30-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Kaddafı
Kaddafı PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 5
KötüÇok iyi 
Yazar Bahattin BİLHAN   
03-04-2011

 Kaddafı
                                                    

                                                Bahattin BİLHAN
    09.03.2011
    Mazlum Libya’nın, ihtilal yaparak zorbalıkla başına geçmiş olan Muammer’e hep Kaddafi denir. Araplar da böyle telaffuz ederler. Amma doğrusu Kaddafi değil, Kazzafi’dir. Kendisi dahil, Araplar da, dünya-âlem de hep yanlış telaffuz etmekteler. Bunlar çok kez Arapçadaki “zel” harfinin noktasını düşürürler, “dal” okur, Kazzafi değil, Kaddafi derler. Anlaşılan ismi dahil, bu zat, bütün otoritesini yanlış üzere yapılandırmıştır:
Kaddafi adı yanlış. İddiaları yanlış. Gittiği yol yanlış. Kurduğu düzen yanlış. Kurguladığı hayaller yanlış. Oturduğu çadır yanlış! Giydiği elbiseler yanlış. Mazlum halkına kan kusturması yanlış. Silahsız halkına kurşun yağdırması yanlış!

    Bunlar, sayısız yanlışlardan birkaç tanesi!
    Libya halkının emaneti olan elindeki silahı halkına çevirdi. Zorbalıkla yönetimi ele geçirdi. Buna hakkı yoktu. Libya’nın yöneticileri olan Sunusîler’in yanlışları olabilir. Bir yanlış bir başka yanlışla düzeltilemez. Muammer, yönetimi ele alınca adeta bir diktatörya kurdu, buna da “İslâm” dedi. Büyük törenler, gösteriler düzenledi. Doğru-yanlış demeden topladığı bütün kitapları alkışlar arasında, meydanın merkezi yerinde yaktı, “Tek kitabımız vardır, o da Kur’an’dır, o bize yeter” dedi. Sonra Kur’an’ı da ikinci plana itti, “Düzmece” diyeceğimiz bir “yeşil kitap” ortaya attı. Bütün halkını bu yeşil kitabın etrafında toplanmaya çağırdı. Yeşil Kitabın kritiğini yapmadı, kimseye da yaptırmadı, eleştiriye meydan vermedi. “Ben illaki ben” demeye getirdi. Çok yalan söyledi. İşte bu yalanlardan birkaç tanesi:

   Yalan 1- Kurduğu dikta düzenine  “İslâm” dedi.
    Bu söz, yalandı. Bu dikta İslâm olamazdı. Diktanın İslâm’da asla yeri yoktur. Keyfiliğe dayalı bir korku imparatorluğu kurmuştu.  Hiç kimseye eleştiri hakkı vermedi, Libya halkının malı olan ülkenin bütün gelir kaynaklarını öz malı gibi keyfi olarak yönlendirmeye başladı. Buna hiçbir hakkı yoktu, haksızlık, zalimlik yaptı. En büyük haksızlığı, bu keyfiliğe “İslâm” demesi oldu.

    Kendisi Libya’nın başına bela olmuştu, bu yetmiyormuş gibi oğullarını da ülkenin başına bela etti. Anlaşılan Allah’tan korkmadı, hesap gününü hesaba katmadı, aklını kullanmadı, vicdan azabı çekmedi, halkına acımadı, kendisine acımadı, geleceğini düşünmedi.Azdıkça azdı, şımardıkça şımardı.

    Yalan 2-kurduğu diktaya “Demokrasi” dedi.
    Bu söz de yalandı. Ülkesinde demokrasiden bir kırıntı yoktu. Bu gün dünyada mevcut krallıkların hiçbirinde bu denli baskı, zulüm, şiddet egemen değildir. Bütün ülkede, hiç kimse, hiçbir icraatını eleştiremezdi.  Yönetiminin adını “Cumhuriyet” koymamıştı. Cumhuriyetlerde tam demokratlık olmuyor, diye “Cemahiriye” ismini vermişti, iddiasına göre, halk, halkı yönetiyordu. Halktan başka bir yönetici yoktu. Halbuki halkın yönetim değil, bir tek söz hakkı da yoktu.

