07-07-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
(Hz.) MUHAMMED (*) PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar JOHANN WOLFGANG VON GOETHE/Çev.:Ercan ARSLANER   
03-03-2011

           (Hz.) MUHAMMED (*)

                                                  
                                                       JOHANN WOLFGANG VON GOETHE
                                                       Almancadan Çev. : Ercan ARSLANER

    Hareket noktamız şiirden çıkarak tekrar ona gelmek olduğu için, her şeyden önce yukarda adını zikrettiğimiz mümtaz şahıstan bahsetmek amacımıza uygun düşer. O, bir şair değil peygamber olarak görevlendirildiğini, hatta ona gelen ilahi kitap Kuran’ın okuma veya eğlence kitabi telakki edilmediğini ısrarla vurgulamıştır. Şair ve peygamber farkını şöyle açıklayabiliriz:

Her ikisi de Allah’ın iradesiyle belirir. Şair kendisine verilen yeteneği   dünyacı  zevk, şöhret ve her şeyden önce konforlu bir hayat uğruna tüketir. O, çok yönlülüğü bulmak, düşünce yahut tasvirlerinde sınırsızlığa ulaşmak için bütün diğer amaçlarını terk eder. Peygamberin ise bir amacı vardır: O'na hizmette en sade araçlardan yararlanır. O herhangi bir sistemi bildirmek, belli ölçü etrafında yaratılmışları toplamak ister. O bunu dünyaya yaymakla görevlidir; bunun içinde sade olmaya mecburdur. Buna ters düşen çok yönlülük inanmaya değil, anlamaya yöneliktir.

   Az sözle çok anlamı ortaya koymak için Kuran’ın bütün muhtevası Bakara suresinin başlangıcında şu ayetlerde belirtilir: ( Burada Bakara’nın ilk yedi ayeti veriliyor )

   Kuran surelerden meydana gelmiştir. İman ve küfür, izzet ve zillet gibi birbirinin karşıtıdır. Cennet müminlerin, Cehennem inanmışların yeridir. Bizi bazen korkutan, bazen müjdeleyen, hayrete düşüren, neticede ibadete çağıran bu fevkalade kitabın ana hatlarını, emir ve nehiyler, Yahudi ve Hıristiyanlarda da bulunan meşhur kıssalar, Allah’ı yüceltmenin her çeşidir, sık sık görülen sıfat ve zarf yinelemeleri teşkil eder.

   Bu kitabın her tarihçiye neden büyük bir araştırma görevi yüklediğini bir önemli şahsın ağzından dinleyelim: <Arap yarımadasında günlük hayatlarını ekserisi din farklılıklarına rağmen bir arada yaşayan, çobansız ve rehbersiz, yönünü tayin edememiş bu topluluğun çoğunluluğunu putperestler, geri kalanları Hıristiyanlar ve Yahudiler teşkil ediyordu; onlarda ilhada uğramıştı. O (Muhammed), sonsuz gücüyle her şeyi ve her an yaratan, ebedi rüyete sığmayan bir Allah’tan haber getirerek O’na ibadete çağırıyordu. Kuran’daki müteakip amaç herkesi Allah’ın elçisine itaate yöneltmektir. Kuran’ın bir yönü de Allah’ın hak dinini ısrarla öne sürdüğü uyarmalar, müjde ve sakındırmalarla icabında maddi güçle de olsa yeryüzüne yaymayı gerektiriyordu. Neticede Kuran papa, prens ve tüm maddi güce sahip insanlarca tanınmasını öneriyordu.

