30-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow KİMSE CEHENNEME GİTMEK İSTEMEZ AMA &
KİMSE CEHENNEME GİTMEK İSTEMEZ AMA & PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 6
KötüÇok iyi 
Yazar Hurşit Peker   
22-06-2011
“İhsan Nurdoğan adlı iş adamını                                Kurtuluşa erecek olanlar ancak
parası için öldürenler, üzerinden                               “Allah’a boyun eğen ve doğruyu
çıkan CEVŞEN’i “günah olur” diye                              arayan kimselerdir.”72\14
çöpe atmazlar.”(Y.Şafak, 29.12.2009)
                            KİMSE CEHENNEME GİTMEK İSTEMEZ AMA …

                                                       BÖLÜM  I.                                           Hurşit PEKER
Öyle görülüyor ki, Müslüman olsun olmasın her ölümlünün inanç adına , din adına istisnasız tüm amacı, çabası cennete gitmek, cehennemden sakınmaktır. Dünya , insanlık için bir inanca sahip olma , onu canlı tutarak yaşatma , ahiret denen alemde hasılatını toplama yurdudur.

Din duygusu insanların sahip olduğu tüm duygulardan daha da önemlidir. Din ruhu besler. Ruhun beslenmesi bedenin beslenmesinden daha önemlidir. Aç kalmış bir ruh bedenleri taşıyamaz. Din 
için hayat feda edilir(Şehadet) ama hayat kurtarmak adına dinin feda edilmesi hoş görülmez. Din duygusunun zayıflaması zekanın zayıflaması kadar zararlıdır. Hayatta muvaffak olmak için akıl ve madde kadar maneviyatında zaruri olduğu görülmektedir.”(1)  

İnsan kendinden yüce bir güce sığınma istidadıyla yaratılmış. Fıtrat öyle yada böyle bir şeyler bulup ona sığınmaya müsait kılınmıştır.
Fıtratında tapınma , kul olma duygusu olan insan , bu eyleminde hakkı, doğruyu bulamazsa Allah’a değilde onun dışında kulluk yapacağı bir varlık bulur. İnsanlık tarihi bu tür sahnelerle doludur. Ancak ondaki en büyük kayıp ve şanssızlık sorumlu olduğu gerçek  dine gereği gibi inanmamaktır.

Madde dünyası nasıl yemeye , içmeye ihtiyaç duyarsa ruh dünyasının da tapınmaya, ibadet etmeye ve kendinden yüce gördüğü  bir varlığa bağlanma temayülü vardır. “İnsanlık tarihinde , insanoğlunun zaman zaman gerçek mabudu unutarak kendisine çeşit çeşit ilahlar edinmesi, fıtratındaki eğilimin tabii neticesidir.”(2)

“İnsan , din gerçeğini ilk atasından itibaren biliyor, son insana kadar da bu ikrarında devam edeceğe benziyor. İnsan, dünyaya göz açtığında din gerçeğini yanında buluyor, besmeleleri, ezanları, çan seslerini veya vaftizleri……(3) ABD’Lİ Mıchael Weisser “ Hepimiz aynı Allah’a ibadet ediyoruz . herkes farklı ibadet şekilleriyle aynı Allah’a karşı sorumlu. İmam Ali benim sinegogumda konuşmuştu. Ben de onun camisinde “(4) der.