    Yalan 3-İsrail’le, ABD ile  mücadele etmiş görünüyordu.
    Bu da tamamen yalan ve aldatmacaydı. Kırk iki yıldan beri İsrail’e hiçbir zararı olmadı. Üstelik İsrail’i uluslar arası arenalarda haklı çıkarma pozisyonunda oldu. İsrail, dünya-âleme, “Görün işte, benim hasımlarım böyle manyak, böyle ölçüsüz adamlardır” deme imkânını buldu, haklı çıktı. ABD’ye hizmet etmiş oldu. Dünyanın en etkili silahı olan petrol elindedir. Bu güne kadar bir tek ABD’li veya İsrail’inin burnunu kanatabilmiş mi? bir tek düşmana toz kondurabilmiş mi? İsrail, her yıl binlerce, evinde oturan sivil Arap’ı öldürdüğü halde, Kaddafi bir tek İsrailliye bir fiske vurabilmiş mi? Enver Sadat, İsrail’e savaş açtığında, Kaddafi İsrail yararına bir pozisyonda durmayı yeğledi. Araplara zararlı, İsrail’e yararlı oldu. Halkını her zaman aldattı. Halkını ve bütün Arapları aldatmayı bir ibadet telakki etti. Mısır’la birleştiğini ilan etti, yapmadı, Tunus’la birleştiğini ilan etti, aslı yoktu. Cezayir’le birleştiğini duyurdu,.aslı yoktu. Bütün Araplarla birleşeceğiz, dedi. Aslı yoktu, hepsi yalandı, hepsi aldatmacaydı. Hepsi iki yüzlülüktü, hepsi münafıklıktı. Hepsi hayal ürünüydü, hepsi yalandı, hileydi, kandırmacaydı.

    Afrika’nın fakir ülkelerinden getirttiği paralı askerlerle üç haftadan beri Libya halkını kıyasıya öldürmekte, savaş uçaklarıyla halkın üzerine bomba yağdırmakta, zavallı bedenleri parçalamaktadır. Saddam gibi bütün dünyaya meydan okumaktadır.

    Kendisine görkemli saraylar yaptırmakla beraber çok kez çadırlarda oturması, bazen püsküllere, üniformalara gark olmuş mareşal elbisesi giymesi, bazen üç bin yıllık eski model paçavralara bürünmesi yanlış değil mi? Bütün bu palyaçoluklar acaba hesaba gelmeyen yalanların bir kamuflâjı mı? Zalimlerin elinde kalan bütün mazlumlara Allah yardım etsin
                                                 Bahattin BİLHAN

Yorum
Bir de şu yönü görsek mi, diyorum...
Yazar dilhan açık 2011-04-04 13:23:36
e-mail. yoluyla bana gelen bir yazıyı konuyla ilgili bulduğum için sunuyorum. 
Sayın yazar, bunu nasıl değerlendirir merak ediyoum. 
Alara Dilhan  
 
"Kaddafi'ye Vefa Borcumuzu Oderken... 
 
Yıl 1974… Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan hemen sonraki günler… Türk Silahlı Kuvvetleri adaya başarılı bir çıkarma yapmış ve oradaki Türkleri kurtarmıştı.  
Onuru kırılan Yunanistan ayaktaydı. Türk-Yunan savaşı her an patlayabilirdi.  
Türkiye’nin böyle bir savaş için silahlı kuvvetleri hazırdı ama ciddi silah eksikliği vardı. Taner Baytok o dönemde NATO’da görevli bir diplomattı.  
Türkiye, İran ve Irak’a silah için başvurdu. İran biraz oyaladı, sonra uyduruk bazı malzemeler gönderdi.  
Irak ise “Sizin istedikleriniz bizde yok. Ama Libya’da var” dedi.  
Dışişleri , Libya ile hemen ilişki kurdu. Libya, Kaddafi’nin kapattığı ABD üssünde bol miktarda silah ve malzeme olduğunu, bunları gönderebileceklerini bildirdi.  
Kısa bir süre sonra da 4 uçak dolusu silah ve malzeme Türkiye’ye gönderildi.  
* * *  
O sırada Ecevit iktidardaydı. Hasan Esat Işık Milli Savunma Bakanı’ydı. Işık, Taner Baytok’u çağırıp Kaddafi’ye teşekkür mektubu gönderileceğini bildirdi.  
“Sen atla Libya’ya git ve yeni silah isteğimiz de olduğunu ilet” talimatı verdi.  
Genç diplomat bakana şu öneride bulundu: “Efendim, gönderilen ve yeni alacağımız silahların parasını da vereceğimizi bildirelim.”  
Bakan bu öneriyi kabul etti ve Baytok Libya’ya uçtu.  
Baytok Libya genelkurmay başkanına Türkiye’nin silahların parasını ödemek istediğini iletti ve yeni silah isteğinde bulundu.  
Libya Genelkurmay Başkanı “Sizden para almayız. Depolarda ne kadar silah, malzeme varsa hemen gönderelim” dedi.  
Heyetteki Türk subaylar üsse giderek işe yarayacak silah ve malzemeleri belirledi. Bunlar 4 DC 9 uçağına yüklenerek Türkiye’ye gönderildi.  
Her şey Kaddafi’nin kesin emri ile olup bitivermişti.  
“Kaddafi’nin çevresi öyle kalabalık ki, sokulmak olanaksız. İte kaka yol açtık ve Deniz Baykal’ı Kaddafi’nin yanına götürdük.  
Kaddafi, Baykal’a iltifatlarda bulundu. Türklerle gurur duyduklarını söyledi. ‘Birkaç gün kalın, konuğum olun’ dedi ve ertesi gün saat 10.00’da randevu verdi.  
Ertesi gün gittik. Deniz Bey Kaddafi ’ye Kıbrıs harekâtını anlattı.  
Kaddafi ‘Neden tamamını işgal etmediniz?’ diye sordu, sonra da ‘Eğer Yunanistan kıpırdarsa size elimizden gelen bütün yardımı yaparız’ dedi.  
Libya lideri, Baykal’dan ‘Ben askerlerle yemek yiyeceğim. Siz de gelin ve onlara Kıbrıs harekatını anlatın’ diye ricada bulundu.  
Baykal ‘Sevinerek kalırız ama uçağı kaçırırız’ dedi. Bunun üzerine Kaddafi ‘Önemli değil, benim uçağımla gidersiniz’ deyince kaldık.  
Sonra Türkiye’ye Kaddafi’nin ucağıyla döndük.  
Ben bir diplomat olarak Türkiye’nin çok zor günlerinde Kaddafi’nin gösterdiği bu dostluğu hiç unutamam. Bunu bir vefa borcu olarak anlatıyorum.”  
Evet o dönemde Kaddafi hiçbir ülkenin yapmadığını yapmıştı Türkiye için.  
 