   Muhammed öncesi zaman cahiliye çağı adlandırılırsa ve hikmete dayalı Aydınlık Çağı’nın İslam’la başladığı kabul edilirse Müslümanlara gücenilemez. Kuran’ın üslubu onun muhteva ve amacına uygun olarak sert, azametli, korku verici, yer yer çok yücedir. Ayetlerdeki anlamlar birbirlerini açıklar. Kuran’ın büyük gerçeği üzerine kimse hayret edemez. Neden bu kitap gerçek müminlerce yaratılmamış ve Allah gibi sonsuz kabul ediliyordu ? Buna rağmen önceki zamanların daha iyi edebiyat ve yazı türünü tanıyan bazı işlek kafalar şu iddiada hemfikirdiler: Eğer Allah’ın Muhammed yoluyla irade ve kanunlarını vahyetmesi O’na hoş gelmeseydi, Araplar tedricen kendiliklerinden bu aşamaya, hatta daha yükseğine çıkarlar ve bir arı dilde saf kavramlar geliştirirlerdi.

   Diğer aşırılar Muhammed’in dil ve edebiyatı telafi edilmez şekilde bozduğunu öne sürüyorlardı. Bir diğer şair ise Muhammed’in söylediklerinden daha iyisini söyleyeceğini iddia etti. O bazı insanları kendisine inandırdı. Peygamberliğe oynayan bu adama <Mütenebbi – Yalancı peygamber> lakabı verilmiştir.

  Kuranda daha önce yazılmış olan yerlerin şimdi mevcut olmadığını ileri süren bazı İslamımsı kritikler görülmüştür. Diğer bazı yerler birbiriyle ters düşer gibi görünür yine aynı iddiaya göre. Bundan başka bu bakış sahipleri yazılı nakillerde de kaçınılmayan noksanlar olduğunu ileri sürerler. Kuran ününü eski nakillere, tanınmış soylara dayandıran bir milletin ihtiyaçlarına uygun ve tamamıyla pratik tedvin ediliş sebebiyle ebediyen en yüksek etkiye sahip kalacaktır.

   Muhammed masalları bile yasaklamak suretiyle şiire karşı bir eğilimdedir. Olağanla olağanüstü arasında gidip gelen ve gerçeği ihtimallere yer vermez biçimde öne süren bir romantik zeminde sallanan bu saray, sanki bir ipliğe dizilmiş örneklercesine görülen <Binbir Gece Masalları>ndakilerin benzerleri olarak Sasaniler zamanında olabildiğinde çoğalmıştır. Onun karakter özelliği geleneklere bağlılık ve bundan dolayı insanı tekrar içine kapatmak değil, aksine kendi dışına, şartsız bağımsızlığa yöneltmektir. Buna göre Muhammed kendisine engel olanları etkilemek istiyordu. O, Tevrat’ın nakillerini ve Allah’a mutlak imana, değişmez itaate ve keza İslam’a dayanan pederşahi ailelerin önemli hayat hikayelerini menkıbelere çevirmeyi bilir. Bu menkıbeler ustaca detaylarla güven, itaat ve imanı içerir. Nuh, İbrahim, Yusuf kıssaları bu anlamda düşünülür ve değerlendirilirse onun mucizelere değer verdiği anlaşılır.
______________
(*)  Yukarıdaki tercümeyi kendilerine takdim ettiğimiz Arapça profesörlüğü yanında Türkçeyi de kelimelerden uzak konuşan ve buna ek olarak sekiz – on yabancı dil sahibi Prof. Dr. Otto Jastrow şu değerlendirmeyi belirttiler :
 <Sayın Arslaner,
   Muhammed üzerine Goethe’nın fikirlerini tercümenizle teşekküre layıksınız. Bizim en büyük şairimizin bu metnini Türkçeye çevirmeniz çok sevindiricidir. Kanımca Goethe’nin fikirlerini tamamen aksettirmiş bulunuyorsunuz. Zamanım olsaydı bazı teferruatlar üzerine konuşabilirdi. En iyi dilek ve selamlarımla!
                                                                                                                                         Prof. Dr. Otto Jastrow

                                                                                        KRİTER, TEMMUZ 84
                                                                                                    Sayı : 45
Not:
Yazıyı kriter dergimizden daktilo ederek sitemize gönderen Cüneyt DURCAN kardeşimize teşekkür ederiz. Admin

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 30-10-2011 )
Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
54459085 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net