İmam Ebu Mansur el-Maturidi de; “İnsanların mezheplere ve dinlere bağlanma hususunda farklı tutumlar sergilediklerini, din benimsemekte ayrılığa düştükleri halde herkesin kendisinin tuttuğu yolun hak, diğerinin batıl olduğu noktasında ittifak ettiğini görmekteyiz”(5) derken, İmam Gazali “Her talibin (isteyenin)maksadı birdir. (Yani Allah’ın rızasını kazanıp cennetine gitmek) Yalnız hataları varsa o da isteme yolundadır. Yoksa insan niçin kendi pederini, validesini yahut oğlunu ,kızını ateşe atar? Öyle tabii bir ibadet olmazsa kimse bunu kabul etmez. Asıl kulun aciz olduğu nokta burasıdır. Burasını düşündüğü zaman insan aklı her şeyi kabul etmekte mecbur kalıyor.en dinsiz adam bu noktada din namına bir şeye razı oluyor.(6)

“Kuşkusuz  inkarcı da olsa  her insanın yaptığı iyi şeyler de bulunmaktadır. Fakat bunların Allah katında değer taşıması ve ahirette kurtuluşa vesile olabilmesi için onları yapanların, Allah’ın rızasını gözeterek yapmış olmaları bunun içinde O’na iman etmeleri gerekmektedir.”(7)

“Cahiliye Arapları kurban kestikten sonra şeytan taşlama mahalline gelip orada atalarının anısını tazeler, onlara ilişkin öyküler anlatırlardı. Cahiliye insanı ibadeti değil ibadetin ruhunu kaybetmişti(8) İnsan öyle bir hayat yaşamalıdır ki , yaşamış olduğu hayat cehenneme değil cennete taşımalıdır.Ne var ki müşriklerin “ imanlarındaki kusurlarından dolayı  salatları mükemmel de olsa , Allah katında hiçbir değeri olmaz.(“9)

“Allah katındaki degerine bakılmadan yapılan bir amel kişiye ne kadar fayda sağlar ki. İnsan sadece “çok sevaptır, ya da çok sevapmış” diyerek hiç araştırıp öğrenmeden kendince cennete götürecek amelleri işler durur… gün gelir, sevap hanesinde olduğunu zannettiği bir çok amellerinin günahlar  hanesinde olduğunu görür….(10)

“İnanç mücerret olarak her zaman sahibine yararlı bir unsur değildir. Sahibini kötü yola götüren inanç da vardır. Bu nedenle asıl olan bir inanca sahip olmak değil, sahibine doğruyu emreden bir inanca sahip olmaktır. Onun için “ sizin kendi inancınız için ne dediğiniz değil, Allah’ın sizin inancınız için ne dediği önemlidir.”(11)Yoksa “ şirk koşanlar hiçbir  zaman bile bile cehenneme gitmek için şirk koşmazlar.(12)

“Eğer insanlar Allah (iman) hakkında doğru bir anlayışa sahip olmazlarsa O’na hakkıyla ve doğru bir şekilde ibadet edemezler ve sonuçta özlemini çektiği öteki dünyada hüsrana uğrarlar”(13)

 “Allah’a şu veya bu şekilde ortak koşan o insanlar ne geri zekalı veya aptaldı, ne de kasten ortak koşarak bile bile kendilerini o ateşin içine atıyordu. Onlar inanç veya amel olarak Allah’a ortak koşarken bu şeylerin doğruluğuna içtenlikle inanıyor ve savunuyordu. Kasten Allah’a ortak koşarak bile bile cehenneme gitmek istediklerini söylemek mümkün değildir. Aklı başında ve muhakemesi yerinde olan hiçbir kimse insanın cehenneme gitmek için bile bile Allah’a ortak koşması veya bu tür sapmalarla kafirlik yapması düşünülemez. Bu yüzden “ cehennemin yolu iyi niyet taşlarıyla döşelidir” denir(14)

“Hz. Ömer (ra) Suriye ‘ye geldiğinde ona üzerinde siyahlık olan yaşlı bir rahip geldi. Hz. Ömer(ra) onu görünce ağladı. Dediler ki: “Ey müminlerin emiri! Niçin ağlıyorsun? O bir hıristiyandır” Bunun üzerine Ömer(ra)” Yüce Allah’ın “Durmadan çalışır ve yorulur , kızgın ateşe girer”(88/3) ayetini hatırladığım için ağladım” dedi(15)