A. Erden Işık" 
 
Yazar Fahri açık 2011-10-22 05:26:39
 
Kaddafi’yi kutluyorum. Kaçmayacağım, şehit olana kadar çatışacağım demişti. Sözünün eri çıktı. Allah günahlarını affeder inşallah diyorum. 
Sözümona, filtre edilmeye zaman bulunamamış vahşi görüntüler ekranları kapladı. Saatlerce filtre edilmeye zaman bulunamadı.  
Bir yandan, çocuklarınız seyretmesin denilerek, bir yandan tekrar tekrar saatlerce beynimize kazındı. Çocuklarınız seyretmesin, hoş olmayan görüntüler dene dene yayınlandı. Hoş değil ama müstahaktı. Çocuklar görmemeliydi ama sonu işte buydu. Azdı bile..  
Birisinin elinde AB bayrağı, ne denli mutlu olduğunu anlatıyordu kameraya. ‘NATOnun desteğiyle devrim yaptık, Allah’ıma çok şükür.!’ le bitiriyordu konuşmasını. 
NATO-Devrim-Allah-Şükür nasıl aynı cümlede kullanılabiliyor ve AB bayrağı altında kullanılabiliyordu..? İnsanı dumura uğratıyor.!  
Bu görüntüler, Müslüman Kaddafi’ye değilde, bir Fransız Alman yada Amerikalıya ait olsaydı, ekranlarda nasıl yer alırdı, neler söylenirdi acaba.? 
Düşünüyorumda, ne İslam’ın teröristliği, ne kadar vahşi bir din olduğu kalırdı, ne doğu insanının barbarlığı.. 
Hatta ve hatta salt bu görüntüler bile, ‘demokrat ve humanist batının’ müdahalesi için yeterli sebep oluşturabilirdi..?! 

Özgürlük, özgürlük haykırışları görüntülere eşlik ediyordu.. 
Libya’ya demokrasi ve özgürlük gelmişti, NATO bombalarıyla, silahla ve kanla, vahşetle, linçle.. 
Allah’ım sen bizi demokrasi ve özgürlükten koru demek geliyor içimden, birkez daha.! 

Haber ve görüntülerin anlattığı: Kaddafinin yer aldığı konvoyun havadan vurulduğu, yaralanan ve kendinden geçen Kaddafinin ambulansla götürülürken, yolda çevrildiği ve linç edildiğidir. Gerisi holivud işi, kes-yapışır clip.!  

Nesine rahmet diliyorsun soranlara, 1- Petrol gelirinden, az-çok bütün halkına pay dağıttığı, 2-Kıbrıs harekatında ve sonrasındaki karşılıksız yardımları, 3-Onca dost ve stratejik müttefikimiz, pekaka na kucak açarken, bir tek o geri çevirdiği için yeter diyorum. 
Kaddafi diktatördü, şöyleydi böyleydi diyenlere de, ben soruyorum. Pek çok diktatörden biriydi evet ama bu sonu hak edecek 3-5 örnek gösteriniz.? Lütfen, Saddam’ın kimyasal silahları vs menşeili olmasın.!  
FY 
 
 
 
Fatih Altaylı da diyor ki:
Yazar admin açık 2011-10-23 10:15:49
 
Kaddafi'ye üzüldüm! 
 
http://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli/681562-kaddafiye-uzuldum
Abdurrahman Dilipak da diyor ki:
Yazar admin açık 2011-10-23 10:36:54
Bir Diktatör'ün Ölümü! 
 
http://www.habervaktim.com/yazar/43910/bir_diktatorun_olumu.html
Yiğit BULUT yazdı:
Yazar admin açık 2011-10-24 09:22:55
Türk devletine ve milletine şer ittifakıyla aynı resim yakışmadı!  
 
http://www.haberturk.com/gundem/haber/681845-turk-devletine-ve-milletine-ser-ittifakiyla-ayni-resim-yakismadi

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 22-10-2011 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
60432373 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net