri düşünce üretmek zorundadırlar. Batıdan ithal,batı toplumu gözlemlenerek ortaya atılmış, yeniden değerlendirilmemiş fikri üretimlerle hangi noktaya ulaşmayı hedefleyebiliriz?

   Halk kendini yüce ufuklara taşısın diye koşar liderlerinin ardından. Kralından mutlu ve adil bir toplumsal düzen ister. Bunun ışıltısını hissetti mi daha çok bağlanır ona. Günümüzün hazır bulmuş insanı ise düşünmeden küçümser krala bağlanmayı.Bir lider etrafında hedefe kilitlenmeyi. Sanki her şey bir zorlama sonucu oluşmuş gibi. Sanki bir müessese olarak krallara ve liderlere tarihte hiç ihtiyaç duyulmamış gibi..

   Sahte liderlere ve sahtekar hükümranlara bakarak niçin liderlere bağlılığı küçümseyelim?

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
60266615 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net