Kur’an-ı Kerim’ de tasvir edilen bu tipler Elmalı’nın diliyle “vaktiyle çalışmamış amel etmemiş değiller. Çalışmışlar amel etmişler fakat Allah için hak için, doğru yolda iyi amellere çalışmamışlar. Batıl din, bozuk fikir ve inanç ile küfre saparak çalışmışlar,boşuna zahmet ve sıkıntı çekmişler. Şimdi onun cezasını çekiyorlar.(16)

İlaçlar hastalıklara göre değişir. Nice ilaçlar vardır ki bazı hastalıklara şifa , bazılarına da zara verir derler.

“İslamiyeti din olarak kabul etmeden belli bir ibadeti  yerine getirmek  isteyen kimsenin bu ameli elbette kabule şayan değildir. Her ibadet ancak İslam dinini benimsemekle kabule mazhar olur.”(17)

“ Herkes kendi hal ve mizacına göre hareket ederek uyarına giden yol tutmakla doğru yol tutmuş olmaz. Bir din veya mezhep her hangi ferdin veya kavmin mizaç ve hissiyatına uygun gelmekle doğru oluvermez. Hak din , Allah’ın kitap ve Resulu ile bildirdiğidir.”(18)

“ Su akar , kendi yolunu kendisi bulur” derler. Hayvan yavruları dünyaya gözünü açtığında anne memesini arar. İnsan ne su ne de diğer canlılar gibidir. Kendi başına yolunu/ yönünü bulamaz. Arzuladığımız  “onur makamına” götürecek olan kendi tavırlarımızdan oluşturduğumuz bir iman/amel değildir. Bizleri oraya ancak uymakla sorumlu olduğumuz mesaj ulaştıracaktır.

Yoksa Allah’ın insanları uyarsın diye göndermiş olduğu elçisine savaş açmak amacıyla, ordu hazırlayıp “Mekke’den çıkarken Kabe’ye yönelerek ve Hz. Muhammed (as)’ı da kastederek “ Ey bu beytin sahibi Rabbim! Hangimizin aramıza giripte akrabalık bağlarını kopardığını , bilmediğimiz bir dini getirip bizi birbirimize düşman ettiğini , ve bu savaşa sebep olduğunu sen biliyorsun; bize yardım et , onu da derhal helak et”(19) diyerek dualarıyla ve cehaletin verdiği cesaretle Ebu Cehil ve müşriklerin ileri gelenlerinin yaptıkları gibi cehalet/ bilgisizlik insanı kendi eliyle ateşe hazırlar.

Merhum ‘Bilge Terzi’ nin güzel tesbitiyle “Arzularla düşünceleri birbirinden ayıramayan kimseler, gördüğü her sarı madeni altın zannederler, aldanırlar, aldatırlar.” İnsanın bir ölçüsü bir miyarı olmalıdır. Miyarı vahiy, örneği nebi bulunmayan her düşünce –iman- neyin arzu olduğunu temyiz edemez. Ve varılması gereken huzur ve sukuna (imana) dolayısıyla cennete eremez.(20)

Cahiliye Arapları Kabe’ye / Beytullah’a karşı görünüşte o kadar hassas davranmışlardır ki, Kabe’nin şanına yakışmayacak her hareketten uzak durmuşlardır. “Kabe’yi tavaf etmek istediği zaman ya varsa hiç giyilmedik  yeni elbiselerini giyinir veya birinden ödünç alır ya da çırılçıplak tavaf ederlerdi. Zira inançlarına göre içerisinde Allah’a isyan edip günah işledikleri elbise ile Kabe’yi tavaf etmek doğru değildi. Çıplaklığın verdiği utanç duygusu sebebiyle erkekler gündüz kadınlar ise gece tavaf ederlerdi.”(21) Tabii ki niyetleri Allah’ın rızasını kazanıp cennete gitmekti… bu yaptıklarını Allah’a muhalif olsun , kötülük olsun  diye yaptıkları söylenemez.
“Esasen, içeriğe ilişkin bilinç farkını dikkate almazsanız , Müslümanların imanıyla  İslam münkirlerinin imanı arasında biçimsel bir fark ileri sürmeniz hayli zor olur. Mesela, ineği tanrı edinen Hindu’nun imanıyla Allah’tan başka tanrı kabullenmeyen Müslümanın imanı arasında , neticede bunların kesin kabullerini anlatması bakımından , “şirk” hariç, bir fark gösteremezsiniz. Ama bu iki tip insan arasında öyle bir fark var ki, bu fark birini onur makamına (cennete) götürürken diğerini üzücü bir konuma(cehenneme) sürüklüyor. İşte bu fark, müslümanın imanının rastgele bir saplantı olmayıp, doğruya, hakikate yönelik akli ve kalbi bir itminan hadisesi teşkil etmesidir.Heva ve hevesinden çok irdelemeli ve ilmi bir tercih ifade etmesidir. İnsanın doğasını (fıtratını) yansıtmasıdır. (22)

                                                                                                                        Devam edecek…..

                                                                                                                       HURŞİT PEKER

KAYNAKLAR

1-ALEXIS CARRER, DUA,Yağmur yay.,2. Baskı, syf 19-24, 1967 İst.
2-Prof. Dr.Talat KOÇYİĞİT, İSLAMİ DEVLETİN MAHİYETİ, syf 16
3-BAHATTİN BİLHAN, TEVHİD,1. Baskı, syf 19
4-Zaman Gazetesi,29.09.2010
5-BEKİR TOPALOĞLU,KİTABU’T TEVHİD TERCÜMESİ, TDV yay,syf 3,2005 Ankara
6-Abdulreşit İbrahim, İslam dünyası ve Japonya’da İslamiyet, cilt1, syf 348, Özal matb.,1987 İst.
7-Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir,Diyanet İşleri Başk.,cilt 4, syf 118
8-Mustafa İslamoğlu, Hayat Kitabı Kuran,Düşün yay.,cilt 1 syf 71, 2. Baskı, 2008 İst
9-Prof. Dr.Zeki Duman , Beyanu’l Hak, Fecr yay,2. Baskı,cilt 1 syf 147
10-Feyzullah Birişik, Ö. Duruş, 17-23 Aralık 2010
11-Mustafa İsalmoğlu, a.g.e cilt 1, syf 35
12-İbrahim Sarmış, Hz. Muhammed’i Doğru Anlamak,Düşün yay,3. Baskı,cilt 1,syf 144,2007 İst
13-W.Chıttıck,S. Murata, İslamın Vizyonu, İnsan yay, syf 345,2000 İst
14-İbrahim Sarmış,a.g.e syf 143
15-M. Ali Sabuni, Safvetü’t Tefasir, Ensar neşr.,cilt 7,syf 297,1995 İst
16-M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili, Feza gazetecilik A.Ş., CİLT 9, syf 167
17-Bekir Topaloğlu, a.g.e syf 447
18-M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili,Eser neşr,cilt 5, syf 3196,1979 İst
19-Prof. Dr.Z. Duman, a.g.e cilt 3, syf 153
20-M. Sait Çekmegil, İman, 2. Baskı, syf 20-23, Nabi- Nida yay, 1999 Malatya
21-Prof. Dr. Zeki Duman, a. g. e ,cilt 1.syf 316
22-Selami Çekmegil, Kendimizi Tartışmak, Timaş yay,syf 18, 1996 İst.

Yorum
Yazının 2. Bölümü
Yazar admin açık 2011-10-28 06:41:33
KİMSE CEHENNEME GİTMEK İSTEMEZ AMA… 
BÖLÜM:II 
http://www.kriter.org/index.php?option=com_content&task=view&id=2132&Itemid=52 
 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 23-06-2011 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
60432814 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net